Ramazan Ve İyilik
Rabbimiz iyiliklerini çoğaltan, iyilik yaptığında mutlu olan; kötülükten sakınan, kötülük yaptığında af dileyen kullarından eylesin.
06 Mart 2025 - 10:37
İslam dini, kişinin dünya ve ahiret mutluluğunu sağlamayı amaçlamaktadır. Dinimiz bu hedefi geçekleştirmenin yollarını da göstermiştir. Bu yolların başında “iyi olmak”, “iyiliği çoğaltmak”, “yeryüzüne iyiliği hâkim kılmak” gelmektedir.
Müslümanın en önemli görevlerinden birisi de yeryüzünü mamur etmektir. Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bu hedefe şöyle işaret etmektedir: “And olsun zikirden sonra Zebur’da da, “Yeryüzü iyi kullarıma kalacaktır” diye yazmıştık.”
(Enbiya, 21/105) Genel olarak tarihte olup bitenlere bakıldığında her zaman iyilerin (salih kulların) hâkim olduklarını söylemek mümkün değilse de, eninde sonunda onların kazandığı ve kötülerin hem servet hem de egemenliklerine vâris oldukları, dünyada hayatın bu sayede devam ettiği görülmektedir. Peygamberler tarihine baktığımızda Firavun, Nemrut, Calut gibi zalim hükümdarlara ve Haman, Karun gibi güç odaklarına karşı mücadele eden peygamberler ile onların salih ümmetleri kurtulmakta, düşmanları ise ya mağlûp veya helâk olarak tarih sahnesinden çekilmektedirler. İslâm tarihinde de Hz. Peygamber’e (s.a.s.) karşı çıkan ve ona her türlü zulmü ve baskıyı uygulayan inkârcılar sonunda mağlûp ve perişan olmuşlar, onların mülkü ve memleketi Müslümanların eline geçmiştir. (Kur'an Yolu Tefsiri, 3/703-705)
Ayet ve hadislerde iyilik, “hayır”, “birr”, “ihsan”, “hasenat”, “lütuf”, “fazl”, “kerem”, “marûf”, “mürüvvet”, “salih” vb. kavramlarla ifade edilmiştir.
Peygamber Efendimiz (s.a.s) iyiliği bir hadis-i şerifinde şöyle tarif etmiştir: “…İyilik, gönlünü huzura kavuşturan ve içine sinen şeydir; kötülük ise insanlar sana fetva verseler bile, gönlünü huzursuz eden ve içinde kuşku bırakan şeydir.” (Dârimî, Büyû’, 2) Modern insan, iyiliğin ne olduğu konusunda bir görüşler ve tanımlar seliyle mücadele ederken, Hz. Peygamber (s.a.s) iyiliğin tanımını insanın kendi iradesine ve vicdanına bırakmıştır.
Câbir b. Abdullah’ın (r.a) naklettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Her iyilik/güzel iş bir sadakadır.” (Buhârî, Edeb,33) İyilik gücü kudreti yerinde olanın gücüyle, malı olanın malıyla, ilmi olanın da ilmiyle olabileceği gibi gencin yaşlıya saygısı ve hizmeti, yaşlının nasihati de iyiliktir. İyiliğe çağırmak, kötülüğe engel olmak, tebessüm etmek, yol sorana tarif etmek, yolda eziyet veren bir şeyi kenara kaldırmak da iyiliktir. İyilik çeşitlerini göstermesi bakımından şu hadis-i şerif dikkat çekicidir: “İnsanların her bir eklemi için her gün bir sadaka gerekir. İki kişi arasında adâletle hükmetmen sadakadır. Bineğine binmek isteyene yardım ederek bindirmen yahut yükünü bineğine yüklemen sadakadır. Güzel söz sadakadır. Namaz için mescide giderken attığın her adım bir sadakadır. Gelip geçenlere eziyet veren şeyleri yoldan kaldırman da sadakadır.” (Müslim, Zekât,56)
Hz. Mevlana’ya göre iyilik yapmak ve malı dağıtmak, ekin eken çiftçinin ambarını boşaltması gibidir. Ekim sırasında ambar boşalır ama hasat zamanı gelince yerine yüzlercesi, binlercesi gelir. Ekim zamanı korkarak ambarındaki buğdayı tarlaya ekmeyen çiftçi onu bitlere, kurtçuklara, farelere yem eder. Hasat mevsimi ise hasret ve nedametle ellerini ovuşturur.
İyilik yapan kişi tarlasına tohum eken çiftçiye benzer. Nasıl ki bir çiftçi arazisinden en iyi şekilde mahsul elde etmek için ziraata gereken önemi verir ve tohumun en iyisini ekerse; iyilik yaparak başkalarına faydalı olan kişi de malının iyisinden bolca vermelidir. Çünkü Allah Teâlâ bu iyiliğinden dolayı onu en güzel şekilde mükâfatlandıracaktır. (İ. Lütfi Çakan, İyilik İnsanı İyilik Yaşatır, TDV, s. 17-21)
İyi olabilmek, iyiliğe ulaşabilmek için herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekir. Zengin servetini, makam sahibi yetkisini iyi yönde kullanmalıdır. Âlim ilmiyle aydınlatmalı, güçlü hakkın yanında olmalıdır.
Ömür sermayesi tükenmeden rahmet ve bereket ayı bu Ramazan-ı şerifte iyiliklerimizi çoğaltmalı, iyiliğin hâkim olması için gayret etmeliyiz. Zekâtlarımızla, sadakalarımızla, fidyelerimizle, iftarlarımızla hayra anahtar ve iyiliğin öncüsü olalım. Peygamber Efendimizin (s.a.s.) buyurduğu gibi:
“Öyle insanlar vardır ki (âdeta) hayrın anahtarları, şerrin kilitleri gibidir. Kimisi de şerrin anahtarları ve hayrın kilitleri gibidir. Ne mutlu Yüce Allah’ın hayrın anahtarlarını ellerine verdiği o kimselere! Ve yazıklar olsun Yüce Allah’ın şerrin anahtarlarını ellerine verdiği o kimselere!” (İbn Mâce,Sünnet,19)
İyilik ve güzellik müminin hayat tarzıdır. Onun yaşam gayesi iyiliğin yeryüzüne hâkim olması gayretidir. Hz. Ömer misali her günün sonunda, “Bugün Allah için ne yaptın?” diyerek, iyiliklerimiz mi kötülüklerimiz mi hangisinin daha çok olduğu hususunda kendimizi sorgulamalıyız.
Rabbimiz iyiliklerini çoğaltan, iyilik yaptığında mutlu olan; kötülükten sakınan, kötülük yaptığında af dileyen kullarından eylesin.
Hazırlayan: Hüseyin Yazıcı =>İl Vaizi
Bu haber 1876 defa okunmuştur.







FACEBOOK YORUMLAR