Çankırı E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Yaran Ekibi Reis Ocağı Yakıldı

Deprem, Çığ felaketleri, Uçak Kazası, İdlib Şehitleri ile diğer bölgelerimizden gelen şehit haberleriyle yüreklerimiz dağlanırken; Türk ulusu olarak acılarımızı yüreklerimize gömerek programlarda Kur’an-ı Kerim tilavetiyle, yasin'i şerifler okunuyor, bol bol dualar ediliyor, eğlenceden kaçınılıyor.

Çankırı E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Yaran Ekibi Reis Ocağı Yakıldı
23 Şubat 2020 - 17:34
Anadolu'nun Önemli Kültürel Geleneklerinden Biri Olan Ahilik Kültürünün Bir Parçası 'Yaran Geceleri' Etkinliği programları Acı ve Kederli günlerimizde ara verilmek koşuluyla gerçekleşiyor.

Deprem, Çığ felaketleri, Uçak Kazası, İdlib Şehitleri ile diğer bölgelerimizden gelen şehit haberleriyle yüreklerimiz dağlanırken Türk ulusu olarak acılarımızı yüreklerimize gömdük. Çankırı E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Yaran Ekibi ise yaşadığımız acılar çerçevesi içerisinde yaran ocaklarına iki hafta ara vermişti.

Meclise kabul vakti yaklaştıkça misafir ağalarda heyecan ve merak artıyordu. Misafirlere bekleme odasında, içeriye nasıl girileceği, nasıl selam verileceği, sonra ne yapacağı bir kere daha hatırlatıldı. Hükümdar huzuruna alınacakmışız gibi bir duyguya kapılan misafirler beklerken elinde turasıyla Çavuş geldi. “Buyurun misafir ağalar!” dedi. Çavuş önde, misafirler arkada yâran evine girdiler.

Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin Teröristlerden temizlenmesi için sürdürülen ve tüm Harekatlarda hayatını kaybeden şehitlerimiz, gazilerimiz adına Kur’an-ı Kerim tilaveti ve dua programı gerçekleşti, aşırı bir eğlenceye gidinilmedi. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle devam eden programda, ilahiler, şehitler için yazılmış şiirler okundu ve dua edildi.

Çanakkale Zaferi ile simgeleşen Çanakkale Türküsü’nün canlandırılması hikayesinin derlenmesi, Ölürüm Türkiye’m Türküsünün hep birlikte söylenmesi, İstiklal Marşımızın kıtalarının tekerlemeler bölümünde paylaşılması duygu dolu anların yaşanmasına sebep oldu.

104 yıl önce on binlerce askerin vatan uğruna canını verdiği Çanakkale Savaşı ile ilgili bilinmesi gerekenler sergilendi. 1915-1916 yılları arasındaki Çanakkale Savaşını hatırlatan tarihi olaylar canlandırıldı. Duygusal anların yaşandığı gecede göz yaşlarına hakim olunulamadı.

Çankırı Merkez Belediye İş Merkezinde düzenlenen Çankırı E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Yaran Meclisinde Reis Ocağında seçkin davetliler yerlerini aldı. Yaran Meclis Odası geniş, yüksek ve ahşap tavanlıydı. Duvarlar, iki boy işlemeli siyah kare kumaşlarla simetri gözetilerek süslenmişti. Karşı duvarın tam ortasında ocak vardı. Süslü ocağın iki yanında ve bitişik duvarlar boyunca minderli, yastıklı sedirler uzanıyordu. Minderlerin üstü, yastıklar halı kaplıydı. En görkemli iki köşe, ocağın sağ yanındaki Büyük Başağa’nın, ocağın sol yanındaki Küçük Başağa’nın köşeleriydi. Üzerleri kapalı, yanları tüllü, minderleri yüksek, işlemeli, büyük, beyaz yastıklarla desteklenmişti. Taban tamamen halılarla kaplıydı. Ortasında ocak yanan duvarın Küçük Başağa tarafında “Kız anadan öğrenir sofra düzmeyi!” Büyük Başağa tarafında “Oğlan babadan öğrenir sohbet gezmeyi!” yazılıydı.

Selam veren her misafir, Çavuş Ağa’nın işaret ettiği yere geçiyor, yâran ağalar halı zemine iniyorlardı. Herkes ayaktaydı. Ocağın sağına soluna, diğer sedirlere, misafirler Çavuş Ağa tarafından yaş ve sosyal konumları dikkate alınarak yerleştirildi. Yer beğenmemek, yer değiştirmek söz konusu değildi; ancak oyunlar, gösteriler başlayınca boşalan yerler, en yakın yâran ya da misafir tarafından hemen dolduruldu.

Çankırı E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Yaran Ekibi Yaran Meclislerinin Sonuna Yaklaştı
Etkinlikte, 21 yaran üyesinin ardından reis, küçük başağa ve büyük başağanın yaran salonuna tek tek selamlayarak girmesiyle başlayan programda, dualar edilerek sezonun sorunsuz bir şekilde tamamlanması dilendi.

Hoş Geldiniz Kahveleri

Bu arada Büyük Başağa oturuş biçimini değiştirdi. Diz üstü otururken sağ dizini göğsüne doğru çekerek yer sofrasında oturuyormuş gibi daha rahat bir konuma geçti. Ardından Küçük Başağa ve belli bir sıraya göre mecliste bulunan herkes aynı oturuş konumuna geçti. Gecenin sonuna kadar Başağa oturuş biçimini değiştirdikçe mecliste bulunan herkes aynı değişikliği yaptı. Aslında misafirler, edepli olmak kaydıyla rahat ettikleri biçimde oturabilirlerdi; ama kimse böyle bir mecliste birlikteliğin dışında kalmak istemiyor, Başağalar nasıl oturuyorsa herkes öyle oturuyordu.

Tekerleme Satma Oyunu

Çavuşun halıya tura vurmak suretiyle kaldırdığı dört misafir, dört yâran olmak üzere sekiz kişinin birlikte oynadıkları tekerleme satma oyunu başladı. Daire biçiminde oturan sekiz kişiden her birinin sağ ayağı sağ yanında oturanın sol dizindeydi. Tekerlemeler diksiyon derslerindeki zor söylenen söz gruplarına benziyor ve sağ ayak altına yumrukla vurularak satılıyordu. Dikkati, ezber ve telaffuz yeteneği iyi olanlar bir önceki yarışmacıdan duydukları tekerlemeyi başarıyla bir sonraki yarışmacıya satabildiler. Tekerleme satamayanlara türlü cezalar verildi. Cezalar kişinin yeteneğine, yaşına, kültür durumuna göre değişiyordu. Şarkı, türkü, mani söyleyenler; özlü söz, atasözü söyleyenler oldu.

Hiçbir şey yapamayanlar, horoz, tavuk, koyun, kuzu taklidi yaparak meclistekileri güldürdüler. Cezalı duruma düşenlerden kimseye kaldıramayacağı bir ceza verilmedi.

Hoca Soruyor Misafirler Cevaplıyor

İstekli misafirler arasından seçilen sekiz on genç, bir yâran (hoca) karşısında diz üstü çöktüler ve tek tek hoca tarafından sorgulandılar. Nasıl mı? Önce bir harf seçildi. Hocanın sorduğu bütün sorulara o harfle başlayan cevaplar verildi; ancak cevapların, akılcı, mantıklı olması, ahlak kurallarına ters düşmemesi, müstehcenlik içermemesi gerekiyordu. Misafirlerden ya da yâranlardan kopya vermeye kalkışanlar olursa ayrım yapılmadan, ceza olarak eline çavuş tarafından turayla vuruldu. Sınavı biten öğrenci alkışlarla yerine geçti. Sorular yaklaşık olarak şöyleydi: Adın ne? / Nerede doğdun? / Ne iş yaparsın? / Nereden geliyorsun? / Nereye gidiyorsun? / Ne götürüyorsun? / Kime götürüyorsun? / Sevgilinin adı ne? / Ona kızınca ne dersin? / O sana kızınca ne der? / …

Yemek Zamanı

Sofra bezlerinin serilişi, üzerine tepsi altlıklarının, onun üzerine geniş kalaylı bakır sinilerin konulması; peçete, ekmek, kaşık, su, çorba servislerinin yapılması hep büyük Başağa’nın oturacağı sofradan başladı. El leğeni, sabun taşıyan; ibrikle su döken, havlu taşıyan üç yâran tarafından ellerimiz yıkatıldı. Üç yâran da diğer tarafta el yıkatıyordu. El yıkatma işi de yine Büyük Başağa’dan başlatıldı.

Büyük Başağa’nın buyur etmesiyle yerlerimizden kalktık, Başağalar’ın ardından sofralara dokuzar kişi oturduk. Her yemeğe Büyük Başağa’nın izniyle başlandı. Eller dağıtılan ıslak mendillerle temizlendi ve yine Büyük Başağa’nın izniyle sofradan kalkıp eski yerlerimize Başağanın oturduğu şekilde oturuldu. Küçük, Başağa: Murat Karayel daha çok gençleri yetiştirmeye yönelik “Allah’a Kulluk ve İbadet” konulu bir konuşma yaptı. Deveci Biro, tamamen dayanıklı olmayı, acılara renk vermeden katlanabilmeyi, sabretmeyi öğreten bir oyundu. Yattı kalktı oyunu ise yenen yemeklerin hazım edilebilmesi için uygulanan bir oyundu.

