Çankırı Barosu Avukatlarından Av. Dilara Türker Dizdar Açıkladı

Av. Dizdar, "TCK madde 195'in ihlaliyle oluşan vaka ve ölümler konuyu ceza hukuku yönünden incelenmeye muhtaç hale getirmiştir. " dedi.

Çankırı Barosu Avukatlarından Av. Dilara Türker Dizdar Açıkladı
17 Ekim 2020 - 10:36

Çankırı Barosu Avukatlarından Av. Dilara Türker Dizdar, Covid-19 virüsüne yakalanmış veya belirti gösteren kişilerin bulaş oluşturmasının ceza hukuku açısından yaptırımlarını açıkladı.

Açıklama şöyle:

“Salgın hastalık önlemleri kapsamında Türk Ceza Kanunu madde 195'te düzenlenen bulaşıcı hastalıklara ilişkin düzenleme ile karantina altına alınan kişilerin izole edilmesi ve hastalığın bulaş oluşturma riskini önlemek amaçlanmıştır. 11 Mart 2020 tarihinde Türkiye'deki ilk vaka tespiti yapılmış ardından kademe ile gerekli önlemler alınmaya başlanmıştır. Devlet ve yetkili kurumlarca alınan önlemlere rağmen karantina uygulamalarını ihlal eden, Covid-19 belirtilerini göstermesine rağmen kendisini izole etmek bir yana topluma karışmaktan geri durmayan örneklerle karşılaşıldı.

Bunların en ağır sonuçlara neden olan düğün, cenaze, yas evi, asker uğurlamaları ve daha sayısız toplu organizasyona katılım sağlayan Covid-19 hastası veyahut semptom gösteren bilinçsiz kişilerce virüsün yayılım hızı artmış, ölüm sayıları da vaka sayılarını takip eder şekilde artış göstermiştir.

TCK madde 195'in ihlaliyle oluşan vaka ve ölümler konuyu ceza hukuku yönünden incelenmeye muhtaç hale getirmiştir. Şöyle ki; tüm önlem ve tedbirlere rağmen Covid-19 virüsü taşıyan kişinin bulaş oluşturması durumunda olası kast ile yaralama suçu gerçekleşmiş olacaktır.

TCK madde 86 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar verilecek hapis cezasının olası kast nedeniyle işlenmesi sonucu temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilecektir. Şayet bulaş oluşturmanın sonucunda ölüm meydana gelmiş ise TCK madde 87'ye göre Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama suçu işlenmiş olacaktır.

İlgili maddenin dördüncü fıkrasında belirtildiği üzere kişi suçun basit halinde sekiz yıldan 12 yıla kadar, suçun nitekli hallerinden olan; Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı, Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle veya Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde ise 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasına mahkum edilecektir.

Türk Ceza Kanunu açısından sonuçları itibariyle ağır yaptırımların olduğu açıktır. Tüm bu sebeplerle bilinçli birer vatandaş olmak ve tedbiri elden bırakmamak hastalığın önlenmesi ve yayılımını durdurmak açısından en makul davranış olacaktır.”


Çankırı Barosu Avukatlarından Av. Dilara Türker Dizdar
 


Bu haber 3751 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum