Bugun...




İletişim Ve Uzlaşma Konulu Seminer Verildi
Tarih: 09-01-2017 22:29:44 + -


06.01.2017 Cuma günü saat 14.00 da Çankırı Adliyesi Konferans Salonunda Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığı ve Çankırı Barosunun birlikte düzenlediği Uzlaşma konulu seminer yapıldı.


İletişim Ve Uzlaşma Konulu Seminer Verildi

Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığı ile Çankırı Barosu ortaklığında İletişim ve Uzlaşma konulu seminer düzenlendi.

 

Düzenlenen seminere Cumhuriyet Başsavcısı Hüsnü Aldemir, Baro Başkanı Erkan Köroğlu, Avukatlar ve gazeteciler katıldı.

 

Seminerde Av. Kısmet Aslancan Dilmen ve Av. Tuba Atılkan bilgilendirme sunumu yaptılar.

 

İletişim konusunda bilgiler veren Av. Kısmet Aslancan Dilmen “İletişimi iki parçada anlatmak istedim yani sosyal hayatta yer alan iletişimi sonrada uzlaşmada iletişimin nasıl olması gerektiğini sizlerle paylaşacağım.

 

Öncelikle iletişim iki veya daha fazla kişinin duygu, düşünce ve bilgilerini paylaşarak birbirini anlamasıyla ilgili olan süreçtir. İletişim bilgi üretme aktarma ve anlamlandırma süreci olarak biliyoruz.

 

Bir şeyler elde etmek istiyorsak hayatın hangi alanında olursa olsun Doğru iletişim kurma zorunluluğumuz vardır. Ancak doğru iletişimde iletmek istediğimiz mesajı karşı tarafa aktararak ta en iyi sonuca ulaşabiliriz.

 

İletişim süreçlerinde yüzde 70 oranında bir birimizi yanlış anlayabiliyoruz. İki tane iletişim yöntemi var sözlü iletişim birde sözsüz iletişim beden dili ve görsellik. En büyük iletişim engeli ise savunuculuktur.” dedi.

 

Uzlaşmada iletişim konusu hakkında sunumunu anlatan Av. Dilmen “Uzlaşmada öncelikle uzlaştırma teklifi yapılması gerekmektedir. Bu teklif öncelikle yazılı yapılmalı, olmazsa telefon ile de yapılabilir. Ama son zamanlarda uzlaşma dosyalarında şüphelinin cezaevinde olduğu durumlar var, arkadaşlar bu durumda çok sıkıntı yaşıyorlar.

 

İyi bir iletişim için uzlaştırma rolünde iyi bir dinleyici olmalı sorunun özünün anlaşıldığı hissettirilmeli, empati kurulmalı taraflara eşit zaman ayrılmalı tarafsız olduğu hissettirilmeli, alaycı, küçümseyici ifadelerden dozunu aşan şakalardan ve iğneleyici sorulardan kaçınılmalı, ahlak dersi, göz dağı verilmemelidir.” şeklinde konuştu.

 

Uzlaşma konusunda hazırladığı sunumu dinleyicilere aktaran Av. Tuba Atılkan “Uzlaşmada iki tarafı da eşit bir şekilde dinleyip, mağduru her zaman iyi bir şekilde dinleyip onun güvenini kazanmalı ve bize sıkıntılarını anlatmasına olanak sağlamalıyız.

 

Failin işlediği fiilin neticelerini anlamasını sağlamalıyız ki mağdurda bunu görsün ve failin pişmanlığını anlayarak uzlaşmaya daha çok yaklaşsın aynı zamanda faili de tekrar bir suç işlemekten alı koyup topluma kazandırabilir.

 

İnsanlar genellikle genel doğruların genellikle kendileri için geçerli olmadığını düşünürler. Bizlerde bunu sağlamak için yaptığımız uzlaştırma toplantılarında olayları insanların özeline indirgemeyi başarmalıyız.

 

İnsanların motivasyonlarını bilmemiz gerekir çünkü her insanın davranışlarının arkasında kendilerinin de bilmedikleri bir takım motivasyonları vardır. İnsanlar dışarıdan baktığımız zaman mutlu, güçlü, neşeli, statü sahibi görünebilirler bunun arkasında bir takım ruhsal gerilimleri, özlemleri, sıkıntıları, stresleri vardır. Bunları bildiğimiz ve onları anlayabildiğimiz zaman onlara nasıl hitap edebileceğimizi anlamış oluruz ve onları ikna kabiliyetimiz o doğrultuda daha iyi olur.” dedi.

 

İkna tekniklerinin sadece teoride kalabileceğini, faydadan çok zarara yol açabileceğini savunan Av. Atılkan “İkna teknikleri diye bir çok yazılı teknik vardır ama bunların çoğu teoride kalıyor ne yazık ki. Aynı zamanda uzlaştıracağımız insanları çok çok iyi tanımadığımız için bu teoriler bizi yanlış yere götürebilir zarar sağlayabilir. Çoğu insanın insan olmaktan kaynaklı ihtiyaç duyduğu ve ikna etmemizi kolaylaştıracak ve ikna etmeyi kolaylaştıracak konulara değinmek istiyorum.

 

Duygusal ve fiziksel güvenliği oluşturmak bunların başında gelir. Her insan kendisini güvende hissetmek ister. Güvenliğini koruma altına alacak konulara daha açık olur, zarar verebilecek konulara da kapalı olur insanlar. Duygusal ve fiziksel güvenliklerini temin ederek ikna etmemiz çok daha kolay olacaktır.

 

Kendilerini değerli hissettirmeliyiz ve ikna edilecek kişiye başrolü vermeliyiz. İnsanlar kendisini değerli görmek ister özellikle bizler uzlaştırma sürecinde mağdura kendisini değerli hissettirmeliyiz ve onu anladığımızı göstermeliyiz. Empati ve sempatiyi birbirine karıştırmadan çünkü fazla sempati kurup mağdurun yerine geçerek davrandığınız zaman bu açıdan fail açısında sıkıntılı durumlara girebiliriz.

 

Yaratıcı duyguları harekete geçirmeliyiz. Her insanda vardır bu duygu kendi emeklerinin olduğunu ve kendi katkılarının olduğunu göstermek isterler. Biz insanlardaki bu duyguyu okşayarak bu duyguyu harekete geçirebiliriz. Mesela hukuksal süreci anlatarak mağdura sonucunda da mahkeme işleyecek sonucunda hapis cezası olabilir, adli para cezası olabilir, ertelenebilir bu sana hiçbir katkı sağlamaz, hakimin yerine geçerek sen bir ceza ver ya da bir konuda anlaşalım diyerek kişiyi ön plana çıkartarak anlaşmasını uzlaşmasını daha kolay ortaya çıkartabiliriz.” dedi.

 

Av. Kısmet Aslancan Dilmen ve Tuba Atılkan’ın sunumları sonrasında konuşan Cumhuriyet Başsavcısı Hüsnü Aldemir Uzlaşma konusunda gereken yardımı Avukatlara sağlayacaklarını, Cezaevinde yatan hükümlülerle gerekli iletişimin sağlanmasında uygun zeminin oluşacağı sözünü verdi.

 

Aynı zamanda iki tane uzlaşma odasının Adalet Sarayı içerisinde hazırlandığını ve önümüzdeki hafta içerisinde faaliyete geçirileceğini duyuran Cumhuriyet Başsavcısı Hüsnü Aldemir Uzlaşma konusunda gazetecilerden görüşlerini aldı.

 

Programın sonunda Savcılar ve Avukatlar gerekli ortamların oluşması hakkında istişarede bulundular. 

 

 

 

 




Bu haber 1003 defa okunmuştur.

Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER Genel Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
SON YORUMLANANLAR
YUKARI