Sünnet Nebevi Kılavuz
Biz Müslümanların Hz. Peygamber’e (s.a.s.) imanla birlikte (s.a.s.) O’nu örnek alma (imtisal) ve Hz. Peygamber’e tabi olma (ittiba) yani sünnetine sarılma sorumluluğu vardır. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) Veda Hutbesinde...devamını okuyunuz.
20 Ağustos 2025 - 11:38
Allah (c.c.), insanın dünya hayatındaki imtihanını kazanması, dosdoğru yolu bulması; rahmetinin eseri, hikmeti ve adaleti gereği peygamberler göndermiştir.
Peygamberler, Allah Teâlâ’nın kullarının arasından seçtiği ve onları vahiyle şereflendirerek, emir ve yasaklarını insanlara ulaştırmak üzere görevlendirdiği, hakikat yollarını gösteren elçilerdir. Cenab-ı Hakkın, kulları arasından en hayırlı, en iyi olanlarını peygamber olarak seçip göndermesi, insanlara lütfetmiş olduğu en büyük nimetlerinden biridir.
Peygamberlerin sonuncusu, bütün insanlık için bir müjdeci, bir uyarıcı ve âlemlere rahmet olarak gönderilmiş olan Hz. Muhammed’dir (s.a.s.). Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “And olsun ki içlerinden, kendilerine Allah’ın ayetlerini okuyan, onları arındıran, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Hâlbuki daha önce onlar, apaçık bir sapkınlık içinde bulunuyorlardı.” (Ali İmran, 3/164)
Sözlükte “İzlenen yol, yöntem, örnek alınan uygulama, örf ve gelenek” gibi manalara gelen (Murteza Bedir, Sünnet, DİA, 38/150) sünnet, “Hz. Peygamber’den (s.a.s.) Kur’an dışında sadır olan söz, fiil ve onay (takrir)” şeklinde tanımlanır. (Sünnet: Çağlar Aşan Örneklik, DİB, s. 11)
Sünnet, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) hayat tarzı, Müslümanlar için bir yaşam modeli ve Kur’an’la birlikte Müslüman şahsiyeti oluşturan İslam’ın iki temel kaynağından bir tanesidir.
Sünnet, Kur’an-ı Kerim’den sonra dinî hükümlerin ikinci kaynağıdır. Allah Teâlâ, Kur’an’ı insanlığın hidayeti için gönderirken Hz. Muhammed’i (s.a.s.) de Kur’an’ın hayata nasıl aktarılacağını Müslümanlara göstermesi için bir rehber olarak göndermişti.
İnsanların inançları ve değerleri öğrenmesinde sözden ziyade davranış daha etkili olmaktadır. Bu sebeple ilâhî kitaplardaki emir ve yasakların hayata nasıl geçirileceğini göstermek için mutlaka bir uygulayıcıya ihtiyaç vardır. Bu uygulayıcı da peygamberlerdir.
Hz. Muhammed’in (s.a.s.) peygamberlik vazifesi, sadece vahyi nakilden ibaret değildi. O, Rabbinden aldığı vahiy doğrultusunda, inanç, ibadet ve ahlâkî değerler başta olmak üzere günlük hayatın tüm alanlarında, İslâm’ı anlatarak, açıklayarak ve yaşayarak Müslümanlara örnek bir hayat sergilemişti. Kur’an-ı Kerim’de Peygamber Efendimizin (s.a.s.) ümmeti için güzel bir örnek olduğu hakkında şöyle buyrulmuştur: “İçinizden Allah’ın lütfuna ve ahiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resûlullah’ta güzel bir örneklik vardır.” (Ahzâb, 33/21)
Allah Teâlâ, insanlığa Kur’an’ı doğrudan göndermeyip, yirmi üç yılda Resûlü’nün örnek şahsiyeti ile uygulamalı bir şekilde ve peyderpey göndermişti. Bu zaman zarfında onun ahlâkı, temizliği, ibadet hayatı, ailesi ile olan münasebetleri… kısaca her hâli Müslümanlar için örneklik teşkil etmişti. (Hadislerle İslam, 1/416-417)
Hz. Peygamber’in (s.a.s.) sünnetine tâbi olmak, İslâm’ı doğru bir şekilde yaşayabilmek için gereklidir. Bundan dolayıdır ki Allah Teâlâ, Resûlü’ne (s.a.s.) uyulmasını emretmektedir. “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.”
(Ali İmran, 3/31) Burada da Hz. Peygamber’e (s.a.s.) ittibâ (uyma) Allah sevgisinin ayrılmaz bir parçası olarak nitelenmiş, Resulüllah’ın (s.a.s.) gösterdiği yolu gönülden benimsemeyen kişinin Allah’ı sevdiğini iddia edemeyeceği belirtilmiştir. Ayrıca Resûlullah’a (s.a.s.) uyma iradesinin ortaya konması, Allah’ın sevgisine ve mağfiretine mazhar olmanın ön şartı sayılmıştır. (Kuran Yolu Tefsiri, 1/542-543)
Hz. Peygamber (s.a.s.), bir yandan, “Ey peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et!” (Maide, 5/67) emri uyarınca ashabına Kur’an’ı bildiriyor, diğer yandan da manası kapalı ayetleri açıklıyor, Kur’an’da detaya girilmeden genel olarak işaret edilmekle yetinilmiş birçok konuda ayrıntılı açıklamalarda bulunuyordu:
“(O peygamberleri) apaçık belgeler ve kitaplarla gönderdik. İnsanlara, kendilerine indirileni açıklaman ve onların da (üzerinde) düşünmeleri için sana bu Kur’an’ı indirdik.” (Nahl, 16/44) Ayet-i kerimeye göre Allah’ın (c.c.) hükümlerini açıklama görevi Hz. Peygamber’e (s.a.s.) yüklenmiştir. Buna göre Hz. Peygamber (s.a.s.) sadece bir nakilci değil, aynı zamanda Allah’ın hükümlerini sözlü veya fiilî olarak açıklama, yorumlama, inananlara uygulamada örnek olma işlevine de sahiptir. Bu işlevin tamamına birden sünnet denmektedir. (Kuran Yolu Tefsiri, 3/401-402; Hadislerle İslam, 1/418) Hz. Peygamber’in (s.a.s.) Kur’an’ın ilk müfessiri olduğu unutulmamalıdır.
İslam dininin ibadet ve diğer esasları ile ilgili bazı hükümlerinin detayının Kur’an-ı Kerim’de bulunmayıp hadis-i şeriflerde bulunması, Kur’an’ın eksikliği anlamına gelmez. Zira İslam’la ilgili “Kur’an bize ne yapmamızı emrederken, sünnet de nasıl yapmamız gerektiğini” açıklamıştır.
Biz Müslümanların Hz. Peygamber’e (s.a.s.) imanla birlikte (s.a.s.) O’nu örnek alma (imtisal) ve Hz. Peygamber’e tabi olma (ittiba) yani sünnetine sarılma sorumluluğu vardır. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) Veda Hutbesinde şöyle buyurmuştur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu şaşırmayacaksınız: Allah’ın Kitabı ve Peygamberinin sünneti.” (Muvatta’, Kader, 3)
İmam-ı Malik, sünneti Hz. Nuh'un gemisine benzetmiş ve “Kim o gemiye binerse kurtulur; kim de ondan geri kalırsa boğulur.” demiştir. Rabbimiz bizleri Kur’an ve sünnet istikametinde yaşayan samimi kullarından eylesin!
Hazırlayan: Hüseyin Yazıcı İl Vaizi
Bu haber 1419 defa okunmuştur.







FACEBOOK YORUMLAR