Bugun...



Bizim Erolun Askerlik Hatırası (Özel Haber)
Tarih: 16-12-2017 12:30:25 Güncelleme: 16-12-2017 13:42:25 + -


Çankırı’mızın geleneği, göreneği, örfü, âdetini yaşayan sevecen insanları Çankırı tarihinde iz bırakan bu renkli simaları yalnız bırakmayacaktır.


Bizim Erolun Askerlik Hatırası (Özel Haber)

Bizim Erol sürekli babasına evlenmek istediğini söylüyor. Babası başından savmak ve askerliğe elverişli olmadığını düşünerek; "oğlum herkes askerlikten sonra evleniyor, sende askerliğini yap gel bakarız çaresine" diyor.

 

"Erol Askerlik Şube Başkanı (Albay) a her gün" ben ne zaman askere gidecem?" diye soruyor, artık herkese gına geliyor, şube başkanı gönderin şunu diyor. (yukarıdaki olay biraz hafif kaçmış) Askerde Erol'u çok dövmüşler ama öğretmişler. Kahvenin (Çırçırın kahve) önünde uygun adım, yat kalk, sürün, künye vs. anılarını bire bir anlattı" (bu paragraf Nuri Erkenci katkıları ile eklenmiştir)

 

Yanılmıyorsam 1978-1979 yıllarında nasıl oluyorsa oluyor Erol askere çağrılıyor. Acemi birliği olarak Amasya ya gönderiliyor. Acemi birliğinde asteğmen olarak görev yapan ve daha önce Çankırı'dan Erol'u iyi tanıyan Çankırılı asteğmene, askerler yeni bir hemşerisinin geldiğini söylüyorlar.

 

Bunun üzerine toprağı ile tanışmak için kendisini çağırınca bir de ne görsün karşısında; Parkanın düğmeleri yukarı aşağı iliklenmiş, postal bağları yerlerde."Bizim Erol" değil mi?

 

Çankırılı Asteğmen;"Erol sen burada ne arıyorsun? Hangi bölüktesin?" diye sorunca. Erol; "Ahâ işte askerlik yapıyoruz, ben çay içilen televizyon seyredilen bölükteyim" diyor.

 

Bunun üzerine asteğmen; "oğlum bütün bölüklerde çay içiliyor" diyor. Erol'un özel durumunu bölük komutanına bildirmek için, onu getiren erlerle beraber bölüğüne kadar gidiyorlar.

 

Erol bu arada toprağı asteğmene yakınıyor. "Asker de her şeye kızıyorlar, pisküvit yiyorum diye dayak atıyorlar. Bu nasıl iş anamadım, anasını satıyım" diyor.

 

Asteğmen bu konuyu arkadaşlarına sorduğun da işin aslı anlaşılıyor. Meğerse "Bizim Erol" içtimadan önce bisküvileri ufalayıp parkanın cebine dolduruyor. Komutan içtima alırken de bunları yiyormuş.

 

Erol'un özel durumunu öğrenen bölük komutanı rapor için hastaneye sevk ediyor. Heyet daha önce verilmesi gereken raporu vererek, Erol'un kısa askerlik macerasını sona erdiriyor.

 

Askerliğin tüm zorluğuna(!) rağmen ve babasının sözünü unutamayan Erol'un bu iş hiç hoşuna gitmiyor. Bu nedenle komutana ileri geri söyleniyor. Bu sürede Erol'u tanıyan komutan; "Hay seni gönderen askerlik şubesinin ......" diyor.

 

Bunun üzerine Erol da; "Ben askerlik şubeme laf söyletmem, ben de senin ........" diye komutana cevap veriyor. Sinirlenen komutan, "biran önce alın başımdan şu adamı" diye bağırıyor.

 

Çankırı da bir süredir ortada görünmeyen Erol yeniden ortaya çıkıyor. Tanıyanlar merakla Erol'a nerelerde olduğunu soruyor.

 

O da askerde olduğunu, askerliğinin bittiğini söylüyor. Fakat bu arada " izin de kullanamadık, yandı a............" diyerek hayıflanmadan da geri kalmıyor. O günden sonra da evlilik konusunda babasının başını sürekli "ağrıtıyor"

 

"Bende cırcırın kahvesin de duymuştum. Erol askere gider tabi kim ne olduğunu bilmez. Erol'u döverler gittiğinde o da hep küfür eder. Baş çavuş memleketini sorar Çankırı’lı olduğunu duyunca bölük komutanına götürür oda Çankırılıdır ve Erol’u tanır tabi korumaya alır, gönderenlere kızar hastane raporu çıkarttırır ve Erol’dan elbiselerini çıkartmasını, sivil elbisesini giymesini, askerliğini bittiğini söylerler. Ama bizim Erol bu elbiseleri bana verdiler diye vermez, çıkartmak istemez. Komutan sever ikna eder. Çankırı’daki evinin adresini verir annem sana benim elbiselerden verecek der gönderir. Tabi Erol Çankırı’ya gelince komutanın annesinin kapısına dayanır. Erol olanları komutanın annesine söyler oda emin olmak için oğlunu arar, durumu öğrenince oğlunun giydiği takım elbiselerden verir Erol’u gönderir.

 

O zamanlar Erol’un giydiği kahverengi bir takım elbisesi vardı, kendisine büyük geliyordu bu takımı buna kim vermiş deyince anlatmışlardı." (Bu paragraf, Mustafa Akdağ'ın katkıları ile eklenmiştir)

 

Not: Hikâyedeki “Çankırılı Asteğmen” Matematik Öğretmeni Hasan Çiçek ağabeyimizdir. Mehmet Çiçek ile birlikte kaleme alınmıştır. Nuri Erkenci ve Mustafa Akdağ'a katkılarından dolayı teşekkürler. Erol’un askerlik hikâyesi, böyle olmuştur.

 

Erol’umuz şimdi kendi yağıyla kendini kavuruyor. Çankırı’da bir tuvaletin bakımını yapıyor. Kim ne verirse kıt kanaat onla geçiniyor.

 

İlimizin bu tür renkli simalara ihtiyacı var. Ancak sağlık problemleri nedeniylede Çankırılıların bu tür insanlara destek olması ve kendilerini yalnız bırakmamaları lazım diye düşünüyorum.

 

İlimize renk katan bu simalardan her biri çoğu zaman şehrimizin herhangi bir yerinde sempatik hareketleri ve mütevazi kişilikleri ile vatandaşlarımız tarafından sevilmekte ve ilgiyle takip edilmektedirler.

 

Fotoğraflarını yayınladığım bu insanların bazıları okumuş Üniversite mezunu, bir kısmı okul okuyamamış işsiz güçsüz bu güzel şehrimizde kimseye zararları olmadan dolaşarak rızıklarını aramaktadırlar.

 

Dilencilik yapmadan ihtiyaçlarını gidermek için halkımızla iç içe olan bu insanlarımıza sahip çıkalım.  

 

Çankırı’mızın geleneği, göreneği, örfü, âdetini yaşayan sevecen insanları Çankırı tarihinde iz bırakan bu renkli simaları yalnız bırakmayacaktır.     

 

www.haberci18.com admini Mustafa Çelik olarak “Bu güzel ve özel haberi yapmakla şu mübarek günlerde alçak gönüllüğüyle dolaşan bu hemşehrilerimiz biz Çankırılıların birer parçalarıdır. Bu insanları yok etmemek, hor görmemek, dışlamamak, alay etmememek kaydıyla aramızda yerlerini almalarını istiyorum.

 

Aşağıya fotoğraflarını yayınladığımız kişilerde Çankırı’mızın kadirşinas, cefakâr, fedakâr yerli insanları. Bakalım onları da tanıya bilecekmisiniz? Tanıyanlar bu insanlar için duygu ve düşüncelerini yorum niteliğinde haber yorum bölüne yazabilirler. (İbrahim Zencirci'nin kaleminden bir hikayeyi sayfamızda paylaştık.)

 

 

 

İşte Erol'umuz

 

 

 

 

 

 

Tüpcü Satılmışımız.

 

 

Sol Şerit Mustafamız.

 

 

Ha merhaba Halil ağebeyimiz.

 

Adnan kardeşimiz. Mekanı cennet olsun.




Bu haber 7839 defa okunmuştur.

Etiketler :
Nuri Erkenci / 16-12-2017 22:47:00

Serdar Sağlam Hocamın "Çankırı'nın delileri" diye bir çalışmaya her zaman destek verdi ve bu çalışmaya acilen başlamamızı rica etti ama biz bu çalışmayı yapamadık. Deli dediğimiz şahsiyetlerin hepsinin bir hikayesi var. Erol normal bir çocukluk sürerken "at tepmesi" sonucu sıkıntılarının başladığını babası anlatmıştı. Halil hiç kimseye zarar vermeden kağıt topladı, Halil ve Erol şimdiki hoca Ahmet Yesevi Cami yerinde olan sanayi, buğday pazarı olan yerde farklı iş yerlerin de kalaycı çıraklığı yaptıklarını hatırlıyorum. Kimseye zarar vermeden hayatı renklendirdikleri ne şahit olduk. Nuri Erkenci



FACEBOOK YORUM
Yorum

İlginizi Çekebilecek Diğer Güncel Kategorisi Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANAN HABERLER
YUKARI