Programda bir konuşma yapan Büyük Başağa Erol Yılmaz, Türk kültüründe 'Yaran Gecelerinin' önemli olduğunu belirterek, söz konusu gecelerde gençlere çeşitli gelenek ve göreneklerin aktarıldığını ifade etti.

Yılmaz, 'Yaran, Çankırı'nın Türkler tarafından alındıktan sonra bölgedeki Ermeni ve Rum esnafın arasına yerleşen Türk esnafların bir tür dayanışma biçimi. Yaran gecelerinde çırak kalfasından bir şeyler öğrenirken, kalfa da ustasından erdemi öğreniyordu. Burası bizim gelenek ve göreneklerimizi aktardığımız bir okuldur. Bu anlamda erdemin ve geleneklerin aktarılması açısından yaran geceleri çok önemli' dedi.

Kalk Git Kahvesi

Bu arada kahveler geldi. Misafirler biliyordı ki bu, “Kalk, git!” kahvesiydi.

Sazende yerini almış, yerel oyun havalarından çalıyordu. Fincanlar toplandıktan sonra sazende “Cezayir” parçasını çalmaya başladı. “Yâran; eline, beline, diline sahip olandır!” yazılı duvardaki saate gözüm takıldı. Saat tam 24:00’i gösteriyordu. Takdim ve tanışmadan hemen sonra başlayan yemek ve çay faslında devam eden sohbet ne kadar tatlıysa saatin hangi ara 24:00 olduğunu anlayamadık.

Yüz yıllar boyu milletimizi; bilimde, sanatta, edebiyatta, sosyal hayatta, iş hayatında, güzel ahlakta zirveye taşıyan kültürümüz Çankırı’da yaşanıyor, yaşatılmaya çalışılıyordu. Çankırı’da Yâran Ocakları yakılıyor, gençlere toplum içinde nasıl oturulur, nasıl konuşulur; alınan sorumluluklar nasıl yerine getirilir, bizzat yaşatılarak öğretiliyordu. Büyüğe saygı, küçüğe sevgi nasıl gösterilir; dayanışma nedir, nasıl olur, niçin gereklidir, öğretiliyordu. Dayanıklı olmak, uyanık olmak, güzel konuşmak, adil olmak, adalete rıza göstermek yaşatılarak öğretiliyordu. Ahde vefa göstermek, sır saklamak öğretiliyordu. İnsana ömür boyu lazım olacak atasözü, vecize, mani, bilmece, oyun, türkü öğretiliyordu. Dürüst olmak, kaliteli üretim yapmak, insanları kandırmamak; öncelikle tüketici memnuniyetini gözetmek öğretiliyordu. Her yaştan insanın birikimlerine yenileri eklenirken toplumsal değerlerimizle çelişmeyecek mesajlar veriliyordu Çankırı E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Yaran Ekibi Yâran Meclisleri’nde bütün bu güzellikler kimseyi sıkmadan, usandırmadan, utandırmadan, oyunla, eğlenceyle veriliyordu.

Büyük Başağa: Erol Yılmaz, Küçük, Başağa: Murat Karayel, Reis: Ömer Faruk Özbek, Çavuş: Ahmet Eraslan

Yaranlar: İsmail Bulut, Hilmi Bayram, Okan Koz, İlyas Ersoy, Mahmut Karakulak, Hakan Hatipoğlu, Mustafa Erdal Demiray, Yusuf Kalaycı, Nurullah Kozan, Ömer Altun, Emre Altın, Fatih Kurt, Adem Ayva, Emre Karakuş, Mustafa Karadeniz, Samet Çınar, Şaban Koltarla, Hüseyin Güzel, Mücahit Göktaş, Ömer Açıkgöz, İbrahim Hallaç, Halil İbrahim Erken, Murat Kuzucu, Önder Akyol, Nurullah Atalay, Nuh Mülayim

Sazendeler: Kerem Aydınlı, Nazım Eğe

Çankırı’da yaşatılan Ahilik Yâran geleneği, bozulmadan, turizm metaı haline getirilmeden, özü korunarak yenilenip yaygınlaştırılabilirse, kim korkar hainden, gafilden, işbirlikçiden, kültür emperyalizminden… Yaran kültürümüzü yaşatan ve gelecek nesillere aktaran bu organizasyonlarda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Nokta. M.Ç.



















Not: Reis yaran Ocağı ile ilgili diğer fotograflar yayına hazırlanıyor. Buradan ayrılmayın.
 
Bu haber 22816 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum