Çankırı Barosundan Kadına Yönelik Şiddet Ve Dünya Çocuk Hakları Günü Basın Açıklaması

Kadına yönelik şiddet son bulana dek her gün “kelebekler zamanı”. Tüm dünya çocuklarının hür, eşit ve çocukça yaşayabildikleri bir dünya düzeni için hep birlikte el ele vermeli."

Çankırı Barosundan Kadına Yönelik Şiddet Ve Dünya Çocuk Hakları Günü Basın Açıklaması
26 Kasım 2021 - 09:18 - Güncelleme: 26 Kasım 2021 - 09:26
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Ve Uluslararası Dayanışma Günü Basın Açıklaması

Kelebekler Zamanı

Mirabel Kardeşler'in Hikâyesi...

1930’dan 1961’e kadar Dominik Cumhuriyeti’ni yöneten Rafael Trujillo diktatörlüğüne karşı mücadele veren Mirabel kız kardeşler; Patria, Minerva ve Maria Teresa, 25 Kasım 1960’ta diktatörlüğün askerleri tarafından tecavüz edilerek vahşice öldürüldüler. Kurdukları Clandestine Hareketi, öldürülmelerinden bir yıl sonra diktatörlüğün yıkılmasında önemli rol oynamıştır. Mirabel kız kardeşlerden birinin kod adının “Kelebek” olmasından da esinlenerek; üç kız kardeş, tüm dünyada “Kelebekler” adıyla anılmaktadır.

Sembol haline geldikleri diktatörlük karşıtı mücadelede ağır baskılara maruz kalan, hapis cezalarına çarptırılan Mirabel kardeşlerin öldürülmeleri Dominik’te büyük bir tepki uyandırmıştır. Direniş güçlenmiş ve bir yılın sonunda diktatörlük devrilmiştir.

1981’de Kolombiya’nın Bogoto şehrinde bir araya gelen Latin Amerikalı ve Karaipli Kadınlar Kongresi, Mirabel Kardeşlerin anısına 25 Kasım’ı “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” ilan etmiştir. Nihayet Birleşmiş Milletler Genel Kurulu olaydan tam 31 yıl sonra 1999 yılında, 25 Kasımı “Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü” ilan etmiştir. O günden beri her 25 Kasımda tüm dünyada çeşitli etkinliklerle kadına yönelik şiddet kınanmakta, konunun gündeme gelmesi, tartışılması ve farkındalık yaratılması sağlanmaya çalışılmaktadır.

Diktatörlüğe karşı siyasal bir mücadele olarak tarihe geçen bu olay bu gün farklı bir anlama bürünerek, kadına yönelen şiddet başta olmak üzere, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa, ataerkil toplumsal şiddete, aile içi şiddete, savaşa, ırkçılığa karşı kadın dayanışması şeklinde yürütülmektedir.

Bu anlamlı olay edebiyat ve sanat dünyasında da karşılığını bulmakta gecikmemiştir. İlk olarak Dominikli şair Pedro Mir, "Amén de Mariposas" (Kelebeklerin Amini) adlı şiiriyle üç kız kardeşin katlini kınayarak edebiyat tarihine kaydetmiştir. Aynı dönemde, Dominik Cumhuriyeti'nde ve Amerika'da en çok satan yazar olan Julia Alvarez, Mirabel kız kardeşlerin hayatını anlattığı romanı olan In the Time of The Butterflies (Kelebekler Zamanı) yayımlamıştır. Daha sonra bu kitap temel alınarak Mirabel Kardeşlerin hayatı sinemaya aktarılmış ve Selma Hayek’in başrolünü oynadığı ünlü “Kelebekler Zamanı” adlı film yapılmıştır. Nihayet 2000 yılı 25 Kasım'ında yine bir anma gününde kadın örgütleri tarafından Mirabel Kardeşlerin cesetleri doğdukları köye taşınmış ve anıtlaştırılmıştır.

Mirabel Kardeşlerden Günümüze…

Ülkemizde yalnızca 2021 yılında 200’den fazla kadın öldürüldü. Münevver Karabulut’tan, Başak Cengiz’e, Özgecan Arslan’dan Azra Gülendam Haytaoğlu’na, adını bildiğimiz-bilmediğimiz, basına yansıyan-yansımayan, belki Dünya’nın diğer ucunda, belki yanı başımızda şiddete uğrayan, öldürülen her kadının acısı hala çok taze.

Mevzuatın uygulanmasında ortaya çıkan aksaklıklar, cezaların yeterince caydırıcı olmaması, 6284 sayılı yasanın yeterince işlevselleştirilmemesi, birçok sebeple kadın cinayetlerine her gün bir yenisi eklenmekte ve maalesef şiddetin dozu gittikçe artmaktadır. Şiddetle topyekûn mücadele için toplumsal farkındalık ve duyarlılığın artırılması, şiddetin her türüne karşı toplumun bilinçlendirilmesi de devletin sorumluluğundadır. Bu nedenle, yetkilileri sorumluluk almaya davet ediyoruz.

Kadına karşı şiddet ve kadın cinayetlerini lanetliyoruz. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin artık son bulması için hukuki mücadelemizi devam ettireceğiz. Kadına yönelik şiddet son bulana dek her gün  “kelebekler zamanı”.

Av. Fatma Gülçin Körhüseyin Av. Hamide Örengül  Av. Büşra Özkul

Çankırı Barosu Kadın Hakları Komisyonu

Dünya Çocuk Hakları Günü Basın Açıklaması

20 Kasım 2021 günü itibariyle kabulünün 32. Yılını tamamladığımız Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin uygulanması konusunda acaba gerçekte ne kadar yol kat ettik hiç düşündük mü?

Tarıma bağlı ekonomilerden, sanayi devrimine ve ardından içinde bulunduğumuz bu milenyum çağına uzanan devinim içerisinde geçen bu sosyolojik dönemlerde çocuğun toplumdaki konumu itibariyle bir dizi değişim yaşanmıştır. Ancak bu değişimlerden hiçbiri çocuğun korunmaya muhtaç olduğu gerçeğini değiştirmemiştir. Yapılan uluslararası sözleşmeler ve bu sözleşmelerin birer yansıması olan iç hukuk düzenlemeleri bu koruma içgüdüsünü bir nebze vicdana taşıyabilmişse de ülkemizde gelişen olaylara bir mercek tutulduğunda ne yazık ki durumun vahameti hepimizi dehşete düşürmeye devam etmektedir.

Daha geçtiğimiz yüzyılda sanayide çalıştırılan ucuz iş gücü olan çocukların yetişkinlerden ayrı bir kategoriye tabi tutulmadığı, yalnızca küçük adam, küçük kadın tabirleri ile toplumda yer edindiklerini bilmekteyiz. Peki ya şimdi? Bu post modern dünyada onlara yetişkinlikten ayrı bir konum atfederek onları biz yetişkinlerin hırpani dünyasından ayrıştırabildik mi? Üzülerek belirtiyoruz ki, hayır. Bu imkansızların başarıldığı, uzakların yakın edildiği çağda hala ihmal etmeye devam ettiğimiz bu çocuklar için yapılanlara bir göz atalım mı?Türkiye'de tarımda çalıştırılan 2 milyona yakın çocuk istihdamını, erken yaşta zorla evlendirilen, her türlü istismara, zorbalığa maruz bırakılan, anayasal hakları olan eğitim alma hakkından mahrum bırakılan, ayrımcılık, şiddet ve çocuk hakları sözleşmesi ile korunan çocuğun üstün yararına aykırılık teşkil edecek bili mum eylem, kanaat ve kararları şaşkınlıkla takip ediyoruz. Tıpkı çocuk istismarını engelleme konusunda eyleme geçmesi beklenen meclisin yakın tarihte ne yazık ki çocukların istismarcıları ile evlenmesinin bir çözüm yolu olabileceği yönünde tartışmalarına şahitlik etmiş olmamız gibi.

Devletin toplumun temel taşını oluşturan çocukları koruması, onlara sağlıklı ve güvenli bir yaşam tesis etmesi en temel görevlerindendir. Zira buna öncülük edecek ve meşaleyi elinde taşıyacak olan devlettir. Ancak bu haliyle, söz konusu idrak topluma nüfuz edebilecektir. Tüm dünya çocuklarının hür, eşit ve çocukça yaşayabildikleri bir dünya düzeni için hep birlikte el ele vermeli, bunun için mücadelemizden bir an için dahi ödün vermemeliyiz. Onları adil bir dünyada yaşatmak için herkesin üstüne düşeni yapması konusunda birey sorumluluğunun bulunduğunu hatırlatır, Çankırı Çocuk Hakları Komisyonu olarak bu mücadelenin savunucuları olduğumuzu kamuoyuna saygılarımızla beyan ederiz.

Çocuk Hakları Komisyon Üyesi Av. Dilara Türker Dizdar

Bu haber 500 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum