<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"> 
  <channel>
<title>haberci18.com - Çankırı Haberleri</title>
<link>https://www.haberci18.com</link>
<description>haberci18.com - Çankırı Haberleri</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://www.haberci18.com</copyright>
<image>
<title>https://www.haberci18.com</title>
<url>https://www.haberci18.com/images/genel/logo.png
</url>
<link>https://www.haberci18.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>DOSTLARLA DERTLEŞMEK</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span sans-serif="" style="font-family:Calibri,"><b><span style="font-size:14.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:" tahoma="">                                DOSTLARLA DERTLEŞMEK</span></span></span></b></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span sans-serif="" style="font-family:Calibri,"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:" tahoma="">         Çağımızın meşhur sözüdür dostlarla birlikte olmak; Aslında çok olumlu ve çağdaş bir görüştür, birliktelik. Anlamı ise iki veya daha fazla kişinin karşılıklı olarak sorunlarını, sıkıntılarını ve üzüntülerini birbirine, içini dökmesi ve dostlarıyla paylaşması anlamına gelir <b><i>“dertleşmek”</i></b></span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span sans-serif="" style="font-family:Calibri,"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:" tahoma="">         Bir arkadaşımızla birlikte bir eğlence mekanında veya bir kırllarda gezip birbirimizin sorunlarını dinleyip çözüm üretmek onun sorununa, üzüntüsüne ortak olmak gibidir dertleşmek. Mahallemizde hep rastlamışızdır, bilhassa kadınlar arasında kapı komşun ile pencereden pencereye sohbet etmek, üstüne üstlük birde ucundan kıyısından çekiştirmek. Hele birde çekindiğiniz yani sizin gıçık kaptığınız biriyse işte o zaman mübarek deşarj olmanın tek ilacı gibidir. Mahallede neler olmuş Fatma hanım’ın eşi rahatsızlanmış, Hacer hanım Ayşe hanımla arayı bozmuş, filancanın kızını Hüseyin amcanın oğluna söz kesmişler, Osman dayının oğlu da askerden gelmiş, geçim ve seçim derdi derken birkaç konuya temas ederek sobet biter.</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span sans-serif="" style="font-family:Calibri,"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:" tahoma="">        Yani bu karşılıklı görüşmeler karşıdan karşıya sanki ayaklı gazeteler gibidir. Hani söz vardır hepiniz bilirsiniz. <b><i>’’Sıkıntılar paylaşıldıkça azalır, sevinçler paylaşıldıkça çoğalır’’</i></b> Ülkemizde de bu böyledir. Yurt da güzel bir olay oldu mu sevinçten hepimizin kalbi pır pır eder,  Acı bir olay oldu mu da milletçe üzüntülere gark oluruz. Allah’hım iyi ki Türk’üz deriz… </span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span sans-serif="" style="font-family:Calibri,"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:" tahoma="">        İnsanlar dertlerini sıkıntılarını en yakın dostlarında paylaşmadan, sadece kendine özgü sıkıntıları içine atmak, insanları pisikolojik sıkıntılara sürüklediğini bu işin uzmanların söylüyor,  dert ve ve sıkıntılarımızı dostlarla paylaşarak sıkıntalarımızı azalta biliriz. Seni dinleyen insanın belki o sıkıntının konusunda sana maddi ya da manevi desteği bile olur.</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span sans-serif="" style="font-family:Calibri,"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:" tahoma="">        Sürekli yalnız yaşayan, en yakın akraba ve dostlarına bile uzuk duran sadece kendi başına yaşamayı tercih eden insanların belli olmasa da ruhsal proplemlerinin olduğunu yine uzmanların görüşüdür bu. </span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span sans-serif="" style="font-family:Calibri,"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:" tahoma="">        Bir yılı geçen ve tarihine hatırlamıyorum ama bir televizyonda kanalında ve  sağlık proğramında bu konu ile ilgili ünlü bir psikiyatri profesörü hatırladığım kadarıyla şunları söylemişti. <b><i>’’İnsanlar bizlere gelip, dertlerini sıkıntılarını anlatıyorlar, bizler de gayet güzel dinliyoruz, tabi ki onları dertlerine derman olmaya çalışıyoruz, halbuki bu sıkıntılarını, samimi buldukları, kendilerine yakın hissettikleri insanlara da anlata bilmeleri çok önemli,”  </i></b>Hocanın şu görüşlerine hayran olmamak mümkün mü. En yakın arkadaşına sıkıntılarını anlat  diyor..</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span sans-serif="" style="font-family:Calibri,"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:" tahoma="">        Şunu asla düşünmemek lazım <b><i>’’Benim derdim bana yeter, problemlerimi kimseyle paylaşamamam” </i></b>tabiiki en doğru yol insanın kendi düşüncesi derim ama  Rabbimizde şöyle buyuruyor Yusuf Suresi 76. Ayetinde “<b><i>Her ilim sahibinin üstünde, daha iyi bilen biri vardır.” </i></b>Diyor, yani<b><i> </i></b> senin aklına gelmeyen çözüm, sorunlarını açıklama ihtiyacını duyduğun kişinin aklına bir an da geliverir. Bu yazıyı yazarken bile bir sürü arkadaşım dostumun yazı ve fikirlerinden istifade ederek  sizlerle de paylaşıyoruz.  Ben genel de hep yazılerımı yazarken, Facebook, İnstigram, MSN gibi sosyal medyada yazacağım konuya göre fikir ve bilgi alışverisinde bulunurum, Kötü mü oluyor, Hayır,  21 yüzyıldayız, çağın bize getirdiği yenilikler ayrı bir insanlık hizmeti..</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span sans-serif="" style="font-family:Calibri,"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:" tahoma="">       İnsanız sonuçta,  zaman zaman ailevi,  şahsi veya iş ile ilgili sıkıntılarımız olabilir, Size tavsiyem, ilk önce eşiniz, çocuklarınız, yakın akrabalarınız ve bilhassa  dost bildiğiniz insanlarla alabildiğine paylaşın.. </span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span sans-serif="" style="font-family:Calibri,"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:" tahoma="">      Yirmibirinci yüzyılda sanmıyorum ki dertsiz, tasasız, sıkıntısız insan olsun. Kendinizi maddi olarak sizden aşağıdakiler ile kıyaslayın ve şükretmesini bilin. Bilgi ve kültür olarak da sizden yukarıdakilere bakın ve onlara bakarak ben onlara  nasıl yetişebilirim hesaplarını yapın. Bir de unutmayın hayat bir sabır imtihanıdır, kesinlikle  başına gelenlere isyan etmeyin.</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span sans-serif="" style="font-family:Calibri,"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:" tahoma="">        Yazımın konusunu şöyle bitireyim. Dost dediğin iyi günde yan yana gelip gülmek değildir. Sadece asıl dost, gönlün daraldığında, sessizce yanında duran derdine ortak olandır. Bütün insanlar birbirleriyle akraba değildir, ama öyle dost vardır ki, kalbine kardeşin gibi yerleşir.</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span sans-serif="" style="font-family:Calibri,"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:" tahoma="">        Rabbim herkese böyle temiz, vefalı dostlar nasip etsin.</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span sans-serif="" style="font-family:Calibri,"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:" tahoma="">        Görüşmek dileğiyle hoşça kalın sağlıklı kalın.</span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span sans-serif="" style="font-family:Calibri,"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:" tahoma="">        Sevgi ve saygılarımla...</span></span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span sans-serif="" style="font-family:Calibri,"><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:" tahoma="">                                                            <b>Necati KESKİN</b></span></span></span></span></span></span><br />
<span style="font-size:11pt"><span style="line-height:115%"><span sans-serif="" style="font-family:Calibri,"><b><span style="font-size:12.0pt"><span style="line-height:115%"><span style="font-family:" tahoma="">                                                               15.Ağustos.2025</span></span></span></b></span></span></span><br />
 ]]></description>
<author>Necati Keskin</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/necati-keskin/dostlarla-dertlesmek/843/</link>
<pubDate>Sat, 15 Aug 2026 00:01:32 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kaplanın Sırtında</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kaplanın Sırtında</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kitap tahlili yapmak hiç aklımda yoktu şu yazın sıcağında ama Zülfü Livaneli’nin kaleme aldığı “Kaplanın Sırtında” kitabını okuduktan sonra bir zorunluluk atfetti. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Biliyorsunuz Zülfü Livaneli, Türkiye’nin enlerindendir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hatta en iyisidir, diyebiliriz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Özellikle müzikteki başarısı, Türkiye sınırlarını aştı, diğer ülkelerde de tanınır oldu.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Edebiyatta başarısı yazdıkları kitaplardan, kırdığı satış rekorlarından belli değil mi?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Serenat, Mutluluk, Kardeşimin Hikayesi, Son Ada, Huzursuzluk, kendi hayatını anlattığı Sevdalım Hayat, Leylanın Evi…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Her biri büyük bir edebi eser…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Okumadığım birkaç kitabı ya vardır ya yok.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Onlardan birisidir “Kaplanın Sırtında” kitabı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Arkadaşımın tavsiyesi ile “Kaplanın Sırtında” kitabını da okumaya karar verdim.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İşin doğrusu iki günde okudum bitirdim.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Dedim ya Zülfü Livaneli büyük bir yazar, büyük bir edebiyatçı…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Haksızlık da etmek istemem ama “Kaplanın Sırtında” benim için bir hayal kırıklığı oldu.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kitapta anlatılanlar bambaşka mevzular, gerçekle bağdaştırmak çok zor…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Acaba ben mi böyle düşünüyorum diye, internetten kitapla ilgili yorumlara baktım, benimle aynı düşünen bir sürü yorumla karşılaştım.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yazar sanki bir ulusal kahramandan bahsediyordu.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">II. Abdülhamid büyük bir önder, büyük bir kurtarıcı, büyük bir vatan severdi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İttihat ve Terakki o kadar kötülenmiş Osmanlıya musallat olmuş baş belasıydı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kanunu Esasiye, meşrutiyet, meclis, demokrasi mücadelesi…</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kim icat etmişti.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">II. Abdülhamid’den sonra işlerinin kötü gitmesi, toprak kaybetme sürecinin devam etmesi İttihat ve Terakki yönetiminin suçu olarak görülmüştü.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">II. Abdülhamid ile kardeşi V. Mehmed (Mehmed Reşad) karşılaştırılmış, II. Abdülhamid’in bilgisi, becerisi göklere çıkarılmış, tahta kalsaymış, ülke savaşlarda yenik düşmez, toprak kaybetmezmiş.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kitaptan bu sonuç çıkıyordu.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">II. Abdülhamid Avrupa’dan geri kalındığını itiraf etmiş, reform yapılması gerektiğini söylemiş.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Avrupa’dan geri kalındığını II. Abdülhamid değil herkesin bildiği, kabul ettiği bir gerçeklikti.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ne kadar reformlar yapılırsa yapılsın çöküşün önüne geçilemezdi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bunun tek sorumlusu da ülkede var olan ulema sınıfı değildi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Romanda; yeniliklerin, reformların yapılamamasının tek sorumlusu ulema olarak gösterilmiş, dolayısı ile Abdülhamid “sütten çıkmış ak kaşık” misali aklanmış.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Vatan severliği göklere çıkartılmış, Balkanlardaki yenilgilere, toprak kayıplarına atfen,<span style="border:none windowtext 1.0pt; background:white; padding:0cm"> “İyi ki bilmiyordu adam bunları, yoksa yüreğine inerdi.”  “Böyle bir şeyi rüyasında bile görmezdi, duysa kalp krizi geçirirdi.” diyor. </span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="border: 1pt windowtext; padding: 0cm;"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Abdülhamid’in döneminde Kuzey Afrika’nın, Balkanların büyük bölümünün kaybedildiğini hiç de öyle kalp krizi falan geçirmediğini yazar unutmuş ya da hatırlamak istememiş.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="border: 1pt windowtext; padding: 0cm;"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Abdülhamid’in çok akıllı ve kurnaz bir devlet adamı olduğunu, ülke yönetmedeki üst düzey becerisini ise şu anlatıyla tescilliyor: “Madem iki ordu geliyor, ilk gelen orduya direniş göstererek öteki ordunun da yetişmesini sağlamak sonra Yunan ve Bulgar ordusunun birbiriyle harp etmeye sürüklemek lazımdır.”</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="border: 1pt windowtext; padding: 0cm;"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Doktor, Abdülhamid’in bu taktik ve stratejisi üzerine: “Demek imparator dediğin böyle bir şeymiş… Başka bir adam bu. O mız mız hasta gitmiş, heybetli bir adam gelmiş. Bu adam üç kıtaya hükmetmiş bir padişah…” kanısına varmış.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Selanik şehrinin işgal edileceğini öğrenmesi üzerine II. Abdülhamid, “Atalarımdan miras kalan bu şehri savunmak isterim. Bana bir tüfek verin” diyerek, vatan için canını verebilecek bir fedaiye dönüşmesi, yanındaki İttihat ve Terakkiciyi şaşkına çeviriyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Doktor ile her sohbetlerinde kazanan II. Abdülhamid oluyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">II. Abdülhamid engin bilgisi, zekâsı ile İttihat ve Terakkici doktoru adeta büyülüyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Roman neresinden bakarsanız bakınız okuyucunun kafasında bir sürü soru işareti bırakıyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sınıfsal olarak da bilimsel temelde de tarihi gerçeklerle de örtüşmüyor, sorunlu bir yaklaşım söz konusu...</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yaptıkları tüm kötülükler aklanmış, Mithat Paşa’nın sürgün edilmesi suç sayılmış.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">II. Abdülhamid’in tek suçu Mithat Paşa hikayesi, başka bir suçu yok; suçsuz, günahsız, değeri bilinmemiş, hakkı yenmiş bir II. Abdülhamid var karşımızda.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Zülfü Livaneli meseleyi böyle görmüş.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Tahtan indirilmesini, talihsizlik, siyasal bir hamle olarak değerlendirmiş; bunda da toy İttihat ve Terakki’yi suçlu ilan etmiş.  </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Şu gerçeği kabul etmek gerekmektedir: Teokrasi, Monarşi istendik bir yönetim şekli olamaz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hiçbir şekilde de övülemez.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir padişah ne kadar iyi ve vicdanlı olabilir?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sonuçta padişah hem ülkenin hem de ülkede yaşayanların tek sahibidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Padişahın kişisel özellikleri bu gerçeği değiştirmez.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Her bir kişi bulunduğu konuma göre davranış sergiler…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İşçi, patron gibi; patron işçi gibi davranış sergileyemez.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu işin doğasına aykırıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Son söz: “Kaplanın Sırtında” romanı bir hayal kırıklığı olmuştur benim için.</span></span></span></span>]]></description>
<author>Gündoğdu Yıldırım </author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/gundogdu-yildirim/kaplanin-sirtinda/842/</link>
<pubDate>Tue, 11 Aug 2026 20:04:54 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Çankırı&amp;#39;ya Bir Olgunlaşma Enstitüsü Yakışmaz mı?</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çankırı’ya Bir Olgunlaşma Enstitüsü Yakışmaz mı?</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sümeyra TÜRK kardeşimizin bu haftaki makalesi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Değerli Çankırılı hemşehrilerim,</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bugün sizlerle belki de uzun zamandır üzerinde yeterince düşünmediğimiz bir konuyu konuşmak istiyorum:</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çankırı’da neden bir Olgunlaşma Enstitüsü olmasın?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yaranımız var.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kaya tuzumuz var.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yöresel yemeklerimiz var.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Geleneksel el sanatlarımız, kıyafetlerimiz, motiflerimiz, türkülerimiz, hikâyelerimiz, örf ve âdetlerimiz var.<br />
<br />
Kısacası, güçlü bir kültürel hafızamız var.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Peki bütün bu değerleri araştıran, belgeleyen, arşivleyen, yeniden tasarlayan, üreten ve Türkiye’ye, hatta dünyaya tanıtan güçlü bir kuruma sahip miyiz?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İşte tam bu noktada Olgunlaşma Enstitülerinin ne kadar önemli olduğunu düşünüyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Olgunlaşma Enstitüsü nedir?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Olgunlaşma Enstitüleri, Millî Eğitim Bakanlığı Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğüne bağlı eğitim kurumlarıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ancak onları yalnızca birer eğitim veya kurs merkezi olarak görmek eksik olur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu kurumlar; kültürel mirası araştıran, geleneksel sanatları koruyan, bunları çağdaş tasarımla buluşturan, üretime dönüştüren ve gelecek kuşaklara aktaran kültür merkezleridir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir anlamda geçmiş ile gelecek arasında köprü kurarlar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Peki Olgunlaşma Enstitüleri neden kuruldu?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Olgunlaşma Enstitülerinin geçmişi 1945 yılına kadar uzanıyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Temel amaçlarından biri, geleneksel Türk sanatlarını ve kültürel değerlerini korurken bunları çağın ihtiyaçlarına göre geliştirmek ve yeni nesillere aktarmaktı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Zaman içerisinde bu görev çok daha kapsamlı hâle geldi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bugün Olgunlaşma Enstitüleri; araştırıyor, belgeliyor, arşivliyor, öğretiyor, tasarlıyor, üretiyor ve tanıtıyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yani geçmişi yalnızca saklamıyor; geçmişten aldığı değeri bugünün dünyasında yeniden anlamlandırıyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir şehre ne kazandırır?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bence meselenin en önemli tarafı burası.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir Olgunlaşma Enstitüsü şehre yalnızca yeni bir kamu kurumu kazandırmaz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Öncelikle şehrin kültürel hafızasını korur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kaybolmaya yüz tutmuş el sanatları, yöresel kıyafetler, motifler, yemekler, geleneksel üretim biçimleri ve sözlü kültür unsurları araştırılır ve kayıt altına alınır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İkinci olarak bunları ekonomik değere dönüştürme potansiyeli oluşturur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir sandığın içinde kalan yüz yıllık motif, çağdaş bir tasarımcının elinde yeni bir kumaş desenine dönüşebilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Eski bir dokuma yeniden üretilebilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yöresel bir kıyafetin desenleri çantada, eşarpta, aksesuarda veya ev tekstilinde yeniden hayat bulabilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Böylece kültür yalnızca korunmaz; üretir, istihdam oluşturur ve değer meydana getirir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kadınlara ne kazandırır?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Olgunlaşma Enstitülerinin tarihsel misyonunda kadınların eğitim ve üretime katılması önemli bir yere sahiptir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bugün bunu çok daha ileriye taşıyabiliriz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kadınlarımızın sahip olduğu geleneksel bilgi ve beceriler; tasarım, üretim, girişimcilik ve markalaşmayla buluşturulabilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Evlerde kuşaktan kuşağa aktarılan bir beceri, doğru eğitim ve tasarımla ekonomik değere dönüşebilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Dolayısıyla bir Olgunlaşma Enstitüsü aynı zamanda kadın emeğinin görünür hâle gelmesine ve ekonomik hayata katılımının güçlenmesine katkı sağlayabilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Turizme katkısı olur mu?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Elbette.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bugünün turisti artık yalnızca bir yeri görmek istemiyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">O yerin hikâyesini, kültürünü, mutfağını ve yaşayan geleneklerini deneyimlemek istiyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İşte Olgunlaşma Enstitüsü; sergileri, atölyeleri, müzeleri, koleksiyonları ve özgün ürünleriyle şehrin kültür turizmine yeni bir boyut kazandırabilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Düşünün…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çankırı’ya gelen bir ziyaretçi Tuz Mağarası’nı geziyor, Yaran kültürünü tanıyor ve ardından Çankırı Olgunlaşma Enstitüsünde şehrin geleneksel sanatlarını, kıyafetlerini, yemek kültürünü ve tasarım ürünlerini görüyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çankırı’dan ayrılırken de bu şehrin hikâyesini taşıyan özgün bir ürün satın alıyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İşte kültürün turizme ve ekonomiye dönüşmesi tam da budur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çankırı’nın buna ihtiyacı var mı?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bence asıl sorumuz bu olmalı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çankırı'nın gelecek kuşaklara aktarılması gereken özgün kültürel değerleri var mı?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Cevabımız tartışmasız biçimde: Evet.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yaran kültürü başlı başına büyük bir değer.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kaya tuzu ve tuz kültürü dünya ölçeğinde değerlendirilebilecek bir başka zenginliğimiz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yöresel yemeklerimiz, geleneksel kıyafetlerimiz, el sanatlarımız, motiflerimiz, türkülerimiz ve sözlü kültürümüz de cabası.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ancak kültürel değerlerin var olması tek başına yeterli değildir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Onları araştırmak, belgelemek, korumak ve geleceğe taşımak gerekir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çünkü kayıt altına almadığımız her kültürel değer, zaman içerisinde unutulma riskiyle karşı karşıyadır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çankırı Olgunlaşma Enstitüsü ne üzerine uzmanlaşabilir?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İşte bana göre Çankırı için kurulacak bir enstitüyü farklılaştıracak asıl mesele burada.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Enstitü, Çankırı'nın kültürel kimliğinden hareketle kendisine özgü bir model geliştirebilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yaran kültürü ve geleneksel yaşam, kaya tuzu ve tuz kültürü, yöresel giyim ve tekstil, geleneksel el sanatları, Çankırı mutfağı, yöresel motiflerin çağdaş tasarıma aktarılması bu modelin temel çalışma alanlarını oluşturabilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hatta zaman içerisinde “Çankırı Koleksiyonu” oluşturulabilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu koleksiyon Ankara’da, İstanbul’da ve uluslararası organizasyonlarda sergilenebilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Neden Çankırı'nın kültürel değerlerinden hareketle tasarlanmış ürünler dünyanın farklı ülkelerinde sergilenmesin?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Böyle bir enstitü nasıl kurulur?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Burada elbette karar mercii Millî Eğitim Bakanlığıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ancak yerelden güçlü bir iradenin ortaya çıkması son derece önemlidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çankırı Valiliği, İl Millî Eğitim Müdürlüğü, Çankırı Belediyesi, Çankırı Karatekin Üniversitesi, milletvekillerimiz, meslek kuruluşlarımız, kalkınma ajansımız ve sivil toplum kuruluşlarımız ortak bir hedef etrafında buluşabilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Öncelikle kapsamlı bir ihtiyaç ve fizibilite raporu hazırlanabilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çankırı'nın kültürel miras envanteri ortaya konulabilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Enstitü için uygun fiziki mekân seçenekleri belirlenebilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hangi alanlarda uzmanlaşacağı ve şehre sağlayacağı sosyal, kültürel ve ekonomik katkılar somut biçimde ortaya konulabilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ardından güçlü ve ortak bir dosyayla Millî Eğitim Bakanlığına teklif götürülebilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Peki neden şimdi?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çünkü dünya hızla değişiyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Küreselleşme bir taraftan kültürleri birbirine yaklaştırırken diğer taraftan yerel kültürel değerleri hızla görünmez hâle getirebiliyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bugün kayıt altına almadığımız bir el sanatını yarın öğretecek usta bulamayabiliriz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bugün belgelemediğimiz bir geleneğin ayrıntılarını birkaç kuşak sonra hatırlamayabiliriz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu nedenle kültürel mirası korumak nostaljik bir çaba değildir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Aksine, geleceğe karşı sorumluluğumuzdur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Son söz…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çankırı'nın yeni yatırımlara, fabrikalara, yollara ve ekonomik projelere elbette ihtiyacı var.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ama bir şehrin kalkınması yalnızca betonla, fabrikayla ve rakamlarla ölçülmez.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Şehirler hafızalarıyla yaşar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kültürünü kaybeden şehir, zaman içerisinde kimliğini de kaybeder.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu nedenle Çankırı'ya bir Olgunlaşma Enstitüsü kurulmasını yalnızca yeni bir eğitim kurumu talebi olarak görmemeliyiz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu, Çankırı'nın kültürel hafızasına sahip çıkma projesidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu, Yaran'ı geleceğe taşıma projesidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu, kadınlarımızın emeğini üretime dönüştürme projesidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu, gençlerimize kendi kültürlerini tanıtma projesidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu, Çankırı'nın tasarım, kültür ve turizm alanında yeni bir marka oluşturma projesidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Belki de artık şu soruyu hep birlikte sormanın zamanı gelmiştir:</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Anadolu'nun böylesine köklü bir kültür şehrinde neden bir Olgunlaşma Enstitüsü olmasın?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ben inanıyorum ki Çankırı ister, kurumları birlikte hareket eder ve güçlü bir proje ortaya koyarsa bu hayal gerçekleştirilebilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çünkü mesele yalnızca geçmişimizi korumak değildir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Mesele, geçmişimizden güç alarak geleceğimizi tasarlamaktır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sümeyra TÜRK</span></span></span></span>]]></description>
<author>Sümeyra Türk</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/sumeyra-turk/olgunlasma-enstitusu/841/</link>
<pubDate>Mon, 10 Aug 2026 16:44:33 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Güne Dair</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Güne Dair</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Haftanın, ayların, yılların hatta asırların önemi yokken, günün ne önemi var, diyebilirsiniz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Günün değil; saatlerin, dakikaların, saniyelerin, anların bile yerine göre çok büyük önemi vardır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir futbol maçında dakikaların anlamı çok büyüktür.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yüzmede mesela saniyeler çok önemlidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kalp krizi geçiren birisi için anlar bile çok önemlidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Derdim bunlar değil tabii ki de şu yaz tatilinde günlerin ne kadar kıymetli olduğunu fark ettim, sizinle de günler üzerine konuşmak istedim.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Günü nasıl algılıyor, nasıl yaşıyoruz?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İnsan gün ile bütün; gün olmadan insan olmaz, çünkü insanın var olması için günün var olması elzem…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İyi de bu günler binlerce yıl öncesine göre yaşanmıyor, bugünün koşullarına göre yaşanıyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ölümler, doğumlar, özel günler sosyal medyadan…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Tebrikler, iyi niyet temennileri, başsağlıkları, kutlamalar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sonuçta teknolojiler, sosyal ilişkileri daha doğrusu sosyal yaşamı belirliyor. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İnsanlar var olan teknolojiye göre yaşam tarzlarını şekillendiriyor. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hatırlar mısınız; bir zamanlar bu iyi niyet temennileri, kutlamalar, başsağlıkları telefondan yapılmaya başlandığında, insanlar ne çok tepki göstermiş, “öyle şey olur mu!” demişlerdi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Şimdilerde sosyal medyadan tüm bunlar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yarın nasıl bir iletişim kanalı ile karşılaşılacak bilemiyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Gelenekçiler; geriye dönüş umudunu taze tutsunlar ama nafile…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hayat devam ediyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İnsanlar kendi dünyalarında yaşayıp gidiyorlar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ne kadar da teknolojik gelişmeler düşünce yapımızı, sosyal ilişkilerimizi değiştirse de insan yine de insan…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Acı, sevinç, üzüntü, gülmek, ağlamak insani…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Daha doğrusu canlı olmanın belirtisi…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İyi de insan bu duyguları ne kadar hissediyor ya da ne kadar yaşıyor?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sosyal medyadaki ölümleri, sevinçleri izleyip geçiyoruz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Umurumuzda olmuyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bakıp geçmek!</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Aynen öyle yapıyoruz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İçimizde bir şeyler depreşiyor, o kadar… </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Gün işte…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">An içinde seviniyor, an içinde de üzülüyoruz, an içinde başka alemlere dalıyoruz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İnsanoğlu…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Neyi ne kadar dert ettiğimizin bir önemi yok, gün içinde zaman akıp gidiyor; sadece zamanı yaşıyoruz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hepsi bu...</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Zamanı durdurmak, sabitlemek gibi bir gücümüz yok.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Zamana tabiyiz…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bazıları diyor ya, “İyi ki ölümlü dünya yoksa insanlar kudururdu.”</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Öyle düşünenlerden hiç değilim, sonsuz bir yaşam olsaydı, insanlar ona göre de bir yaşam tuttururdu.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Günü dert ediyorum kendime, çoğu “dert ettiğin şey bak!” diyordur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Haksız da sayılmazlar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Haftalar, aylar, yıllar günlerden oluşuyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Günün değerini bilmek gerekmez mi?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Benimkisi tatil soruları…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Günün çalışma temposunda şu dert ettiğimin “gün” meselesi aklıma hiç gelmiyor, aklımın ucundan bile geçmiyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Günü bırakın, günün bitmesini iple çekiyor; eve yorgun bedenimi atmak için saatleri sayıyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hafta sonuna kavuşmak özlemi ile yanıp tutuşuyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yetmez, yaz bir an önce gelsin, yıllık izine çıkayım, derdine düşüyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Gün nerede anlam buluyor, derseniz; sanrım sakin kafa ile düşündüğünüz zaman.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Gün ve günler aslında her zaman önem arz eder.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Dünya tarihinde hep günler vardır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ve o kadar yıl insanlar günleri konuşur, günler üzerinden tarihi ve insanlığı anlamaya çalışır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Günler olmasa canlılar olmazdı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kim ne derse desin, gün demek insanoğlu demektir. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Günün anlamını bilerek yaşamak biz insanoğlunun en büyük görevidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Günleri anlamak, dünyayı anlamaktır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hoşgörüyü, sevgiyi, saygıyı, empatiyi, dostluğu, dayanışmayı hâkim kılmanın yolu günü anlamaktan geçer.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Günü anlamayan insan yaşamını anlamaz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Şu an günü düşünmekteyim…</span></span></span></span>]]></description>
<author>Gündoğdu Yıldırım </author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/gundogdu-yildirim/gune-dair/840/</link>
<pubDate>Wed, 05 Aug 2026 22:33:25 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Çankırı&amp;#39;nın Gerçek Vizontele&amp;#39;si: Ferit Akalın</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Çankırı'nın Gerçek Vizontele'si: Ferit Akalın</span><br />
<br />
Geçtiğimiz hafta bu köşede dijital radyodan, DAB+ teknolojisinden ve geleceğin yayıncılığından söz etmiştim. Bu hafta ise geleceği değil, o geleceğin temellerini atan bir Çankırılıyı anlatmak istiyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bazen bir film izlersiniz ve yıllar geçse de bazı sahneler zihninizden silinmez.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Benim için Vizontele tam da böyle bir film.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kasabaya ilk televizyonun gelişi…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çatılara kurulan antenler…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yayın alabilmek için verilen mücadele…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ve herkesin "deli" dediği Emin…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yılmaz Erdoğan'ın hayat verdiği Emin karakteri, toplumun anlamakta zorlandığı ama aslında zamanının ötesinde düşünen bir insandı. Hurda parçalarından düzenekler kuruyor, antenlerle uğraşıyor, elektrik ve iletişim teknolojileri üzerine kafa yoruyor, yeni şeyler üretmeye çalışıyordu.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Filmin en güçlü mesajlarından biri de buydu aslında.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Toplum bazen farklı düşünen insanlara "deli" der.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Oysa tarih, o insanların çoğunu yıllar sonra "öncü" olarak yazar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Geçtiğimiz günlerde Çankırı'daki Ferit Akalın Radyo ve İletişim Müzesi'ni gezerken aklıma sürekli bu sahneler geldi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sonra kendi kendime sordum:</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Acaba Çankırı'nın da bir "Emin"i vardı da biz onu yeterince tanıyamadık mı?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Ferit Akalın’ın kısa hikayesi;</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">1939 yılında Şabanözü'nde dünyaya gelen Ferit Akalın, daha çocuk yaşlarda radyonun büyülü dünyasına ilgi duymaya başlar. O yıllarda Çankırı'da radyo neredeyse yok denecek kadar azdır. Mahallede bulunan tek radyonun başında saatler geçirir. Daha sonra Çankırı Kütüphanesi'nde radyoyla ilgili bulabildiği bütün kitapları defalarca okur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Henüz ilkokul yıllarında uzun bir anten ve kulaklıkla çalışan ilk kristal radyosunu yapar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sonra tek lambalı radyolar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İki lambalı radyolar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Üç lambalı alıcılar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Lise yıllarında ise bobinlerini dahi kendi ürettiği süperheterodin radyosunu çalıştırmayı başarır. Elektronik artık onun için yalnızca bir merak değil, hayatının merkezidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">1960'lı yılların ortasında İstasyon Caddesi'nde açtığı dükkânın tabelasında alışılmışın dışında bir ifade yazmaktadır:</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">"Elektronik Laboratuvarı."</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Aslında orası bir dükkândan çok daha fazlasıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Teknolojiye ilgi duyan gençlerin buluştuğu, yeni fikirlerin konuşulduğu, bozulan radyoların yeniden hayata döndüğü küçük bir bilim atölyesidir. Çankırılılar yıllarca onu "Radyocu Ferit" diye tanıyacaktır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ama Ferit Akalın yalnızca radyo tamir etmez.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çankırı'da ilk televizyon antenlerini kuran isimlerden biri olur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Televizyon yayınlarını şehre ulaştırmak için günlerce uğraşır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Okullara ses düzenekleri kurar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kendi ses kayıt cihazlarını üretir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ve belki de en ilginci…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">1967 yılının 19 Mayıs törenlerinde, Çankırı Stadı'nda radyo sinyalleriyle uzaktan kumanda ettiği sürücüsüz bir cipi hareket ettirerek izleyenleri hayrete düşürür.<br />
<br />
Bugün bize sıradan gelen bu teknoloji, o günün Anadolu'sunda adeta bilim kurgu gibidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İşte tam da bu yüzden Vizontele'yi izlerken insanın aklına Ferit Akalın geliyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Elbette bugün elimizde, filmin doğrudan Ferit Akalın'dan esinlendiğini gösteren herhangi bir açıklama yok.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bunu söylemek doğru olmaz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ancak benzerlik gerçekten dikkat çekici.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İkisinin de ortak noktası antenler…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Elektronik…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İcatlar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İnsanların "olmaz" dediği şeyleri deneme cesareti…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ve en önemlisi…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Anlaşılmayı bekleyen bir merak…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Belki gerçekten sadece bir tesadüf.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Belki Anadolu'nun farklı şehirlerinde yaşayan benzer ruhların ortak hikâyesi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ama bir gerçek var ki, Vizontele'deki Emin bir sinema karakteriydi; Ferit Akalın ise Çankırı'nın gerçek bir evladıydı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bugün onun bağışladığı yaklaşık doksan tarihi radyo, eski televizyonlar, telefonlar, telgraflar ve yüzlerce iletişim aracı, tarihi Sarıkadı Konağı'nda kurulan Ferit Akalın Radyo ve İletişim Müzesi'nde gelecek kuşaklara aktarılıyor. Ancak bu müzede sergilenen en değerli eser ne eski bir radyo ne de bir televizyon…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Asıl sergilenen şey, bir insanın bitmeyen merakıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Vazgeçmeyen azmidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Üretme heyecanıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Belki de bugün çocuklarımızı bu müzeye götürmemizin nedeni eski radyoları göstermek değildir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Onlara şunu anlatabilmektir:</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hayaller bazen küçük bir Anadolu şehrinde başlar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir tornavidayla…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir bakır telle…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir antenle…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ve dünyayı değiştireceğine inanan tek bir insanla…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ferit Akalın bize sadece bir radyo koleksiyonu bırakmadı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Merak etmeyi öğretti.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Üretmeyi öğretti.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İmkânsız görünen şeyleri denemekten vazgeçmemeyi öğretti.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bugün teknoloji devlerini konuşuyoruz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yapay zekâyı konuşuyoruz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Dijital dönüşümü konuşuyoruz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ama unutmamalıyız ki her büyük dönüşüm, bir zamanlar "hayal kuran" insanların omuzlarında yükseldi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ferit Akalın da o hayal kuran insanlardan biriydi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çankırı'nın gerçek teknoloji öncülerinden biriydi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bugün Ferit Akalın'ın hayatına dair araştırma yaptığımda, 1939 doğumlu olduğu, uzun yıllar Çankırı'da yaşayıp elektronik ve radyo alanındaki çalışmalarını burada sürdürdüğü; 2014'lü yıllarda ise ticari faaliyetlerini bırakarak İzmir'e yerleştiğine ilişkin bilgilerle karşılaştım. Ancak kamuya açık kaynaklarda vefat ettiğine dair doğrulanmış bir bilgiye rastlamadım.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu nedenle onun adına yazarken kesin ifadeler kullanmayı doğru bulmuyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Eğer bugün hâlâ aramızdaysa, ömrünü iletişim teknolojilerine adamış, koleksiyonunu hiçbir karşılık beklemeden doğup büyüdüğü şehre emanet etmiş örnek bir Çankırılı olarak kendisine en içten saygılarımı sunuyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Eğer ebediyete irtihal ettiyse, geride yalnızca eski radyolar değil; merakın, üretmenin ve hayal kurmanın mirasını bırakan bir gönül insanı olarak kendisini rahmet ve minnetle anıyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çünkü bazı insanlar sadece yaşadıkları döneme değil, yaşadıkları şehre de iz bırakırlar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ferit Akalın da Çankırı'nın hafızasında böyle bir iz bırakan isimlerden biridir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Onu minnet ve saygıyla anıyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ve Çankırı'ya yolu düşen herkese içtenlikle sesleniyorum:</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Tuz Mağarası'nı görün…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Saat Kulesi'nde bir fotoğraf çektirin…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ama mutlaka Ferit Akalın Radyo ve İletişim Müzesi'nin kapısından içeri girin.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çünkü orada yalnızca eski radyoları değil, Çankırı’lı bir genç mucidin hayallerini göreceksiniz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sağlıcakla kalın Çankırı’nın güzel insanları <br />
<br />
Sümeyra Türk</span></span></span></span>]]></description>
<author>Sümeyra Türk</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/sumeyra-turk/ferit-akalin/839/</link>
<pubDate>Sun, 02 Aug 2026 19:16:47 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Toplumun Bozulması</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Toplumun Bozulması</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%"><span style="letter-spacing:-.05pt">Aile kredisi yavaş yavaş değerinde değeri kayboluyor, cinnet artıyor, ahlaksızlık, yolsuzluk neredeyse övülür hale gelmiş durumda. Toplumsal düzenin tamamen kaydedildiği bir halde; Şiddetli bir güvensizlik, umutsuzluk, şiddetsizlik, şiddet ve cinnet hakimiyeti.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Toplumsal Yapı Hızla Bozuluyor!</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sosyal bilgiler belki de tarihte hiç bu kadar hızlı bozulmamıştı. Aile, bireyselleşme, narsisizm, sapkınlıklar, en aza indirilmiş, kişisel açıklamalar ve inançsızlık, hızlı, mümkün olamayacak boyutlara ulaşmak üzere.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Toplumun bozulması; edep yerine aşırı bireyselliğin geçmesi, menfaatin iyi niyeti bastırması ve adalet duygusunun zayıflaması gibi temel etik ve sosyal değişimlerden kaynaklanır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Edep ve Saygı: Karşılıklı utanma ve nezaket kurallarının yerini sınırsız bir serbestlik anlayışı aldı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Menfaat: İyilik ve yardımseverlik unutuldu; herkes sadece kendi çıkarını düşünmeye başladı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Aile ve Bağlar: Aile birliği ve sadakat gibi kutsal değerler eski önemini yitirdi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Adalet: Güven duygusu azaldı, hak ve hukuk yerine güçlünün haklı olduğu bir düzen görüldü.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Tahammül: İnsanlar birbirini dinlemiyor, sabır bitti ve herkes sadece kendi doğrusunu savunuyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Toplum Neden mi Bozuldu?</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Edebin Yerini Özgürlük Aldı, Helalin Yerini Haram Aldı, Eşin Yerini Sevgili Aldı, İyi Niyetin Yerini Menfaat Aldı, Namazın Yerini Dunyevi Meşgale Aldı.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Bu Toplumun Üslubu Neden Bu Denli Bozuk?</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Küfürler, aşağılayıcı hakaret ve sözler, nokta gibi görev gören dile yapışmış küfürler, herkesin ağzında edepsizlik, saygısızlık, hakaret, küfür… Rezalet bir durum, dilimize zarar verecek kadar da yaygın.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Bence insanların çoğu artık fikrini anlatmaktan çok karşı tarafı bastırmaya çalışıyor. Sabır azaldı, tahammül azaldı, herkes kendi doğrusunu tek doğru sanıyor. Üslup bozulunca da haklı olsan bile sözünün değeri düşüyor. İnsan biraz saygıyı ve ölçüyü kaybedince konuşma değil, kavga başlıyor.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Bir taraf</span></span> <span style="background:white"><span style="line-height:107%">toplumsal değerlerin yok olmasından şikâyetçi bir taraf toplumsal değerlerin baskıcı olmasından şikâyetçi. Arası nasıl olacak acaba?</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Eğitimsiz ve cahil bir toplumuz maalesef işin aksi tarafı da her konuda fikrimiz ve bilgimiz var ne araştırırız ne okuruz ne de kendimizi geliştiririz böyle bir toplumuz maalesef.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Hakiki adaletle ve ehil kişilerin eliyle yönetilmeyen ülkelerde her pislik olur.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Eğitim ve öğretimin içini boşaltarak kötüleştiren, cahilleştiren zihniyetlerin çok olduğu ülkede, “Öğretmenine sahip çıkmayan, neslini ve halkını satan, korumayan ve üç kuruşa satan, öğretmenini bozanlara, neslini bozanlara hizmet eden; cemaatlerden, topluluklardan, tarikatlardan, fırkalardan, diyanetten hiçbir şey çıkmaz. Hiçbir şey olamaz hiçbir çözüm üretemez. Ne bilim adamı ne alim ne Allah adamı. Ne felsefeci, ne filozof nede yenilik. Yüksek teknoloji icat yapan bilişimci, kaliteli insan sermayesi çıkar. Batıyı ve batılı taklit eder, sermaye olur, uşak olur. İthalatla, tüketimle avunur, düşmanlarına benzer.. Batı taklit ve ezber çöplüğünde eşinir, horozlanır. Ama horozlananı da keserler, kafalarını gömerler vesselam…”</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Toplum Kültür Yozlaşması Yaşıyor</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Film ve dizi sahneleri üzerinden yaşanmak istenen</span></span> <span style="background:white"><span style="line-height:107%">hayatlar.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Sosyal medya üzerinden hayata yön vermek, giyimini belirlemek, o yapıyorsa (bir adım sonra neler olur diye düşünmeden) ben de yaparım demek. </span></span></span><span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Tamiri mümkün olmayan kıvamda devam ediyor. </span></span></span><span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Çoğu insanda buna olağan şeymiş gibi bakıyor maalesef. </span></span></span><span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Normal anormal, anormal normal olmuş doludizgin devam ediyor herkes hayatına. </span></span></span><span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Herkes sadece ben diyor fakat yalnız kalınmadan beni neden kimse anlamıyor diye veryansın var anlaşılmaz derecede.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Basit insanlar, basit hayatlar. Ne diye bilirim. Allah ıslah etsin. Yüce Rabbim Bu Toplumu Yola Getirsin ve Hidayet Eylesin. İnaşallah.</span></span></span></span></span>]]></description>
<author>Mustafa Çelik</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/mustafa-celik/toplumsal-yapi-hizla-bozuluyor/838/</link>
<pubDate>Sat, 01 Aug 2026 21:42:04 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Takma İsimler</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span new="" roman="" times=""><b><span tahoma="">Takma İsimler</span></b><br />
<br />
<span tahoma="">Ülkemizde tüm insanların yaşı kaç olursa olsun okuldaki öğrencilik yıllarını,  ayrıca erkeklerin de  askerlikte geçen tüm iyi ve kötü anılarını mutlaka hatırlarlar.<br />
<br />
Yazımın başlığı takma isimler, nedeni ise, bir kişinin gerçek ismi yerine günlük hayatta arkadaşları arasında kullandığı  yaratıcı ve akılda kalıcı isimlerdir, Benim 1953 – 58 yıllarında İlk okulda öğretmenlerimizden bazıları eli sopalı olduğundan çok çekinirdik, lise yılarında ise hani ilk ve ortaokul gibi pek sopa göremeyiz ama sopadan çok ağır sözler karşımıza çıkar. O bakımdan Tüm öğrenciler Ortaokul ve lise hocalarımızın kendilerine özgü, hayat felsefelerine göre ona yakıştırma isimleri verilir. Öğrenciler arasında hocanın pek ismi ile anılmaz, öğrenciler tarafından verilen takma isimlerle anılırlar. Mesela vefat edenleri rahmetle anıyorum, benim takma isimli hocalarımdan <b><i>“Çakıro, Samsa, Lazoğlu, Gargamel, Çörçil, Peri, Pinti, Keltoş, Süslü” </i></b>gibi takma isim taktığımız muhterem hocalarımı benim unutmadığım gibi sizlerinde unutmanız mümkün değil sanırım..<br />
<br />
Bil hassa genellikle tüm öğrenciler İlk okul öğretmenlerini pek unutamazlar,  benim için de, tüm öğretmenlerim çok ama çok değerli insanlardır. Ancak; Öğretmenlerimizin hepsi öğrencilerinin kendilerin taktıkları takma isimleri çoğunluğu biliyorlardı, Onlara şunu demek istiyorum, Vatan Şairi Namık Kemal’in bir sözüdür. <b><i>“Zihni fukara olanın aklı ukala olur” </i></b>Bu vesileyle Tüm insanlığa ilham veren bütün öğretmenlerimize minnet ve derin hürmetlerimleri sunarım. Vefat edenlerin cümlesini rahmetle yad ediyorum. Mekanları cennet olsun.<br />
<br />
Bu durum Anadolu’muzun her yöresinde soyadı kanunundan evvel ve sonra da çok çeşitli lakaplar vardır, bir kişiyi tarif ederken hep falanca gilden falancanın oğlu veya kızı derler, yani lakaplara göre tarif edilir ve tanınır. Bazı şahısların kendilerinden kaynaklanan özel isimleri vardır. Mesela Korgun’lu olarak kendisini gururla rahmetle andığım muhterem abimiz Ziraat Y.Müh.Tahsin Ylılmaz abimin gazete ve kitaplarından  da faydalanarak, benim özel araştırmalarım neticesinde belirlediğim 180 civarında Korgun’lu vatandaşların lakaplarından ayrı özel yakıştırma isimler var, Bunların tamamını yayınlamayı isterim ama burası yeri değil, Çünkü takma isimlerinden rahatız olanlar vardır mutlaka. Ama benim isimleri bende saklı kalmak üzere aralarından seçtiklerim; <b><i>Abazo, Azap, Bicek, B.kçu, Canavar, Cabcuk, Cıbır, Dalyeci, Ecinci, Egeş, Fındıncı, Finik, İbi, Karaçalı, Kerto, Kepçe, Kınacı, Kündeci, Kürüş, Kalın,  Manimani, Maraz, Sinek, Şebbani, Şeplek, Şaltak, Şallo, Tayıncı, Telli, Tingiz, Tuzsuz, Oğuzo, Yatuk, Zıkzık, Zorali </i> </b>gibi onlarcası..<br />
<br />
Güzel Anadolu’mun güzel insanları<b><i>… “kendilerinin özel takma isimleriyle  anılırlar”</i></b> Bazıları askerde çavuştur, terhis olur gelir ama o artık ölünceye kadar <b><i>“çavuş” </i></b>İsmiyle anılır<b><i>. </i></b>Bazıları tez canlıdır. Elinden her iş gelir, Onun lakabı <b><i>“Herşeyci” </i></b>diye anılır. Bazıları asla kavgacı değillerdir, bir sineği bile öldürmeye kıyamazlar ve cesaretleri de yoktur ama takma adı <b><i>“Efe”</i></b> dir. Bir diğeri gözünü budaktan sakınmaz yani cesaret sahibidir, dürüst insanlardır. Kim olursa olsun lafını esirgemez, cevap verilecek olanlara anında cevabını yapıştırır onun için takma adı <b><i>“Deli” </i></b>dir. Adam yöresinde nam yapmış sevilen ve sayılan bir kişidir, hoş sohpeti ile kendini ziyaret edenleri mest eder, sağlıklıdır, ama takma adı ne hikmetse<b><i>“Maraz”,  </i></b>Bir diğeri giyimine ve temizliğine pek önem vermez dünya tatlısı ve dürüstlük timsali bir kişi ama takma adı<i> <b>“Şallo”, </b></i>bir diğeri insan olarak çok değerlidir, ama şakaya gelmez, yüzü hiç gülmez, asık suratlıdır,  ama takma adı <b>“Güler</b>” dir. Öbürü ise insan olarak kibar,  sohbeti dinlenir ve  özü sözü bir, giyim kuşamına dikkat eder, fakat takma adı <b><i>“Naylon” </i></b>gibi daha onlarca takma isimler..<br />
<br />
Bu takma isimleri alanların yine takma isimle anılmaları ne zamana kadar sürer derseniz inanın vefat ettiğinde bile onu anarken yine o takma isimle anılır. Ya da birinin çok güzel bir benzetme yapması onun da benimsenmesi gerekir. Mesela benim amcaoğlu Ahmet Keskin’e <b>“Adanalı</b>”, Korgun’un sevilen siması Kemal Öğdü kardeşimize de kendisiyle hiç uyuşmayan <b>“Saddam”,</b> Okul arkadaşım Mehmet Gökdemir’e <b>“Canavar”</b> dedikleri gibi..  <br />
<br />
Bu isimleriyle anılanların hepsi birbirinden akıllı tanınmış, filozof, şakacı kişilerdir. Öyle sözler söylerler ki kitap yazılır. Öyle şakalar yaparlar ki, mizah yazarları hayretler için de kalır. İğdeli mahallesinde rahmetli  Ahmet amcamıza  <b><i>“Deli” </i></b>derlerdi ve cami önündeki vatandaşların radyo ajansıydı, Dalyeci İsmail amcamız Korgun’un en büyük domino oyun ustasıydı, O rahmetli oyuna başladığında kahve müşterileri tarafından oyununun sonuna kadar takip edilirdi.<br />
<br />
Oyunda yenilirken domino taşlarına ağzından çıkan kelimeleri burada yazmak mümkün değil. Sağlığı sıhhati yerinde olan ve <b><i>“Maraz”</i></b> takma adı ile unutulmayanlar arasında olan  İsmail amcamız ise ülkemizin yetiştirdiği el yapımı <b><i>(iskarpin)</i></b> ayakkabı yapımının en büyük ustasıydı, Dükkanında gelen müşterilerine olan sohbetine doyum olmazdı. Rahmetli babamla dükkan komşumuz olmamız hesabıyla bende çok ama çok anısı vardır.Daha niceleri var ama burada yazmak mümkün olmuyor, Bunların hepsinin kendisine özgü kişilikleri, sempatik tavırları yanında birde ahlak  ve asalet  sahipleriydiler.<br />
<br />
Bazılarının maddi durumları iyidir, ama yardımseverlerdir, çoğu da fakirdir, gariptir. ama ruhu zengin<b><i> ‘gani’ </i></b>gönüllüdürler. Tek parça ekmeğini aç insanlarla paylaşırlar, Bu insanlar aç kalırlar acım demezler. Sofradan doymadan kalkarlar<b><i>. “Elhamdülillah doydum"</i></b> derler.<br />
<br />
Harman zamanı sıcaklarda, tarlalarda kavrulur, çatlar dudakları. biçilmiş buğday yığınlarının gölgesinde yedikleri yarma aşı, bulgur pilavı, erişte. İçecekleri ise meşruba olarak da ya, kızılcık şerbeti,  ya pestil ezmesi veya ekşimiş ayrandır, Emeğinin gücü ile karnını yarı aç, yarı tok doyuranlardan, bunlar Sosyal güvenlik sigortası ne olduğunu bile bilmezler..<br />
<br />
Ben böyle bir yerde doğdum. Burası şimdi ilçe ama orası benim kutsal toprağım Korgun, hemşerilerimin ve atalarımın diyarı, yaşım itibariyle bu dünya tatlısı insanların bir çoğunu tanıyor ve de çok hoş sohbetlerimiz olmuştu, <br />
<br />
Bir ay kadar önce Sıla-i Rahim yaptığım Korgun’da Çarşıda dostlarımı görürüm hevesiyle uğradığım kahvehanelerde ne yazik ki emsallerimden başkasını tanımak imkanım yok, Emsallerimin de bir çoğu ya gurbette, yada vefat etmiş. Sayın Belediye Başkanımızı ziyaret edip, çalışmaları hakkında fikir alayım ve başarı dileklerimi sunayım dedim, makamında olmadığını çalışmaları yerinde incelemek üzere ayrıldığını söylediler. Korgun’un şansı diyeyim, gerçekten büyük hizmetleri var. Maşallah, çalışmalarında başarılar dilerim. Bu çalışmasıhndan ötürü içinden kusura bakmasın ama ona <b><i>“Atom Karınca”</i></b> demek içinden geliyor.<br />
<br />
Tek ziyaret edeceğim yer kaldı ölmüşlerimi ziyaret. Mezarlığa girer girmez genç hepsi, hepsi tanıdık, hepsinin mezar taşlarına selam verip beraber geçirdiğimiz gecmiş günlerimi onlarla yad ettim.. Babam Osman Keskin, Kayın Pederim ve Kayınvalidem Muharrem ve Asiye Ünlü, Kardeşim Yüksel Keskin ile o mahalle ve okul arkadaşlarım, Kıbrıs Gazisi sevgili bacanağım Mustafa Sapmaz, Şehidimiz Veysel Çirişoğlu ile Ömer Oğuz, Yunus Şertürk, Sefa Öz, Selami Ursavaş,  gibi şu an hatırlayamadığım daha niceleri, Hepsine Rahmetler olsun diye dualarımı yaparak mezarlıktan çıktım, Yani anladım ki yaşım itibariyle artık yaşayanlardan daha çok mezarlıktakilerin hepsi tanıdık,<br />
<br />
Aslında çoğu Korgun’lu şu yazdıklarım onlara itici gelebilir, veya <b><i>“bana küstahlık ediyorsunuz” </i></b>diyebilirler.. Ancak ben onlara Anadolu’nun her yöresinde mevcut bu muhterem insanların güler yüzünü göstermek istedim...<br />
<br />
Bu benim anılarım aslında, beğenen veya beğenmeyenlere teşekkür ederim...<br />
<br />
Sevgili dostlarım,  dünya, bir penceredir. Kimimiz bu pencereden sevgiyle bakar, kimimiz kinle, kimimiz merhamet bırakır ardında, kimimiz de kırgınlık. Ama vakit dolduğunda hepimiz aynı pencereden sessizce ayrılırız. Ayrılırken de ardımızda ne kadar mal bıraktığımız değil, ne kadar gönül aldığımız konuşulur.<br />
<br />
Sağlıklı günlerde görüşmek dileğiyle hoşça kalın.</span><br />
<br />
<b><span tahoma="">Necati Keskin<br />
01 Ağustos 2026</span></b></span></span></span><br />
 ]]></description>
<author>Necati Keskin</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/necati-keskin/takma-isimler/837/</link>
<pubDate>Fri, 31 Jul 2026 23:59:15 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Radyonun Sesi Kısılmıyor, Dijitalleşiyor</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;">Radyonun Sesi Kısılmıyor, Dijitalleşiyor</span><br />
<br />
Değerli Çankırılı hemşehrilerim,<br />
<br />
Uzun bir aradan sonra yeniden Haberci18 sayfalarında sizlerle buluşmanın heyecanını ve mutluluğunu yaşıyorum. Öncelikle Çankırı'nın güzel insanlarına en içten sevgi ve saygılarımı gönderiyor; her birinizi muhabbetle selamlıyorum.<br />
<br />
Doğup büyüdüğümüz, havasını soluduğumuz, hatıralarımızı biriktirdiğimiz bu güzel şehrin insanlarıyla yeniden aynı satırlarda buluşabilmek benim için ayrı bir anlam taşıyor. Bundan sonra zaman zaman teknoloji, iletişim, medya,dijital dünyanın hayatımıza etkileri üzerine ve tabiki Ankara Kulisine uygun haberlerle düşüncelerimi sizlerle paylaşmaya çalışacağım.<br />
<br />
Bugün sizlerle, belki de hepimizin çocukluğunda, gençliğinde ve hâlâ günlük hayatında önemli bir yeri olan bir dosttan söz etmek istiyorum: Radyodan…<br />
<br />
Bir sabah işe giderken otomobilinizde radyoyu açıyorsunuz…<br />
<br />
En sevdiğiniz program başlıyor. Sunucu yalnızca haber vermiyor; bulunduğunuz güzergâhtaki trafik yoğunluğunu aktarıyor, hava durumunu söylüyor, yol çalışmaları konusunda sizi uyarıyor. Birkaç dakika sonra ekranınıza bir deprem uyarısı düşüyor. Ardından bulunduğunuz bölge için AFAD'ın yönlendirmeleri sesli olarak yayınlanıyor.<br />
<br />
Hayal gibi mi geliyor?<br />
<br />
Aslında değil.<br />
<br />
Dünyanın birçok ülkesinde bu sistemler bugün kullanılmaya başlandı bile.<br />
<br />
Yaklaşık yüz yıldır hayatımızda olan radyo, belki de tarihinin en büyük dönüşümünü yaşıyor. Bir dönem "Televizyon çıktı, radyo bitti." denildi. Sonra internet geldi, sosyal medya hayatımıza girdi, podcast platformları yaygınlaştı.<br />
<br />
Her yeni teknoloji, radyonun sonunu ilan etti.<br />
<br />
Ama radyo her defasında yeniden ayağa kalktı.<br />
<br />
Çünkü radyo sadece bir yayın aracı değildir; kimi zaman yol arkadaşımız, kimi zaman evimizin sesi, kimi zaman da en zor günlerde güvenilir haber kaynağımız olmuştur.<br />
<br />
Depremlerde, sellerde, yangınlarda internet erişimi kesilebilir, cep telefonu şebekeleri yoğunluk nedeniyle çalışmayabilir. İşte tam da böyle zamanlarda radyo, milyonlarca insana aynı anda ulaşabilen en güvenilir iletişim araçlarından biri olmayı sürdürüyor.<br />
<br />
Ancak bugünün radyosu artık bildiğimiz radyo değil.<br />
<br />
Dünyada hızla yaygınlaşan DAB+ (Digital Audio Broadcasting Plus) teknolojisi, analog FM yayıncılığının yerini almaya hazırlanıyor.<br />
<br />
Peki bu ne anlama geliyor?<br />
<br />
Daha kaliteli ses, daha fazla radyo kanalı, daha verimli frekans kullanımı ve acil durumlarda çok daha güçlü bir iletişim altyapısı demek.<br />
<br />
Bugün büyük şehirlerde radyolar arasında dolaşırken zaman zaman cızırtılarla karşılaşıyoruz. Bazı bölgelerde yayın kayboluyor, bazı frekanslar birbirine karışıyor. Bunun temel nedeni, FM frekanslarının artık kapasitesinin sınırına yaklaşmış olmasıdır.<br />
<br />
DAB+ ise aynı frekans alanında çok daha fazla radyo kanalının yayın yapmasına imkân tanıyor. Üstelik yalnızca ses değil; şarkı bilgileri, haber başlıkları, trafik durumu ve acil durum mesajları da dinleyiciye ulaştırılabiliyor.<br />
<br />
Türkiye de bu dönüşümün dışında değil. Son yıllarda başlayan dijital radyo yayınları, ülkemizin de yeni yayıncılık teknolojilerine uyum sağlama sürecine girdiğini gösteriyor. Elbette bu dönüşüm bir gecede tamamlanmayacak. Ancak yön belli: Radyo dijitalleşiyor.<br />
<br />
Üstelik değişim bununla da sınırlı değil.<br />
<br />
Yapay zekâ artık radyolar için haber yazıyor, yayın akışını planlıyor, dinleyici alışkanlıklarını analiz ediyor. Yakın gelecekte otomobillerimiz bulunduğumuz bölgeye göre bize en doğru bilgiyi ulaştıracak; akıllı şehirler ile dijital yayıncılık iç içe geçecek.<br />
<br />
Bütün bunlar bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor:<br />
<br />
Teknoloji değişiyor ama güvenilir bilgiye duyulan ihtiyaç değişmiyor.<br />
<br />
Belki kullandığımız cihazlar değişecek…<br />
<br />
Belki yayın frekansları değişecek…<br />
<br />
Belki radyolarımız yapay zekâ destekli olacak…<br />
<br />
Ama insanların doğru bilgiye, güvenilir habere ve ortak bir sese duyduğu ihtiyaç hiçbir zaman değişmeyecek.<br />
<br />
Bu nedenle radyo ölmüyor.<br />
<br />
Sadece çağın ruhuna uyum sağlayarak kendini yeniden keşfediyor.<br />
<br />
Sağlıkla, umutla ve güzel haberlerde buluşmak dileğiyle… <br />
<br />
Sümeyra Türk</span></span><br />
 ]]></description>
<author>Sümeyra Türk</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/sumeyra-turk/sumeyra-turk/836/</link>
<pubDate>Mon, 27 Jul 2026 00:34:48 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Nutuk</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Nutuk</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Mustafa Kemal Atatürk’ün “Nutuk” kitabını okumakta sanırım biraz geç kalmışım. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Büyük bir eksiklik…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ne deseniz haklısınız.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Neyse ki geçte olsa okudum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir kez daha anladım ki Atatürk büyük bir insan, büyük bir lider…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ülkeyi işgalcilerden kurtarmak için tüm rütbelerinden vaz geçmek, canı pahasına yola çıkmak…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kim göze alabilir bunu?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yoksul, öksüz büyümüş, askerlikten başka bir mesleği olmayan bir kişi için ne kadar hayati bir yol ayrımı…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hadi askerlikten istifa etmesi anlaşılır diyelim.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Dünyada birçok ülkenin kurucu lideri olmuştur, her bir lider ülkesini bağımsızlığa kavuşturmak, devrim yapmak için yola çıkmıştır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Her bir liderin yola çıkarken yanında birçok insan vardı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Birlik oldular, saf tuttular ülkelerini işgalcilerden kurtardılar ya da İran’daki gibi var olan iktidarı devirdiler.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İran’da yanlış hatırlamıyorsam, tüm muhalif unsurlar bir araya geldiler, Şah Muhammed Rıza Pehlevi'ye karşı iç isyan çıkartılar, İran İslam Cumhuriyeti kurdular.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çin'de bugünkü komünist rejim, 1949 yılında Mao Zedong önderliğindeki Çin Komünist Partisi'nin (ÇKP), Milliyetçi Parti (Kuomintang) güçlerini iç savaşta yenmesiyle kuruldu. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">1 Ekim 1949'da Pekin'de Çin Halk Cumhuriyeti ilan edildi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hindistan rejimi, 1947 yılında Britanya İmparatorluğu'na karşı kazanılan bağımsızlığın ardından, Mahatma Gandhi ve Jawaharlal Nehru gibi liderlerin önderliğinde kuruldu. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Küba rejimi, 1959 yılında Fidel Castro ve Che Guevara liderliğindeki gerilla ordusunun Fulgencio Batista diktatörlüğünü devirmesiyle sosyalist sistem hayata geçti. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Her bir devrim, rejim değişikliği, işgalci güçlerin yurttan atılması büyük bir örgütlü güç tarafından gerçekleşti.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Şevket Süreyya Aydemir’in “Tek Adam” dediği gibi, Atatürk tek başına yola çıktı; yakınında çevresinde ikinci bir adam yoktu.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Tek başına bir Kurtuluş Savaşı verdi ve tek başına cumhuriyeti kurdu.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">“Nutuk” kitabında ne diyor Atatürk; “İstanbul hükümeti görevini yerine getiremiyor.” Saltanat, padişah dese Kurtuluş Savaşı başlamadan bitecek…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Etrafındakiler saltanat yanlıları…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Amaçları, ülkeyi düşmanlardan kurtarmak, Saltanatı kaldığı yerden devam ettirmek…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Saltanat yanlıları aynı zamanda İngiliz mandası, diyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">En çok istenen ABD mandası…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">ABD mandasını kabul edelim, sonrasına bakarız…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Deniliyor…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Nihayetinde işgalciler yeniliyor, yurttan atılıyor.  </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Cumhuriyetin ilanına karşı hamleler…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Rauf Orbay, babasının Osmanlı Padişah’ına hizmet ettiğini ve <i>"Boğazımda padişahın ekmeği var"</i> diyerek padişaha olan bağlılığını ilan ediyor. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Refet Bele Cumhuriyetin ilanına karşı çıkıyor, saltanatın kaldırılması ve Cumhuriyet fikrini "henüz zamanı gelmedi" diyerek reddediyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Komutanlar, bürokratlar, milletvekilleri Cumhuriyet’e karşı çıkıyor, saltanatın devam etmesini istiyor…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Atatürk, Cumhuriyet'in ilan edileceğini ilk olarak 28 Ekim 1923 akşamı Çankaya Köşkü'nde verdiği akşam yemeğinde silah arkadaşlarına, tarihe geçen o ünlü sözüyle <i>"Efendiler, yarın Cumhuriyet'i ilan edeceğiz!"</i> diyerek niyetini kesin olarak ifade etmiştir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">“Nutuk” kitabını okuyunca, gözümde çok büyük olan Atatürk’ü daha bir büyütmüştür.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İlmek ilmek verilmiş bir mücadele…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Dünya tarihine geçecek bir siyasal bilinç…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hayata geçirilen bir siyaset…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ve de tek başına…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kurtuluş Savaşı veren, Cumhuriyeti kuran şahsa milletvekilliği çok görülerek, ayak oyunları ile tasfiye edilmek istenmesine ne demelidir?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Halife ve Saltanat yanlılarına Atatürk’ün verdiği cevap tarihi değerdedir;<br />
<br />
<i>"Osmanoğulları zorla Türk milletinin egemenliğine ve saltanatına el koymuşlardı.<br />
<br />
Bu zorbalıklarını altı yüzyıldan beri sürdürmüşlerdi. Şimdi de Türk milleti egemenliğini ve saltanatını kendi eline almış bulunuyor."</i></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Nutuk kitabının neresini okusanız Atatürk’e hayran kalırsınız.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bilim, fen, sanat, insanlık iliklerine kadar işlemiş, yaşam şekli haline gelmiş bir yaşam...</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Her şeyi halktan…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İçimizden birisi… </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Türk Halkı’na adanmış bir ömür…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çok erken sonlandı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Keşke biraz uzun yaşasaydı. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">“Nutuk” okunmadan ne Kurtuluş Savaşı ne de Atatürk anlaşılabilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Mutlaka okunmalıdır…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Geç olmadan!</span></span></span></span>]]></description>
<author>Gündoğdu Yıldırım </author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/gundogdu-yildirim/nutuk/835/</link>
<pubDate>Sat, 18 Jul 2026 20:58:44 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>15 Temmuz Kalkışması</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">15 Temmuz Kalkışması</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">15 Temmuz Kalkışması, 15 Temmuz 2016 günü Fetullah Gülen ve cemaati tarafından gerçekleştirilen darbe girişimini vatan hainliği ve küffarın ajanı olarak nitelendirerek eleştirmektedir. Bu kalkışma, "15 Temmuz Hain Darbe Girişimi" olarak yer almaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">15 Temmuz 2016 günü İslâm ve vatan haini, küffarın ajanı Fetullah Gülen ve güruhu büyük bir kalkışma tertip etmeye çalıştı. Türkiye'yi küffara peşkeş çekmek için harekete geçtiler. Ancak Allah-u Teâlâ bunlara fırsat vermedi; din ve vatan bölücüsü bu hain Fetö terör örgütü ve arkasındaki küffara karşı milletimize büyük bir nusret bahşetti, büyük bir muzafferiyet nasip etti. Sonsuz şükürler olsun.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu nusreti bize bahşeden, bu vatanı muhafaza eden Rabb'imize hamdederiz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu küffar ajanları çok büyük bir plân tertip etmişlerdi. Ancak Allah-u Teâlâ onların plânlarını kendilerine çevirdi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Esasında her türlü fitnenin ayyuka çıktığı ahir zaman devrinde yaşıyoruz. Madde ve menfaati din ve imana yeğ tutan topluluklar ortalığı istilâ etmiş bulunuyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bugün bu ahir son zamanda, bu seyyiat zamanında türeyen ve din adına ortaya çıkan; Fetö, Daeş (Işid) vb. bölücü grupların dünya saltanatı için her türlü vahşeti ve ihaneti işlemeleri bütün İslâm dünyasında, müslüman ahali üzerinde büyük bir tesir bıraktı. Dış düşmanın yapamadığını bunlar din maskesi altında yaptılar. Hem vatanda, hem de dinde büyük bir darbe vurdular. Dini ve vatanı Amerika'ya peşkeş çekmeye çalıştılar. Dikkat ederseniz her bir din ve vatan bölücüsü Amerika'nın, Haçlı'nın işgaline zemin hazırlamak için iştiyak duyuyor.<br />
<br />
Tarih böyle bir ihanet görmedi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Binaenaleyh İslâm'ın, vatanımızın ve İslâm beldelerinin sulh ve selâmet bulması için bu gibi bölücülerin bertaraf edilmesi gerekiyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Zira bunları temizlemeden uhuvvet tesis edilemez, din ve vatan selâmet bulmaz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bizden Uyarması!<br />
<br />
Hepimizin dikkat etmesi lazım; Bayrağımız için, Vatanımız için, Milletimiz için uyanık olmamız lazım. Su uyur, düşman uyumaz. Tehlike geçmiş değil.<br />
<br />
Dolayısıyla Fetö hiçbir zaman uyumaz, dikkatli olmamız lazım. Ne olur, bu ş (***) mücadeleye devam edin.<br />
<br />
Halen içimizde bulunan, ayaklarımız altında dolaşan casusluk şebekesi Fetö taşeronlarına geçit vermeyiniz; köklerini kurutana kadar işin peşini bırakmayınız lütfen.<br />
<br />
Tanrı Türk'ü korusun, Ne Mutlu Türk'üm diyene.</span></span></span></span>]]></description>
<author>Mustafa Çelik</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/mustafa-celik/tehlike-gecmis-degil/834/</link>
<pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:41:29 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Tüm Tapular Dağıtılmış</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span new="" roman="" times=""><b><span tahoma="">Tüm Tapular Dağıtılmış</span></b><br />
<br />
<span tahoma="">Biz insanlar dünyaya gelmekle artık burada sonsuza kadar kalacağımızı zannediyoruz,<br />
<br />
Belirli yaşlarda gelince, doğanın kananu gereği, fiziki olarak da, karakter olarak da değişime uğruyoruz, bazılarımız yaşadığımız hayatın mutlak bir gün  sona ereceğini idrak ediyor, yaşantısını ona göre sürdürüyor, bir diğerimiz ise eline imkan geçince gözü hiç bir şey görmüyor; ölümü hiçe sayıp ne yazık ki dünya hırsına mağlup oluyor..<br />
<br />
Dedim ya; insanız sonuçta karakterimizle de değişiklik yaşıyoruz.<br />
<br />
Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğüne bağlı Kadastro Müdürlüğüne 34 yıl hizmetim gereği Kadastrosu biten köylerin tapu dağıtım törenlerinde bulundum.<b> </b><br />
<br />
Böylelikle yazımın konusuna başlamadan önce birkaç yıl evvel Şener Şen’in meşhur bir filmini izlemiştim, birkaç gün önce yine internetten izledim. <b><i>“Züğürt Ağa”</i></b><br />
<br />
Züğürt Ağa filmini izleyenler bilir, filminde meşhur bir sahne vardı: Züğürt Ağa’nın köyünde bir seçim yapılır. Züğürt Ağa’nın partisiyle, kendisiyle husumetli olan Şıh’ın partisi yarışmaktadır. Seçim yapılır ama seçimde ne yazık ki Züğürt Ağa’nın partisine yalnızca bir tane oy çıkar. Ancak, Züğürt ağadan korkularından olsa gerek  seçim sonucunu bir gün sonra ağa’ya bildirirler, ancak ağa’nın korkusundan her maraba o bir oy’un kendilsine ait olduğunu iddia etseler de biliniyor ki o oy Züğürt Ağa’nın kendi kullandığı oy’dur, neticede tüm köylüler oylarını Şıh’ın partisine oy verdikleri anlaşılır. Züğürt Ağa neden karşı partiye oy verdiklerini sorduğunda köylüler Şıh’ın kendilerine oy karşılığında cennetten tapu dağıttığını söylerler. Hatta kahya şıh’ın verdiği tapuyu’da ağa’ya gösterir.<br />
<br />
Marabalarının kandırılması üzerine sinirlenen Züğürt Ağa: “<b><i>Siz önce bu dünyadaki yerinizi düşünseydiniz.”</i></b> deyince kahyası da şöyle karşılık verir; <b><i>“Dünyadaki tüm tapular dağıtılmış ağam. Bize yer kalmadı”</i></b><br />
<br />
Maraba köylünün ağa’ya söylediği söz müthiş, Bu söz filmi izleyenler tarafından benim gibi çok etkilenmişlerdir. Köylü marabaya göre dünyadaki tüm tapular dağıtılmış, garip guraba’ya yer kalmamıştır, aslında ona göre çok doğru bir tespit.<br />
<br />
Ben 80 yıldır bu topraklarda yaşıyorum 34 yılımı Devlet hizmetine verdim. 2002 yılında emekli olunca emekli ikramiyesi çocuklarımında biraz olsun yardımı ile 2003 yılında aldığım dairemin tapusundan başka üzerime kayıtlı hiç bir tapum olmadı. Ancak Korgun’da rahmetlliler 75 yaşında vefat eden babamın, ve onunda babasından yani dedemden kalma bir kaç tarla ve köy evimizden başka tapulu yerimiz yok. Dilerim Allah herkese çocuklarıyla birlikte, burası da benim evim diyecek ve başını sokacak bir ev nasip etsin, ama ne yazık ki, bir memur veya asgari ücretli maaşı ile  haklı olarak ekonomik gücü şu an buna imkan vermiyor.<br />
<br />
Ben Devlet memurluğu süresince her 34 yıl kirada oturdum, Malının mülkünün ve parasının hesabını bilmeyenler çok, Bir çoğu babadan kalma, fakat ben kimde ne var, kim ne kadar zengin, bu zenginlik nereden gelmiş, beni hiç mi hiç ilgilendirmez, benim için önemli olan sağlıklı yaşamak ve gönül zenginliği derim.<br />
<br />
Konu marabanın konuştuğu <b><i>“Tapu”</i></b> meselesiydi. Belirli bir yaşa gelip çocuk çocuğa karışan her insan ister ki tüm ailemle oturacağım bir tek odamız olsun, kapısını kendi anahtarımizla açalım. Odamızın duvarına aile resimlerimi asayım, çocuklarım okuldan veya işten gelince <b><i>“baba evimiz çok güzel”</i></b> diyerek bizleri mutluluğun doruğuna ulaştırsınlar. Yani umuda yolculuk her zaman mutluluk verir..<br />
<br />
Fakat birde madalyonun diğer yüzü ise kiracılık. Kiracı olanlara yüce Mevla’m kolaylıklar versin, kiracı olursan ay başı çabuk gelir, eğer ev sahibi ‘kıl kuyruk’ yani paraya tapan birisiyse, aybaşı akşamı kira parası için kapı zilini çalması insanı kahreder. Hele birde sözleşme gereği kiraya zam zamanı gelince artık ev sahibinin yüzü gözü görülmez, kiracı olanda merak eder ki acaba ne kadar zam yapacak diye iki dudağının arasında çıkacak o müthiş kelimeyi bekler.<br />
<br />
Dilerim ki kiracı olanlara da, Allah ev sahibinin de hayırlısını versin, Dünya malı dünyada kalıyor, ne olursa olsun <b><i>“Mal canın yongasıdır” </i></b>derler. İhtiyacından fazlasına da yani dünya malına fazla tamah etmemek gerek, hele bu köylerimizde pek çok yaşadığımız olaylar var, vatandaşımız, abdesinde namazında beş vakit namazını kaçırmayan insanlar, Kutsal topraklara ziyanetini yapmış, konuşurken ağızlarından bal damlar, Allah’ın affetmeyeceği günahın kul hakkı olduğunu anlatırlar. Fakat ne yazık ki komşunun veya hazinenin bir karış toprağı için verdikleri mücadele akıl almaz nitelikte, işte bu insanların cahilane tutumları acaba neden böyle bu insanlar  diye merak ederim.<br />
<br />
Şunu asla unutmayalım ki, dünya kadar malın olsa da hiçbir şey bizim değil.<br />
<br />
Bize verilen emanetler, zamanı gelince elimizden alınacak, bizleri tanıyan ve sevdiğimiz insanların katılımıyla, sadece tek bir kefenle ve  iki m2. lik açılan çukura gömülerek bu dünyayı terk edeceğiz.</span> <span tahoma="">Kim olursak olalım. İster ilim sahibi bir âlim, ister zulmün peşinden giden bir zalim. İster servetiyle övünen bir zengin, ister elindekiyle şükreden bir fakir. Hepimizin yolu aynı kapıya çıkar. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de <b><i>“her canlı ölümü tadacaktır”</i></b> diyor. Ölüm her canlı için vardır ve kimseye ayrıcalık tanımayan ilahi bir hakikattir. Hani nereye gitti atalarımız, yakınlarınız ve sevdiğimiz insanlar, daha dün onlar da yaşıyor bizim gibi hayata tutunmak için didinip durdular, mal mülk edinme, çocuklarının geleceklerini hazırlama  peşinde koşuyorlardı. Ama bugün iyi veya kötü yaptıkları ve yaşadıklarıyla başka bir alemde ameliyle baş başalar.<br />
<br />
İnançlı olanlar, bilin ki dünyada yapılan her iyi veya kötü iş, elbette  karşılığını görecektir, Yaşarken bu dengeyi kurmamız gerekiyor..<br />
<br />
Sağlıklı ve huzurlu günlerde tekrar görüşmek üzere.</span><br />
<br />
<b><span tahoma="">Necati KESKİN<br />
<br />
15 Temmuz 2026</span></b></span></span></span><br />
 ]]></description>
<author>Necati Keskin</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/necati-keskin/tum-tapular-dagitilmis/833/</link>
<pubDate>Wed, 15 Jul 2026 00:05:39 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Havva&amp;#39;nın Üç Kızı</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Havva’nın Üç Kızı</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Düzenli olarak iki haftaya bir toplanıyor, arkadaşlarla önceden belirleyip okuduğumuz kitaplarla ilgili değerlendirmeler yapıyor, çıkarımlarda bulunuyoruz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kitaba, yazara çok farklı yaklaşımlar oluyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Farklı bakış açıları işte. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Buradan şunu söylemek isterim: Sizler de yaşadığınız şehirlerde arkadaşlarınızla bir kitap kulübü kurunuz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bol bol kitap okuyunuz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hayatınız kitap olsun…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Şiddetle tavsiye edilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Dört yıldır ara vermeden sürdürdüğümüz kitap kulübünde, dünya klasiklerini, Cumhuriyetin ilk yıllarındaki yazarları ve de günümüz yazarlarını okuduk.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Değerlendirdik, yorumladık, çıkarımlarda bulunduk. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kitaplarla ve kitapların yazarları ile ilgili bir bilgi birikimimiz az da olsa oluştu. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Heybemizi kendimizce doldurduk.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Elif Şafak’tı okuyacağımız yazar, iki hafta önceden belirlemiştik.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çoğu kitabını önceden okumuştum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">“Aşk” romanını çok başarılı bulmuştum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">“Babam ve Piç” kitabı da iyiydi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">“Havva’nın Üç Kızı” romanı şiddetle tavsiye edildi. Merak ettim doğrusu; okumam gerektiğini düşünerek, evime ne yakın kütüphaneden kitabı gittim, aldım; bir solukta okudum, bitirdim.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Postmodernist yazarlar; hep bilindik meseleleri konu ediniyorlar, aynı çıkarımlarda bulunuyorlar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Onu fark ettim.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Orhan Pamuk’un kurgusu ile Elif Şafak’ın kurgusu, vermek istedikleri mesaj aynı…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kafası karışık bireyler…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İdeal yoksunluğu…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Davaya inançsızlık…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İhanet, çözülme, kaçış…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Mutsuz insan…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bireysel yaşam…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Romanda kahramanlar; köylüler, şehirliler, islamcılar, solcular, sağcılar, milliyetçiler, ateistler, inançlılar, cahiller, zenginler, yoksullar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bunların çatışmaları…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Cahille bilgili, zenginle fakir, iyi ile kötü, dürüst ile sahtekâr aynı değerde, eşit mesafede…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kim değerli, kim değersiz…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Belirsiz…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İnsanlığın, toplumsal serüvenini yok saymak, postmodernist bir bakış açısını idealize etmek için, tüm toplumsal gerçekleri kendinize göre şekillendirmek, genel geçer doğruymuş gibi kurgulamak okuyucuya karşı yapılmış bir haksızlık değil midir?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Nereden çıkartıyorsunuz, hangi gerçeklerden feyz alıyorsunuz?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İnsanoğlunun karanlıkla mücadelesi hiç bitmemiş, her daim var olmuştur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hiç bitmeyecektir de!</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Aydınlık, karanlık savaşı uzlaşmaz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Uzlaşamaz…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Aydınlık; iyiyi, güzeli, doğruyu, hoşgörüyü, dostluğu, sevgiyi, saygıyı; adaleti, dürüstlüğü, hakkaniyeti, bilimi…. temsil eder.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Büyük bedeller öder.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Karanlık; kötülüğü, çirkinliği, kemliği, düşmanlığı, eskiyi, ilgisizliği, duyarsızlığı, bencilliği, bireyciliği… temsil eder.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hiç bedel ödemez.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Romandaki başkahraman Peri; arada, derede kalmış bir kişi değildir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kişiler arada kalmazlar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Tercih derdine düşmezler.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Neyse odurlar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"> Romanda geçen kahramanlar, mekândan bağımsız anlatılmak istenmiş, “coğrafya kaderdir” gerçekliğinden kopuk olaylar örgüsü ile bir mesaj verilme kaygısına düşülmüştür.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kişilerin yaşadığı mekân, toplum, kültür, değer, norm, statü önemlidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hele okuduğu üniversite çok çok önem arz eder.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Dünyanın en tanınmışı olan İngiltere’deki Oxford üniversitesinin kişiler üzerinde hiçbir etkisinin olmaması, etki yaratmaması garip değil midir? </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Üniversite iklimi romanda hiç konu edilmemiştir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Şirin, Mona ve Peri...</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Şirin’in ateistliği, cinsel yaşamı olumsuzlanarak, romanın kötü kadını ilan edilmiştir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hocası Asur ile cinsel ilişkisi delil olarak gösterilmiştir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Peri’nin babasının içki içmesi de tüm seküler camiaya mal edilmiştir. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Mona, dini değerlerinden dolayı olumlanmış, masumlaştırılmış, haksızlıklara karşı başkaldıran, mazlumun yanında birisi gibi gösterilmiştir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Peri, Türkiye’nin içinde bulunduğu toplumsal, siyasal duruma benzetilmiş.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ne iyi ne de kötü, bir arada bir derede ikileminde bırakılmıştır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Peri’nin abileri, annesi…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Türkiye’den kareler…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Toplumlar, sınıfsal meselelerden dolayı bölünürler.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Mesele sınıfsaldır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Üretim araçlarının kimin elinde olduğu ile ilgilidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İnançlar kişinin, kişisel tercihidir; ayrışmaya bir neden değildir, olmamıştır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hiçbir zaman temel mesele haline gelmemiştir, getirilmemiştir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ülke insanımız meseleye böyle bakar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Elif Şafak dile hakimdir, akıcı yazmaktadır; kitapları bir solukta okunmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Tabii ki çok okunan, ünlü bir yazardır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kalemine diyeceğim birey yoktur ama romanın verdiği mesaja diyeceğim çok şey vardır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Son söz…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Toplum mühendisliği yapmanın bir gereği yok!</span></span></span></span>]]></description>
<author>Gündoğdu Yıldırım </author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/gundogdu-yildirim/hayatiniz-kitap-olsun/832/</link>
<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 08:48:21 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Karne Ve Tatil</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Karne Ve Tatil</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Günlerin akıp geçmesine her zaman sinir olmuşum; zamanın bir şekli ile durmasını, hep statik bir yaşamın var olmasını istemişimdir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Benim değil bu dünyada yaşayan herkesin düşüncesi aynı…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İnsanların ortak feryadı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ama zaman işte akıp gidiyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Eylülde okullar açılmış, yılın sonuna daha çok uzun zaman var kafasındayken, karne günü gelip çatmıştır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Koca bir yıl nasıl geçmiştir?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Geçmiştir işte.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Cevap sorunun içindedir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Öğretmenler tatilin başlayacak olmasına sevinirken, çocuklar karnelerini alacak olmanın heyecanını yaşamaktalar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Takdirler, teşekkürler, kırık notlar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sevinen, nara atan, ağlayan, gözyaşı döken…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çocuklar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İyi de bu iş biraz böyle değil midir? Ne ekilirse o biçilir. Çalışmadıysan, tembellik yaptı isen karşılığında takdir, teşekkür beklemek niye?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ağıt, gözyaşı boşuna…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ne kadar emek o kadar yemek…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bunu iyi kavramak gerek…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hayatta böyledir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yarın hayata atıldığınızda bilginiz, beceriniz kadar değer görecek, toplumdaki yeriniz ona göre şekillenecek…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Tabii ki çocuksunuz, ne desek boş…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Koşup oynayacak, oyuna doymayacaksınız.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yaşamı hep böyle oyun sanacaksınız.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yine de karne işte.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Tatili boş geçirmeyiniz,</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Uzun bir tatil...</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Koca iki ay…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Fazlası var…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu tatilde yolda sokakta doyasıya oynayın; televizyon izleyin, bilgisayara, telefona, tablete bakın; ne bileyim mutlu olacağınız şeyleri yapın…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Oyundan kesinlikle taviz vermeyin.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Birazda kitap okuyun.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kitap diyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kitap, bir toplumu toplum yapan temel taştır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Okuyun çocuklar mutlaka okuyun, kitap okuyun…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Geçenlerde sosyal medyada gördüm, medyada da haber kanallarında da çıktı.<br />
<br />
Kapı gıcırtısından rahatsız olan adam, komşusunu öldürdü.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yanlış duymadınız.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">“Muğla'nın Fethiye ilçesinde meydana gelen bu trajik olayda, bahçe kapısının gıcırtı sesi yüzünden çıkan tartışma kanlı bitti.”</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Haberin detayı mutlaka var.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hayda!</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu kadarda olmamalı, değil mi?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hangi çağda yaşıyoruz?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Böyle canilik yaşadığımız çağını içine ediyor, çağ hikâye oluyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kitap okuyun çocuklar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir sözüm de çocukları okutan öğretmenlere olacak…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Onlar da iyi dinlesin, kusura bakmasınlar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">“Sende mi? Brutus” demesinler…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Koca iki ay tatil…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Tabii ki yıl boyunca çok yoruldunuz, dinleneceksiniz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hakkınız.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Tatilde sizde kitap okuyun…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hep de çok kitap okuyun…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kendisini yetiştirmeyen öğretmen, çocuğa bir şey öğretemez.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ne demiştik; okul, eğitim, ülkenin temelidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Temel sağlam olmazsa ülke de sağlam olmaz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İyi bir eğitim; iyi öğrencilerle, iyi öğretmenlerle mümkündür.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sayın veliler, size de bir çift sözüm var.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sizler de kitap okuyun…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Boş zamanlarınızda değil, dolu zamanlarınızda okuyun, hem de her daim.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Elinize ne geçerse okuyun.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Okumaya zaman ayırın.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Şu sözü sahiplenmiştim, “Anneyi eğitemezseniz, çocuğu eğitemezsiniz.”</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Haksız da sayılmam…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Özellikle anneler okuyacak…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Toplum olarak bir adım ileriye gitmek, uygarlaşmak, gelişmek istiyorsak topyekûn kitap okuyacağız.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Karne, tatil tamam…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kitap okumak baki…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İyi tatiller…    </span></span></span></span><br />
 ]]></description>
<author>Gündoğdu Yıldırım </author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/gundogdu-yildirim/iyi-tatiller/831/</link>
<pubDate>Mon, 06 Jul 2026 22:08:04 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bir Milletin Ayak İzleri</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;">Bir Milletin Ayak İzleri: Kutsallarımız, Şerefimizdir!<br />
<br />
Bilge liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin sıklıkla ifade ettiği üzere; "Milli kimlik, milletin hafızası, kültürü ve değerler manzumesiyle vücut bulur."<br />
<br />
Bu değerler, bir toplumu sıradan insan yığınlarından ayırıp tarih sahnesine bir "millet" olarak çıkaran temel sütunlardır. Bugün ne yazık ki, kutsallarımıza yönelik bir hafife alma ve değersizleştirme furyasıyla karşı karşıyayız.<br />
<br />
Kutsal, Eğlence Malzemesi Olamaz<br />
<br />
"Espri" veya "eleştiri" kılıfı altında kutsallarımızla dalga geçilmesi, düşünce özgürlüğü değil, bir medeniyetin kendi temellerini dinamitleme çabasıdır.<br />
<br />
Kur’an-ı Kerim: Bin yıldır gönül coğrafyamızın rehberi, ahlakımızın pusulasıdır.<br />
<br />
Bayrağımız: Rengini şehidimizin kanından alan, bağımsızlığımızın şeref timsalidir.<br />
<br />
Aile: Devletin temelidir. Türk milletinin huzuru ve geleceğidir.<br />
<br />
"Modernite" Adı Altında Yozlaşmaya Geçit Yok<br />
<br />
Biz Türk milliyetçileri için kutsallarımız, tartışmaya açılacak veya "espri" malzemesi yapılacak sıradan unsurlar değildir. MHP Genel Başkanımız Sayın Devlet Bahçeli’nin dediği gibi: "Kutsallarımıza el uzatanlar, dil çıkaranlar ve hafife alanlar, Türk milletinin bin yıllık duruşuyla mutlaka hesaplaşacaktır."<br />
<br />
Bir toplumun "entelektüel" görünmek adına kendi değerlerini aşağılaması, özgüven kaybının ve köksüzleşmenin belirtisidir. Batı taklitçiliği ile kendi kültürüne yabancılaşanlar unutmamalıdır ki; kökünden kopan ağaç rüzgârda savrulur. Biz, medeniyetimizin inşasında emeği olan bu değerleri korumayı, Türk olmanın şerefiyle bir tutuyoruz. "Kur’an, Bayrak, Aile; Türk'ün sarsılmaz kalesidir.!"<br />
<br />
Kimse "özgürlük" adı altında bizim kutsallarımıza dil uzatma cüretini göstermesin. Zira bilinmelidir ki; "Bir milletin onuru, onun kutsallarına olan sadakatinde gizlidir." Değerlerimiz bizim namusumuzdur.<br />
<br />
Ey Büyük Türk Milleti: “Kökü mazide, gözü atide; kutsalına sahip çık.!<br />
<br />
Döne Doğutekin=>MHP Çekmeköy Basın Yayın ve Medyadan Sorumlu Bşk.Yrd.</span></span>]]></description>
<author>Döne Doğutekin</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/done-dogutekin/kutsallarimiz-serefimizdir/830/</link>
<pubDate>Mon, 06 Jul 2026 21:55:41 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Temmuz 2026 Kira Artış Oranı Nasıl Hesaplanır? </title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:107%">Temmuz 2026 Kira Artış Oranı Nasıl Hesaplanır? Ev Sahibi Ne</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Kadar Zam Yapabilir?</span><br />
<br />
Temmuz 2026 kira artış oranı %32,03, TÜFE 12 aylık ortalama hesabı nasıl yapılır, eksik ödemenin sonuçları ve dikkat edilmesi gereken hususlar bu yazıda.<br />
<br />
Kısa Giriş<br />
<br />
Her yıl kira yenileme döneminde aynı soru gündeme geliyor: Ev sahibi bu yıl ne kadar zam isteyebilir, kiracı ne kadar ödemekle yükümlü? Bu yazıda Haziran 2026 döneminde uygulanacak kira artış oranının nasıl hesaplandığını, eksik ödemenin doğurabileceği sonuçları ve Türk Borçlar Kanunu'nun getirdiği sınırları anlatıyoruz.<br />
<br />
Kısa Cevap<br />
<br />
Konut ve çatılı işyeri kiralarında kira artışı, Türk Borçlar Kanunu madde 344 uyarınca bir önceki kira yılında tüketici fiyat endeksindeki (TÜFE) on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçemez. Temmuz 2026'da yenilenen sözleşmelerde uygulanacak oran %32,03 olarak hesaplanmıştır. Bu oran kanuni üst sınırdır ve kira gününde otomatik olarak, ayrıca bir mahkeme kararı veya ihtar beklenmeden uygulanır.<br />
<br />
İçindekiler<br />
<br />
Temmuz 2026 kira artışı nasıl hesaplanır? Kira artışında TÜFE 12 aylık ortalama ne demektir? Ev sahibi TÜFE üzerinde zam isteyebilir mi? Sözleşmede yüksek zam oranı yazıyorsa geçerli midir? Kiracı fazla zam öderse ne olur? Uygulamada en sık yapılan hatalar ve eksik ödemenin sonuçları 5 yılı geçen kiracıda kira artışı (kısaca) Kira tespit davası nedir? (kısaca) Arabuluculuk zorunlu mu?<br />
<br />
<span style="color:#e74c3c;">Avukat gözüyle satır arası notu Sık sorulan sorular Sonuç Temmuz 2026 Kira Artışı Nasıl Hesaplanır?</span><br />
<br />
Konut ve çatılı işyeri kiralarında artış oranı, kira sözleşmesinin yenilendiği aydan önceki on iki aylık dönemin TÜFE ortalamasına göre hesaplanır. Temmuz 2026'da yenilenecek bir sözleşme için Haziran 2026 dahil geriye dönük on iki aylık TÜFE ortalaması esas alınır ve bu oran %32,03 olarak hesaplanmıştır.<br />
Hesaplama somut olarak şöyle işler:<br />
<br />
Mevcut kira bedeli tespit edilir (örneğin 10.000 TL). Bu bedele %32,03 oranı uygulanır: 10.000 TL x 0,3203= 3.203 TL. Yeni kira bedeli, mevcut bedel ile artış tutarının toplamıdır: 10.000 TL + 3.203 TL= 13.203 TL.<br />
<br />
Bu artış, kira sözleşmesinin yenilenme/ödeme gününde kendiliğinden devreye girer; ayrıca bir ihtar, yazı veya mahkeme kararı beklenmesine gerek yoktur. Kiracının bu tarihten itibaren yeni bedeli ödemekle yükümlü olduğu kabul edilir.<br />
<br />
Bu oran sabit bir yüzde değildir; her ay yeniden hesaplanır. Sonraki aylarda (örneğin Temmuz 2026) yenilenecek sözleşmeler için oran ayrıca hesaplanmalı ve güncel TÜİK verisinden teyit edilmelidir.<br />
<br />
<span style="color:#e74c3c;">Kira Artışında TÜFE 12 Aylık Ortalama Ne Demektir?</span></span></span></span></span><br />
<br />
<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">TBK m.344'teki "TÜFE 12 aylık ortalama" ifadesi, son bir yılın aylık enflasyon verilerinin ortalamasını ifade eder. Bu hesap, tek bir ayın yıllık enflasyon oranından farklıdır; on iki ayın ortalaması alınarak daha dengeli bir oran ortaya çıkar. Pratikte bu, TÜİK'in her ay açıkladığı "TÜFE Yİ-ÜFE oniki aylık ortalamalara göre değişim" tablosundan takip edilir.<br />
<br />
<span style="color:#e74c3c;">Ev Sahibi TÜFE Üzerinde Zam İsteyebilir Mi?</span><br />
<br />
Hayır. Mevcut bir kira sözleşmesinin yenilenmesinde, ev sahibi kanunda belirlenen TÜFE 12 aylık ortalama oranının üzerinde artış talep edemez. Sözleşmede daha yüksek bir oran yazsa dahi, kanunun emredici hükmü nedeniyle bu oran geçerli sayılmaz; uygulanabilecek üst sınır TÜFE ortalamasıdır.<br />
<br />
Burada önemli bir ayrım var: Bu sınır, mevcut sözleşmenin "yenilenmesi" hâli için geçerlidir. Taraflar arasında yeni bir kira sözleşmesi kurulursa durum farklılaşabilir (bkz. ilgili başlık aşağıda).<br />
<br />
<span style="color:#e74c3c;">Sözleşmede Yüksek Zam Oranı Yazıyorsa Geçerli Midir?</span><br />
<br />
Burada iki ayrı durumu birbirinden ayırmak gerekir.<br />
<br />
Mevcut sözleşme yenileniyorsa: Sözleşmede yazılı yüksek artış oranı, TÜFE 12 aylık ortalamasını aşıyorsa bu kısım geçersizdir. Kanundaki sınır, sözleşme hükmünün önüne geçer. Taraflar yeni bir sözleşme kuruyorsa: Kira dönemi sona erdikten sonra ev sahibi ile kiracı yeni bir kira sözleşmesi imzalarsa, bu yeni sözleşmenin kurulma aşamasında kira bedeli serbestçe belirlenebilir.<br />
<br />
Kanun, sözleşmenin ilk kurulma anındaki bedele karışmaz; TBK m.344'teki sınır yalnızca mevcut bir sözleşmenin yenilenmesi/artış dönemi için geçerlidir. Bu nedenle taraflar arasında gerçekten yeni (ikinci) bir sözleşme kurulduysa, bu sözleşmede belirlenen bedelin önceki dönemin TÜFE oranını aşması tek başına geçersizlik nedeni sayılmaz.<br />
<br />
Bu noktada dikkat edilmesi gereken husus, "yeni sözleşme" ile "mevcut sözleşmenin devamı" arasındaki farkın somut olayda gerçekten var olup olmadığıdır. Sadece kâğıt üzerinde yeni tarih atılması, fiilen aynı kira ilişkisinin sürdürülmesi hâlinde tartışmaya açık olabilir. Ama sözleşme tarihleri farklı ise sonradan imzalanan sözleşme geçerli olacaktır.<br />
<br />
<span style="color:#e74c3c;">Kiracı Fazla Zam Öderse Ne Olur?</span><br />
<br />
Kiracının, kanuni sınırın üzerinde talep edilen bir zammı itirazsız ve açıklamasız şekilde ödemesi, ileride bu ödemenin "kabul" olarak yorumlanmasına yol açabilir.<br />
<br />
Bu nedenle: Fazla ödeme yapılacaksa ihtirazi kayıt (itiraz şerhi) düşülmesi önemlidir. Fazla ödenen tutarın iadesi için sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanılabilir, ancak bu her olayda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur.<br />
<br />
Ödeme dekontunda veya yazılı bildirimde "kanuni sınırı aşan kısım ihtirazi kayıtla ödenmiştir" şeklinde not düşülmesi, ileride doğabilecek delil tartışmalarını azaltır.<br />
<br />
<span style="color:#e74c3c;">Uygulamada En Sık Yapılan Hatalar ve Eksik Ödemenin Sonuçları</span><br />
<br />
Pratikte en çok karşılaşılan ve mağduriyete yol açan hatalar şunlardır: Zam oranının eksik hesaplanması ve eksik ödeme yapılması. Yeni dönem kira bedeli kanuni TÜFE oranına göre otomatik olarak değişir; bunun için ayrıca bir mahkeme kararına veya ihtara gerek yoktur.<br />
<br />
Kiracı, yeni kira döneminin başladığı gün itibarıyla artırılmış bedeli eksiksiz ödemekle yükümlüdür.<br />
<br />
"Mahkeme kararı olmadan zam uygulanmaz" yanılgısı. TÜFE'ye dayalı artış kanundan doğar; kira günü geldiğinde artışın otomatik olarak uygulanması gerekir, ayrıca bir hakim kararı beklenmez.<br />
<br />
Eksik ödenen kısmın önemsenmemesi. Örnek vermek gerekirse: 2025 Haziran ayında 10.000 TL bedelle kiralanan ve ayın 25'inde ödeme günü olan bir konutta, Temmuz 2026 döneminde uygulanacak artış %32,03 ise, yeni kira bedeli 13.203 TL olur. Kiracı yalnızca 13.000 TL öderse, kalan 203 TL'lik fark dahi ödenmemiş kira borcu sayılır ve kiraya veren bu tutar için doğrudan icra takibi başlatabilir; ödeme yine yapılmazsa tahliye süreci işletilebilir.<br />
<br />
Bu hususu açmak lazım; aynı örnek de devam edersek Temmuz ayında 13204 TL kiracı ödemesi gerekiyor, ama yanlış hesap yapar ve 13000 TL kira öderse, kiraya veren doğrudan icra takibi yapabilir.<br />
<br />
<span style="color:#e74c3c;">204 TL için icra takibi yapsa ne olacak sanki öder geçeriz?</span><br />
<br />
Doğru öder geçersin zaten ödemezsen 205 TL’yi İcra dairesine Direk tahliye edilebilirsin. Ama ödesen bile Türk Borçlar Kanuna göre 1. ihtarı almış olursun, aynı kira döneminde bir kere daha geciktirirsen doğrudan tahliye olursun.<br />
<br />
TBK m.315 ve m.352/2'nin göz ardı edilmesi. TBK m.315 uyarınca kiracı, muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödemezse, kiraya veren yazılı olarak ihtar çekebilir. TBK m.352/2 uyarınca; bir yıldan kısa süreli sözleşmelerde kira süresi içinde, bir yıl ve daha uzun süreli sözleşmelerde ise bir kira yılı içinde kira bedelinin ödenmemesi nedeniyle kiracıya yazılı olarak iki haklı ihtar yapılmışsa, kiraya veren bu süreyle sınırlı olarak dava yoluyla sözleşmeyi sona erdirebilir.<br />
<br />
Yukarıdaki örnekte kiracının eksik ödediği 203 TL nedeniyle bir ihtar çekilip kiracı bu tutarı öderse, kiracı o kira yılı için "bir haklı ihtar" almış sayılır. Aynı kira yılı içinde bir kez daha ödeme gecikmesi yaşanırsa, ikinci ihtarla birlikte kiraya veren tahliye davası açma hakkı kazanabilir. Bu nedenle bir kez ihtar alınmış olması, o kira yılı boyunca ödemelerde herhangi bir gecikmeye tahammül kalmadığı anlamına gelir.<br />
<br />
"Sözleşmede yazan oran her durumda geçersizdir" yanılgısı. Yukarıda açıklandığı gibi, bu yalnızca mevcut sözleşmenin yenilenmesi hâlinde geçerlidir; taraflar arasında gerçekten yeni bir sözleşme kurulmuşsa durum farklı değerlendirilebilir.<br />
<br />
<span style="color:#e74c3c;">5 Yılı Geçen Kiracıda Kira Artışı Nasıl Olur? (Kısaca)</span><br />
<br />
Kira ilişkisi beş yılı aştığında, kira artışı yalnızca TÜFE hesabıyla sınırlı kalmaz; TBK m.344/3 uyarınca emsal kira bedelleri ve hakkaniyet de gözetilerek hâkimden yeni kira bedeli belirlenmesi istenebilir. Bu yazının kapsamı Haziran 2026 dönemindeki standart TÜFE artışı olduğu için bu başlık kısa tutulmuştur; ayrıntılı bilgi "5 Yılı Geçen Kiracının Hakları" başlıklı yazımızda yer almaktadır.<br />
<br />
<span style="color:#e74c3c;">Kira Tespit Davası Nedir? (Kısaca)</span><br />
<br />
Beş yılı aşan kiralarda veya taraflar yeni dönem bedelinde anlaşamadığında, yeni kira bedelinin mahkemece belirlenmesi için kira tespit davası açılabilir. Bu davada emsal kira bedelleri, taşınmazın durumu ve hakkaniyet birlikte değerlendirilir. Bu yazının ana konusu Haziran 2026 dönemindeki TÜFE artışı olduğu için tespit davası burada yalnızca genel hatlarıyla anılmıştır; konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için "Kira Tespit Davası Nedir?" başlıklı yazımıza bakılabilir.<br />
<br />
<span style="color:#e74c3c;">Arabuluculuk Zorunlu Mu?</span><br />
<br />
Kira ilişkisinden kaynaklanan birtakım uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması dava şartı olarak öngörülmüştür. Arabuluculuğa başvurulmadan açılan davalarda mahkeme, dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret kararı verebilir.<br />
<br />
Bu nedenle dava açmadan önce, somut uyuşmazlığın arabuluculuk kapsamında olup olmadığının kontrol edilmesi gerekir.<br />
<br />
<span style="color:#e74c3c;">**Avukat Gözüyle Satır Arası Notu ** </span>Kira artışı meselesi göründüğünden daha katmanlı bir konudur. Birkaç incelik özellikle hatırlanmalıdır:<br />
<br />
TÜFE oranı her zaman zorunlu bir zam miktarı değil, çoğu durumda bir üst sınırdır. Taraflar bu oranın altında da anlaşabilir. 5 yılı geçen kiracılarda mesele yalnızca TÜFE hesabından ibaret değildir; emsal kira bedeli ve hakkaniyet ilkesi devreye girer ve sonuç tek bir formülle değil, somut olayın değerlendirilmesiyle ortaya çıkar. Fazla zammın açıklamasız şekilde ödenmesi, ileride "kabul edilmiştir" yönünde bir delil ve tartışma konusu yaratabilir.<br />
<br />
Bu nedenle itirazın yazılı olarak ve zamanında yapılması önem taşır. Kira uyuşmazlıklarında yalnızca güncel oran değil; sözleşmenin kuruluş tarihi, yenileme dönemi, ödeme geçmişi ve daha önce çekilmiş ihtarlar birlikte değerlendirilmelidir. Tek bir eksik ödeme dahi, daha önce bir ihtar alınmışsa tahliye riskine yol açabilir.<br />
<br />
<span style="color:#e74c3c;">Sık Sorulan Sorular</span><br />
<br />
Haziran 2026 kira artış oranı nedir? Haziran 2026'da yenilenen sözleşmelerde uygulanacak TÜFE 12 aylık ortalama oranı %32,03 olarak hesaplanmıştır. Ev sahibi TÜFE üzerinde zam yapabilir mi? Mevcut sözleşmenin yenilenmesinde hayır; kanuni üst sınır TÜFE 12 aylık ortalamasıdır. 5 yılı geçen kiracıya ne kadar zam yapılır? TÜFE oranına ek olarak emsal kira bedeli ve hakkaniyet ilkesi gözetilerek, gerekirse mahkeme kararıyla belirlenir. Kira tespit davası ne zaman açılır? Taraflar yeni dönem kira bedelinde anlaşamazsa veya beş yıllık süre koşulu oluşmuşsa açılabilir.<br />
<br />
Kiracı fazla zam öderse geri isteyebilir mi? İhtirazi kayıtla yapılan ödemelerde iade talebi gündeme gelebilir; bu husus somut olaya göre değerlendirilmelidir.<br />
<br />
Sözleşmede %50 zam yazıyorsa geçerli olur mu? Mevcut sözleşmenin yenilenmesinde bu oran kanuni sınırı aşıyorsa geçersizdir. Taraflar arasında yeni bir sözleşme kurulmuşsa farklı değerlendirilebilir.<br />
<br />
Arabuluculuk olmadan kira davası açılır mı? Dava şartı öngörülen uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvurulmadan açılan dava usulden reddedilebilir.<br />
<br />
Ev sahibi zam kabul edilmezse tahliye edebilir mi? Zammın kabul edilmemesi tek başına tahliye nedeni değildir; ancak kira bedelinin eksik veya geç ödenmesi, TBK m.315 ve m.352/2 kapsamında ihtar ve dava sürecini başlatabilir. Eksik ödenen birkaç yüz liralık kira farkı önemli mi? Evet. Tutarı<br />
küçük olsa bile eksik ödenen kısım kira borcu sayılır; kiraya veren bu fark için doğrudan icra takibi başlatabilir ve ödeme yine yapılmazsa tahliye gündeme gelebilir. Bir kez ihtar alan kiracı için durum ne değişir? Aynı kira yılı içinde bir haklı ihtar alan kiracının, o yıl içindeki ödemelerinde ikinci bir gecikmeye yer bırakmaması gerekir; aksi halde TBK m.352/2 uyarınca tahliye davası riski doğabilir.<br />
<br />
Sonuç<br />
<br />
Temmuz 2026 döneminde uygulanacak kira artışı, TBK m.344 uyarınca %32,03 oranındaki TÜFE 12 aylık ortalamasıyla sınırlıdır ve bu oranın otomatik olarak, yani ayrıca bir mahkeme kararı beklenmeden, kira gününde uygulanması gerekir. Eksik ödenen tutar, ne kadar küçük olursa olsun, icra takibi ve hatta belirli koşullarda tahliye süreciyle sonuçlanabilir. Beş yılı aşan kiralarda veya tarafların anlaşmazlık yaşadığı durumlarda mesele yalnızca oran hesabından ibaret değildir; bu hallerde emsal kira ve hakkaniyet ilkesi devreye girer. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir.<br />
<br />
Bilgilendirme Notu: Bu yazı genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.<br />
<br />
Her kira uyuşmazlığı; sözleşme tarihi, ödeme geçmişi, tarafların davranışları ve somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.<br />
<br />
Av. Rüstem Karadeniz<br />
<br />
avrustemkaradeniz.com</span></span></span></span><br />
 ]]></description>
<author>Rüstem Karadeniz</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/rustem-karadeniz/ev-sahibi-ne-kadar-zam-yapabilir/829/</link>
<pubDate>Sat, 04 Jul 2026 20:31:30 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Geçmiş Yıllarımız</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span sans-serif=""><b><span tahoma="">Geçmiş Yıllarımız</span></b><br />
<br />
<span tahoma="">35 yıla yakın devlet hizmetinde çalıştık, 23 yıldır da emekliliğimizi yaşayıp Devletimizin kesesinden yiyip içiyoruz. Eskilerin deyimiyle<b><i> “Allah Devletimize zeval vermesin” </i></b>diye de şükrediyoruz.<b><i> </i></b>Yalnız bu arada devletimizin hizmetini yaparken iyi ve kötü günleri yaşadık.<br />
<br />
Ancak şuna da emin olun ki hizmeti yaparken helalinden emekliliği hak ettiğine inanarak huzurla emekli olanların, yaşamının sonuna kadar mutluluğun ve huzurun tavan yaptığı yıllar olarak geçer..<br />
<br />
Ben seksen yılımı devirmek üzereyim, bizim çocukluk yıllarımız, okul yıllarımız için yazılacak söylenecek öyle çok şeylerimiz var ki, Ülkemiz ve bizler bu günlere kolay gelmedik, Benim gibi eskiler o günleri anlatırken <b><i>“Ah nerede o eski günler” </i></b>diyerek o günleri bazen arar hale geldiklerini ballandıra ballandıra anlatırlar. Yahu bırakın o yokluk günlerini hiç o günler aranır mı dediğimde yinede eskilerin deyimiyle bazı gerçekleri de yok saymamak gerek, çünkü o yıllarda yediğimiz ve içtiğimiz her şeyin kendine özgü bir tadı, kokusu ve besin değeri vardı, çünkü her şey doğaldı. Yani bunu size nasıl izah edeyim, Yediğimiz arpa ekmeği, biraz daha ekonomisi yerinde olanların da buğday ekmeği yavan olabilirdi ama bir ekmek tadı ve kokusu vardı, içtiğimiz su, soluğumuz hava ise keza öyle, toprak ise kirlenmemiş bakir, hem de çok bereketli ve verimliydi. Hani bizim dedelerimizden ninelerimizden gelen bir halk sözü vardır. <b><i>“Dün her şey daha güzeldi, dünya hali işte” </i></b>Bende eskileri anlatıyorum ama şimdiki gençler o günleri bilmedikleri için bizim anlattıklarımız onlara sadece bir hikaye veya masal gibi geliyor.<br />
<br />
Yine o yıllarda o yıllarda Halk çiftçlik ve hayvancılıkla uğraşı verirken ülkede kişi başına düşen milli gelirimiz 200 – 250 ABD doları civarında idi. Bu gün ise 19 – 20 bin dolar civarında olduğu söyleniyor. Dünya genelinde ortalama yaşam ortalaması yaklaşık 45 – 50  civarında idi. Çocukluğumda 55-60 yaşlarında birisi vefat ettiğinde <b><i>‘Allah rahmet etsin, maşallah yaşını almış’ </i></b>derdik.70 – 80 yaşlarında hiç yaşlı görmedim desem yalan olmaz. O yılarda ülkemizin durumu belli, doktor eksik, hastane eksik, Vefat edenlerin yüzde doksanı belirsiz bir hastalıktan yani neden öldüğü meçhul, vefat edenin arkasından söylenin tek söz <b><i>“ömrü de bu kadarmış”</i></b> deyip geçiştirirdik. Bundan 50-60 yıl önce vefat etmiş birisi mezardan kalkıpta bu yaşadığımız dünyana bir baksa, bizleri  billahi cennette yaşıyor zanneder.<br />
<br />
Yine o yıllarda hanede bulunan 7 den 70 e kadar herkes üzerine düşeni yapar yinede fakat kıt kanat geçimini sağlardı, yiyeceklerimiz de belirli, bu kadar çeşitli ve bol değildi.<br />
<br />
Giyeceklerimiz den ayakkabı numarasız soğukkuyu lastik, yazın yalınayak, yamalıksız ne mintan nede pantolan, zor bulunan ceket ise ters çevrilerek giyilirdi. Yani o yıllardan bu günkü farklı yaşam şartlarını mukayese ederek yine bir <b><i>“Amerikan kaputu’nu” </i></b>anlatmadan geçemeyeceğim..<br />
<br />
Rahmetli Babamın bakkal olması dolaysıyla, her türlü basma çeşitleri, Amerikan bezi gibi giyecek yapımında kullanılan malzemeleri de İstanbul’a gittiğinde o yıllardaki köylünün ihtiyacına cevap vermek için alır satardı..<br />
<br />
Bunlar arasında biz çocukları daha ilgilendiren kaput bezleriy di. Bu kabut bezler genelde kirli beyaz veya açık krem rengiydi, sebebi nedense bilemem ama Amerikan bezi diyorlardı o zaman.<br />
<br />
Bizim kuşak henüz atlet, fanila, kilot, şort, bot, mont, palto nedir, bu saydıklarımın ismini bile duymamıştık, 1955 - 1960 li yıllar İç çamaşır olarak bildiğimiz göyneklerimiz ve iç donumuz <i>“<b>Amerikan kaput bezinden” </b></i>analarımızın maharetli elleriyle evimizde, göz kararı ölçülür ve teyellenerek dikilir bizde öylece giyerdik.<br />
<br />
Amerikan bezinden ayrı <b>“Diril”</b> denilen bir bez daha vardı. Durumu çok iyi olan aileler genellikle pantolon altına giyilen iç donunun üzerinde ipten uçkuru olan şimdiki pijama benzeri don ve göynek yapılırdı.<br />
<br />
Bazen aile bütçesinin elvermediği durumlarda, başka çareler aranırdı. Elbette başka çareler vardı. Yukarıda anlattığım gibi babamın bakkalından boşalmış şeker torbaları alınır, Çünkü çok dayanıklı, yıllarca giysen eskimez ama mübarek zımpara gibiydi, giyenlerin sırtları hep tahriş olurdu, kaşıntı yapardı. Rahmetli anam dikmiş bir kere giydim, sırtlarım neredeyse yara olacak ki bir daha direndim giymedim. Yani bu çuvallar hem ucuz markalı da olurdu.<br />
<br />
Kimisinde <i>“<b>Alpullu Şeker”,</b> </i>kimisinde <b><i>“Uşak Şeker”</i></b> yazardı. Böyle içlik diktirip giyen arkadaşlarımın olduğuna şahidim. Köylü çocuğu olup da ben giymedim diyen o yılların zaten durumu iyi olanlardır..<br />
<br />
Top oynarken veya çelik-çomak pantolonlarımız yıpranmasın diye çıkarır, içinde <b><i>“Uşak şeker”</i></b> veya <b>“<i>Alpullu şeker”</i></b> yazar markalı donlarla oynardık maçımızı. Don diyorum, bu sözüm kabalık olarak algılanmasın. Biz şort veya iç çamaşırı nedir bilmezdik ki..<br />
<br />
Bazı arkadaşlarımın önünde iki düğmesi olan yuvarlak bisiklet yakaydı. Annem Korgun’da bizim mahallenin iki terzisi vardı, Rahmetli Hamza amcamın eşi Nimet annem ve Sarıgilin Çil kız derlerdi, Annem Rahmetli Nimet anneme diktirmiş ama  Rahmet babam o modeli hiç sevmezdi, hatta babam <b><i>“Ya kadın, bu ne biçim yaka idam gömleği gibi”</i> </b>diye tafra yapardı, Benimki ise boğazdan göbek hizama kadar yarık olurdu. Rahmetli Ömer’in göynek yuvarlak yaka idi ama yakatan itibsaren aşağı doğru üç düğmesi verdi, Ben de yuvarlak yaka isterdim ama nafile, Çünkü Rahmetli Ömer’in annesi Fatma teyzem her konuda olduğu gibi dikiş konusunda da çok maharetliydi. Canım komşu teyzem beni kırmayıp malzemeleri verip Ömer’inkine benzer tam benim istediğim gibi yuvarlak yakalı göynek dikivermişti, Bana nasıl güzel geldi ise onu hep özel günlerde giyerdim.<br />
<br />
Okul hayatımızı, Mahalledeki oyunlarımızı yazarsak işin içinde çıkamayız.<br />
<br />
Yani biz sizin anlayacağımız bizim nesil <b><i>“İçtiğimiz Amerikan süt tozundan giyeceklerimizde Amerikan kaput beziyle büyüyen neslin uşaklarıydık” </i></b>Ama Sokaklar ve, meydanlar bizimdi.<br />
<br />
Benim yaşımda olanlara <b><i>“O yıllarda mutlumuydunuz”</i></b> diye sorun, yaşayanların yüzde sekseni bu yılları bilmediğimiz için o yıllar <b><i>“Evet mutluyduk”</i></b> derler.<br />
<br />
Bana göre de, çocukluk yollarında herkes mutlu, Ama <b><i>“o günler mi yoksa bu günler mi daha mutluydunuz” </i></b>diye sorarsanız. <b><i>“Yüce Mevla’mdan o günler bir daha geri gelmesin”</i></b> derim.<br />
<br />
Sağlıklı günlerde tekrar görüşmek üzere.<br />
<br />
Hoşça kalın.</span><br />
<br />
<b><span tahoma="">Necati KESKİN<br />
01 Temmuz 2026</span></b></span></span></span></span><br />
 ]]></description>
<author>Necati Keskin</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/necati-keskin/gecmis-yillarimiz/828/</link>
<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 01:02:38 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Küçük İnsanlar</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Küçük İnsanlar</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bizleri en çok meşgul eden; bizim sinirimizi bozan, motivasyonumuzu yok eden insan tipleridir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Neredeyse toplumun yüzde sekseni bu insan tipleri ile doludur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Karşınıza her yerde çıkarlar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Nerede güzel bir şey yeşermeye başlasa, toplumsal temelli bir iş yapılsa, başlarlar olumsuz şeyler konuşmaya…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Başarıyı değil; küçük aksaklıkları, gözle görülemeyecek eksiklikleri konuşurlar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kendilerine dert edinirler.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yok efendim onun asıl nedeni şuymuş, yok efendim o iş göründüğü gibi değilmiş, yok efendim işin içinde iş varmış…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bakma sen onun “iyilik iyidir” dediğine…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İnsanları seviyor gibi gözüktüğüne…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ne hinoğluhindir o…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İyi de “İyilik iyidir” demenin altında ne yatabilir ki, nasıl bir iş olabilir ki?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ne dümenler döndürülebilir ki?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yapılan iş amme işi…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Toplumsal…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Amme…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Anlayacağınız…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Beklentisiz, karşılıksız, menfaatsiz; toplum için, ülke için bir şey yapılamaz mı?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İlla yapılan işin bireysel bir karşılığı mı olmalı? </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Onlara göre evet?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Atatürk Kurtuluş Savaşı’nı başlatmak için Bandırma Vapuru ile yola çıktı.<br />
<br />
Samsun’dan başlattı kurtuluş mücadelesini.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Büyük bir mücadele vererek ülkeyi düşmanlardan kurtardı ve cumhuriyeti ilan etti.  </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Osmanlı devleti Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili yakalama kararı çıkardı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Mustafa Kemal Atatürk, esir alınabilir, darağacına çekilebilirdi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Neydi karşılığı?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kendini bu ülke haklı için feda ettiğinde, bir beklentisi var mıydı?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hiçbir beklentisi yoktu.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Olamazdı da!</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bilim insanlarına, sanatçılara, edebiyatçılara ne demelidir?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir ömür toplum için mücadele etmekteler hem de hiçbir karşılık beklemeden.     </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Küçük insanların bakış açısı hep şöyledir: İyi bir iş yapılıyorsa mutlaka bireysel bir çıkar vardır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Karşılıksız iş yapılmaz!</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Karşılıksız işi enayiler yapar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kafa bu kafa…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Küçük insanlar; kimsenin görmediğini görür, duymadığını duyar, fark etmediğini fark ederler. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İşleri güçleri kişilerdir. Kişileri konuşur, kişileri dert edinirler. Varsa yoksa konu kişilerdir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">"Büyük insanlar fikirleri, vasat insanlar olayları, küçük insanlar kişileri tartışır."</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ne kadar yerinde ve doğru bir söz değil mi?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Küçük insanlar: </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yalancıdırlar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Riyakardırlar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kurnazdırlar..</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İftiracıdırlar...</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">“İyilik iyidir” sözü onlar için hiçbir anlam ifade etmez; anlamsız ve içi boş bir laftır. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Küçük insanlara sadece acıyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hem de çok… </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Tanrının verdiği bu beyni, bedenlerinde boşu boşuna taşıyorlar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yazık…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Mevlâna, Yunus Emre, Hacı Bektaş, Pir Sultan Abdal, Şeyh Bedrettin onlara çok uzak insanlardır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Alacakları hiçbir ders yoktur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">O kadar söz, nasihat boşa mı?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Öğütler, öğretiler…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">“Bugün varız, yarın yokuz.” Sözü yeryüzündeki bütün canlılaradır. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kimse ölümsüz değildir.  </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Küçük hesaplar niye?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Dar kafalılık niye?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Büyük düşünmek, büyük adam olmak bu kadar mı zor!</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ne kaybedersiniz büyük insan olmak için biraz uğraş verseniz?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Büyük düşünseniz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Büyük işler yapsanız.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Geçenlerde toplumsal temelli bir şeyler yapmaya kalkıştım.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İyi oldu.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Güzel bir şeyler çıktı ortaya… </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Takdir gördü, alkışlandı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Baktım küçük insanlar çoktan çevresindeki insanları zehirlemeye başlamış.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Dedikoduma başlamışlar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Görevlerini en iyi şekilde yapmaktalar (!)</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bıktırdılar, kendilerinden tiksindirdiler.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Biraz akıl ya!</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çoğu üniversite mezunu, ülkenin beyaz yakalıları…    </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Garip ama gerçek…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Okumamışları, cahilleri hiç söylemiyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Olmuyor, inanın olmuyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hep idealize ettik, varılması gereken yer dedik, bir sürü bir şeyler söyledik.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Küçük insanlar işte….</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bizde çokça mevcut…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ne diyelim…</span></span></span></span>]]></description>
<author>Gündoğdu Yıldırım </author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/gundogdu-yildirim/kucuk-insanlar/827/</link>
<pubDate>Wed, 24 Jun 2026 18:01:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>LGS</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">LGS</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu ülke çocuklarının kaderi olmalıdır ki hep bir sınavdan geçme durumu söz konusudur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İlkokul sıralarında başlar sınav, üniversite bitene, bir meslek sahibi olana kadar devam eder gider.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hep bir sınav vardır hayatımızda… </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu sınavlardan birisidir LGS…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">En zorlu olanıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Seçilme sınavıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu yıl da zorlu bir sınavdan geçti çocuklar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sinirler, stresler, hastanelik olma durumları söz konusu oldu. Birçok aile çocuğunu sınav binası yerine hastaneye götürdü. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kolay değil çocuklar için sınav. Her taraftan psikolojik baskı var. Yüklenen sorumluluk, beklenti hat safhada…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ne yapsın çocuk! </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Aileler çocukları için kaygılandı, üzüldü, sevindi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kimileri yüksek puan alacak iyi okullara yerleşecek, kimileri düşük puan alacak diploma notu ile kayıt alanlarındaki bir okulu tercih edecek…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ülkemizde hep bir akademik başarı peşinde koşulmakta…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Adam olacaklar, adam olmayacaklar akademik başarı ile belirlenmekte…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çocuğun sportif, sanatsal, mekanik, motor becerileri hiç umursanmamakta…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kayda alınmamakta…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sınavdan istendik puanı alamadınız mı, elendiniz mi kötü çocuksunuz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">O kadar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İyi bir müzisyen, iyi bir sporcu, iyi bir edebiyatçı, iyi bir ressam…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Neden olmasın.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">En iyiler sanatçılar, müzisyenler, ressamlar değil mi?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hep onların ismini zikretmiyor muyuz?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Leonardo da Vinci, Pablo Picasso,</span> <span style="line-height:107%">Vincent Willem van Gogh, Michelangelo, Caravaggio, Rembrandt Harmenszoon van Rijn,</span> <span style="line-height:107%">Raffaello Sanzio da Urbino, Diego Velázquez, Albrecht Dürer…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Türkiye’de piyanist ve besteci Fazıl Say, orkestra şefi Cem Mansur, dünyaca ünlü piyanistler İdil Biret ve Güher & Süher Pekinel, soprano Leyla Gencer, caz piyanisti Karsu Dönmez ve elektronik müzik prodüktörü Mahmut Orhan … </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hep yanlış yapıyoruz, yapmaya da devam ediyoruz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Her zaman dile getirmişimdir: İlkokulda derslere branş öğretmenleri girmeli, çocuğun yeteneği keşfedilmeli, ortaokulda yeteneğine uygun okullarda eğitim görmeli, liselerde çocuk artık mesleğinde yetkin hale gelmelidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">En büyük sınav yeteneklerin tespiti olmalı…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çocuk hangi alanda yetenekli ise o alanda eğitim görmelidir. Oysa meslek liseleri en kötü okullar statüsünde algılanıyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ne sınav stresi olur çocuk ne de sınav kaygısı…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yazık ya…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İstendik başarıyı gösteremeyen çocuklar perişan haldeler…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Özgüvenleri, ailede değerleri, arkadaşları arasında saygınlıkları kalmadı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İşe yaramaz, derslerine çalışmayan, başarısız çocuklar oldular.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kapandılar odalarına, gözyaşı dökmekteler.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir an önce çocukları at yarışı misali sınavlara sokmaktan vazgeçelim.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu çocuklar bizlerin gelecekleri.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">O kadar çok kişi var ki mesleğini severek yapmayan, neredeyse çalışanların tamamı…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Avrupa’da insanlar yetenekli olduğu alanlarda eğitim görüyorlar, dolayısıyla hem işlerini severek yapıyorlar hem de psikolojileri düzgün.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ülkenin en zekileri doktor…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Neden?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Doktor olunca çok para kazanacaklarını düşündükleri için.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çok para kazanmak için insanlar yaşamlarını mahvediyorlar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yaşamdan zevk almıyorlar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">En kötüsü de mesleklerini severek yapmadıkları için başarılı olamıyorlar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Önerdiğim yöntem çok büyük alt yapılar gerektiren, büyük paralar isteyen şeyler değil.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Neden hala sınavlar var, anlamış değilim.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İlkokullarda çocukların yeteneklerini tespit et, ortaokullarda yeteneklerine göre eğitim ver, liselerde çocuk iyice yetişsin…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Üniversite okumak isteyen okusun…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Okumak istemeyen iş hayatına atılsın…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ülke olarak bir an önce bu çocukları sınav stresinden kurtarmak, yeteneklerine uygun meslekleri seçecekleri koşulları var etmek zorundayız.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu çocuklara yazık…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Gözümüzün önünde heba olup gidiyorlar… </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çözüm zor değil, çok kolay…</span></span></span></span>]]></description>
<author>Gündoğdu Yıldırım </author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/gundogdu-yildirim/lgs/826/</link>
<pubDate>Wed, 17 Jun 2026 20:35:57 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bir Yudum Suya Muhtaç Olmak</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span new="" roman="" times=""><span tahoma=""><b>Bir Yudum Sya Muhtaç Olmak</b></span></span><br />
<span new="" roman="" times=""><span tahoma="">      <br />
İnsanlar ne hikmetse yüce Mevla’mın bizlere bahşedilen nimetlerini, sorgusuz ve sualsiz hoyratça kullanmakta üstümüze yok. Atalarımızdan gelen bir söz vardır. <b><i>“Yılan bile karnını doyurmak için toprağı israf etmemiş”</i></b> Yılan toprakla mı karnını doyuruyordu hayır!. Ama önemli olan sözün, israf konusunda yılan bile insanlardan daha duyarlı olduğudur.</span></span><br />
<span new="" roman="" times=""><span tahoma="">     <br />
Canlıların en tehlikelisi olan biz insanlar, Mevla’m beterinden esirgesin, hiç bitmeyecekmiş gibi kullandığımız, faydalandığımız bir çok nimetin sıkıntısını çekiyoruz ve çekeceğiz, hani <b><i>“hazıra dağ dayanmaz” </i></b>derler ya!. Yine de bin kere şükürler olsun bu yıl gerek kış aylarımız ve gerekse nisan yağmurları dediğimiz yağmur aylarımız çok bereketli geçti, inşallah bu yıl özellikle su sıkıntımız görünmüyor. Ancak bilim adamlarının sözleri ve raporları ise korkutucu, gözlemlerine göre <b><i>”Dünya adım adım  su kıtlığına doğru gidiyor”</i></b> Bu doğru mu yanlış mı zaman gösterecek. Suyumuz ne kadar bol olursa olsun Yüce Mevla’mın bu nimetini israf yapmadan ihtiyacımıza binaen kullanmak ve hoyratça kullanmamak gerek.<br />
<br />
Zaman zaman yaşadığım Safranbolu’dan doğduğum topraklara Korgun’a  giderken yemyeşil dağlar, yol kenarlarındaki mevcut pınarların şırıl şırıl akan suları, dağda hayvanların su içmek için insan emeğiyle yaplılmış gölleri su ile dolu gördükçe yüce Mevla’ma bir kere sürürler olsun diliyerek temiz, oksijeni bol, açık havada, ormanda, yeşillikler arasında, yine şırıl şırıl akan dere kenarlarında doğayla baş başa kalmak sanki hayata yeni doğmuş gibi mutlu oluyoruz. Biz hemen hemen birkaç yıldır, pandemi virüs nedeniyle, veya kene gibi zehirli böceklerin doğada artması gibi olumsuzluklardan  dolayı da içimizdeki ‘acaba’ nedeniyle, piknik yapmak, başımızı bile dışarıya çıkaramıyorduk ne yazık ki...<br />
<br />
Geçen yıllarda gerek kış aylarımız ve gerekse yağmur aylarımız oldukça kurak geçmesiyle haberini aldığımız birçok pınar, bir çok göl kurumuş ya da suları çekilmiş, veya iyice azalmıştı. Bilim adamlarının hazırladığı küresel raporlara göre Türkiye, dünya genelinde aşırı yüksek su kıtlığı riskiyle karşı karşıya olan 33 ülke arasında bulunmaktadır.<br />
<br />
Yaşadığımız Safranbolu bölgesine göre çok şükür geçen yıllara nispeten  bu yıl ocak ayında bile sokaklarda neredeyse bir metreye yaklaşan kar yağışı ile şu ana kadar ülkemizi son derece memnun eden yağmurlar ülkemizde görülmedik bir su bereketinin yaşandığına şahit oluyoruz. Bu yıl suyumuz bol ise gelecek yıllar ne olacak belli değil onun için insanların bir yudum suyun kıymetini bilerek ona göre kullanmalıyız. Allah korusun bir yudum suya muhtaç olmakta var bu hayatta mücadelesinde…<br />
<br />
Ülke toprakları içerisinde, ayrıca ormanlık ve dağlık alanlarda insan eliyle yapılmış bir çok pınar ve sulama alanlar var. Gündüz pikniğe gidenler faydalanıyor, geceleri doğal yaşamda hayatlarını idame ettiren diğer canlılar faydalanıyor. Şimdilerde çoğu kurumaya yüz tutan ağaçlar ve tabiat canlandı.<br />
<br />
Canlıların hayat iksiri, can damarı, yaşama vesilesi olan suları hor kullanmamız gerekiyor. Çünkü su bizim insanlar dışında sayısız uçan, yürüyen ve sürünen, doğada yaşayan canlıları da suya ihtiyacının olduğunu düşünmemiz gerekir. Tabi ki bu hayvanlarda doğanın bir parçasıdır..<br />
<br />
Bu ülkenin yüzde 98 i İslam dinini kabul etmiş Müslüman bir toplum. İslam’ın ilk şartlarından birisi de insanların ve bulunduğun çevrenin temizliğidir. Çevre temizliği, insan sağlığını korumak, doğal dengenin sürekliliğini sağlamak ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak için hayati önem taşıyan bir sorumluluktur. Ortak yaşam alanlarımızın temiz tutulması temiz su kaynaklarının ve soluduğumuz havanın korunması anlamına gelir.<br />
<br />
Biz istediğimizi yazalım, istediğimizi konuşalım, kusura bakmayın ama hani ne diyeyim ki bazı kendini bilmez insan yaratıkları, hem doğaya hem de doğal yaşama en büyük zararı veriyorlar, İnsan yaratıkları dedim de konumuzla da ilgili ama yazmayayım dedim ama konu açılmışken yazmak zorunluğu hissettim. 10.Mayıs.2026 tarihlerinde yani bir ay kadar önce uzun yıllar görmediğim Korgun/Alpsarı göletinde piknik yapmak amacıyla ailecek gitmiştik.<br />
<br />
Yani yüce Mevla’m Gölet’in suyunu doldurmuş, her taraf yem yeşil, mükemmel bir piknik alanı. Devletimiz ise  insanların bu güzellikler ortamında piknik yapabilmesi için bütün imkanları uygun olarak yapmış, Ancak size anlatılmasından bile utanç duyduğum bu alanı çevre temizliği berbat desem az gelir. Piknik yapmaya  gelenlerin piknik alanını resmen bir pislik alanı haline dönüştürmüşler, piknik yaparken bıraktıkları çöp ve pisliklerini sağa sola savuranlar için üslubumu da bozmak, çok ta ağır yazmak istemiyorum ama insanlığından ve onu yaratıcısından utansınlar, Bu güzellikler ortamında piknik yapıp pisliklerini oraya buraya atanlara kınıyor, yani doğada böyle acımasız davrananlara siz ne derseniz deyin ama ben onlara insan bile diyemiyorum..<br />
<br />
Elimizdeki imkânları, özellikle pınarları ve sulak alanları, yani suyu, bu kadar hoyratça tüketmemek için, Bir bilim ardamı söyle demiş <b><i>“Yetinmek, azla iktifa etmek aza kanaat etmek, yani ölçülü bir yaşam tercih etmek sizi dünyada rahat ettirir.  Böylelikle yaşamınız boyunca doğadan tad ve lezzet almanızı, düzgün bir hayat sürmenizi sağlar”</i></b><br />
<br />
İstekler hiç bitmez yaşamda. Önü arkası gelmez. Yeter bu kadar denmez. Hep isteriz, daha çok gelsin deriz, kanaat etmez, doyuma bir türlü ulaşmayız.<br />
<br />
İşte bu yazıma uygun bir kıssadan hissi :<b><i> Karınca yere dökülen bal’dan biraz yer gider. Tadı hoşuna gider tekrar geri döner daha çok yemek için içine girer. Ancak ayakları bala batar  ve debelenerek ölür. </i></b> Hikmet ehli der ki :<b><i> Dünyanın da tadı bal gibidir, kim yetecek kadar tüketirse kurtulur, kim hırsına kapılıp içine dalarsa sonu karıncanın sonu gbi olur..</i></b><br />
<br />
Görüşmek dileğiyle hoşça kalın, sağlıklı kalan…<br />
<br />
<b>Necati KESKİN</b></span><br />
<br />
<b><span tahoma="">15 Haziran 2026</span></b></span></span></span><br />
 ]]></description>
<author>Necati Keskin</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/necati-keskin/bir-yudum-suya-muhtac-olmak/825/</link>
<pubDate>Mon, 15 Jun 2026 00:16:46 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>MHP Grup Toplantısına İstanbul Çıkarması</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;">MHP Grup Toplantısına İstanbul Çıkarması<br />
<br />
MHP İstanbul İl Başkanımız Sayın Volkan Yılmaz, İlçe başkanları ile Çekmeköy İlçe Başkanımız Sayın Tahsin İnce, ilçe teşkilatımızla birlikte Milliyetçi Hareket Partisi TBMM Haftalık Olağan Grup Toplantımıza güçlü bir katılım sağlamışlardır.<br />
<br />
Grup toplantımızın ardından, Bilge Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin tarihî, felsefi ve stratejik ufuk açan kısaca devlet dersi niteliğindeki hitapları doğrultusunda teşkilatımızca yapılan kapsamlı gündem değerlendirmesi şu şekildedir:<br />
<br />
Kardeşlik bağlarımızın kuvvetlendiği mübarek Kurban Bayramı’nın manevi iklimi, kanlarıyla tarih yazan Ülkücü Şehitlerimizin rahmet ve minnetle anılması ve cihanı Türklükle şereflendiren İstanbul’un Fethi’nin 573’üncü yıl dönümü idraki, Çekmeköy Teşkilatı olarak millî birlik şuurumuzu ve çalışma azmimizi bir kez daha perçinlemiştir.<br />
<br />
Ülkemizin "Terörsüz Türkiye" hedefine ilerlediği bu kritik dönemde, Cumhuriyet Halk Partisi’nin kucaklaşmak yerine kutuplaşmayı derinleştiren, fiziki mücadele çağrılarıyla sokağı ve kamu düzenini hedef alan tehlikeli eylemleri kabul edilemez.<br />
<br />
Ayrıca, bazı belediyeler üzerinden yürütülen usulsüzlükler ve kamu kaynaklarının istismarı, iki cihanda kurtuluşu olmayan bir düşkünlüktür. Partimiz "Temiz Siyaset-Temiz Yönetim-Temiz Toplum" ilkesiyle her türlü arınmayı tavizsiz uygularken, CHP de kendi içindeki bu çürümeyle yüzleşmeli ve arınmalıdır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ruhuna uygun olarak siyasi etik ve finansman rejimleri yeniden düzenlenmelidir.<br />
<br />
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin ortaya koyduğu "Selçuklu Kartalı" modeli, 21. Yüzyılın imkânlarına mütenasip yeni bir güvenlik paradigmasıdır. Türkiye'nin güvenliği sadece kendi sınırlarından ibaret değildir; kuzeyde Kırım'ı, güneyde Yemen'i, doğuda Doğu Türkistan'ı, batıda Bosna ve Kosova'yı ihtiva eden geniş bir Türk-İslam coğrafyasını kapsamaktadır. "Terörsüz Türkiye, terörsüz bölge" adımı, Türk Asrının ilk stratejik hamlesidir.<br />
<br />
Coğrafyamız, ABD himayesindeki İsrail’in vahşi Siyonist yayılmacılığı ve terörü ile karşı karşıyadır. Siyasi hedefleri Netanyahu'nun belirlediği bu kirli savaşta ABD fena halde bocalamakta, Başkan Trump’ın boş tehditleri kendi müttefikleri nezdindeki inandırıcılığını ve askeri motivasyonunu yok etmektedir<br />
<br />
Birleşmiş Milletler can çekişirken, NATO ve AB gibi kurumlar kan kaybetmektedir. Bu barbar rejimin değişmesi, Netanyahu başta olmak üzere suçluların cezalandırılması şarttır. İslam dünyasının bu zulme karşı ayağa kalkması ve kalıcı barış için Liderimizin önerdiği "Kudüs Paktı" teklifini ciddiyetle ele alarak askeri, siyasi ve ekonomik bir güç merkezi oluşturması elzemdir. Güven veren, itibarlı ve kudretli Türkiye <span style="background:white">ile birlikte Türk Devletleri Teşkilatı </span> bu küresel adalet ve barış inşa sürecine her yönüyle hazırdır.<br />
<br />
MHP İstanbul İl Başkanlığımızın öncülüğünde ve Çekmeköy İlçe Başkanlığımızın kararlı duruşuyla; Gök Sultan İkinci Abdülhamid Hanın hamiyeti, Enver Paşa'nın cesareti ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ferasetiyle tarihi okuyan Bilge Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin çizdiği tarihî istikamette, Cumhur İttifakı’nın sarsılmaz iradesiyle Türkiye’yi süper güç ve lider ülke yapmak için azimle çalışmaya devam edeceğiz.<br />
Kamuoyunun bilgisine saygılarımızla sunarız.<br />
<br />
Döne Doğutekin MHP Çekmeköy Basın Yayın ve Medyadan Sorumlu Bşk.Yrd.</span></span>]]></description>
<author>Döne Doğutekin</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/done-dogutekin/grup-toplantisi/823/</link>
<pubDate>Fri, 05 Jun 2026 11:54:44 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Çankırı Yanıyor</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">"Toplumsal Çöküş: Çankırı Yanıyor, Temsilcileri Fotoğraf Çektiriyor" </span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Geçen hafta Çankırı'da bir intihar haberi daha düştü ekrana. Polis geldi, hastane üstüne düşeni yaptı, aile defin merasimini gerçekleştirdi. Birkaç satır haber çıktı. Hayat kaldığı yerden devam etti. Tam da böyle devam edecek.<br />
<br />
Sayılar Yalan Söylemez, Ama Yetkililer Duymazdan Gelir TÜİK verilerine bakın. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çankırı'da 2009 yılında yüz binde 2.77 olan kaba intihar hızı, 2024'te 7.89'a fırlamış. Son 15 yılın zirvesi. Türkiye ortalaması aynı yıl 5.22. Makas kapanmıyor, açılıyor. Ama meseleyi yalnızca intiharla çerçevelemek gerçeğin ancak bir köşesini görmektir. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çankırı'da cinayetler artıyor. Adam öldürmeye teşebbüs vakaları artıyor. Yıllarca ortalaması bir cinayet olan bu şehirde 2023 yılında yaklaşık on cinayet yaşandı on. 2023- 2024- 2025 toplamı ise 18 cinayet 18.<br />
<br />
Kimse saymadı, kimse sormadı. Bu üç başlık birbirinden bağımsız değil. İntihar da, cinayet de, şiddet de aynı zeminden besleniyor: ekonomik çaresizlik, işsizlik, uyuşturucu, aile çözülmesi, toplumsal umutsuzluk. Bunların tamamı bir toplumsal cinnetin alt başlıklarıdır. Ve bu cinnetin nedenlerini siyasi arenada dile getiren, Çankırı adına kürsüde soru soran, bu şehrin yükünü meclis gündemine taşıyan tek bir temsilci çıkmamıştır. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İktidardan da, muhalefetten de. Karne Ortada: 11 Yılda Çankırı İçin Tek Satır Yok Meclis kayıtları açık, herkesin erişimine açık. AKP'den Emin Akbaşoğlu, 11 yıldır Çankırı milletvekili. Grup Başkanvekili. Partisinin mecliste ikinci sırasında oturan isim.<br />
<br />
TBMM'nin resmi sistemine göre bu dönem sicili şöyle: İlk imzacısı olduğu kanun teklifi sıfır. İmzasının bulunduğu kanun teklifi sıfır. Çankırı için verdiği yazılı soru önergesi sıfır. Meclis soruşturması önergesi sıfır. Meclis araştırması önergesi olarak imzasının bulunduğu sekiz önerge var; hiçbirinin konusu Çankırı değil.<br />
<br />
Tek bir genel görüşme önergesi var; o da Srebrenitsa Soykırımı'nın unutturulmaması üzerine. Srebrenitsa acısı insanlığın ortak hafızasına aittir, kimse küçümseyemez. Ama sorarız: Peki ya Çankırı'nın acısı? On yılda bir kez bile "bu şehirde insanlar neden umudu kesiyor?" diye sormak mümkün değil miydi? Yatırım getirmekten söz etmiyoruz. Tek bir yazılı soru bile yeterdi. Yok. MHP'den Pelin Yılık'ta tablo daha da vahim. Bu dönemde ilk imzacısı olduğu kanun teklifi sıfır. Yazılı soru önergesi sıfır. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İmzası bulunan meclis araştırması önergeleri arasında Çankırı'ya dair tek bir satır yok. Arıcılık var, endemik bitkiler var, Konya Ovası'ndaki tarımsal kuraklık var. Çankırı yok. İki milletvekili, iki farklı parti, tek bir ortak payda: Bu şehir Ankara'da yok. Yerelde de Ses Yok: Parti Örgütleri de Teslim Olmuş Durumda Peki milletvekillerine hesap soracak, onları zorlayacak, "git Ankara'da bu şehrin sesini çıkar" diyecek kim var? Teoride parti il örgütleri bu işi yapmalı. Pratik çok farklı. AKP İl Başkanlığı, milletvekiline ne zaman son kez baskı kurdu? MHP İl Başkanlığı, Pelin Yılık'a "Çankırı için tek bir önerge bile vermedin, bu kabul edilemez" dedi mi? Hayır. Çünkü bu şehirdeki parti örgütleri de aynı fotoğraf kültürünün parçası; protokolde görünmek, açılışta yer almak, yukarıdan gelen direktifi uygulamak.<br />
<br />
Bağımsız bir yerel irade, milletvekilini sorgulayan bir örgütsel refleks yok.<br />
<br />
Muhalefete gelince, tablo ibret verici. CHP Çankırı, kendi il kongresini bile kavgasız yönetemeyen bir örgüttür. Kendi iç çekişmelerini aşamayan, delegesini bir araya getiremeyen bir yapının bu şehrin sorunlarına sahip çıkması, halkın beklentilerini Ankara'ya taşıması mümkün değildir. Üstelik bu tablo Çankırı'ya özgü de değil; CHP genel merkezinde yaşanan liderlik krizleri, genel başkan seçimindeki kargaşa, partinin ülke genelinde içine kapandığının göstergesidir.<br />
<br />
Böyle bir muhalefetten Çankırı adına sistematik bir baskı beklemek hayaldir. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Belediye Başkanı belki bir çare bulacak ama o da yağan yağmurdan alt yapından kafasını pek kaldıramıyor Sonuç ortada: iktidar partisi örgütü milletvekilini sorgulayamıyor, muhalefet örgütü kendi kongresini yönetemiyor. Bu şehrin siyasi zemini baştan çürümüş durumda. Bürokrasi de Seyirci, Hem de Sessiz Bir Seyirci Suç yalnızca milletvekillerinde değil. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bürokrasi de bu tablonun ortağıdır; hem de isteyerek. Bir il müdürü, bir kaymakam, bir kurum amiri kendi inisiyatifiyle harekete geçebilir. Raporlar hazırlayabilir, sorunları tespit edebilir, çözüm önerilerini üst makamlara iletebilir.<br />
<br />
Bunu yapmak için milletvekilinin telefonunu açmasını beklemeye gerek yok.<br />
<br />
Ama yapmıyor. Çünkü bu şehirde bürokrasinin refleksi bellidir: önüne gelen evrakı çevir, imzayı at, günü kapat. Öte yandan Ankara'ya ulaşmak isteyen bir vatandaş için durum içler acısıdır. Milletvekiline ulaşamazsın, ulaşsan da karşında ilgisizlik vardır. Bürokrasi kendi başına adım atmaz, siyasetçiye ihtiyaç duyar; siyasetçi ise şehri umursamaz. İkisi arasında sıkışan halk, devletle ancak bir şeyler patlayıp mahkemelik olduğunda yüz yüze gelir. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Diyanet bu şehirde ne yapıyor? Toplumsal çöküşün içinde hutbe üretmekten öteye geçebiliyor mu? Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü sahada mı, evrak arşivinde mi? Uyuşturucuyla mücadele koordinasyonu kâğıt üzerinde mi yoksa sokakta mı? Vatandaşın vergisiyle ayakta duran bu kurumların gerçek anlamda işlev görmesi ne zamana kaldı?<br />
<br />
Protokol Hep Var, Sorumluluk Hiç Yok Buna karşın düğünler kaçırılmıyor. Açılışlar kaçırılmıyor. Bakan konvoylarının önünde en ön sıraya girilmiş, fotoğraflar çekilmiş, sosyal medyaya düşmüş. Bu şehirde bir protokol karnivalı var; görünür olma yarışı hiç durmuyor. Ama aynı yüzler intihar oranları için toplanmıyor.<br />
<br />
Cinayet istatistikleri için masa kurulmuyor. Gençlerin uyuşturucuya neden sürüklendiği sorusu sorulmuyor. Çünkü bunlar fotoğraf çektirmeye elverişli değil. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Son Söz: O Gün Gelmesin, Ama Geldiğinde İş İşten Geçmiş Olacak Yarın bu şehirde bir intihar daha olacak. Ya da bir cinayet. Senaryo biliniyor: Polis gelecek, cenaze kaldırılacak, "üzüntüyle öğrendik" açıklaması yapılacak. Sonra unutulacak. Ama şunu da bilin: Bu senaryo soyut değil. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir gün bu haber sizin bir akrabanız olabilir. Komşunuz olabilir. Evinizin içinden biri olabilir. O gün gelmesin; ama geldiğinde iş işten çoktan geçmiş olacak.<br />
<br />
Çünkü burada önleme değil, gömmek üzerine kurulu bir sistem var. Olay olduktan sonra başsağlığı dilemek kimsenin hayatını geri getirmiyor. Bu şehrin temsilcileri ve kurumları için asıl mesele sorunları çözmek değil, sorunlar karşısında görünür olmaktır. Çankırı bir toplumsal cinnete sürükleniyor. Bunu durduracak iradenin izi ne mecliste, ne bürokraside, ne de parti örgütlerinde görünüyor. Ateş düştüğü yeri yakar. Çankırı'da da kimse fark etmez.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Avukat Rüstem Karadeniz</span></span></span></span>]]></description>
<author>Rüstem Karadeniz</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/rustem-karadeniz/temsilcileri-fotograf-cektiriyor/822/</link>
<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 20:21:31 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yollar</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:115%">Yol</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Bu kaçıncı yola çıkışım inanın bilmiyorum, ama her yola çıkışımda hüzünlenirim.</span><br />
<span style="line-height:115%">İçime bir hüzün çöker.</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Mutsuzluğun, huzursuzluğun, karamsarlığın tavan yaptığı bir psikolojik durum hasıl olur. </span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Kafamda yaşanmışlıklarım...</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Kan bağlarım, sevdiklerim, dostlarım, akranlarım, akrabalarım…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Ne zordur vedalaşmak…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Ayrılıp yola koyulmak…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Bu bir yol hikayesi değil, bir yaşamın, yaşanmışlığın geride bırakılması hikayesidir.</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Bir daha ki yola çıkış hikayesine kadar…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Belki de bir daha göremeyecek, bir daha yola çıkamayacak...</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Bu da başka bir ölümcül kahroluştur.</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Bir daha olmamak, olmayacak olmak…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">En zoru da bu olsa gerek…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Yollarda fark edersin bir şeylerin eksildiğini, eksik kaldığını, yaşamın bir kesitini daha geride bıraktığını…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Böyle anlarda zayıf kalır, güçsüz düşer, aciz bir insana dönüşürsünüz.</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Eliniz, kolunuz bağlanır.</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Ah insanoğlu ah!</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Sana yaşamda, yaşamak zorunda bırakıldığın şey hüzün ve gözyaşıdır.</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Ne zordur yola çıkmak…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Her defasında bunu yüreğinin en derinliklerinde yaşamak...</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">“Nereye böyle?” sorusu hep kafandadır.</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Tüm yaşanmışlıkları kendinle beraber uzaklara götürürsün.</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Beyninin içi yaşamışlıklarla dolar, taşar; yaşanmışlıklar ona yük olur…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Neredeyse bir ömrü…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Arabada çalan müzik geçmişi anlatır.</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Kafanda tüm geçmişin…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Yolda gelecekle ilgili bir duygu oluşmaz, hayal kuramazsınız, istesen de gelecekle ilgili bir duyguyu var edemezsiniz…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Geleceği düşünemezsiniz.</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Geçmiş ve sen…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Suçlu hissedersiniz kendinizi, hatta tek suçlu ilan edersiniz…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Sanki yaşanmışlıkları yok eden, yaşamı geride bırakan sensindir.</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Senin suçundur.</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Ne kadar yol alırsan o kadar derin olur hüznün…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Hüzün ve isyan…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">İsyan mı?</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Hayır, hayır değil…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Sadece hüzün…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Yaşama, yaşamın acımasızlığına karşı…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Yolla beraber götürdüğün geçmişin…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Sanırım insanın ömür yolculuğu da bir yol…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Başlangıç ve bitiş…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Yaşlılık iyice artınca, elden ayaktan düşünce geçmişle yaşamak bu olsa gerek…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Yaşlı insanların dalıp gitmeleri boşuna değil…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Kafalarında koca bir geçmiş…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Yaşanmamışlıkları daha büyük bir keder…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Muhasebesini yapmak ne işe yarar…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Ah eski günler…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Ah çocukluk, gençlik…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Hepsi şimdi yolculukta bir arada…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Gözünün önüne gelir, her biri ile anıların depreşir, yüreğinin ortasında bir şeyler düğümlenir.</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Suçluluk duygusu ile yol alırsın.</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Yol bittiğinde azalır geçmişin.</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Yeni bir hayat başlar, yeniden biriktirmeye başlarsın anıları, yollarda hüzünlenmek için… </span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Yollarda gelir geçmişin.</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Hiç çıkmasan bu yola, sevdiklerin kalmasa geride, tekrar yaşamasan bu duyguları…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Hüzünlenmesen, için daralmasa, geçen zamana lanet okumasan, yaşam anılara kalmasa…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Nafile…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Her şey tükenmek üzerine kurulmuş, insanoğlu mecbur çıkacak bu yola hem de sonunu bile bile…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Kim yolcu değil ki şu dünyada…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Her birimiz bir yolcuyuz…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Bunun bilincinde olanlara…</span><br />
<br />
<span style="line-height:115%">Bin selam…</span></span></span>]]></description>
<author>Gündoğdu Yıldırım </author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/gundogdu-yildirim/yollar/821/</link>
<pubDate>Wed, 03 Jun 2026 20:01:34 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bit Yiğitte - Pire İtte</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:normal"><span sans-serif=""><b><span tahoma="">Bit Yiğitte, Pire İtte Bulunur</span></b><br />
<br />
<span tahoma="">Geçtim bilgisayarımın başına bu hafta ne yazayım diye karıştırırken, Türk Sinemasının erkek aktörlerinden Tarık Akan’ın Cezaevinde yattığını pek ilgimi çekmediğinden biliyordum, ama Google de olayı şöyle anlatmış.<br />
<br />
Tarık Akan 12 Eylül 1980 askerî darbesinin hemen ardından, 1981 başlarında Almanya'da yaptığı bir konuşma yüzünden yurda dönüşünde tutuklanmış. Tutuklanmanın nedeni ve gerekçesini bilmiyorum ama. Böylece uzun bir yargılanma süreci sonunda aklanan aktör, o günlerde geçirdiği anılarından bir tiyatro eseri meydana getirmiş, okumadım ama başlığı bana geriye dönük halen bile unutamadığım gibi çok üzüldüğüm bir anıma çağrışım yaptı. Bu anımı bazı anne ve babalara çağrışım yapsın diye yazıyorum.<br />
<br />
Korgun’da l954-55 İlkokul ikinci sınıftayız, Yani henüz 7-8 yaşlarındayız. Aynı sınıf ve sırada oturduğum bir arkadaşım vardı, İsmi ve kimliği bende kalsın, kader ya bu babası daha ‘3’ üç yaşında iken vefat etmiş, fakat annesinin hiçbir geliri olmadığı gibi onların geçimlerini temin edecek kimsesi de bulunmadığından annesi ikinci evliliğini yapmış, o zavallım da mecburen annesi ile birlikte üvey baba evine gitmiş, Zamanla üvey babasından da annesi iki kardeşi  daha dünyaya getirmiş, neticede kendisi küçük olmasına rağmen, büyük abi olarak evin her hizmetinde onu kullanmışlar, yani üvey babasının evinde ne ders çalışma imkanı olurmuş nede temizliği, yani bizim zamanımızda tüm ilkokullarda giydiğimiz beyaz yakalık ve altında siyah önlüğün (biz göğüslük) derdik. Tabi altında da kırk yamalı mintan, yine altında pantolon benzeri giyeceği, ayağında numarası değişik ve kendinden büyük soğuk kuyu lastik ayakkabısı, Çantası bezden dikili, kitap ve kırtasiye malzemeleri ise Rahmetli öğretmenimiz Mehmet Samsa tarafından temin edilen bir öğrenci kardeşimizdi. İşin en acı tarafı da öğle okul paydosunda bütün öğrenciler evine yemeğe giderlerken o okulda kalır, cebine koyduğu bir kaç ahlat, erik veya elma kurusu “kak -hoşaf” ile akşam ederdi.<br />
<br />
O yıllarda Cumartesi günü öğlene kadar okulda ders görürdük hafta tatili de 1,5 gün idi. Bütün öğrenciler Pazartesi okula geldiğimizde sınıftaki bütün öğrenciler ailelerimiz tarafından genelde temizlenmiş olarak gelirdik, fakat bu kardeşimiz nasıl oluyorsa, okula geldiğinde ne saç tıraşı doğru yapılırdı nede giyimine dikkat edilirdi. Hatta hiç unutmam öğretmenim kendisine <b><i>“Annen okula gelsin benimle görüşsün”</i></b> diye tembih ettiğini hatırlarım. Çünkü zavallı arkadaşımdan bütün sınıfa <b><i>“bit”</i></b> ondan  yayılırdı. Bit geçer diye de yanına kimse oturamaz, yani tedirgin olurlardı. ama rahmetli öğretmenim onu benimle beraber aynı sırada oturtturdu. Fakat her defasında kafasında bir iki bit mutlak olurdu, her halde o yıllarda bende bit’e alışkındık galiba, yani hiç tedirgin olmazdım, o siyah önlüğünün (göğüslüğünün) üzerinde eski siyah bir yün yelek giydirirlerdi ki sanki o yelek bit’in yaşam merkezi gibiydi.<br />
<br />
Öğretmenim birkaç kez dersten çıkartarak <b><i>“Haydi oğlum sen evine git, annen çamaşırlarını yıkasın”</i></b> diye okuldan evine gönderirdi. Onun dersten çıkarken yüz ifadesini hiç unutamam, hep ağlayarak evine giderdi. Bir veya iki gün sonra okula geldiğinde, onun yüzündeki mahcubiyeti hiç unutamam. Fakat ben onun mahcubiyetini anlardım, sınıfta aynı sırada birlikte oturduğumuzdan onun en yakın ve samimi arkadaşı bendim, ders arası bazı  teneffüslerinde bile devamlı benimle birlikte olmak ister benimle oynardı. Öğle yemek saatinde evimiz okula yakın olduğundan durumunu bildiğim için birlikte bizim eve yemek yemeğe giderdik, Onunda beni çok sevdiğini anlardım. Fakat okuldan eve döndüğümde sıra arkadaşımın bu haline gerçekten çok ama çok üzülürdüm, Çünkü gerçekten hali içler acısıydı. Hatta okuldan evine gönderildiği günlerde, verilen ödevleri hep ona iletirdim.<br />
<br />
Korgun’a gittiğimde orada ikamet eden bazı okul arkadaşlarımla görüşürdüm onunda sorardım ve tanıyanlar İstanbul’da Gazoz fabrikalarında çalıştığını söylerlerdi.<br />
<br />
Bir vesileyle 2 – 3 günlüğüne Korgun’a gitmiştim. Her nasılsa tesadüf Korgun’a gelmiş kahvehane bahçesinde çay içiyordu, tam 60 -65 yıldan fazla görmediğim okul, sınıf hatta sıra arkadaşımı simasından tanıdım, yine de acaba o, bu mu diye yanımda bulunan bir arkadaşıma da sorarak onu o kişi olduğunu söylemesi üzerine, gittim yanına oturdum, Bana dikkatli dikkatli baktı, bende kendisine bana da bir çay söylemesini istedim. -Bana tedirgin bakarken, -Beni tanıyor musun dediğimde, hafif gülümseyerek dikkatli dikkatli beni süzdü ama özür dileyerek tanıyamadığını söyledi, Onun tanıyamaması da normal çünkü onu görmeyeli tam  65 yıl olmuştu. Kendimi tanıttığımda <b><i>“Vay benim canım arkadaşım, bende seni hep sorup soruşturuyordum” </i></b>diyerek birbirimize sarıldık. Eskileri anıları yad ettik.- <b><i>“Seni asla unutmadım bana yaptıklarını asla unutamam da. Sen benim canım arkadaşımsın</i></b>” diyerek her sözünde bana sarıldı. Korgun’da kaldığım üç gün boyunca beni hiç yalnız bırakmadı sağ olsun.<br />
<br />
Peki o yıllarda <b><i>“bit”</i></b> sadece benim sıra arkadaşımda mı görülürdü. Hayır bütün sınıflarda temizliğine dikkat etmeyen bir çok öğrencide görünürdü. Aslında bit ülkemizin, Ekonomik, altyapı, hijyen, yani temizlik sorunuydu,<br />
<br />
Yazımın konusunu şuraya getirmek istiyorum. 7-8 yaşlarında bir çocuğu sıradan ev işlerinde kullanırsan, hayvanlarının bakımlarına bu yavruyu görevlendirirsen, daha da olmadı küçük kardeşlerinin de bakıcılığını da ona yüklersen, bu yaşlarda bu çocuktan ne beklersin ki. Üvey ana dehşeti değil ama üvey baba dehşeti diyebiliriz. Tabi o çağlarda.<br />
<br />
İki torunum var Emre 30, Umut ise 25 yaşlarında ayrıca İlk okula giden mahallemdeki bazı çocuklara da sordum, Bit gören var mı diye inanın <b><i>“Bit”</i></b> nasıl bir yaratıktır, yani hayvan mıdır böcek midir, billahi bilen yok. Dediğim gibi pek siyasetten anlamam ama Ülkemin gelinin noktasını görün, nereden nereye geldik.<br />
<br />
Hani bir söz vardır <b><i>“Bit yiğitte, pire itte bulunur” </i></b>diye, aslında bu söz garip gurabanın kendini topluma kabul ettirme sözünden başka bir şey değil.<br />
<br />
Bir anımı yazdım, bazıları da bana ne senin anılarından diyenler olabilir, Fakat anlayana çok şey katar, anlamayana zaten bir sözüm olmaz…<br />
<br />
Görüşmek üzere, sağlıkl<b>ı</b> ve huzurlu kalın.</span><br />
<br />
<b><span tahoma="">Necati KESKİN<br />
<br />
01 Haziran 2026</span></b></span></span></span></span><br />
 ]]></description>
<author>Necati Keskin</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/necati-keskin/bit-yigitte-pire-itte/820/</link>
<pubDate>Mon, 01 Jun 2026 00:31:51 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Satılık Kalemlerden Olmadım; Olmayacağımda </title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Satılık Kalemlerden Olmadım; Olmayacağımda (Özel Makale)</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Son Yıllarda Halkın İçinde ne Millet Vekili, ne Belediye Başkanı Göremez Olduk Yanlarına Yaklaşamadığımız Protokol Üyeleri İçinde Mütevazi Kişiliği, Disiplinli Çalışmaları ile Tüm Çankırı’nın Kalbinde Taht Kuran </span></span><a href="http://www.haberci18.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">www.haberci18.com</span></span></a> <span style="background:white"><span style="line-height:107%">İnternet medyası ve yayın yönetmeni Mustafa Çelik, </span></span><span style="line-height:107%">"Vatandaşın sabrını tükettiniz! Bu ülke, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti! Demokrasiyle yönetiliyor, keyfiyetle değil!" dedi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Onurlu Gazeteci Susturulamaz!</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çelik, “Şehrim ve İnsanları için Mücadelemizde Azim ve Kararlıyız”</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hiç kimsenin benim için çok iyi birisi demesine ihtiyacım yok. İyilere iyi, kötülere kötüyüm. İşine yaradıklarıma iyiyim, yaramadıklarıma kötüyüm. Sepet kolunuza, herkes kendi yoluna. Sözüm benim ile uğraşanlara, kendini nimetten sananlaradır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Unutma ki, “Sizin ve Sizin gibilerin değeri en az bana verdiğiniz değer kadardır!...” tetikçiler bunu bilin yeter. Şahsım ve sahibi olduğum </span><a href="http://www.haberci18.com'a" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="line-height:107%">www.haberci18.com’a</span></a> <span style="background:white"><span style="line-height:107%">yapılan saygısızlığın bedelini sizlere ödettireceğiz, kaçış yok."</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Herkes futbol profesörü, spiker olmuş, yorumcu olmuş, takım yöneticisi olmuş, siyasetçi olmuş olmuşta olmuşlar Çankırı FK üzerinden kafalarına göre keyifleniyorlar.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Yalan, yanlış, noksan bilgilerle bir şeyler anlatmaya çalışsalar da maalesef bilgi kirliliği yaratarak kamuoyunu aydınlatmakta uzak duruyorlar. Herkes kurt olmuş vay bu şehrin haline.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Çankırı FK spor kulübü bizim, </span></span><a href="http://www.haberci18.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">www.haberci18.com</span></span></a> <span style="background:white"><span style="line-height:107%">İnternet medyasının dost ve kardeş kulübüdür. Bunu hiç bir skor yada kişiler, guruplar ve söylemlerin bozamayacağının bilinmesini isteriz...</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Bay Çelik’den Anlamlı Mesaj</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">“Dün neysek bu günde oyuz” Rüzgâra göre dans edenlerden değil, fırtınaya karşı omuz omuza duranlardanız. Arkamızdan konuşanlar gölgemizi görürüler; çünkü bizim yolumuz dik her zaman güneşe dönüktür.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Çankırıgücüspor Şampiyonlukla bitirdiği 2025-2026 sezonunu son oynadığı Bölgesel Amatör Lig play out mücadelesiyle tamamladı. Evet bu maç özelinde maalesef farklı bir mağlubiyet sonucu ile bitti. Ancak inanın bizi üzen bu skordan çok bu şehrin yıllarca özlemini çektiği profesyonel lige en çok yaklaştığı bu yılda rakibimizin bize karşı gösterdiği hırs ve mücadeleyi 3.lige yükselme play of maçında göstermemesi oldu. Bizim için mutlu olduğumuz ve umutlu olduğumuz nokta birbirinden değerli ve yetenekli alt yapıda ki kardeşlerimizin böyle bir maçta süre almaları ve sezon boyu birçok alt yapıdan genç kardeşlerimiz A takım da bizlere destek oldu. Belki şimdi olmadı ancak Çankırıgücüsporlu bu kardeşlerimizin Çankırı’yı üst liglerde en iyi şekilde temsil edeceklerini biliyorum.<br />
<br />
Hepsinin yüreğine sağlık sezon boyu yanımızda olan taraftarlarına, hocalarına, yöneticilerine ve en çok da zor zamanlarda birbirimize destek olarak çankırı Amatör küede şampiyonluk yaşatan kıymetli takım arkadaşlarına sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum</span></span><span style="line-height:107%">.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çankırı’da oynanan play-out karşılaşmasında Çankırı FK, Çankırıgücü’nü 12-0 mağlup ederek orantısız güç kullanarak, pervasızca sevinen Çankırı FK’yı kınıyor, utanmadan helallik isteyen bazı teknik heyet ve futbolculara haklarımızı helal etmiyoruz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Daha Fazlasını Gör</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Eserinizle Gurur Duyun Bir İlin Kaderi Böyle Olmamalıydı</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Yok öyle bırakıp kaçma; Hesap vermeliler!</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Çankırılı’nın sırtına binerek, Çankırı’mızdan başka şehre giden Valiyi kullanmak, iş insanlarına, STK başkanlarına aba altından sopa göstererek  ‘hibe, yardım-bağış’ adı altında çok büyük paralar toplayarak yaptıkları harcamaların kalem kalem hesabını vermeden kaçamayacaksınız. Sayı ya Hakan Aslan, Servet Sevindim haricinde sözde yönetici olduğunu, başkan olduklarını iddia edenler Çankırı FK’ya kaç TL yardımda bulundular, gerçek belgeler ile açıklasınlar birde onları görelim.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Çankırı FK hocası çeyrek mafya teknik heyetten Çarşambaspor maçı sonrası açıklama beklerdik, ama onu da yapamadan kaçtılar. Kendi şehrin takımına 12 gol atma hırsınızı Çarşambaspor karşısında da gösterseydiniz keşke. Amatörde mücadele eden bu şehrin çocuklarına yaptığınız büyük bir saygısızlık ve nezaketsizliktir.    </span></span></span><br />
<br />
<span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Takımı Zirveden Play-Out’a (istenmeyen hallere) düşürenlerden hesap sorulmalı.</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bölgesel Amatör Lig 4. Grup’ta sezon boyunca zirveyi bırakmayan Çankırı FK, en yakın rakibinin 6 puan önünde zirvede tamamladı. Ancak BAL statüsü gereği play-off etabında yaşanan beklenmedik elenme, takımı play-out maçına sürükledi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Tüm sezonun emeğini tek bir maça sığdırmak zorunda kalan Çankırı FK, Play-Out maçında Çankırıgücü karşısında 12-0 galip gelerek ligde kalmayı garantiledi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu sonuç, BAL statüsünün acımasız yapısını bir kez daha gözler önüne sererken; Çankırı FK’nın sezon boyunca gösterdiği dominasyon, tek bir maçın kader belirleyici etkisiyle gölgelenmiş oldu.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">"Elveda BAL Ligi</span>... Çocukluk sevdam, uğruna ömür verdiğim Çankırı Fk sporumuz, ne yazık ki saha içi gerçeklerden uzak, saçma bir statü kurbanı oldu.<br />
<br />
Şampiyon olup 3. Lige çıkacağımız anda; küme düşmemize sebep olanların vicdanı, bizim duyduğumuz bu acının ağırlığını taşıyabilir mi bilmiyorum; onlara hakkımı asla helal etmiyorum. Bizim sevdamız liglere sığmaz, bu ayrılık bir son değil, daha güçlü döneceğimiz günlerin başlangıcıdır.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Sırtımı yasladığım dağım, Arkamda her zaman varlığını hissettiğim, gücüm, kuvvetim. Dostlarım, arkadaşlarım, can gardaşlarım, okuyucu ve takipçilerim.<br />
Sizleri kaybetmenin acısını dindirmek o kadar zorki. Kelimeler kifayetsiz. Sizlerle birlikte ben ve yazı ailemizde üzüldü.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Bu Olumsuz Davranışlarınız Şehre Zarar Veriyor!</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Ya bırakın şu Mustafa Çelik’i, muhatap olmayın, olmayalım diyebilirsiniz. </span></span></span><span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Atışınız serbest. Gönül koymam. Ama; şunu eklemem lazım. Zamanı gelince sizleri de kalemimiz ile etkisiz hale getirebilecek güce sahip olduğumuzu unutmayın. Zaman her şeyin ilacıdır, kan emici vampiriler bekleyip göreceksiniz…</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çankırı’nın sesini duyurur, halkın ufkunu açtığını sanan paranın (…) kişi, kişilerin verdiği zararlar ile Çankırı genel ifade ile geçmişini mumla arıyor oldu…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu...</span> <span style="line-height:107%">Size kim neyi anlatacak? Taraflı, paralı maçları anlatan, anlattıran, hoca ve futbolcuları bir tek kamere ve bir spikerin karşısına dikmek şehrin üst kurumu olan yönetimine mi kaldı?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Paralı taklacıları koruyan, korlayan, destekleyen sizler değilmisiniz be arkadaş...</span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:107%">Sizin yüzünüzden </span></span><span style="line-height:107%">koca bir sezon yalan yanlış verdiğiniz, verdirttirdiğiniz (bilgi kirliliğinden dolayı) sorulacak önemli sorular çöp oldu çöp. Taraftara yapılan hakaret, küfür olayları neden ve kimlerin yüzünden cereyan etti. Maç sonu bile değerlendirmekten aciz bir teknik heyet. Bu konuların saklı, gizli kalması sizce etik mi? Son derece sizi tebrik etmek lazım. Yavuz hırsız ev sahibini basarmış misali...</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Biz bu futbolcuları ayakta tutmak için ne mücadele veriyoruz siz ne yapıyorsunuz ayıptır. Ve hala sallıyorsunuz. Basın karşısına çıkıp ta, soracağımız önemli sorular karşısında bir basın açıklaması dahi yapamadığınız gibi, tetikçilerinizin sayesinde kendiniz pişirip kendiniz yiyorsunuz. Ah sizi aymazlar sizi. Yeyin beyler yeyin. Bu kervanın sonu da yakın. Yaptığınız bazı yanlış tutumlarınızı da yayınlamıyoruz bile...</span> <span style="line-height:107%">Asıl soru artık şu: Sizi oraya, buraya kim yolluyor sağa sola sallamanız için??? Şaibeli ve şikayet kokan davranışlar.<br />
<br />
Akıntıya kapılıp gidiyorsunuz. Yaptıklarınız yarına kalır ama; yanınıza kalmayacaktır. Çankırı’ya yaptıklarınız yakın takipte. Sözde birlik, beraberlik sağlıyorsunuz öyle mi? Hadi oradan (…)</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Çelik, “Kardeşim anlamayanı sal bırak ne halleri varsa görsünler altın altındır.” Dedi.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Yeter Artık Yeter!</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Etkinlikler kapsamında düzenlenen tören, toplantı, basın açıklamasında dahi basını ayrıştıran yönetim, kurum ve kurumlarla içi içe yaşamak ne kadar ayıp değil mi?</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kamuoyuna: </span><a href="http://www.haberci18.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="line-height:107%">www.haberci18.com</span></a><span style="line-height:107%"> İnternet Medya </span><span style="background:white"><span style="line-height:107%">gazetesini yayınlamak için emek veren birisi olarak söylüyorum. Bir tek Allah’ın günü şu veya bu siyasiye, partiye yada yöneticiye, kurum amirlerine veya yetkili, yetkisiz, etkili, etkisiz her hangi bir kişi, kişiye, kulüp yöneticisine yaltaklanıp el pençe divan durmadan biz çalışanlarına yalan yada iftira niteliği taşıyan asılsız yazılar, şişirme haberler yazdırmak isteyenlerin (…) lerini öğrendik, duyduk. Sizin bu yaptıklarınız şahsımız ve sahibi olduğumuz internet medyamıza karşı halkı kin ve düşmanlığa sevk etmektir. Bunun cezası da çok ağırdır; önemle duyururum.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Ne Olacaksa Olsun; Sizden Ne Korkuyoruz, Nede Çekiniyoruz</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Talimatçılar ile kana kan, cana can mücadelemizi yaparak (isteklerini yerine getirmeyerek) şerefiyle, onuruyla, doğru adımlarla yoluna tek tabanca devam eden İnternet Medya Haberciliği yapan adamın adıdır Mustafa Çelik.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Çelik, “Şahsıma, Haber Sitemize Yapılanlara Karşı Üç Maymunu Oynayanlara Sesleniyorum”</span></span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">“Sessizlik İhanettir, Seyirci Kalan Suç Ortağıdır”</span></span><span style="line-height:107%"> Bazılarını ayırarak seçicilik, gruplandırma veya pozitif-negatif ayrımcılık</span><span style="background:white"><span style="line-height:107%"> (ayrıcalık tanıma) bağlamlarında ifadelerimi kullanarak söylüyorum, </span></span><span style="line-height:107%">Yaptığınız insanlık dışı yanlışlar, saldırılar ‘Benim İçin Şeref Madalyamdır.’ Nedeni ise insanlıktan nasibini almamış bazı yaratıklar bu şeref madalyalarına bile sahip değillerdir…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yaklaşık 35 yıllık onurlu İnternet medya gazetecilik hayatımda ilk kez sahibi olduğum </span><a href="http://www.haberci18.com'dan" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="line-height:107%">www.haberci18.com’dan</span></a><span style="line-height:107%">, Çankırılı hemşehrilerime bu şekilde selamlarımı göndererek başım dik, alnım açık, kalemim susmadan paylaşım yapıyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Şahsım tarafından www.haberci18.com kurulmuş; 1992 yılında buyana da gazetecilik mücadelesini kesintisiz sürdürmüşümdür. Bu süreçte yalnızca Çankırı’da değil; bazı birçok gazetede muhabirlik görevlerinde bulundum. Bazı kanı bozuk çürük elmalara da fahri muhabirlik, köşe yazarlığı yaparak, hatta ve hatta maddi ve manevi desteklerimde de sınır tanımayarak özenle yanlarında olmuşumdur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Meslek hayatım boyunca; rantçıları, uyuşturucu satıcılarını, mafyaları, tetikçileri, hırsızları, devleti soyanları, yolsuzlukları, usulsüzlükleri, ahlaksızları, fetöcüleri, teröristleri, hainleri ve rüşvet çarklarını çalıştıranları belgeleriyle ortaya çıkararak görevim itibariyle yetkililerime sunmuşumdur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu nedenle tehdit edildim, hakarete uğradım, aileme varan küfürlere maruz kaldım. Şahsım ve sahibi olduğum </span><a href="http://www.haberci18.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="line-height:107%">www.haberci18.com</span></a><span style="line-height:107%"> İnternet Medyama saldıranlar Adalet önünde hesap verip maddi, manevi en ağır cezalara çarptırılmışlardır, daha da Adalet önünde hesap veriyor olanlar vardır. </span></span><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Haberlerimi kaldırmam için aracılar gönderildi, paralar teklif edildi.<br />
<br />
Hiçbirine boyun eğmedim. Parayı elimin tersiyle ittim. Çünkü devletimden maaşımı alıyordum, o helal para bana, aileme, çocuklarıma fazlasıyla yetiyordu, artıyordu da.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Saldırganlarla Mücadele Ederek Kalitemizden Ödün Vermedik</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çünkü ben; devletini, vatanını, bayrağını, yaşadığı şehri seven, milletini seven, Çankırı’nın büyümesi, güzelleşmesi ve yücelmesi için kalemiyle mücadele eden Milliyetçi bir İnternet Medya gazeteciyim. Geri vitesi olmayan bu İnternet Medya Gazetecinin adı da Mustafa Çelik’tir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bugüne kadar aldığım tehdit ve hakaretlere dair şikâyetçi, davacı olduğum çok sayıda dosya hâlen emniyet ve adliye kayıtlarında mevcuttur. Korkmadık, kalitemizden ödün vermedik, kıyasıya mücadelemize devam ettik. Biraz da g</span></span><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">eriye dönük hizmetlerimden de bahsetmek isterim. Köy Hizmetlerinde işçi personeliydim. Kurumumda da verilen görevleri yaptım. Değerli büyüklerimin emirleri ile görev yerimden ayrılarak Valilik oluru ile Çankırı Valiliğinde yaklaşık 14 yıl, 4,5 yılda Çankırı Karatekin Üniversitemizin kuruluş aşamasından ÇAKÜ’nün ilk mezunlarını veresiye kadar uzun zaman anlımızın akıyla çalışan, görevlerini yerine getiren personellerdenim. (Kısacası büyüklerim, yöneticilerim ne görev verdilerse üstlendim, yerine getirdim.)</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Köy Hizmetleri ve Valilik’ten Kopartılarak Karayollarına Gönderiliş Sebebim!</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">2011 yılında kurumum değiştirilerek başka bir kuruma gönderilmemin nedenini kamuoyuna açıkça ifade etmek isterim:</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">1992 yılından beri Kamu Kurum dairelerimizde hizmet ettim. Sonuçta işçi statüsünde olan insanlar, arkadaşların kimi siyasete girdi, kimi, sendikacılığı tercih etti, şahsımızda verilen görevleri aksatmadan gençlik yıllarımda severek yaptığımız amatör gazeteciliği tercih ettim, şimdi ise teknolojiye ayak uydurarak işimi genişletip profesyonel İnternet medyacılığa büründüm. Burada hem kurumlarıma, hem şehrime hem de kamuoyuna hizmet etmiş oldum. Bu benim için büyük onur ve şerefti.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Soruyorum; Üstlendiğim İnternet Medyacılık hizmetlerimde bir yanlış var mı?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Olacak ya 2015 yılında</span><span style="background:white"><span style="line-height:107%"> (Fetullahçı Terör Örgütü), en somut ve kanlı yapılanması ile gündeme geldi. Örgütün darbe girişimiyle "hortladığı" ve devlet yapısına kastettiği ana tarihti 2015. Yine bu tarihlerde de makam, mevkilerde verilen görevlerimi yapıyor, titiz bir şekilde çalışıyordum.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kamuoyu olarak biliyorsunuz ki </span><span style="background:white"><span style="line-height:107%">tüm Türkiye’de Fetullahçı Terör Örgütü ile mücadele başlatıldı. Sonuçta şehrimizin Ulusal, Yerel Basını olarak bu olayların takibini hep birlikte yaparak yazı, haber, köşe yazısı şeklinde kamuoyu ile doğal olarak paylaştık. Soruyorum: Resmi olarak yapılan paylaşımlarda burada bir uygunsuzluk var mı?</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Tabii ki olayları öğrenir öğrenmez olay yerine giderdik. Basın Ahlak kuralları çerçevesinde Emniyet, Adliye Sarayı’nda gelişmeleri takip ederek uzaktan, yakından fotoğraflar çekilerek; gözaltlarının olduğu mahallenin adını, sokağın ismini, sabıkalı kişi veya kişiler ile araç sahiplerinin adları Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Valilik, İl Emniyet Müdürlüğü, Jandarma Komutanlığı gibi kurumlarımızda açıkça yayımlanırdı, halen yayımlanmayada kesintisiz devam edilmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sabıkalılar, gözaltına alınanlar, tutuklular, kamu kurum ve işlerinden kesin ihraç olanlar yaşadıklarının ardından bazı gazeteciler ve aracılar vasıtasıyla Valilik, Emniyet, Jandarma onaylı resmi imzalı yazılı bilgileri dahi kabullenemeyip defalarca kamuoyuna sunulan haberleri kaldırmamı istediler. Bizde kamuoyuna duyurulması istenen haberlerin belge ve delillere dayalı olduğunu belirterek yayınladığımızı (altını çizerek söylüyorum) teklif edilen maddi ve manevi isteklerini (kendimi ateşe atarak) reddettim. Daha sonra para teklif edildi; onu da reddettim. Ve beklenmedik bir şekilde ardı ardına asılsız yersiz davalar açıldı.<br />
<br />
2025 yılının son aylarına doğru sahibi olduğum </span><a href="http://www.haberci18.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="line-height:107%">www.haberci18.com</span></a><span style="line-height:107%"> İnternet Medyam ve şahsım Mustafa Çelik’in adına açılan, yıllar süren asılsız, yersiz davaların yargılama süreci, davaların kazanılması ile sonuçlandı, dosyalar bir bir kapatıldı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bunu neden bahsettim? Çankırı’da artık klasikleşmiş bir gerçeği herkes bilmektedir: Evi, aracı, iş yeri hatta kendisi kurşunlanan, tehdit edilen, dövülen, bıçaklanan, yakalanan zanlılar kişiler her nedense haber olmaktan korkmaktadır. Oysa mağdur olan kendileridir. Böyle bir süreçten de geçtik vesselam.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Satılık Kalemlerden Olmadım, Olmayacağım</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ben; para alıp haber yazan, para alıp haber kaldıran, bir dürüme, bir aboneliğe, üç-beş bin liraya, uyduruktan reklamlara kalemini satanlardan olmadım. (sözüm herkese değil) o zavallılar kendilerini çok iyi biliyorlar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Doğru haberleri, belge ve deliliyle yazdım, yazmaya da devam edeceğim. Açlıktan öleceğimi bilsem de kimseye eyvallah etmedim, etmeyeceğimde. Devletimden çalışırken de, emekli olduğumda da maaşımı aldım, ekmeğini yedim, eşime çocuklarıma aileme haram yedirmedim Allah’ıma dua ettim.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bugün bazı sözde gazetecilerin benim durumumdan sevinç duyduğunu, bazılarının sahte yardımlar üzerinden prim yapmaya çalıştığını, bazılarının ise yalnızca “haber” yapmak için telefonuma sarıldığını çok iyi biliyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çünkü Çankırı’da basın da kalmadı, gazete de kalmadı, doğru düzgün yazabilecek üstatlarımız da kalmadı. Sahipsiz Çankırı iyice sessizliğe büründü, bazı korkaklar yazmaktan çekinip korkuyor. Çankırı’da basını küçülten, yok sayan vicdanınızlar gönlünüz rahatsa elinize kına yakın diyoruz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Allah nasip eder, ömrüm uzun olursa son nefesime kadar; daha güçlü, daha kararlı ve daha gür bir sesle haberciliğimizi yapmaya devam edeceğim, şahsım ve haber sitemle uğraşanlar her kim olursa herkes hak ettiği cevabı alacaktır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Köy Hizmetleri, Çankırı Valiliği’nden Sürgün Edilmem (bu ceza) Benim İçin Şeref Madalyamdır</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hırsızların, arsızların, rantçıların, namussuzların, ihale çetelerinin, mafyaların, üçkâğıtçıların, vatan hainleri ve onların uzantılarının üzerine daha da kararlılıkla gideceğim. Ben hiçbir zaman yüz kızartıcı, utanılacak bir suçun içerisinde olmadım. Dönemin Valisi, Siyasetçileri, İl Özel İdaresi Genel Sekreterliği, Köy Hizmetleri Kurum Yetkilileri, Sendikacıları tarafından bana uygulanan (mobbing) psikolojik şiddet onurlu şeref madalyamdır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Gönderdiğiniz diğer başka şehrimizde de onurumla, şerefimle 4 yıl hizmet ettim, 2014 yılında da anlımın akıyla emekli oldum, şehitler, gaziler, yaranlar diyarı şehrime, aileme geri döndüm. Kaybeden sizler; kazanan Mustafa Çelik olmuştur. Bu gazetecinin adı da yine Mustafa Çelik’tir. </span></span><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ne yaparsanız yapın, beni ve yazı ailemi yıldıramayacaksınız, susturamayacaksınız. Tehditleriniz, şantajlarınız bana vız gelir, tırıs gider. Hiç kimseden korkum yok. Bize Allah yeter.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çankırı’nın kanını emen faizci ve tefecileri, şehri uyuşturucuya boğan baronları ve torbacıları, ihale çetelerini, mafyaları, yolsuzlukları ve usulsüzlükleri; dürüst iş insanlarını ve siyasileri spekülasyon, manipülasyon ve dezenformasyonla itibarsızlaştırmaya çalışanları, rantçıları (ayağımızın altında dolaşanları) yazmaya devam edeceğim.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Doğru ve dürüst olarak haberlerin, resimlerin kamuoyu ile paylaşılması doğal olduğu bu dünyada hedefimizden şaşmayacağız. Asılsız olayların çarpıtılarak ve yanlış aktarılması, olayın baştan aşağı yanlış anlatılması bizim kitabımızda yazmaz. Sizleri Allaha havale ediyorum. Karalama kampanyanız umarım yanınıza kâr kalmaz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><a href="http://www.haberci18.com/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="border: 1pt windowtext; padding: 0cm;"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">www.haberci18.com</span></span></span></a><span style="border: 1pt windowtext; padding: 0cm;"><span style="line-height:107%"> İnternet Medyası olarak, “Önceliğimiz Vatan, Millet, Bayrak, Din, Devlet, Çankırı ve şehrimin insanlarıdır. Yalakalığı menfaat için karakter edenden, yüze ayrı, arkasına ayrı riyakârlık edenden, sevdasını satan dönekten, sahibine çifte atan inekten, puştluğu meslek edinmiş kunekten hiç kimseye hayır gelmezmiş oğul…” diyerek ş…lerin enselerinden inmeyeceğimizin; bize iftira atanların suratlarına tüküreceğimizin bilinmesini isteriz…</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="border: 1pt windowtext; padding: 0cm;"><span style="line-height:107%">Sözüm muhataplara, <span style="letter-spacing:.3pt">Şunu beyninize iyi kazıyın ki; “Her kim ki Türk’e, Türk adına, Atatürk’e, Mustafa Çelik’e düşmandır biliniz ki; siz gibi bidon kafalılar Malazgirt’te, İstanbul’un Fethinde, Çanakkale’de, İstiklal Harbinde mağlup ettiklerimizin, Türkiye de kalmış artıklarısınızdır (Çankırı’nın artıkları) ifadelerimi bir kez daha tekrarlıyorum. Biliniz ki dalımızı kıranın ağacını kökünden sökeriz. Şimdi öğrendiniz mi kim olduğumuzu?</span> Nokta.</span></span></span><br />
<br />
<span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Teşekkür</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çankırı’dan ve çalıştığım kurumumdan sürgün edildiğim ilk andan itibaren ilgisini ve desteğini esirgemeyen; Mecliste, Bakanlıkta, Genel Müdürlüklerimde, Daire Başkanlıklarımda bulunan kıymetli büyüklerime, adam gibi adamlara, ekip arkadaşlarıma, kıymetli avukatlarıma, telefonla arayarak üzüntülerini ileten dostlarıma, okuyucularıma ve takipçilerime sonsuz teşekkür ve minnetlerimi sunuyorum. Herkese hayırlı günler, bereketli işler dilerim.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bana husumet besleyen, bana mesaj vermeye çalışan geri zekalı yavşakların, çakalların neden düşman olduklarını kesin olarak bilmiyorum, âmâ az çok tahmin ediyorum. Ulan salaklar, cahiller, dunkoflar bir adam bir adamla konuşuyor, samimi diye o adama düşman olunur mu ula? Eğer sebep buysa, ula sizin ve sizin gibi sahte itibarlıların kuyruğunun altını kaldırsınlar çakıldaktan geçilmez la. Sahte itibarlı yüzleri maskeliler, Eğer sebep adamın, adamla samimi olmasıyla düşmanlığınız buysa, bundan dolayı bana mesaj veriliyorsa; hodri meydan, pilavdan dönenin kaşığı kırılsın. Siz kimsiniz bana mesaj verecek (…)<br />
<br />
Vampiriler, kan emiciler ben mesajdan kalleşlikten, şerefsizlikten, düşük işlerden, karaktersizlikten, cibiliyeti bozukluktan anlamam. </span></span><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Benle sorunu olan varsa şahsıma direk gelin. Benim bu memlekette kimseye gebeliğim yok, yaşım 63, yaklaşık 35 senedir de fahri olarak doğru habercilik yaparım. Şehrime hizmet yolunda tek gezerim, dik gezerim, geri fitesine takmam. Parayla, makamla itibar kazananlardan da değilim. Bu memlekette herkes, herkesle konuşabilir, hiç bir kimse falana filanla konuşma diyemez. Veya bundan dolayı kimse, kimseye bu konuda mesaj veremez. Çankırı FK ve şehrime zarar vermemek adına hep sustum. Ama şimdi konuşma sırası bize geldi. Haddinizi bilin hadsizler. Yada kimliğinizi belli edin. Vesselam.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Her şey Türkiye, Çankırı, Millet, Vatan için. Ne Mutlu Türk’üm Diyene.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Selam, sevgi, saygı ve dualarımla hoşça kalın, dostça kalın. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Mustafa Çelik </span><a href="http://www.haberci18.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="line-height:107%">www.haberci18.com</span></a><span style="line-height:107%"> Çankırı</span></span></span></span>]]></description>
<author>Mustafa Çelik</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/mustafa-celik/ozel-kose-yazisi-makale/819/</link>
<pubDate>Thu, 28 May 2026 16:47:23 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Teori Pratik İlişkisi</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Teori Pratik İlişkisi</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Okuduğumuz kitaplar, büyüklerimiz bize hep şunu demiştir: teori, pratiksiz; pratik, teorisiz olmaz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Nedense bu sözü bugüne kadar hiç sorgulamamış, hep doğru kabul etmişimdir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Teori nedir: Gözlemlenebilir olayları ya da olguları sistematik bir şekilde açıklayan ve güçlü kanıtlarla destekleyen bir düşünce sistemidir. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Pratik nedir: Teorik bilgilerin günlük yaşamda kolaylıkla uygulanabilmesi, işlevsel olmasıdır. Zaman ve enerji tasarrufu sağlayarak sorunlara hızlı ve etkili çözümler üretme yeteneğidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Teori, pratik meselesini daha anlaşılır ifade etmek istersek: Düşüncenin, hayata geçirilme durumudur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Şunu fark ettim: insanların yüzde doksanı teoriyi pratiğe geçiremiyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Düşüncede başka, yaşamda başka…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Örneğin kadın hakları konusunda konuşmaya başlandığında mangalda kül bırakılmıyor, eve gidince kadına bir sürü iş buyruluyor; ev işleri kadından sorulurmuş gibi yemek, temizlik, hizmet kadından bekleniyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kadın, erkek eşit deniliyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kadın haklarından bahsediliyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hepsi teoride…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Başka konularda da hep böyle…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir sürü büyük laflar, tespitler, ilkeler falan, filan…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Pratikte bunların hiçbirisinin esamesi okunmaz…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hiç düşünmeden, sorgulamadan çok büyük önem atfettiğim bu özlü söz hikayeymiş.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İçi boşmuş…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Öyle kişiler var ki, hayatında hiç kitap okumamış ama o kadar büyük laflar eder ki aklınız şaşar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sanırsınız ki ülkenin en bilgilisi en bilmişi…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu iş teori ile de oluyor maazallah…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Teorik bilgi ile dopdolu kişiler, karılarını dövüyorlar, kendilerinden beklenmedik davranışlar sergiliyorlar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İnsanı hayal kırıklığına uğratıyorlar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hani pratiğin gücü teoriydi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yok kardeşim, ağız dolusu konuşanlar, iş pratiğe gelince ortalıkta yoklar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ülkemizde teori-pratik uyumsuzluğu, içki sofralarının bile konusu olmuştur. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">“Hükümet yıkıp kurmak” deyimi boşa değildir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Teoride ayrı, pratikte ayrı…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Anlaşılan teori ile pratik öyle kolay kolay bir araya getirilemiyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ülke için ölenler, vatan, millet, sakarya diyenler…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">“Ülken için ne yaptın?” sorusuna verebilecekleri doğru dürüst cevapları yoktur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yerdeki çöpü alıp çöp kutusuna atamayan bir ülke sevgisi gerçeğini, en derin şekilde yaşayan bir kesim var maalesef…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İnanç meselemiz de farklı değil…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İslami bilgimiz çok yüksektir, bilmediğimiz dini konu yoktur ama iş Müslüman gibi yaşama meselesine gelince sınıfta kalırız.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Komşusu açken tok yatan bizden değildir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kul hakkı yiyen cenneti göremeyecektir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İyilik, yardımlaşma, dayanışma, hoşgörü; sevgi, saygı…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Mevlâna, Yunus Emre, Hacı Bektaş… </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ne güzel değil mi?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Komşumuz aç mı tok mu diye hiç düşünmemişizdir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İnsani değerleri yüksek bir vatandaş olmak, kendimizi insanlığa adamak şöyle dursun, yakınından bile geçmek istememişizdir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Gemisini kurtaran kaptandır bizim memlekette…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ne komşusundan bahsediyorsunuz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Miras kavgaları en büyük ayrışmaları beraberinde getirmez mi?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kardeş kardeşi düşünmez, düşman kesilir kardeş kardeşe…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Nerede teori pratiksiz, pratik teorisiz olmaz yalanı…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İkisi de birbirinden çok uzak şeyler bizde.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sözün kendi içinde doğruluğu tabii ki var.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Teori pratiği besler, pratik, teorisiz olmaz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Uygulayana…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ama nerede bizde…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Teori bir yerde pratik bir yerde…</span></span></span></span>]]></description>
<author>Gündoğdu Yıldırım </author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/gundogdu-yildirim/teori-pratiksiz-pratik-teorisiz-olmaz/818/</link>
<pubDate>Sat, 23 May 2026 07:58:22 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kardeş Kazığı</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kardeş kazığı, en derin izi en yakın yerden bırakır. Paranın köpeği olan (…) insanlardan ne arkadaş, ne dost, ne akraba, nede kardeş olur.<br />
<br />
Babanın, ananın malı, parası için birbirine giren evlat çok. Ama; Babaya, anaya bakmak için birbirine giren evlat yok. </span><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Onurlu, gururlu, namuslu, dik duruşlu bir dünyada yaşamak varken; bana yöneltilebilecek en çirkin suçlama olur, bunu reddediyorum. İnsanlara aynı iyiliği düzenli olarak yapınca, artık senin görevin zannediyorlar.. Muazzam bir nankörlük çeşidi.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="border: 1pt windowtext; padding: 0cm;"><span style="line-height:107%">Yüce kitabımız Kur'an'da "Her nefis ölümü tadacaktır" emriyle haber verilen emr-i ilahînin tecellisiyle, merhumlar, merhumeler, dostlarımız kalp krizi, çoklu organ yetmezliği, bazı hastalıklar nedeniyle hayatlarını kaybetti, kaybetmeye de devam ediyor.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="border: 1pt windowtext; padding: 0cm;"><span style="line-height:107%">Hakka yürüyen insanlarımızın vefat haberleri başta aile yakınları, sevenleri, eş, dost ve tüm insanlar tarafından büyük üzüntü ile karşılanıyor.</span></span><span style="line-height:107%"> <span style="border:none windowtext 1.0pt; padding:0cm">Aramızdan ayrılan Merhumlara, Merhumelere Cenab-ı Allah'tan rahmet, kederli ailelerine baş sağlığı diliyoruz. Rabbim safi ismiyle muamele eylesin, rabbim geride kalanlarına sabır İhsan eylesin, hepsinin de mekânları cennet olsun, gül bahçeleri ile dolsun. İnşallah. Amin. Amin. Amin.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Herkes beni babama benzetir, haklılar sanırım. Babamda her yükün altından tek başına çıkan, kimseye minnet etmeyen, etrafındaki insanlar için çabalayan, herkesin iyiliğini isteyip kendini ihmal edip unutan, kendi malından parasından verip; ihtiyacı olduğunda etrafında kimseyi bulamayan, her defasında kendiyle kalan ve ne yaparsa yapsın kimseye yaranamayan, (sözüm anamın, babamın kendi damadına, kızına, kızının çocuklarına) Ama benim babam ailesine babalık yapıp adam gibi adamdı. İyiki benim babam, anam oldunuz Hacı Satılmış & Hacı (Bayan) Yaşar Çelik. Allah sizden razı olsun. Kızınızın, Damadınızın da Allah belasını versin, olmaz olsunlar. Günü günlerinden kötü gelsin, el kapılarına muhtaç olsunlar. Gün yüzü görmesinler. Bayramları, düğünleri zehir olsun. Üzerlerindeki hakkım hukukum haram olsun.<br />
<br />
Sizlerin Mekanı Cennet olsun babam, anam. Sizler şimdi hayatta olsaydınız yetim kalmazdım; baş belaları kızınız ve damadınız ile p…. uğraşmazdım.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Annem evimde artık bizimle birlikte yaşarken, temelli olarak yatağa bağlı olarak yerleşti. Hiçbir şey planlı değildi. Hepsi Cenab-ı Allah’tan geldi. Maddi ve manevi tüm imkanları onun için seferber ettim. Hiç bir şeklide üf be tüh be demedim, dedirtmedim.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Annem kendi kafasına göre kararını vermişti.</span><span style="border: 1pt windowtext; padding: 0cm;"><span style="line-height:107%"> Babamı kaybettikten sonra (26 yıl önce) </span></span><span style="line-height:107%">dir bizimle yaşıyor. Ve ben, onun daha önce hiç görmediğim bir halini yeniden keşfediyorum. Zaman sanki yavaş yavaş ona yetişmiş gibi...<br />
<br />
Küçük bir kız çocuğu gibi artık. Çok hassas, adımları tereddütlü, koridorda yavaşça ilerliyor; sanki görünmeyen engelleri aşmaya çalışıyor. Ş… kızının, damadının düştükleri hallerine gülümsüyor, kendi kendine konuşuyor gibi, bazen hayali sohbetler dinliyor ve her gün bana "mesajlarını" eski günlerini anlatıyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yanında ayrı bir kanepede de ben yatıp kalkıyordum, onu yalnız bırakamıyorduk.<br />
<br />
Her gün odasına bıraktığım küçük bir çikolata parçasını, kuruyemişlerini, içeceklerini bazen kendisinin elleriyle aldığını fark ediyorum. İki eliyle tuttuğu, biri hafifçe titreyen çay bardağını yudumlarken o çikolatayı yavaş yavaş, tadını çıkararak yiyor. Sık sık parmağındaki yüzüğünü kontrol ediyor; kaybedecem diye ödü kopuyor. O küçük yüzük onun için bir hazineye dönüşmüş durumdaydı. Çünkü o yüzük 1970 yıllardan babamdan anneme mekke, medine’den getirdiği hakık yüzük dünyalar güzeli büyük bir hediyeydi. Onu çok sever kimseye de vermezdi.<br />
<br />
Birden fark ettim... O yüzük parmaklarından çıkıçıkıveriyordu. Artık ne kadar zayıfladığını, yaşlandığını görebiliyorudum. Güçlü olmaya çalışmayı bırakmış, anlayacağınız kimseye yük olmama adına kendini bırakmış, rahatlamış. Tüm hayatını, en ufak ayrıntısına kadar bana emanet etmiş. Şu anda onun için en önemli şey benim varlığımdı. Eve döndüğümde rahatladığını hissediyorum; bu neredeyse gözle görülebilir bir şey. O yüzden mümkün olduğunca uzun süre ondan uzak kalmamaya çalışıyordum. Yılarca öylede yaptım. Yanında olduğum her an mutlu oluyordu, seviniyordu. Bizde mutlu oluyorduk.<br />
<br />
Tıpkı çocuklarım küçücükken yaptığım gibi her gün istediği ve doktorların yiyip içebilir dedikleri çorbaları pişiriyorum, eşimde yemekleri yapıyordu. Sevine sevine yiyip içiyordu. Masanın üzerinde her zaman bir kase dolusu bisküvi, kek, yoğurt vb yiyecekler oluyor. Ve her gün, yıllarca dimdik duran o bağımsız kadına karşı içimde tarifsiz bir sevgi duyuyorum. Beni dünyaya getirdiği günden itibaren 64 yıldır iç içe beraberdik ama; Babam öldükten sonra 26 yıl boyunca yalnız yaşamak istedi. Kendi kendine bir hayat kurmaya çalışırım, evim barkım var dese de isteklerini hep ret eder, kabul etmezdim, talep ve isteklerini yerine getirmeyerek yanı başımdan hiç ayırmadım, böyle devam anneciğim derdim.<br />
<br />
Ama şimdi... Yaşlılık bambaşka bir şeye dönüştü.<br />
<br />
Annem 83 yaşında ve artık benim bebeğim oldu. Tek dileğim, onun yolunu mümkün olduğunca yumuşak, sakin ve sevgi dolu kılmak: sıcaklık, ilgi, alaka ile bisküviler, kahveler, kullandığı ilaçlar, üzerine severek giydiği kıyafetler ve sade anlarla. Onun için artık başka hiçbir şeyin önemi yoktu. Her şeyden razıydı. Allah’ımızdan da razıydı.<br />
<br />
Yanında olma, mutlu bir yaşlılık yaşamasına eşlik etme ve bu süreçte asla pişman olmayacağımı bilme fırsatına sahip olduğum için sonsuz minnettarım. Her zaman yanımda olduğun için teşekkür ederim anne. Lütfen, mümkün olduğunca uzun süre benimle kal dedim ve hayata gözlerini kapatasıya kadar beraber yaşadık ve istediğimiz gibi de oldu. Yani anlayacağınız vicdansız kızı, damadı ve onun yaratıklarına muhtaç etmedim, o neyü belirsizlerin hainlerin ellerine düşürmedim.<br />
<br />
Çok duygulandım. </span><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Keşke Annem Babam yaşasaydı da yine bebekler gibi onlara baksaydım. Mekanlarınız Cennet olsun canımın içi Can tanelerim..<br />
<br />
Kardeşten Yenilen Kazık Unutulmaz!<br />
<br />
Geçmiş yıllarda sobalı evimizde kömür gazından zehirlenip, tedavilerimizin devam ettiği günlerde, "Daha ölmemişler diyen, Annesinin cenazesine gelmeyen zavallı şerefsizler benim kardeşimde olamaz, eniştemizde olamaz, hiç bir şeyim de olamazlar... Kendilerini her konuda ret ettiğim gibi; bu günde söylüyorum her an enselerinde serseri bir mayın gibi patlamaya hazır olduğunu belirtmek isterim.    <br />
<br />
İnsanlar düzlüğe çıkınca sizinle çıktıkları yokuşu unuturlar. Nankörlük bir durum değildir Bir Huydur..!<br />
<br />
Ne zaman ki iki kardeşin arasına mal, para mevzuları girer, o zaman kardeşlik mardeşlik kalmaz.<br />
<br />
Kendisinin, kocasının ve çocuklarının canı yok olsun, suratına dahi tükürmeyeceğim, en nefret ettiğim insan evladı modelini ailemize katmış olmasıdır. Sesini duyunca haç görmüş vampire döndüğüm bir model evimize girip çıkar olmuş.</span></span><span style="line-height:107%"> <span style="background:white">Pirinç tanesi beyniyle espri yapıp, gülerek bir şeyler zırvaladığı zaman, gülmek zorunda kaldığım o anlardan birinde kendimi tutamayıp ağzından içeri kolumu sokup söktüğüm bağırsaklarını boynuna dolayıp boğarak öldüreceğim. Bu attığı kazıkla üzülmeyi de hak ediyor gerçi de abi yüreği işte. Yarına bırakırım ama, kafalarına iyi yazsınlar yanlarına bırakmam.</span><br />
<br />
"Düşmanın attığı ok bir şekilde bulunur da, kardeşin vurduğu hançer yürekte unutulmaz. Aynı kandan olmak yetmiyor insan olmaya; kan bağı olanların bazen vicdan bağı kopuk oluyor.</span> <span style="line-height:107%">En büyük darbeler en güvendiklerinden gelir. Düşman yabancıydı, kardeşim dediğim ciğerimden vurdu."</span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:107%">Makalenin devamını başka kardeşlere kötü örnek olmamak için burada kesiyorum. Diyeceğim o ki;</span></span> bazı insanlar bu konuda bir birine sorarlar: Düşmanın var mı yoktur. Kardeşin var mı var derler. İşte en büyük düşman kardeştir derler. Ben bu düşmanlığı yaşadım sizler yaşamayın değerli okurlar, kıymetli takipçilerim.<br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:107%">Evinde kedi, köpek besleyip te Anne, Babalarını Huzur Evine bırakanlara yuh; Anne Babalarına iyi bir evlatlık eden kişi veya kişilere de Selam olsun. Kusurm varsa af ola. Vesselam. M.Ç.</span></span></span></span></span>]]></description>
<author>Mustafa Çelik</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/mustafa-celik/malin-mulkun-paranin-kopegi-olan-kardes/817/</link>
<pubDate>Fri, 15 May 2026 15:43:05 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Seksen Yıl Arayla Aynı Çığlık</title>
<description><![CDATA[<h1 style="margin-bottom:8px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:125%"><span style="page-break-after:auto"><span style="font-weight:normal"><span lang="tr"><span style="line-height:125%"><span style="color:#e74c3c;">Seksen Yıl Arayla Aynı Çığlık</span><br />
<br />
1945 Ankara Cinayeti ve bitmek bilmeyen örtbas geleneği<br />
<br />
Gülistan Doku'nun annesi altı yıl önce kızından haber alamayınca kapı kapı dolaşmaya başladı. Bugün hâlâ dolaşıyor. "Altı yıldır buramda bir ateş yanıyor" diyor, göğüs kafesini göstererek. "Ne söndürür bunu?" diye soruyorsunuz; "Kızıma bunu yapanların cezalarını alması" diye yanıt veriyor. Soruşturma dosyasına bakıyorsunuz: delil karartma, dijital izlerin silinmesi, kamu nüfuzunun seferber edilmesi. Bir kaybolma vakası değil, iddia edilen düzenleme budur.</span></span></span></span></span></span></span></h1>

<h1 style="margin-bottom:8px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:125%"><span style="page-break-after:auto"><span style="font-weight:normal"><span lang="tr"><span style="line-height:125%">Bu tablo bende tuhaf bir tanıdıklık hissi uyandırdı. Sanki bu satırları seksen yıl önce de okumuştum. Çünkü okumuştum.</span></span></span></span></span></span></span></h1>

<h1 style="margin-bottom:8px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:125%"><span style="page-break-after:auto"><span style="font-weight:normal"><span lang="tr"><span style="line-height:125%">"Baskılar ne kadar güçlü olursa olsun, bağımsız yargı bir kez harekete geçtiğinde en kudretli isimler de hesap vermekten kaçamaz."</span></span></span></span></span></span></span></h1>

<h1 style="margin-bottom:8px"><span style="color:#e74c3c;"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:125%"><span style="page-break-after:auto"><span style="font-weight:normal"><span lang="tr"><span style="line-height:125%">Samanpazarı'nda Yedi Kurşun</span></span></span></span></span></span></span></span></h1>

<h1 style="margin-bottom:8px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:125%"><span style="page-break-after:auto"><span style="font-weight:normal"><span lang="tr"><span style="line-height:125%">16 Ekim 1945 akşamı, Ankara Samanpazarı'ndaki muayenehanesinde yedi kurşunla hayatını kaybeden Doktor Neşet Naci Arzan, aynı zamanda Sovyetler Birliği Büyükelçiliği'nin doktoruydu. Cinayetin ertesi günü, maktulün yakın arkadaşı Reşit Mercan, Anafartalar Karakolu'na giderek teslim oldu. Ancak teslim olmasının üzerinden saatler geçmeden dönemin Ankara Valisi Nevzat Tandoğan onu makamına çağırdı. Dava, daha başlamadan baskının gölgesine girdi.</span></span></span></span></span></span></span></h1>

<h1 style="margin-bottom:8px"><span style="color:#e74c3c;"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:125%"><span style="page-break-after:auto"><span style="font-weight:normal"><span lang="tr"><span style="line-height:125%">İlk Yargılamada Görülmeyenler</span></span></span></span></span></span></span></span></h1>

<h1 style="margin-bottom:8px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:125%"><span style="page-break-after:auto"><span style="font-weight:normal"><span lang="tr"><span style="line-height:125%">Savcı Kemal Bora, soruşturmayı rekor bir hızla tamamladı; cinayetten yalnızca 22 saat sonra dava açıldı. Mercan, "doktorun kendisini sanatoryuma yatırmadığı" gerekçesiyle tek başına sanık koltuğuna oturtuldu. Asıl şüpheli olarak gösterilen, dönemin Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay'ın oğlu Haşmet Orbay ise yalnızca "silah temini" ile itham edildi. Duruşmalarda Mercan'ın bitkin ve uykusuz hâli dikkat çekiyordu; yine de can alıcı sorular sorulmadı. Mahkeme Mercan'a 20 yıl, Orbay'a ise 1 yıl hapis verdi.</span></span></span></span></span></span></span></h1>

<h1 style="margin-bottom:8px"><span style="color:#e74c3c;"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:125%"><span style="page-break-after:auto"><span style="font-weight:normal"><span lang="tr"><span style="line-height:125%">Tek Dik Duran Adam ve Şüpheli Ölümü</span></span></span></span></span></span></span></span></h1>

<h1 style="margin-bottom:8px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:125%"><span style="page-break-after:auto"><span style="font-weight:normal"><span lang="tr"><span style="line-height:125%">Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Fahrettin Karaoğlan dosyayı titizlikle inceledi. Eksik soruşturma ve usulsüzlükleri gerekçe göstererek kararın bozulmasını ve davanın Ankara dışına taşınmasını sağladı. Adaletin peşini bırakmayan bu isim, 16 Haziran 1946'da kendi otomobili içinde ölü bulundu. Resmi kayıt "kalp krizi" diyordu.</span></span></span></span></span></span></span></h1>

<h1 style="margin-bottom:8px"><span style="color:#e74c3c;"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:125%"><span style="page-break-after:auto"><span style="font-weight:normal"><span lang="tr"><span style="line-height:125%">Bolu'da Çözülen Diller</span></span></span></span></span></span></span></span></h1>

<h1 style="margin-bottom:8px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:125%"><span style="page-break-after:auto"><span style="font-weight:normal"><span lang="tr"><span style="line-height:125%">Dava Ankara'nın ağır havasından kurtulup Bolu Ağır Ceza Mahkemesi'ne taşınınca korku duvarları çatladı. Reşit Mercan, burada ilk kez açıkça konuştu: dört gün boyunca hücrede aç bırakılmış, Vali Tandoğan ve Savcı Bora tarafından cinayeti üstlenmesi için tehdit edilmişti. Davanın en çarpıcı anı ise olay yerinde bulunan "bob stil" şapkada saklıydı. Ankara'da hiçbir kafaya uymayan o şapka, Bolu'daki duruşmada Haşmet Orbay'ın başına tam oturdu. Tanık Sultan Kara parmağını uzattı: "Katil buydu!"</span></span></span></span></span></span></span></h1>

<h1 style="margin-bottom:8px"><span style="color:#e74c3c;"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:125%"><span style="page-break-after:auto"><span style="font-weight:normal"><span lang="tr"><span style="line-height:125%">Dokunulmazların Çöküşü</span></span></span></span></span></span></span></span></h1>

<h1 style="margin-bottom:8px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:125%"><span style="page-break-after:auto"><span style="font-weight:normal"><span lang="tr"><span style="line-height:125%">İpin ucu tutulunca çöküş hızlı geldi. Ankara'nın mutlak hâkimi Nevzat Tandoğan, sanık sıfatıyla çıktığı Bolu mahkemesinden döndükten kısa süre sonra, 9 Temmuz 1946 gecesi kendini vurdu. Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay, oğlunun adının bu denli derin bir çamura batması üzerine görevinden istifa etmek zorunda kaldı. Bolu Mahkemesi, Haşmet Orbay'ı kasten öldürme suçundan mahkûm etti.</span></span></span></span></span></span></span></h1>

<h1 style="margin-bottom:8px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:125%"><span style="page-break-after:auto"><span style="font-weight:normal"><span lang="tr"><span style="line-height:125%">Seksen yıl arayla aynı örüntü: güç, örtbas, ve buna rağmen teslim olmayan bir adalet arayışı.</span></span></span></span></span></span></span></h1>

<h1 style="margin-bottom:8px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:125%"><span style="page-break-after:auto"><span style="font-weight:normal"><span lang="tr"><span style="line-height:125%">Gülistan Doku'nun annesi o ateşin hâlâ söndürülmesini bekliyor. 1945'te Bolu'da Haşmet Orbay'ın başına oturan o şapka, yargının kendi gücünü hatırladığı anın simgesiydi. Umarım bu dava için de böyle bir an gelir.</span></span></span></span></span></span></span></h1>

<h1 style="margin-bottom:8px"><span style="color:#3498db;"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:125%"><span style="page-break-after:auto"><span style="font-weight:normal"><span lang="tr"><span style="line-height:125%">— Av. Rüstem Karadeniz</span></span></span></span></span></span></span></span></h1>

<h1 style="margin-bottom:8px"><span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:125%"><span style="page-break-after:auto"><span style="font-weight:normal"><span lang="tr"><span style="line-height:125%">avrustemkaradeniz.com</span></span></span></span></span></span></span></h1>
]]></description>
<author>Rüstem Karadeniz</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/rustem-karadeniz/bitmek-bilmeyen-ortbas-gelenegi/816/</link>
<pubDate>Fri, 15 May 2026 12:55:38 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kurbanınız Var Mı?</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span new="" roman="" times=""><b><span tahoma="">Kurbanınız Var Mı?<br />
<br />
27 Mayıs 2026 Çarşamba günü Mübarek Kurban Bayramını kutlayacağız inşallah, bu yazım yayına geçtiği günden itibaren 12 günlük bir süre var. Ne mutlu bayramları bayram yapanlara..</span></b><br />
<br />
<span tahoma="">Bayramlar, milli ve dini duyguların, inançların, örf ve adetlerin uygulanıp sergilendiği, bir toplumda millet olma şuurunun şekillendiği, halkın birbirine bağlandığı günlerdir. Nitekim bayramlar bizim ahlaki yapımız olan küçüklerin büyüklere, büyüklerin de küçüklere olan saygınlığın ifadesi ve gösterimidir.<br />
<br />
Ayrıca bize atalarımızdan gelen Türk kültürünün ortak değerlerimizin en başta gelenidir. Daha çok bayramlarda hatırlarız birbirimizi; birlik ve beraberlik tavan yapar, ömrümüzün en güzel, mutlu ve huzurlu geçirdiğimiz zaman dilimidir bayram günleri.<br />
<br />
Yaşı yetmişi geçmişi geçmiş olanlar ağızlarından çıkan tek söz, <b><i>“yıllar geçti, nice bayramlar geçirdik, neydi o eski bayramlar” </i></b>derler,  doğru söylüyorlar, çünkü; hatırladığım kadarıyla arkadaşlarla toplanıp ev ev dolaştığım o bayramları hatırlıyorum da! şimdi nasıl geçtiğini anlamadığım bayramları yaşıyoruz. Şimdi önceki bayramlardan bizlere ulaşan hiç bir şey hemen hemen kalmamış gibi..<br />
<br />
Kurban bayramı dedikçe bizim ilk hatırladıklarımız hep et yemek gelir, Kurban kesmek İslam dininde vaciptir, yani din adamlarımızın izahına göre, ekonomik gücü olan her Müslüman vatandaşın Kurban kesme ve bu kurbanın etinden ekonomik gücü olmayan yoksullara ve  yakınlarına İslami kurallara göre dağıtımının yapılması ve ikram edebilmesi ise insanlığın en kutsal paylaşımıdır, Ayrıca bir Müslüman’ın sahip olduğu imkanlarını garip guraba insanlarla paylaşma, gönül alma  bu vesileyle onun Allah’a yaklaşma ifadesidir.<br />
<br />
Şunu yazmakta istemiyorum ama cahilane fikirlerinin yanında dili dikenli olanlar çıkıyor, yani bazen de olmadıklar oluyor, söylenmeyecekler söyleniyor ne yazık ki. Kurban bayramında bayramlaşmak için gittiğimiz yakın akraba veya komşular ikram ettikleri kurban etini tadarken, hiç olmadık söz çıkar ağızlarından, <b><i>“Kurbanınız var mıydı, veya siz ne kestiniz”</i></b> diye sormazlar mı, kurban kesemeyenler için ne cevap verilecek, bu soruyu sormaya, veya  ne gerek vardı bunu sormaya, Yani kimse senin kurban kesme şartlarını veya mali durumunu düşünmez. Böyle densiz sorulara oldum olası sinirlenirim.<br />
<br />
Bayramlaşma bahanesiyle gelmişiz, ağız tadıyla yedireceksen iki lokma et, ne gerek vardı <b><i>“kurban işini ne yaptınız, ne kestiniz”</i></b> gibi sormaya, Eğer kesmiş isem bunun övünülecek bir tarafı da yok, Kurban kesme şartlarına haiz olduğuma, ayrıca sevabına da inanmışım, ya da çoluk çocuğum için maddi sıkıntıya girip kesmişim, benim gibi inanan insanların da sırf gösteriş olsun diye kurban kesmiş olması mümkün mü, veya kurban keserim, kesmem kime ne?  <br />
<br />
Kesmemişsem niçin kesmedin der gibi hüzünlü gözlerle bakılır.<b><i> “Üzüldüm!. demek sıkıntıdasın ha? Yani ne diyeyim, ufak ta olsa keşke borç harç kesebilseydin,”</i></b> gibi lüzumsuz yorumlar, ya da; yüzünüze söylemezler ama arkanızdan kendilerine göre yine yorumların yanında birde senin inancını sorgulamaya başlayarak kendilerine göre dedikodu üretirler.<br />
<br />
Şunu unutmamak gerekir ki, Bu bayramlar, aslında kurban kesme ibadetine inananların, hem kurban kesenlerin veya maddi sıkıntıdan dolayı da kesemeyenlerin Allah’a yaklaşmayı murat edenlerin bayramıdır bu bayram.<br />
<br />
Kurban Bayramı öncelikle sizlere, sonra dünyanın tüm mazlum insanlarına sevgi, dostluk , barış ve kardeşlik getirsin. Rabbim özellikle devletimizi, milletimizi ve tüm insanlığı huzur dolu daha nice bayramlara ulaştırsın. Yüreği Allah ve vatan aşkı ile dolu olanların, hedefi hak ve hakikat yolu olanların, vatanına bayrak olanların.,<b><i> “komşusu aç yatarken tok yatanlar bizden değildir.”</i></b>  Hadisini ruhunda hissederek nerede bir muhtaç var ise onlara derman olanların, Türklüğü ile gurur, dürüstlüğü onur duyanların, dinini, diyanetini şehidini unutmayanların. Yürekleri ecdat, vatan, bayrak, ezan, kuran aşkı ile dolanların.<br />
<br />
Yüce Rabbimden bu mübarek günü vesile ederek tüm insanlık için huzur diliyorum, Bu bayramın hayırlı olmasını ve hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.<br />
<br />
Bayramınız kutlu olsun.<br />
<br />
<b>Necati Keskin</b></span><br />
<br />
<b><span tahoma=""><a href="mailto:atay1348@gmail.com" style="color:blue; text-decoration:underline">atay1348@gmail.com</a><br />
<br />
15 Mayıs 2026</span></b></span></span></span><br />
<br />
 ]]></description>
<author>Necati Keskin</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/necati-keskin/kurbaniniz-var-mi/815/</link>
<pubDate>Fri, 15 May 2026 00:44:02 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yaşam Ve Ölüm</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yaşam Ve Ölüm</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yaşam, insana tüm olumlu duyguları hissettirirken; ölüm, tüm olumsuz duygularını hissettirir. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hissettirmeyi bırakın resmen yaşatır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yaşam, hayatta var olduğunu; ölüm, dünyadan göçüp gittiğini ifade eder. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kimse yaşam ve ölümü konuşmak istemese de ölüm de yaşam kadar gerçektir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Mesele yaşamı ölümü konuşmak değil, yaşamın, ölümün kişiye ne hissettirdiğidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kişi yaşamdan, ölümden ne anlıyor?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Önemli olan budur!</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ölüm, bir yok oluştur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Peki yaşam nedir?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu soruya nasıl cevap verebiliriz?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yaşam ve ölüm burada önemli hale geliyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çoğu insan yaşamın, ölümün ne demek olduğunu bilmeden bu dünyadan göçüp gidiyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yaşam ve ölüm yeterli derecede sorgulansa dünya bu kadar yaşanmaz hale gelmezdi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu iki kavram sorgulanmadığı için bu haldeyiz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Mesele bu!</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yoksa ne derdimiz var yaşam ve ölüm üzerine yazıp çizmeye, kendimize dert etmeye.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Her ölüm, yaşayanlar için büyük ders niteliğindedir. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ölüm bir uyarandır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ölüm bir çalar saattir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ölüm okunan bir ezandır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çocuklar, gençler; yaşları gereği ölümün ve yaşamın çok farkında olmazlar. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Olmaları da beklenmez.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çocukluğumda ölümler, camide okunan saladan başka bir şey değildi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sala verildikten sonra, imam bir isim zikreder, “Allah rahmet eylesin” der, geçerdi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ne zaman yaşım ilerledi, yakınlarımı kaybetmeye başladım, işte o zaman ölümün ne demek olduğunu anladım.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yaşamı ve ölümü sorguladım.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Şunu fark ettim: Ölen kişi bu dünyadan göçüp gidiyor ve onun için yaşam sonlanıyordu.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ölen için yaşam da bitiyordu.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Her ölen kişi ile sen de biraz ölüyordun.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yaşanmışlıkların azalıyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Eksiliyorsun…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ölen kişi için yapılan tüm işler aslında yaşayanlar içindi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ölenin ardından yaşayan kişi ya da kişiler; inançları, gelenekleri, görenekleri; örf, adetleri gereği bin yıllardır devam ettirdikleri ritüelleri yerine getirmekteydi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ritüellerden birisinin eksik yapılması yaşayanın ya da yaşayanların vicdanlarını rahatsız etmekteydi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Her şey eksiksiz yapılmalıydı. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Benim için ritüeller değil ölümün bende bıraktığı etki çok önemliydi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sözlü iletişimde çok kullanılan bir söz vardır: “Söylediklerimde çok samimiyim.” diye.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Her ölen kişi ruhumda derin yaralar açıyor, “niye yaşıyorum, niye bu yaşam var?” demiyorum; “nasıl yaşamalıyım, iyi yaşamak için ne yapmalıyım?” diyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yaşamı anlamlı hale getirmenin yollarını arıyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Evet evet…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yaşam nasıl anlamlı hale gelir?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ne yaparsam yaşamı doğru yaşamış olurum?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ve iyi insan olmanın ne kadar kıymetli olduğunu, iyi insan olmanın da bilinçli, bilgili insan olmaktan geçtiğini kavrıyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İyi insan olayım, demekle iyi insan olunmaz, maalesef…   </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Neyse…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu dünyada bir ölüm gerçeği var ve ne kadar yaşarsan yaşa yaşamın sonu ölümdür.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ölümsüzlük Allah’a mahsustur. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yaşamın sonu ölüm ve yok olup gitmekse niye bu hırsızlık, kirlilik, kötülük, düşmanlık, husumet, kırgınlık, adaletsizlik, kul hakkı…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yazık taşıdığımız bu bedene.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ne götürebilirsin öteki dünyaya… </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir hoş seda bırakmak tüm çaba…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Gerisi boş ve gereksiz bir çaba…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yaşamı ve ölümü anlamlı kılmak biz insanlara…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Daha ne diyebilirim!</span></span></span></span>]]></description>
<author>Gündoğdu Yıldırım </author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/gundogdu-yildirim/yasam-ve-olum/814/</link>
<pubDate>Wed, 13 May 2026 20:29:22 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Anneler Günü</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Anneler Günü</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Koparmaya çalışırlar bizi.<br />
Bilmezler ki; Biz tohumuz..<br />
Geleceğin çiçekleri,<br />
Bizde gizlidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yani bu gün farklı bir gün. Bu gün “Anneler günü”… </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hergün  Anneler günüdür aslında!..</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Onların rızalarını alarak çıkıyoruz yollara. Hayatın zorlukları içinde kendinden vaz geçerek karşılıksız bir sevgiyle evladını seven, evladını terbiye eden, örf ve adetleri ile vatanını, milletini ve bayrağını sevmeyi, korumayı ve yaşatmayı öğreten, ahlaklı yaşantısıyla örnek alınan, ayakları altına cennet serilesi annelerimizin; şehit analarımızın o sevgi, saygı ve muhabbet içinde bu özel günlerini kutluyor, annelerimize ve yeni anne adaylarına sağlık sıhhat ve huzur diliyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Her gün Anneler günüdür aslında! Annelerimiz hayatta iken, her gün onun sesini duyun. Her gün mümkünse elini, ayağını öpün. Onun kokusunu içinize çekin.<br />
<br />
Onu sevindirecek ne var ise yapın…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sonra... Sonra olmadıkların da, resimlerine bakıp iç geçirip ah, vah edersiniz... Başta Şehit Annelerimiz olmak üzere Tüm annelerimizin anneler günü kutlu olsun..</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Diyoruz ki, Anneler günü anısına... Rabbimin rahmetine kavuşan bütün Müslüman Türk analarına, Allah rızası için El Fatiha diyoruz ve dualarda buluşuyoruz. Yaşayan annelerimizin ellerini öpüyoruz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Onları unutmayanlara selam olsun.</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:12.65pt"><span style="vertical-align:baseline">Döne Doğutekin</span></span></span></span></span>]]></description>
<author>Döne Doğutekin</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/done-dogutekin/anneler-gunu/813/</link>
<pubDate>Sat, 09 May 2026 11:18:26 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Postmodernizm</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Postmodernizm</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Postmodernizm, edebiyatta, sanatta karşımıza çıkan, kafa yoran bir meseledir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Her geçen gün de daha çok kafa yormaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Birçok edebiyatçı, sanatçı bu akımın etkisinde kalmış, ürünler ortaya koymuştur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">İşin kötüsü postmodernist edebiyatçı ve sanatçıların ortaya koydukları ürünler beğenilmiş, ciddi ciddi alıcısı oluşmuştur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bu kadar konuşulan, konu edilen, gündem işgal eden postmodernizm nedir?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bunu biraz irdelemek gereklidir. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Postmodernizm; modernizmin evrensel doğru, akılcılık ve ilerleme iddialarını reddeden, gerçeğin parçalı, göreceli ve öznel olduğunu savunan 20. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkan felsefi, kültürel ve sanatsal bir akımdır. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Büyük anlatıları (ideolojiler, dinler) yıkarak çoğulculuğu, belirsizliği, ironiyi ve merkezsizliği teşvik eder. </span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:18.0pt">Postmodernizm, modernizmin kurduğu katı rasyonel yapıya bir tepki olarak, hayatın karmaşıklığını ve düzensizliğini kucaklayan bir anlayıştır.</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:18.0pt">Kısacası; modernliğe karşı bir başkaldırı, isyandır.</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:18.0pt">Karmaşa, karışıklık, kuralsızlık ve ilkesizlik…</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:18.0pt">Tüm sistemlere karşı olma durumu…</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:18.0pt">Bir haklılığı var mıdır?</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:18.0pt">Kesinlikle yoktur.</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:18.0pt">Bilimsel, toplumsal gerçeklikten çok uzaktır.</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:18.0pt">Pratik yaşamda modern, kafada postmodern…</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:18.0pt">Temeli budur.</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:18.0pt">Bu temelde vardır.</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:18.0pt">İyi değil mi?</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:18.0pt">Pratikte hiçbir geçerliliğin yok ama soyut dünyada bir gerçekliliğin var.</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:18.0pt">Büyük bir konfor…   </span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:18.0pt">Postmodernizm, modern topluma bir tepki olarak ortaya çıksa da işin özünde kapitalist sistemin topluma bir dayatmasıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:18.0pt">Algı yanıltmasıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:18.0pt">Toplumsal yaşama karşı bireysel yaşamı kutsar.</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:18.0pt">Bireyi ön plana çıkarır.</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:18.0pt">Sınıfsal bakış açısını, dayanışmayı, emeği yok sayar.</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:18.0pt">Tüm dünyada var edilmiş kavramları, değerleri eskimiş, ilkel ilan eder.</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:18.0pt">İnsani değerleri geri bulur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Postmodernist kafa en çok edebiyatta hayat bulmuştur; çünkü edebiyatta postmodernizmi var etmek en kolayıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Ekonomide, siyasette, tarımda, sağlıkta, hukukta, ulaşımda postmodernist bakış açısını hayata geçirmek zordur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Hatta imkânsızdır...</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Üzücü olan şudur: Dünyada dünden bugüne değişen bilimsel temelde hiçbir şey yoktur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Tüm gerçekliği ile yaşam dünden bugüne devam edip gitmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Postmodernizim, ne kadar modern toplumun öğretilerine, ilkelerine, bilimselliğine bir başkaldırı gibi algılansa da içi boş gerçeklikten uzak ve insani değerlerden kopuk bir anlayışla varlığını sürdürmeye çalışmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">İçi boştur!</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Modern anlayışına sadece bir eleştiridir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Yerine koyduğu bir şey yoktur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Kapitalizm postmodernist bakış açısını çok sevmiştir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Postmodernizme can simidi gibi sarılmış; parlatmış, cilalamıştır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Sonuçta: postmodernist kafasının bu topluma sunacak çok da bir şeyi yoktur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Pop müzikte olduğu gibi bir dönem var olur…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Sonra yok olur gider…</span></span></span></span>]]></description>
<author>Gündoğdu Yıldırım </author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/gundogdu-yildirim/postmodernizm/812/</link>
<pubDate>Fri, 01 May 2026 19:12:18 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Çözüm Küfür Mü?</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span new="" roman="" times=""><span tahoma=""><b><span style="color:#e74c3c;">Çözüm Küfür Mü?</span></b><br />
<br />
İnsanlar yaşamı boyunca olumlu veya olumsuz önemli tecrübeleri ve insan ilişkilerindeki bazen deşarj olma şeklindeki olumsuz sözleri bazen istemeyerek te olsa sarf ederler, Biz buna halk dilinde sövme, yani küfür deriz.<br />
<br />
Küfür, kişiye, ya da bir değere karşı aşağılayıcı, hakaret içeren, kaba ve incitici sözler söylemek anlamına gelir ki iyi bir iletişim yolu değildir;.<br />
<br />
Bizde okullarda suyun kaynama derecesinin kaç derece olduğunu ilkokulda mı, ortaokulda mı öğrendik hatırlamıyorum ama öğrendiğim, su belli koşullarda 100 derecede kaynar. Bu su kaynama noktasını neden verdim. Çünkü insanlarında öfke sınırlarını aştıkları zaman da beyinlerinde bir kaynama noktası da var elbette.<br />
<br />
Dilimizi bir iletişim aracı olarak kullanmamınız için yaratılmış, bu yaratılış insanlara özellikle konuşması için vardır. Ancak Anadolu’da bazı yörelere göre kişinin üslûbu ve kullanılan kelimeler sahibinin kültür düzeyi hakkında bir fikir verir. Medeni dünyada her ne olursa olsun kullanılan dilin  ahlâkî değerler bazında usturuplu ve ölçülü olması gerektiği hemen herkesin tek isteğidir...<br />
<br />
Anadolu insanı genellikle genlerinde atalarından gelen, dilimize de pek hoş gelmeyen,genelde aklını karıştıranlar veya dengesini bozanlar için çareyi küfretmekte bulur. MS 810 yılında Özbek asıllı Din bilgini Buhari der ki <b><i>"Müslümana sövmek fâsıklık, savaşmaksa küfürdür." </i></b>Diyor. MÖ. 496 Yunan Felsefecisi Sokrates <b><i>“Her hangi bir kişi sana küfür ve hakaret ediyor mu”</i></b> diye sorulduğunda, Sokrates, <b><i>“Hayır; çünkü onun söyledikleri bana uymuyor.” </i></b>yanıtını vermişti.<br />
<br />
Oto yollarında birbirine saygı göstermeyenlerin çok ağır küfürlü konuşmalarını, Hastane acil servislerinde sıranın kendisine gelmesi için beklemeye tahammül göstermeyenlerin doktor ve hemşirelere yapılan küfürleri yine pandemi sürecinde evini barkını, çoluğunu çocuğunu unutan sağlık çalışanlarına küfürlü saldıranları, hele o futbol, voleybol ve basketbol gibi müsabakalarda hakemlere, rakip takımlara ve izleyicilerine yapılan küfürler artık dayanılmaz noktada olduğu gibi ayrıca insan kültürüyle bağdaşmayacak küfürlerin katmerlilerini ve  daha nicelerini de  gördü bu ülke..<br />
<br />
Ülkemiz bir İslam ülkesi yüzde doksan sekizinin Müslüman olduğu bu ülkede, Yunus Emre'nin çok sevilen bir sözü vardır. <b><i>"Yaratılanı severim, Yaradan'dan ötürü"</i></b> işte bu düşünce, bu görüş, bu incelik, her canlının Allah'ın bir eseri olduğu bilinciyle, bizler bütün canlılara her zaman merhamet, hoşgörü ve sevgiyle yaklaşmamız gerekmektedir...<br />
<br />
Okuyun, <b>Yunus Emre ne güzel söylemiş.<br />
<br />
<i>“Çiçeklerle hoş geçin, balı incitme gönül..</i></b></span><br />
<b><i><span tahoma="">Bir küçük meyve için, dalı incitme gönül..<br />
<br />
Başın olsa da yüksek, gözün enginde gerek,<br />
Kibirle yürüyerek, yolu incitme gönül…<br />
<br />
Mevla verince azma, geri alınca kızma,<br />
Tüten ocağı bozma, külü incitme gönül..<br />
<br />
Dokunur gayretine, karışma hikmetine<br />
Sahibi hürmetine, kulu incitme gönül..<br />
<br />
Sevmekten geri kalma, yapan ol, yıkan olma<br />
Sevene diken olma, gülü incitme gönül.”</span></i></b><br />
<br />
<span tahoma="">Küfretmek yani <b><i>‘sövmek’</i></b> acaba insanın sinirlerini mi yatıştırıyor, yoksa deşarj olduğunu mu sanıyor.? Bunu da şöyle izah edeyim, bazılarımız başaramadığı bir işi, bir konuyu veya kendi duygusunu tatmini için bir çıkışı veya bir çözüm yolu olarak mı gördükleri küfür, ancak bu o insanların zayıflığının göstergesidir.<br />
<br />
İnsanların deşarj olma ihtiyaçları için  çeşitli yollar mutlak vardır, ben felsefeden anlamam ama deşarj yolları da küfürden geçmez, insanların kalbini kırmadan ve zarar vermeden ayrıca kanunların gösterdiği yolların dışına çıkmadan, hani bir tür<b><i> “anlık boşalma”</i></b> (deşarj) hissi verebilir. Tabi bununda kişinin kendine özgü bir kaç nedeni olabilir. Yani bazı insanlarımız da stres suyun kaynama noktası gibidir. İşte küfür, artık kaynama noktasında biriken olumsuz duygular ki, buna  biz duyguyu dışa vurma deriz..<br />
<br />
Küfür etmeyi bir maharet sanmak kişi kendini küçültmekten öte yiğitlik ne mertlik gösterisi de değildir. Aksine</span> <span tahoma="">ilişkileri zedeleyen bir davranmış biçimidir.<br />
<br />
Şu ölümlü dünyada birbirimizi incitmek, üzmek ve gücendirmek bize hiçbir şey  kazandırmaz, önce iğneyi kendimize, sonra da çuvaldızı başkalarına batıralım...<br />
<br />
Bize yapılmasını istemediklerimizi biz de başkalarına yapmayalım..<br />
<br />
Adana doğumlu, eğitimci aileye mensup ve yazılarından ilham aldığım bir Eğitimci bir kardeşimiz ne güzel söylemiş<b><i> “İnsanın dıştan görünüşü, onun içinin aynasıdır derler.<br />
<br />
Aynı yol ve yöntem üzere dil, ruhun aynasıdır; ruhen temiz olursa, dilden güzel sözler çıkar.”</i></b><br />
<br />
Her sözden sakınmanın yolu, dili tutmaktır, hani insan ne çekerse dilinden çeker diye söz vardır, zira en büyük belâ dilden gelir...<br />
<br />
Görüşmek dileğiyle hoşça kalın, sağlıklı kalın.<br />
<br />
<b>Necati Keskin</b></span><br />
<b><span tahoma="">01 Mayıs 2026<br />
<a href="mailto:atay1348@gmail.com" style="color:blue; text-decoration:underline">atay1348@gmail.com</a></span></b></span></span></span><br />
 ]]></description>
<author>Necati Keskin</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/necati-keskin/cozum-kufur-mu/811/</link>
<pubDate>Fri, 01 May 2026 00:00:03 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Okulda Şiddet</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%"><span style="color:#e74c3c;">Okulda Şiddet</span><br />
<br />
“Ne ekersen onu biçersin.” mesele bu kadar basittir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Kimse birilerini hedef gösterip, suçu ona yıkıp, bu sorumluluktan kurtulmaya çalışmasın.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Hani Nazım Hikmetin şiirinde şöyle bir cümle vardır: “<span style="background:white">Ve açsak, yorgunsak, al kan içindeysek eğer ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak, kabahat senin, - demeye de dilim varmıyor - kabahatin çoğu senin, canım kardeşim!”</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Yine Rıfat Ilgaz’ın bir sözü vardır: “Kötü öğretmen, kötü öğrenci, kötü veli yoktur. Kötü eğitim sistemi vardır.” </span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Birisi sosyal paylaşım sayfasına çok güzel bir söz yazmış: “Mafya filmi izleyerek yetişen çocukların hoşgörülü, insan sever, paylaşımcı olmasını beklemek ne kadar mantıklı?” </span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Armut ağacı dikerseniz armut, elma ağacı dikerseniz elma yetişir. Elma ağacı dikip de ağaçta armut yetişmesini beklemek akla da mantığa da sığmaz.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Böyle bir şeyin olması da mümkün değildir.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Çocuklar mafya filmleri izleyerek büyüyorlar.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Konaklar, ağalar, zenginler, eşler, sevgililer ve marabalar var filmlerde.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Zengin olma özentisi ile büyüyor çocuklar.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">“Zengin değilsen bir hiçsin!” algısı hakim çocuklarda.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Bolluk ve bereket…</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Emek harcamadan para kazanmak…</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Şöhret olmak…</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Çocuk ekranda gördüklerini gerçek sanıyor ve gördüklerine özeniyor.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Ekranda izledikleri insanlar gibi olmak istiyorlar.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Nedir o öyle? Her filmin karesinde silah ve ölen, öldüren insanlar…</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Ölüm sadece bir rakam… O kadar… </span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Ne kolay değil mi, bir insanın yok olup gitmesi…</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">İnsan nerede?</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Vicdan nerede?</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Duygu nerede?</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Merhamet, sevgi, duygudaşlık, dostluk, dayanışma, hoşgörü…</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Daha bir sürü dini değerler ve evrensel değerler…</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Yok sayılmakta…</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Tüm yaşananlar, değer atfedilenler insani değerlerden çok uzak…</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">İnsani olmayan her şey…</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">İdealize edilmekte…</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Bu işin buraya varacağı çok önceden belli değil miydi?</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Hem toplumsal, hem bireysel, hem eğitsel, hem de sistemsel bozulmalar; yetersizlikler böyle bir sonucun oluşmasına neden olmuştur.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Herkesin her şeyi bildiği bir ülke olduk çıktık.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Herkes her konuda her şeyi çok iyi biliyor.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Bilim insanına, konunun uzmanına, teknik bilgiye hiç gerek duyulmuyor.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">İyi de bu bilim dışı uygulamaların bir sonucu maalesef olacak. Toplum olarak da bunun bedelini çok ağır bir şekilde ödeyeceğiz, ödemekteyiz.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Emeğin, alın terinin, bilimin, fennin değerini bilmek zorundayız.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Emek olmadan yemek olmaz.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Emeğin kutsallığını çocuklarımıza öğretmeliyiz.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Dediğim gibi; yazacak, anlatacak o kadar çok şey var ki… Değil köşe yazısına, sayfalar dolusu kitaplara sığmaz.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Tabii ki umut olmazsa olmaz, bir yerlerden başlamak gerek...</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Bir yerlerden de başlanmalı...</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Umut her zaman var!</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="background:white"><span style="line-height:115%">Var olmaya da devam edecek.</span></span></span></span></span>]]></description>
<author>Gündoğdu Yıldırım </author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/gundogdu-yildirim/ne-ekersen-onu-bicersin/810/</link>
<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 10:04:25 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Milli İradenin Ebedi Karargahı: TBMM</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:normal">Milli İradenin Ebedi Karargahı: TBMM</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:normal">23 Nisan 1920; Ankara’nın çorak yaylasında yükselen bir umudun, emperyalizme karşı bir başkaldırının ve Türk milletinin kendi kaderine bizatihi el koyduğunun tescil edildiği tarihtir.</span><br />
<br />
<span style="line-height:normal">İftihar edilecek bir adanmışlığa eşlik eden derin manevi hassasiyet içerisinde; bir Cuma günü dualarla, kurbanlarla, Kur’an-ı Kerim ve Buhar-i Şerif tilavetleriyle açılan TBMM, Türk milletinin 20. yüzyıldaki en muazzam eseridir.</span><br />
<br />
<span style="line-height:normal">"Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir"; her şeyden önce bağımsızlığa duyulan sarsılmaz bağlılığın, esarete gösterilen tarihi tepkinin ve millet egemenliğine duyulan vazgeçilmez sadakatin adıdır. Sömürgeci güçlerin kanlı emelleri, bu Meclis'in heybeti karşısında gerilemiş; "geldikleri gibi gitmek" zorunda kalmışlardır.</span><br />
<br />
<span style="line-height:normal">Birlik ve Beraberliğimizin Teminatı Bugün bizler; aynı dili konuşan, aynı gelenek ve inançlarla yoğrulmuş, ortak bir kaderi paylaşan büyük bir aile olarak bin yıldır bu topraklarda dimdik ayaktayız. TBMM, bu bin yıllık kardeşliğin en ileri merhalesi ve bölünmez bütünlüğümüzün en büyük güvencesidir. Milli iradeyi etkisiz kılmaya çalışan her türlü vesayet, darbe düşüncesi veya ayrılıkçı emel, bu yüce Meclis’in özündeki "Büyük Türk Milletinin Göğsüne ” çarparak yok olmaya mahkûmdur.</span><br />
<br />
<span style="line-height:normal">Geleceğimizin Güvencesi Çocuklarımız Milletimizin egemenliğini eline aldığı bu anlamlı günün, bizzat Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklarımıza bir bayram olarak armağan edilmesi; yarına duyulan güvenin bir nişanesidir. Bu vesileyle, yarınlarımızın teminatı olan tüm çocuklarımızın bayramını en içten dileklerimle kutluyorum.</span><br />
<br />
<span style="line-height:normal">Bu kutlu gün münasebetiyle; başta Cumhuriyetimizin banisi ve Meclisimizin ilk Başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm kurucu kahramanlarımızı, vatanımızın selameti için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.</span><br />
<br />
<span style="line-height:normal">Cenab-ı Allah hepsinden razı olsun, kabirleri nurla dolsun.</span><br />
<br />
<span style="line-height:normal">Yaşasın Millet Egemenliği, Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye!</span><br />
<br />
<span style="line-height:normal">"Dünü Destan, Bugünü Vicdan, Yarını Bağımsızlık: Türk Milli İradesinin Sönmeyen Meşalesi TBMM!"</span><br />
<br />
<span style="line-height:normal">Döne Doğutekin</span></span></span><br />
 ]]></description>
<author>Döne Doğutekin</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/done-dogutekin/tbmm/809/</link>
<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 08:25:30 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Yanlış Beslenme Beyni Yaşlandırıyor</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yanlış Beslenme Beyni Yaşlandırıyor</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Günümüzde fonksiyonel tıbbın gelişmesi ile birlikte beslenmenin de önemi her geçen gün daha da artıyor. Beslenme şekilleri ile kronik hastalıklar arasındaki ilişkinin bilimsel verilerle de ortaya koyulduğunu belirten <span style="color:#e74c3c;">Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen</span>, “Beyin, vücudun en yağlı ve en çok enerji tüketen organı. Beslenme ile aldığımız yağların kalitesi, doğrudan beyin hücre zarlarının yapısını ve sinir iletim hızını etkiliyor. İkinci beynimiz olarak da bilinen bağırsaklarımızın sağlığı ile beyin arasındaki aksın bozulması da beyin rahatsızlıklarına da neden olabiliyor” diye konuştu.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Fonksiyonel tıbbın yükselişi, vücudu bir bütün olarak ele alırken mutfağı da önemli bir konuma taşıdı. Beslenme şekilleri ile beyin fonksiyonları arasındaki ilişkinin sadece fiziksel sağlıkla sınırlı kalmayıp bilişsel performans ve hastalıkların seyri üzerinde de belirleyici bir rol oynadığının altını çizen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Yanlış beslenme alışkanlıkları beyindeki enflamasyonu tetikleyebilirken, doğru bir beslenme planı ise adeta koruyucu bir kalkan görevini üstleniyor. Beyne sunduğumuz yakıtın yani beslenmemizin kalitesi sadece bugünkü enerjimizi değil, on yıl sonraki zihinsel sağlığımızı da belirleyebiliyor" dedi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Ketojenik beslenme beyin sağlığını koruyor</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Düşük karbonhidrat, yüksek sağlıklı yağ ve dengeli protein içeriğiyle bilinen ketojenik diyetin aslında yeni bir akım olmadığını, uzun yıllardır dirençli epilepsi hastalarında nöbet kontrolü sağlamak amacıyla kullanıldığının altını çizen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Vücudun enerji kaynağı olarak glikoz yerine yağları kullanmaya başlaması, beyin hücreleri üzerinde koruyucu bir etki yaratıyor. Bu mekanizmanın sinir hücrelerindeki bozulmayı yavaşlattığına dair yapılan çalışmalar yöntemin Alzheimer, Epilepsi ve Parkinson gibi hastalıklarda da kullanımını gündeme getirdi. Bu durum sadece epilepsi için değil, bilişsel gerilemenin başladığı Alzheimer gibi tablolar için de geçerli. Özellikle beyin sisi gibi modern çağın sorunlarıyla mücadelede, fonksiyonel beslenme ve düzenli egzersiz, bilişsel performansı korumada altın anahtar niteliği taşıyor” şeklinde konuştu.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Diyet uzman denetiminde olmalı</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Her ne kadar beslenmenin iyileştirici gücü yüksek olsa da ketojenik diyet gibi radikal değişiklikler içeren beslenme modellerinin moda bir diyet gibi uygulanmaması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Karbonhidratın bu denli kısıtlandığı süreçler vücut elektrolit dengesini, böbrek fonksiyonlarını ve kolesterol seviyelerini doğrudan etkiler. Bu nedenle, bu tarz diyetlerin mutlaka bir doktor ve uzman diyetisyen kontrolünde, hastanın kişisel sağlık geçmişine uygun şekilde planlanması gerekiyor. Bu bir yaşam tarzı değişikliğidir ve mutlaka tıbbi bir protokol çerçevesinde kan değerleri izlenerek yürütülmeli” diye konuştu.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#3498db;">Beyin sağlığına iyi gelen besinler</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Yağlı balıklar (Omega-3):</span> Somon, sardalya ve uskumru gibi balıklar, beynin yaklaşık yüzde 60'ını oluşturan Omega-3 yağ asitleri bakımından zengindir. Bu yağlar yeni hücre oluşumunu destekler ve öğrenme kapasitesini artırır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Ceviz ve tohumlar:</span> Beyne benzer şekliyle dikkat çeken ceviz, yüksek oranda DHA (bir çeşit Omega-3) içerir. Keten tohumu ve chia gibi tohumlar da sinir sistemi sağlığı için kritik öneme sahiptir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Yaban mersini ve koyu renkli meyveler:</span> Güçlü antioksidanlar içerirler. Bu bileşenler beyindeki oksidatif stresi azaltır ve nöronlar arasındaki iletişimi güçlendirerek hafızayı tazeler.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Zerdeçal:</span> İçindeki "kurkumin" maddesi sayesinde kan-beyin bariyerini geçebilir.<br />
Güçlü bir antiinflamatuvar olduğu için beyin hücrelerini iltihaplanmaya karşı korur ve yeni beyin hücrelerinin büyümesine yardımcı olan hormonu destekler.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Yeşil yapraklı sebzeler: </span>Ispanak, kara lahana ve brokoli; K vitamini, lütein ve folat deposudur. Bu besinler bilişsel gerilemeyi yavaşlatarak beynin biyolojik olarak daha genç kalmasını sağlar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Yumurta:</span> Beyin fonksiyonları ve ruh hali için gerekli olan "kolin" maddesi bakımından en zengin kaynaklardan biridir. Kolin, hafızayı düzenleyen asetilkolin adlı nörotransmitterin üretimi için şarttır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Bitter çikolata:</span> En az yüzde 70 kakao içeren bitter çikolata, flavonoidler ve kafein içerir. Flavonoidler beynin öğrenme ve hafıza ile ilgili bölümlerinde birikerek kan akışını hızlandırır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Kabak çekirdeği:</span> Magnezyum, demir, bakır ve çinko gibi beyin sağlığı için hayati mineraller içerir. Özellikle çinko eksikliği birçok nörolojik hastalıkla ilişkilendirilmiştir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Avokado:</span> İçerdiği sağlıklı tekli doymamış yağlar sayesinde kan basıncını dengeler. Sağlıklı bir kan akışı, sağlıklı bir beyin demektir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Zeytinyağı:</span> İçindeki polifenoller sayesinde beynin savunma mekanizmasını güçlendirir ve sinir bağlantılarının korunmasına yardımcı olur.</span></span></span></span>]]></description>
<author>Sağlık Köşesi</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/saglik-kosesi/prof-dr-selcuk-gocmen/808/</link>
<pubDate>Tue, 21 Apr 2026 19:53:08 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Niçin Kitap Okunur!</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Niçin Kitap Okunur!</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yazdığım yazılarda, söylediğim sözlerde tekrara düşmek istemem ama şöyle bir şey demiştim; “ülkenin okuyanı ile okumayanı arasında çok da bir farkı yok.” demiştim.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu sözün doğruluğunu birebir deneyimledim.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çok da üzüldüm!</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sosyal medya takipçilerim bilirler, bir kitap kulübümüz var.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Dört yıldır da düzenli olarak kitap okuyoruz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İki haftaya bir toplanıyoruz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşamış yazarların kitaplarını okumakla başladık.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ünlü Türk yazarları okuduk.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Günümüz yazarlarını okuduk.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Geçen yıl biraz da dünya klasiklerinden okuyalım, dedik.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Gerçekten de dünyada ün yapmış yazarların kitaplarını okumanın tadı bir başka oluyormuş, onu keşfettik.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu günlerde de günümüz yazarlarından öne çıkmış kim denk gelirse onu okuyoruz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Anlayacağınız spontane…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İki hafta önce belirlediğimiz yazarın kitaplarını okuduk, yazar ve kitapları üzerine konuştuk.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İki hafta sonraya buluşmak üzere yeni bir yazar belirledik.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">whatsapp üzerinden bir arkadaş “Ben bu yazarı okumak istemiyorum.” diyerek, tepki gösterdi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Şaşırdım, doğrusu…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kitap kulübünün kuruluş amacı çok açık ve de net…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kitapları sevdirmek, kitap okumayı alışkanlık haline getirmek, düzenli kitap okumayı sağlamak…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">O kadar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bunun dışında kitap kulübünün bir amacı yoktur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sevgi, saygı, hoşgörü, empati temelinde daha insani duyguları geliştirmek...</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ön yargılardan arındırmak...</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Meseleye daha objektif bakmak…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Şunu net ifade etmek isterim: Kitap okumayı içselleştirmiş bir kişi, “şu yazarı, şu kitabı okumam” demez…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Meseleye evrensel değerler üzerinden bakar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Her tür kitabı okumayı bir görev bilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Tek gaye, okumak ve bilmektir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Toplumun saygın kişileri, okumuş insanlardan oluşur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu bir gerçektir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Böyle de olmalıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Derdimiz farkındalık yaratmak, daha çok kişinin kitap okumasına vesile olmaktır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kitap kulübü olarak; son zamanlarda kitap okumanın azaldığı gerçeğinden hareket ederek, elimizden gelen gayreti göstererek, kitap okumayı bir tutku haline getirmeye çalışmaktayız.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kitap okumanın insan üzerinde ciddi manada bir etki yapmasını bekliyor insan.<br />
<br />
Yapmadığını görmek, şahit olmak da üzüyor haliyle.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ben o yazarı okumam, demek de neyin nesidir? </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Neden biz böyleyiz?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Tamam! Okul, eğitim görmeyene cahil diyoruz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir sürü cümle kuruyoruz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Belli bir tahsil görmüş, kitap okuyan insanların okumamış insanlar gibi davranış sergilemelerine ne demelidir?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Cevabını siz bulun?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Okumuş, kültürlü insanların ön yargısı olur mu?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yazar yazardır, kitap da kitaptır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Tüm yazarlar ve kitaplar değerlidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir emek ürünüdür.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yazarla aynı düşünmek zorunda değiliz; yazar da bizim düşüncelerimize göre yazmak zorunda değildir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Arıların çiçeklerden bal alması misali, okuyucu farklı yazarlar ve kitaplar okuyarak bilgi dağarcığını geliştirecektir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Her kitap okumaya değerdir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İki bin yirmi altıda kendine okumuş diyen insanların “Şu kitabı ya da yazarı okumayalım!” demelerine anlam vermek gerçekten zor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">“Kitap niçin okunur?” sorusuna verilecek en iyi yanıt, “iyi bir insan olmak içindir.” olmalıdır. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kitap okuyarak, iyi bir insan olmayı kaç kişi başarıyor tartışılır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu ülkede daha neler göreceğiz.  </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ülke olarak tüm evrensel doğruları altüst etmeyi başarıyoruz ya ona üzülüyorum! </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ne diyeyim!</span></span></span></span>]]></description>
<author>Gündoğdu Yıldırım </author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/gundogdu-yildirim/kitap-okuyoruz/807/</link>
<pubDate>Thu, 16 Apr 2026 10:48:30 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ev Alma Komşu Al</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span new="" roman="" times=""><span tahoma=""><b>Ev Alma Komşu Al</b><br />
<br />
Köylerde, şehirlerde ve çok katlı apartmanlarda ikamet ettiğimiz ve hanemize en yakın olanlar bizim komşularımızdır, Bu yazımın konusu ise komşularımızla yaşanan komşuluk ilişkileri hakkında olacaktır.…<br />
<br />
Yaşı genç olanlar pek bilmez veya bilenlerin bir çoğu da hatırlayamazlar, bundan kırk, elli yıl hatta daha önceki yıllarda köylerden şehirlere yapılan akımları durdurmak mümkün olmadı. Çünkü köylerde, hayvancılık ve çiftçilikle uğraşmak yarı aç yarı tok yaşam sürdürmeyi kendine yediremeyen köylüler, geleceklerini garanti altına almak, çocuklarına da bir gelecek hazırlamak düşüncesiyle, evlerinde mevcut kümesindeki ve ahırındaki hayvanlarını satarak, kedisi ve köpeğini ya bir komşusuna emanet ederek veya masumane bir şekilde sokağa bırakmak mecburiyetinde kalarak çalışabilecekleri iş yerlerinde çalışma hayatına başladılar. Köyden şehre akım bu şekilde başladı..<br />
<br />
Ne yazık ki 21. Yüzyılın ilk başlarından itibaren şehirlerdeki nüfusun artış oranları neticesinde artık şu an bile şehirlerde yaşamak olanaksız hale geldi.<br />
<br />
Hani bir söz vardır “Ekmek aslanın ağzında” derler ya. aynen öyle bir duruma geldi.<br />
<br />
Şehirlere akım neticesinde şehirlerdeki nüfusun artışına bağlı olarak, o yıllarda şehirlerde tek katlı, iki katlı, gece kondu diye tabir ettiğimiz evlerde veya tek katlı kerpiçten sağlıksız  evlerde otururken, Artık bu yıllarda şehirler de bu nüfus artışı haliyle gekondu mahallelerinde çok katli binalar yerini aldı...<br />
<br />
Düşünün bir kere, 10 katlı 2 apartmanda, her katta da dört daire, toplamda kırk  daireden 80 daire sanki  köyün tamamı veya bir mahallesi o binaya yerleştirmek  gibi,<br />
<br />
Hani <b><i>“köyden indim şehire”</i></b> Böyle binalarda oturmanın şartlarına alışmak çok zor, Köy hayatı gibi değil mutlaka, çünkü herkes çalışmma azminde ve en yakın komşun ayrı ayrı yerlerden gelmiş onun size olan ilişkileri acaip gelebilir çünkü herkesin kendine göre gelenek ve görenekleri farklı. Tabi şehirler köydeki gibi en yakın komşularına gidip gelmek pek yok, Yani az çok samimi  olsalar bile  gidip gelmeleri bayramlarda bile pek kalmadı gibi.<br />
<br />
Öyleki aynı katta oturduğunuz üç beş kişiyle zorunluda olsa komşu komşuluktur.<br />
<br />
Birbirinizle karşılaştıklarınızda selamlaşma yapılabiliyor, fakat apartmanının üst katlardan da bulunan komşularınızla ancak yolda veya çarşıda pazarda görüp selamlaşabiliyoruz...<br />
<br />
Anadolu insanın gelenek ve göreneklerine bağlı olduğu kadar iyi komşuluk ilişkilerine de önem verir. “Komşu komşunun kılına muhtaçmış” derler. gerçekten de öyledir. Aslında biz böyle değildik eskiden. mahallemizde bir komşu hastalandı mı, onu şifa buluncaya kadar işleri en yakın akrabaları olmasa bile  komşular tarafından el birliği ile yapılır, bir tas sıcak çorba ve bir lokma ekmek  gönderdi. Köylerde komşuluk ilişkileri o kadar sıkı sıkıya bağlıdır ki en yakın akraban bile olsa ilk yardımı komşudan istersin. Madalyonun diğer bir yönü ise genellikle  şehirlerde önemli olan iyi komşuluk ilişkileridir. Allah korusun bir kötü komşu insanın yıllardır oturduğu kendi evinden bile taşınmasına, veya başının belaya girmesine sebep de olabilir. Böyle komşular kural tanımaz veya apartmanlarda her daim çatlak sesler uyumsuz komşular olabiliyor. Böyle durumlarda boşuna dememişler <b><i>“Ev alma komşu al”</i></b> diye.<br />
<br />
Komşuluk ilişkilerini anlatırken bu konu hakkında, hiç unutamam yok yakın arkadaşım evini satışa çıkardı, alıcılar geldi pazarlıklar yapıldı her şey bitti tapuya gidilecek derken satıcı arkadaşım o günün ev satış parasının yüzde 2 si kadar daha alıcıdan para istedi. Tabi ki bu parayı duyunca alıcı şaşırttı, <b><i>“kardeşim pazarlık bitti bu para neyin nesi” </i></b>dediğinde alıcılara şok bir istek geldi arkadaşımdan <b><i>“Aynı katta bulunan komşum çok değerli.<br />
<br />
Komşumun hakkını istiyorum”</i></b> ve istediğini de aldı. Hatta komşusuna <b><i>“Seni şu kadar paraya sattılar” </i></b>diye takılırlardı. Başına gelen bilir, gerçekten de söyleyenler doğru söylemişler <b><i>“ev alma komşu al”</i></b> diye. Ev alacaksan önce komşularını araştıracaksın, komşu evin fiyatından önce gelir.<br />
<br />
Her kim olursa olsun, yedi kat yabancı bile olsa, dini, mezhebi ve tebaası ayrı da olsa komşuluk ilişkileri medeni ve insan olmanın sırrıdır, Komşunu kırmamak, ona iyi davranmak, hoş görülü ve sevgi tohumları ektiğinizde mutlaka ki karşısındaki de size olan güveni ve yakınlığını gösterir. Değerli bir üstadın bir sözü yabana atılır gibi değil, <b><i>“En vahşi dağ hayvanı bile insanların yakınlığına kayıtsız kalmaz”</i></b> der.<br />
<br />
Bu yazımın konusu da nereden çıktı derseniz, bu gün ülkemizde şehirlere büyük göç akımı ve çok katlı apartmanlara veya hiç tanınmadık bir yerde ikametimiz de çeşitli sorunlara meydan veriliyor. Atalarımız <b><i>“Komşu komşunun külüne muhtaç.” </i></b>derler. Biz komşularımıza karşı iyi ve hoşgörülü isek, inanın onlarda sizlere ve diğer insanlara karşı iyi ve hoşgörülü olur. Çünkü iyi komşu en  yakın arkadaştır, sırdaştır, dert ortağıdır,<br />
<br />
Komşularınıza her zaman değer vermeye çalışın ki onlarda size aynı şekilde değer versinler ve iyi davransınlar. Biz <b><i>“Komşusu aç yatarken tok yatanlar bizden değildir”</i></b> diyen komşuluk ilişkilerine önem veren peygamberimizin ümmetiyiz.<br />
<br />
Komşuluk ilişkilerini bilen tüm dostlara sağlıklı ve huzurlu günler dilerim.</span><br />
<br />
<b><span tahoma="">Necati Keskin<br />
<br />
15 Nisan 2026</span></b></span></span></span><br />
 ]]></description>
<author>Necati Keskin</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/necati-keskin/ev-alma-komsu-al/806/</link>
<pubDate>Wed, 15 Apr 2026 21:42:10 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bir Şey Değişir, Her Şey Değişir</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir Şey Değişir, Her Şey Değişir</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Değişebilir, değiştirebiliriz…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir kere değişebileceğimize ve değiştirebileceğimize inanmamız gerekir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Her şey inanmakla başlar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İnanmak en büyük değiştirici güçtür</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Doğrudur bize öğretilenler, tarih ve yaşadıklarımız; değişimleri savaşlara, buluşlara, felaketlere bağlar, değişim için büyük güçlerin var olması gerektiğini salık verir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Büyük insanlar ve büyük olaylar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kahramanlar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Soyut kavramlar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu anlatı kendi içinde doğrudur ama başka doğruların varlığını da yok sayamaz.<br />
<br />
Hayat bazen koca bir çark gibi görünür; dönüp durur, ama sanki hiçbir şey yerinden oynamaz. Oysa gerçeğe biraz dikkatle bakıldığında, en büyük dönüşümlerin en küçük adımlarla başladığı görülür.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Küçük adımlar, büyük değişimler… </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Toplumların kaderi bireylerin iç dünyasında atılan küçük adımlarla başlar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yakılan ilk fitildir. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir öğrencinin kitapla kurduğu bağ, bir öğretmenin bir cümlesi, bir annenin çocuğuna verdiği değer… </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bunların her biri görünürde küçücük ayrıntılar olabilir. Ancak bu ayrıntılar birikir, çoğalır ve bir gün koskoca bir değişimin temelini atar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Değişimler aslında hep böyle başlar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir şey değişir her şey değişir…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Değişim çoğu zaman korkutur insanı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Belirsiz bir gelecek vardır karşıda…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Atılan adımların, yürünen yolun nereye çıkacağı belli değildir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Nereye çıkacağı bilinmeyen bir yol… </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Alışkanlıklar güven verir, bilinen yol daha az risklidir. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Unutulan bir gerçek vardır: Değişmeyen tek şey, değişimin kendisidir. Hayat, durağanlığı kabul etmez. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Uyum sağlamayanlar geride kalır, uyum sağlayanlar ise geleceği şekillendirir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bugün dünyaya baktığımızda, teknolojiden kültüre, eğitimden iletişime her alanda büyük dönüşümler yaşanmaktadır. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu dönüşümlerin her biri, bir zamanlar küçük bir fikrin, bir kişinin cesaretinin ya da bir toplumun “yeter artık” demesinin sonucudur. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yani aslında her büyük değişim, bir “bir şey” ile başlamıştır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Belki de bu yüzden, insan kendini küçümsememelidir. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">“Ben neyi değiştirebilirim ki?” sorusu, çoğu zaman hareketsizliğin bahanesidir. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Oysa bir insanın değişmesi, bir ailenin değişmesi demektir; bir ailenin değişmesi, bir toplumun değişmesi demektir. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Zincir böyle uzar gider.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sonuçta mesele büyük adımlar atmak değil, doğru yönde küçük adımlar atabilmektir. Çünkü bazen bir söz, bir karar ya da bir farkındalık… her şeyi değiştirmeye yeter.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yeter ki insan değişime inansın…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Gerisi gelir...</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sabır ve mücadele, inanç…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Değiştirmenin altın anahtarıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Durup dururken, emek vermeden, inanmadan hiçbir şey değişmez.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İnançla, sabırla değişmeli, değiştirmelidir insan. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Değiştirmek için yola çıkmalı, değişimin ilk kıvılcımını yakmalıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bunu başaran da ilk siz olmalısınız.  </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Evet, gerçekten de bir şey değişir… ve her şey değişir.</span></span></span></span>]]></description>
<author>Gündoğdu Yıldırım </author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/gundogdu-yildirim/yeter-ki-insan-degisime-inansin/799/</link>
<pubDate>Thu, 09 Apr 2026 12:54:41 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kıyametin Küçük Alametlerinden Bazıları</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kıyametin Küçük Alametlerinden Bazıları</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Kıyametin küçük alametleri, İslam inancına göre kıyamet kopmadan uzun süre önce gerçekleşecek olan, zamanla artan sosyal, ahlaki ve fiziki değişimlerdir.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hadis-i şerif'lerde belirtilen küçük alâmetlerin bazıları şunlardır:</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">• Adam öldürme hadiselerinin fazlalaşması, • Zinânın alenî hâle gelmesi, • Sarhoşluk veren içkilerin yaygınlaşması, • Fâiz yemeyen kimse kalmayacak, • Açıklık çıplaklık yayılacak, • Fuhuş ve hayâsızlık çoğalacak, • Oyun ve çalgı âletlerinin ortaya çıkması ve yaygınlaşması, • Emanetin ganimet bilinmesi, • Zelzelelerin artması, • Elli kadına bir erkek düşecek şekilde erkek nüfusunun savaşlarla vs azalması, • Büyük bir bereketsizlik olacak, • Kur'an-ı kerim'in önemi insanlar tarafından unutulacak, • Liderliğe elverişli kişiler azalacak, • Seviyesiz ve şahsiyetsiz kişiler idareci olup başa geçecek, • Fâsıklar toplumun efendisi hâline gelecek, • Ahmak ve alçaklar dünyanın en mutlu insanları olacak, • Anne-babaya isyan edilip erkekler hanımlarının emrine girecek, • Akrabalık bağları kesilecek, • Sonra gelenler geçmişlerine lânet okuyacak, • Yalancılar tasdik edilip doğru konuşanlara itibar edilmeyecek, • Şerrinden korkulan kimselere itibar edilecek, • Ticareti dürüst olmayan kimseler ele geçirecek, • İş ehil olmayanlara verilecek, • Mescidler süslenmekle birlikte ibadete önem verilmeyecek, • Câhiller aynı zamanda dürüst olmayan zâhidler türeyecek, • Sadece din dışı ilimler öğrenilecek, • Erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla yetinecek, • Erkekler kadınlara benzemeye çalışacak...</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Aslında sıralama bizi ilgilendirmemektedir, bizi ilgilendiren, kıyâmetin büyük alâmetleri olduğu ve vuku bulduğu zaman kıyâmetin kopmasının yakın olduğudur. Nitekim Allah Teâlâ kıyâmet için alâmetler yaratmıştır. Çünkü kıyâmet, çok önemli bir olaydır. İnsanlar, kıyâmetin kopmasının yakın olduğuna dâir uyarılmaya ve ikaz edilmeye muhtaçtırlar."</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Görünüşte herkes müslüman, ancak yaşantı yok, İslâm'ın özü, nezaheti, nezafeti, nezaketi, letâfeti yok. Sûretâ İslâm olmuşuz.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Yaratan, yaşatan Hazret-i Allah'ın koyduğu yasaklar çiğneniyor, yapılmamasını emrettiği bütün haramlar işleniyor. Ahkâm-ı ilâhi yaşanmıyor. Adaletsizlik, günah, isyan, fısk, küfür, dinsizlik, din düşmanlığı, cana kıyma, fâiz, fuhuş, içki, uyuşturucu, kumar, zinâ, livata, rüşvet, gasp, sapıklık, sahtekârlık, ahlâksızlık, haksızlık, kul hakkı yeme, yalan, iftira, haram lokma... Bugün her türlü kötülük, hatta her kötülüğün âlâsı, anası mevcut. Her türlü haram var, her türlü menhiyat işleniyor.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Yine de en iyisini Allah Teâlâ bilir.</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="background:white"><span style="line-height:107%">Rabbimiz bizleri ve gelecekteki bütün kullarını kıyamet gününden korusun ve İman eden</span></span> <span style="background:white"><span style="line-height:107%">insanlardan eylesin inşallah.</span></span></span></span></span>]]></description>
<author>Mustafa Çelik</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/mustafa-celik/gorunuste-herkes-musluman/798/</link>
<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 12:26:26 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ünlülerin Özel Yaşamları</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Ünlülerin Özel Yaşamları</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">İşin doğrusu çok ilgilendiğim bir konu değil. Kim nasıl yaşarmış, ne yaparmış…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Özel bir okulunun münazara konusu olduğu için kendime dert edindim.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Sanırım meseleye nereden baktığınız önem arz etmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">İnternete şöyle bir baktım, özel yaşamla ilgili çok fazla bir şey de bulamadım.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Birkaç mahkeme kararı var o kadar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Mesele; özel hayatın gizliliği, mahremiyet olunca…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Mahkeme, ünlülerin lehinde bir karar vermiş.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Şöyle denmiş: “toplumun bir kesiminde oluşan merak duygusunun tatmini amacıyla sanatçının özel yaşamının basın ve yayın araçları kanalıyla haberleştirilmesinde ve eleştiri konusu edilmesinde kamu yararı bulunduğu” söylenebilir. “Ancak bu durum, sanatçının özel yaşamının her türlü detayına kadar haberleştirilebileceği biçiminde anlaşılamaz. Sanatçının kamuya mal olması özel yaşamını Anayasa'nın 20. maddesinde düzenlenen özel hayata saygı güvencesinin kapsamı dışına çıkarmaz.”</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Anayasa’nın 20. Maddesine göre; “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Açık ve net özel hayatın gizliliği anayasal güvence altındadır. Hiçbir kişi kişinin özel hayatını konu edinici görüntü, ses, yayın olarak ifşa edemez.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Konumuz ünlülerin özel hayatı…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Medyada ünlülerin yaşamı konu edilmeli mi, edilmemeli mi?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Kişisel fikrimi gayet açık ve net söylüyorum: Bilinmezlik, gizlilik çok iyi bir şey değildir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bu toplum ne çekti ise yasak ve baskılardan çekmiştir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bilinmezlik ve gizem hep merak edilmiştir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Suçların birçoğu merak duygusu ile işlenmez mi?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Biraz da argo bir cümledir, “Kişinin başına ne gelirse meraktan gelir.” </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bilinmezlik aynı zamanda hurafe, abartı, efsane, masal kavramlarını da beraberinde getirir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Gelişmemiş toplumların en büyük hastalığı abartıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Her şey çok abartılır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bilmek, görmek, kanaat getirmek abartının önüne geçer.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Kişi bildiği kadardır!</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bilirse yanlışa düşmez.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Kimse kusura kalmasın, ünlülerin yaşamı bir özenti doğurabilir, kişileri yanlışa sürükleyebilir, algısı hâkimdir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Hatta çoğu kişi çocuğunu, sosyal medyadan, TV ekranlarından uzak tutmaya çalışır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Ne acı değil mi?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Hatırlar mısınız bilmem: Türk filmlerinin sıkça konusu olmuştur. Kötü niyetli insanlar tarafından kırsalda yaşayan eli yüzü düzgün kızlar, “Seni artist yapacağım” diyerek, kötü yola itilmişlerdir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">O kadar çok örnek vardır ki, insan insanlığından utanır. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Ünlülere yapılan haksızlığa ne demelidir: Ünlü kişiler bir şeyleri başarmış, belli bir tanınırlığa erişmiş kişilerdir. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Sanki “kötü insanlarmış” algısı oluşturulmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Ünlülere yapılmış büyük bir saygısızlıktır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Neden ünlerin özel hayatı gizlenmelidir?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bu sorunun cevabı kimse kusura kalmasın verilmesi gerekmez mi?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bu kafadan hızla uzaklaşılmalıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Ünlülerin de bir insan olduğu, sıradan insanlardan bir farkının olmadığı unutulmamalıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bilinen, görünen, aleni, somut, elle tutulur şeylerden korkmamalıdır.</span></span><br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Ünlüler bizim baş tacımızımdır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Korkulacak, kabul edilemeyecek, uzak durulacak bir yaşamları yoktur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">En az bizler kadar dürüst, temiz, düzgün insanlardır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Tek suçları bir şeyleri başarmış olmaları, ülke çapında bir üne kavuşmaları, bilinir olmalarıdır.</span></span></span></span>]]></description>
<author>Gündoğdu Yıldırım </author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/gundogdu-yildirim/unlulerin-ozel-yasamlari/797/</link>
<pubDate>Sun, 05 Apr 2026 10:42:14 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Algoritmaların Gölgesinde Savaş</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Algoritmaların Gölgesinde Savaş: Hakikat Artık Kimin Elinde?</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sümeyra Türk – Ankara Kulisi </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çankırı’ya ve kıymetli Çankırılı hemşerilerimize selam olsun.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bugün savaş yalnızca cephede yürütülmüyor. Artık savaş; ekranlarımızda, akışlarımızda ve farkına bile varmadan maruz kaldığımız algoritmaların içinde veriliyor. Modern dünyanın çatışmaları, tankların ve füzelerin ötesinde, bilgi akışını yöneten görünmez sistemler üzerinden şekilleniyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu nedenle günümüz savaşlarını anlamak için yalnızca askeri güç dengelerine bakmak yeterli değil; dijital ekosistemi, algoritmaları ve anlatı savaşlarını da çözümlemek gerekiyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yeni dönemin adı açık: algoritmaların savaşı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İran ve İsrail örneği, bu yeni savaş biçiminin nasıl işlediğini çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. İran tarafı daha çok psikolojik üstünlük kurmaya odaklanan, duyguyu tetikleyen ve hakikati bulanıklaştıran bir iletişim modeli izliyor. Yanan şehir görüntüleri, animasyon savaş sahneleri ve doğrulanmamış zafer anlatıları…<br />
<br />
Amaç gerçekliği göstermek değil; algıyı yönetmek.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İran’ın stratejisi üç temel hat üzerinde ilerliyor:</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Duygusal şok üretimi</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Meşruiyet savaşı</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Epistemik kaos oluşturma</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yani hedef, “doğruyu anlatmak” değil; artık kimse hiçbir bilgiye güvenemesin duygusunu yerleştirmek.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İsrail tarafında ise daha kurumsallaşmış, profesyonel ve çok katmanlı bir iletişim modeli görüyoruz. Burada anlatı, güvenlik ve savunma çerçevesinde kuruluyor.<br />
<br />
Diplomasi, medya ve dijital kampanyalar entegre biçimde çalışıyor. Ama en kritik fark şu: İsrail yalnızca mesaj üretmiyor, o mesajın küresel dolaşımını da yönetiyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bugünün propaganda anlayışı değişti. Artık sloganlar değil, meşruiyet üretiliyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">ABD ise bu savaşta iki yönlü bir rol üstleniyor: Hem güvenlik tehdidi olarak gördüğü dezenformasyonu yaptırımlarla hedef alıyor hem de teknoloji platformlarını baskı altına alarak içerik akışını kontrol etmeye çalışıyor. Bu durum, savaşın artık sadece sahada değil, platform politikaları düzeyinde de yürütüldüğünü gösteriyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Peki teknoloji şirketleri?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Onlar bu savaşın hem hakemi hem oyuncusu.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir yandan dezenformasyonla mücadele ettiklerini söylüyorlar, diğer yandan algoritmaları; korku, öfke ve kriz içeren içerikleri ödüllendirmeye devam ediyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İşte tam da bu noktada kritik gerçek ortaya çıkıyor:</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Algoritmalar tarafsız değildir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Onlar en çok etkileşim getiren şeyi büyütür. Ve çoğu zaman bu, hakikat değil krizdir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bugün propaganda yalnızca içerik üretmek değildir. Asıl mesele, o içeriğin kime, ne zaman ve hangi hızda ulaştığıdır. Bu yüzden artık savaşın en kritik sorusu şudur:</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hangi içerik görünür oluyor, hangisi görünmez kalıyor?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu noktada karşımıza iki kritik kavram çıkıyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Deboosting: İçeriği silmeden görünmez hale getirmek</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Shadowban: Kullanıcının fark etmeden susturulması </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Yani artık sansür açık değil, görünmez.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu da bizi daha derin bir gerçeklikle yüzleştiriyor:</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bugün savaş sadece fiziksel değil, bilişsel bir savaştır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Zihinler hedefte.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Karar alma mekanizmaları hedefte.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Hakikate olan güven hedefte.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu savaşta kazanmak için karşı tarafı yok etmenize gerek yok.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Onun gerçeğini şüpheli hale getirmeniz yeterli.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sonuç olarak bugün yaşadığımız şey klasik bir savaş değil.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu, anlatıların savaşıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ve bu savaşta en tehlikeli silah ne füze ne de drone…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">En tehlikeli silah, doğru gibi görünen yanlış bilgidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çünkü mermi bir binayı yıkar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ama dezenformasyon, bir toplumun hakikat duygusunu yıkar.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu nedenle artık en büyük güvenlik meselesi sınırlarımız değil, zihnimizdir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Not:</span> Ankara Çankırılılar Federasyonu’nun 19 Nisan’da düzenleyeceği Çankırılı yazarlar ve şairlere Onur Nişanı Takdim Programı’nı da bu vesileyle duyurmak isterim.</span></span></span></span>]]></description>
<author>Sümeyra Türk</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/sumeyra-turk/sumeyra-turk-ankara-kulisi/796/</link>
<pubDate>Fri, 03 Apr 2026 23:56:48 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Ahlaki Çöküntü - Yozlaşma</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span new="" roman="" times=""><b><span tahoma=""><span style="color:black">Ahlaki Çöküntü – Yozlaşma-</span></span></b><br />
<br />
<span tahoma=""><span style="color:black">Evren dediğimiz ve içerisinde milyarlarca yıldızdan sadece dünya dediğimiz ve üzerinde hayatımızı sürdürdüğümüz bu büyük kütlede, insanı ayakta tutan şey sadece bastığın toprak değil, o toprağın üzerinde bulunduğun ahlaki süreçtir.<br />
<br />
İnsanız sonuçta, hata yaparız, bu ülkenin geleceği gençlerine zaman zaman bazı ahlaki görevleri hatırlatılması gerekebilir, Bazen gideceği yolu zor geçebilen  bir yaşlıya, elini tuttuğu bastonun ucundan destek olmak, bazen yetim bir çocuğun başını okşarken ona şevkatle yaklaşmak, ve bazen de komşusu aç yatarken tok yatamayan bir ahlakı göğsünde taşıdığın o ruhun, o vicdanın, o yüreğin, bu saymakla bitiremediğim ahlaki değerler bize atalarımızdan gelen geleneğin ve kültürün mirasını paylaşmamıza yardımcı olmamız gerekecektir.<br />
<br />
Gelecek nesiller inşallah bu mirası dilerim sonsuza kadar sürdürecektir..<br />
<br />
Konumuz ahlaki çöküntü diyoruz, yani yozlaşma dediğimiz basitçe söylemek gerekirse, insanların ahlaki değerlerden uzaklaşmasıdır. Yani insanların, yukarıda saydığım ahlaki değerleri kaybetme temayülü göstermesidir.<br />
<br />
Toplumun ahlaki değerlerinin git gide ama aralıksız aşındığını artık bu toplumda yaşayanların hepsi biliyor. Benim yaşımın  yanında ve yakınında olanlara sorun, hepsinden alacağınız cevap <b><i>“Biz eskiden büyüklerimize saygıda kusur etmez, hatta onların önünden bile geçmezdik, onların sözlerini ve tecrübelerini hep dikkate alır, hatta isterlerse günlük ihtiyaçlarını bile karşılayabilirdik.” </i></b>gibi sözleri çok anlamlı ve duygusal bulurum. Nitekim atalarımızdan gelen bir çok ahlaki değerleri kaybetme tehlikesi yaşıyoruz, Biz bu hale neden geldik diye bunun sebepleri üzerinde düşünen, tartışan yok.<br />
<br />
Camilerde vaizlerimiz bas bas bağırıyor ama bu işin ilmini yapan, okuyan sosyologlarımız, üniversite hocalarımız, yani konunun uzmanları, ya neme lazım tavırlarını mı sergiliyorlar, veya tehlikenin olmadığı kanısındalar..<br />
<br />
Şimdi arkadaş; bu sorun, senin benim sorunu değil, bu sorun tehlikeli boyuta uluşmadan buna bir çare bulunması gerekmez mi?...<br />
<br />
Televizyorlarda bazı yorumculardan aldığımız bilgilerle gençlerde uyuşturucu kullananın arttığını söyleniyor, Ne derece doğrudur bilemem ama, artık bu çağda gençlerin sigara içilmesini biraz daha normal geliyor, fakat, içki ve uyuşturucu alışkanlığı ile hiçbir yaşta kulanımına hoşgörü ile ne devlet baba bakar, ne de aileler izin verir. Çünkü uyuşturucu denilen illet önlem alınmaz ise ülkemizin geleceğini de tehdit eder ki. Allah korusun hepimizin oğlu kızı ve torunları var, dediğim gibi önlem alınmaz ise nüfusun bir bölümünü etkisi altına alabilir, tehlikenin boyutları artmadan yani geri dönülmez noktaya gelmeden tüm ailelerin, okulların hatta tüm vatandaşların bu konuda çok duyarlı olmaları gerekmektedir, Biliniz ki ülkemizde alkol ve uyuşturucu alışkanlıklar bir çok ailelerin dağılmasına sebep olduğu bilenen bir gerçektir…<br />
<br />
Evet bu sorunun nedenlerini araştırmak, çözümlemek çok önemli ve gerekli diye düşünüyorum. Konunun uzmanı da değilim ama yaşımın verdiği tecrübelere göre; İlk önce eğitimin aileden başladığını bilmemiz ve çocuğunun belirli yaşlarda çarşıya, pazara ve arkadaşları dahil araştırarak ona sezdirmeden devamlı takipcisi olmalıyız, bazı kusurları hoş görülü olmanın yanında diğer kötü alışkanlıklarının da aile hoş görüyle karşılamamak gerekir ki bu ailenin birinci görevi olmalıdır.<br />
<br />
Çocukların okullardaki durumları, çünkü okulda öğretmenler bütün sınıfındaki öğrencilerinin ne durumda olduklarını kesinlikle bilenlerdir. Bu durumda ailelerin de öğretmenleriyle devamlı iştişarede bulunarak öğretmenin çocuk hakkında vereceği önerileri ailelerin dikkate almaları ilk planda gelir...<br />
<br />
Bizim Anadolu’da bilhassa köylerde Nine, dede – torun arasındaki mesafe ile anne, baba – evlat arasındaki mesafen çok daha kısadır, bilinir ki evlat sevgisinden torun sevgisinin daha ağır bastığı düşünülürse, onu seven büyükler ona bazı olmadık alışkanlıklarına hoş görü ile karşılar, bazen şaka da olsa söylenen bu sözler çocuğun zihin dünyasında gerçek olarak algılanır ve çocuk böyle bir hayata kendisini kurgular.<br />
<br />
Biz gelelim işin özüne; Hep dış güçler, dış güçler diyoruz ama tabiki doğruluk payı da var diyorum, Çünkü dış güçler dediklerimiz bize artık en can alıcı kozlarını oynuyorlar bu defa, ahlak erezyonu ile avuçlarının içine almaya çalışıyorlar, ama yine inanıyorum ki yine avuçlarını yalayacaklar..<br />
<br />
Çünkü bu Türk toplumun temelinde, mayasında, Devletine bağlı ve saygılı, Yüce yaratıcıya olan inancı ile bağımsızlık en önemli yapı taşlarından biridir. Çünkü özünde, genlerinde ve mayasında o kültür var. Onu hiçbir güç yolundan döndüremez. Hani atalarımızın bir sözü var.<b><i> “Allah var gam yok”</i></b>.<br />
<br />
Bazen de çocuk yetiştiren ailelerde bilgisizce hep es geçiyoruz, aslında çocuk yetiştirmek zannedildiği kadar kolay değildir, bu konuda çok bilinçli olmak gerekli, Gelecek nesillere bırakacağımız en güzel miras, ne mal ne mülktür; Ahlaki değerleri ruhunun derinliklerinde hisseden bir nesil bırakmaktır.<br />
<br />
Görüşmek dileğiyle hoşça kalın sağlıklı kalın.<br />
<br />
<b>Necati Keskin</b></span></span></span><br />
<br />
<b><span tahoma=""><span style="color:black">01 Nisan 2026</span></span></b></span></span>]]></description>
<author>Necati Keskin</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/necati-keskin/ahlaki-cokuntu-yozlasma/795/</link>
<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 00:09:40 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bayram</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bayram</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Eski cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in meşhur bir söz ile başlayalım:<br />
<br />
“Siyasette 24 saat çok uzun bir süredir." Maalesef bu söz ne kadar siyaset için de söylenmiş olsa da ülkenin her şeyi için aynı şey söylenebilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bu hafta köşe yazımın konusu “şu olsun” demeye kalmadan bir farklı bir konu gündem oluverdi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Neyi nasıl yazacağımı şaşırıverdim.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">O kadar hızlı değişen bir gündemi var ki ülkenin, insan bu hıza yetişemiyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Duygu aforizması yaşıyor insan.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Şunu da söylemekte yarar var: Bu kadar hızlı değişen gündem, gazeteciler için büyük bir nimettir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Konu bulma derdi kesinlikle olmaz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Şehirlerarası yolculuk esnasında ciddi bir kazaya tanık oldum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Her şey gözümün önünde oldu ve bitti.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Araç tıra çarptı, şarampole yuvarlandı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Hemen araçtan indik, ilk müdahaleyi yaptık.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">İlk müdahale derken 122’yi aradık, ambulans gelmesini bekledik.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Kaygılandık, kapıyı, camı açmaya çalıştık.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">İnsani refleksler… </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Araçta dört çocuk!<br />
<br />
Yanlış duymadınız dördü de on altı yaşındaymış.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Aracı sürenin ehliyeti yokmuş.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">İstanbul’dan muhtemelen bayram için gelmişler.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Ve ikisi ölmüş, ikisi yoğun bakımdaymış.<br />
<br />
İnsanın yüreği sızlıyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Dört çocuk ve ölüm!</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Tabii ki bayramı anlatacak ve bayramın güzelliğinden dem vuracağım.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Konumuz bayram!</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Neşesi, hüznü olan bir dünyada yaşıyoruz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Ne hep güzelliklerden, ne de hep acılardan dem vurabiliriz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">İç içe geçmiş her şey…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Belli bir yaşa gelince insan ne çok bayram yaşadığının farkına varıyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bende herkes gibi “Eskilerde bayram ne güzeldi.” diyeceğim.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Yaşanmışlık konusunda eskilere güzellik, iyilik atfetmek, insanın doğasında var.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Şöyle bir söz de vardır: “Eskiye rağbet olsa, bitpazarına nur yağardı.”</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bayramı güzel kılan, büyüklerin hayır duasını almak, eş, dost, akraba ziyaretleri…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Paylaşmak, dayanışmak…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Sevgi, saygı…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bayramlar acının da habercisi oluyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Acıları azaltalım…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Dikkatli olalım…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Trafik kurallarına uyalım.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Sevenlerimizi ağlatmayalım.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bir bayram da gelip geçecek…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Anısı tatlı bir iz bırakacak…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bayram hep olsun ki bizler iyilik de güzellik de hoşgörüde yarışalım.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">İçselleştirelim evrensel değerli…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Evrensel ve dini değerlerimiz yaşam şekli haline gelsin…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Kötülükler son bulsun…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bu bayram da insanlar ölüyor savaşta…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Suçsuz ve günahsız…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bayram bu anlamda büyük anlam yüklü…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Keşke her gümüz bayram olsa… </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Maalesef son yıllarda bir barbarlık peyda oldu. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Güçlüler, zayıfları yok etmeye başladı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Savaşsız bir gün sanırım dünyanın en büyük bayramdır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bayramın ne kadar kıymetli olduğu, yaşanan savaştan da anlaşılması; barışın, dostluğun, kardeşliğin, dayanışmanın örülmesidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">İnsan canlıların en kıymetlisidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">İyi bayramlar.</span></span></span></span>]]></description>
<author>Gündoğdu Yıldırım </author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/gundogdu-yildirim/bayram/793/</link>
<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 19:50:51 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>&amp;quot;Su İçsem Yarıyor Diyorsanız Lipödem Olabilirsiniz&amp;quot;</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="background:white"><span style="line-height:normal">Prof. Dr. Ahmet Karacalar: "Su İçsem Yarıyor Diyorsanız Lipödem Olabilirsiniz"</span></span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:normal">Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karacalar, diyet, egzersiz ve mide küçültme ameliyatlarına dahi direnç gösteren "Lipödem" hastalığı ve güncel tedavi yaklaşımları hakkında önemli açıklamalarda bulundu.</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:normal">Klasik Kilo Verme Yöntemlerine Direnç Gösteriyor Halk arasında sıkça kurulan "Su içsem yarıyor" cümlesinin altında lipödemin yatabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet Karacalar, hastalığı şu sözlerle tanımladı: </span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:normal">"Lipödem, çoğunlukla kadınlarda görülen, simetrik ve ağrılı yağ dokusu birikimi ile karakterize; özellikle bacak, kalça, alt karın ve kollarda görülen kronik bir hastalıktır. Klinik olarak en dikkat çekici özelliklerinden biri, bu yağ dokusunun klasik kilo verme yöntemlerine, özellikle diyet ve egzersize direnç göstermesidir."</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="color:#e74c3c;">Diyet Neden Lipödem Yağlarını Eritemez?</span> </span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:normal">Doğru beslenmenin [ahmetkaracalar.com/lipodem/]lipödem sürecindeki etkilerini değerlendiren Prof. Dr. Karacalar, yağ yakımının neden gerçekleşmediğini bilimsel bir temele dayandırdı: "Doğru diyetin lipödemdeki etkisi; yangıyı azaltması, şikayetleri hafifletmesi ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatması olabilir. Ancak lipödemli yağ dokusunu ortadan kaldırmaz.<br />
<br />
Lipödemdeki yağ dokusunda dolaşım bozuktur ve düşük oksijenli bir ortam vardır. Bu durum, yağ dokusunun metabolik olarak aktif şekilde kullanılmasını engeller. Diyetle sağlanan enerji açığına rağmen bu bölgelerde yağ yakımı gerçekleşmez."</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:normal"><span style="color:#e74c3c;">"Mide Küçültme Ameliyatı Lipödemde Anlamlı Bir Gerileme Sağlamaz"</span></span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:normal">Lipödemin obezite ile karıştırılmaması gerektiğini ve obezite cerrahisinin lipödemi tedavi edemeyeceğini vurgulayan Karacalar, sözlerine şöyle devam etti: "Mide küçültme ameliyatı, enerji alımını azaltarak kilo kaybı sağlayan etkili bir yöntemdir; ancak [ahmetkaracalar.com/lipodem/] lipödem, enerji dengesinden bağımsız gelişen bölgesel bir yağ dokusu hastalığıdır. Bu nedenle ameliyat, lipödemli dokuda anlamlı bir gerileme sağlamaz."</span></span><br />
<br />
<span style="background:white"><span style="line-height:normal">Tedavide 'Özellikli Liposuction' ve Koruyucu Program Vurgusu Günümüzdeki en etkili tedavi yöntemine de değinen Prof. Dr. Karacalar, klasik uygulamalardan farklı bir yaklaşım izlenmesi gerektiğinin altını çizerek, "Lipödem tedavisinde (Bkz.https://ahmetkaracalar.com/lipodem/) şu an bilinen en etkili yöntem liposuction'dır. Ancak burada daha özellikli liposuction yöntemleri (Superdry 4D gibi) ve koruyucu bir program uygulanmaktadır." ifadeleriyle açıklamalarını tamamladı.</span></span></span></span>]]></description>
<author>Sağlık Köşesi</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/saglik-kosesi/prof-dr-ahmet-karacalar/792/</link>
<pubDate>Wed, 25 Mar 2026 19:16:04 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bir Öğretmen Öldürüldü</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bir Öğretmen Öldürüldü</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bir öğretmen öğrencisi tarafından bıçaklanarak öldürüldü.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bir değil iki değil üç değil beş değil bu kaçıncı…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Üzüldük, kınadık, yas tuttuk…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Öğretmenler kadar sahipsiz olan baş bir meslek gurubunun olduğunu düşünmüyorum, varsa da ben bilmiyorum.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Herkes öğretmene vuruyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Öğretmeni suçluyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Resmen şamar oğlanı…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">"İyi bir öğretmen bulmak zordur, ama unutmak imkânsızdır".</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">"İlhamınız yolumu aydınlatıyor, bugünüme ve yarınıma dokundunuz".</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">"Sabrınız ve ışığınızla güçlendim; sizden öğrendiğim her şey için minnettarım".</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">“Dünyanın her tarafında öğretmenler, insan topluluğunun en fedakâr ve saygıdeğer unsurlarıdır.” </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Mustafa Kemal Atatürk: "Öğretmenler; yeni nesli cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri sizler yetiştireceksiniz ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktır".</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Hz. Ali: "Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum."</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Victor Hugo: "Bir okul açan, bir hapishane kapatır."</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Socrates: "Dünyada her şeye değer biçilebilir, ama öğretmenin eserine değer biçilemez"</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bu kadar değer atfedilen bir meslek maalesef yeterli değeri görmüyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Övgüler sözden ileri gitmiyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Öğretmenin yaptığı tatil bile sorun haline geliyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Adı üzerinde öğretmen…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bir ülkenin temeli…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bakın diğer ülkelere, onurlandırılmış, özlük hakları ile özel kılınmış, verilen değer ile kutsanmış…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Sözde de özde de değer atfedilmiş.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bizde ise; gün be gün değeri düşürülen bir öğretmen gerçeği ile karşı karşıyayız.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Ve bu değer görmeme, itibarsızlaştırma, bir lise öğrencisinin öğretmenini bıçaklayarak öldürmesi ile sonuçlanıyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Okullar güvenli değil, öğretmenler güvende değil…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Her türlü istismara, saldırıya açık…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Değer; kanunla, yasayla, özlük hakların iyileştirilmesi ile olur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Hamasetle olmaz!</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Okulda yaşanan en küçük bir sıkıntı da öğretmenler hemen şikâyet ediliyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">İnceleme, soruşturma…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Ceza…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Öyle ki; “çocuğumun psikolojisi bozuldu” diyerek, öğretmen şikâyet ediliyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">“Öğretmen çocuğuma düşük not verdi.”</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">“Çocuğum teşekkür alamadı.”</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bu bile şikâyet konusu oluyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Öğretmen ne yapsa suç…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Veli, öğretmenin nasıl ders anlatacağına varıncaya kadar karışıyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Öğrenciler, öğretmenleri zorbalıyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Tehdit ediliyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bu çok fazla…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Had aşılmış durumda… </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Başka meslek gurubunda inanın bu işler hiç de öyle değil...</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Güvendeler, itibarları var…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Özlük hakları çok iyi…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Hakarete uğramak, dövülmek, bıçaklanmak, öldürülmek nedir ya!</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Öğretmenler, asker mi polis mi, bekçi mi?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Cephede savaştalar mı?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">“2 Mart 2026 günü okul saatleri içerisinde 11. sınıf öğrencisi 17 yaşındaki Furkan Samet Bakalım, yanında getirdiği bıçakla 44 yaşındaki biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik ile birlikte bir başka öğretmen ve bir öğrenciyi bıçakla yaraladı.<br />
<br />
Ağır yaralanan Çelik kaldırıldığı hastanede öldü.”</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Yastayız…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Bir an önce gerekli yasal düzenlemeler yapılıp öğretmenlerin can güvenliğini teminat altına alınız.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:115%"><span style="line-height:115%">Okullar güvenli, öğretmenler güvende olsun…</span></span></span></span>]]></description>
<author>Gündoğdu Yıldırım </author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/gundogdu-yildirim/bir-degil-iki-degil-uc-degil-bes-degil-bu-kacinci/791/</link>
<pubDate>Tue, 17 Mar 2026 11:16:34 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bir Ülkenin Ortak Dili</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span new="" roman="" times=""><b><span tahoma=""><span style="color:#e74c3c;">Bir Ülkenin Ortak Dili</span></span></b><br />
<br />
<span tahoma="">Bir memleketin ortak dili, o ülkede yaşayan insanların birbirleriyle anlaşmak için kullandıkları ortak iletişim dilidir.<br />
<br />
Evet, bir ulusun ortak duygularını, insanlara yansıtan o yörenin tarihini bilen araştırmacı arkologlar, yazarlar, tarihçiler ve babadan oğula geçen gelenek ve göreneklerinin yanında özlemlerini ve tarihini birleştiren en güçlü unsurlardan biri de yanında hiç ayırmadığı sazının telinden çıkan nağmelerle âşıkların dili olmuştur. Âşıklar, sadece sazın teline dokunup saz çalan, arada destansı şiirler söyleyen, birbirleriyle atışmalar yapanlar değil, bulunduğu yörenin gelenek ve göreneklerine bağlı, sazının telinden, aşıklların mısralarındaki kafiyeli sesleri ile o yöre halkının tek sahibidirler.<br />
<br />
Ülkemizin çeşitli yörelerinde yetişmiş aşıkların dillerinde var olan ve bir milletin, bir ulusun kaderi, Dede Korkut, Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal, Dadaloğlu, Âşık Veysel, Ali Ekber Çiçek, Mahsuni Şerif, Âşık Murat Çobanoğlu’na kadar daha yüzlerce aşıkların dillerinde dökülen nağmelerinde bir anlam ifade ederek bu nağmeleri de ancak ellerindeki sazın tellerinde yankılanır..<br />
<br />
Yurdumuzun her köşesinde şehirlerin, köylerin veya yaylalarında dostluklar, sevgiler bir ezgi ile başlar; Birbirine atılan maniler, çeşitli şiirler, o yörenin belirli alışkanlıkları, gelenekleri bazen kimine göre sadece bir türkü olarak içten bir anlam ifade eder, kimine göre ise bir halkın emeğinin karşılığı alın teri, hasretle ve sevgiyle dökülen gözyaşı, veya sazın telindeki nağmelerde çıkan  yöresel  duasıdır.<br />
<br />
Örnek mi; Safranbolu’lu şair Selim Tufan’ın <b><i>“Özlettin” </i></b>diye yazdığı şiirindeki özlem ifadesini ve anlamı şairin kendine özgü şiirsel duasıdır.<br />
<br />
<b><i>Özlettin kendini hasret,</i></b></span><br />
<b><i><span tahoma="">Uğra biraz da buralara,<br />
Gelirken biraz göz yaşı da al,<br />
Bizde kalmadı zira……<br />
<br />
Özlettin kendini matem,<br />
Dokun omuzuma,<br />
Başınız sagolsun de bir kez,<br />
İnsanlıgı gömdûk zira…….<br />
<br />
Artık nasıl esersen es rüzgar,<br />
Bir tafından gir,<br />
Öbür tarafından çık bedenimden,<br />
Bende ne yürek, ne ciğer bitti zira..…<br />
<br />
Rahatsız etmem, bilirim huyumu,<br />
Kimsenin suçu yok,<br />
Ben kendim kazdım,<br />
Yaşarken kendi kuyumu…..</span></i></b><br />
<br />
<span tahoma="">Bizim ülkenin her yöresine ait türkülerin, şairlerinin yazdıkları ve aşıkların dillerinden dökülen nağmeler, bütün vücudu dolaşan canlıya hayat veren kan gibi, bütün yürekleri, ülkesini sevenleri birbirine bağlayan birer hayat öpücüğü gibidir. O şiirin, türkünün kelimelerinde inancın ruhuna yansıması ile garibin duası gibi gelir.<br />
<br />
Şairlerin şiirleri, aşıkların dilinden söylediği ve sazının teline yansıtan manidar nağmeler, her yörenin türküleri bizim ülkemizde ortak bir kültürel miras olarak kabul edilir. Aşıklar ve halk ozanları eğitim yuvası gibi insanlara nasihat etmesini dillerinden dökülen şiirsel söylemleriyle halka mal olurlar. Mesela Aşık Sefai’nin beş kıta şiirindeki son dörtlüsündeki sözler birer şaheserdir..<br />
<br />
<b><i>Aşıkların aşka gelende, elinden saz alınmaz,</i></b></span><br />
<b><i><span tahoma="">Ozanlar dertlidir, dilinden söz alınmaz,<br />
Kazanda kaynayan çorbadan tuz alınmaz,<br />
Ocak yanar alev olur, ateşten köz alınmaz,<br />
İnsanoğlu gizli sırdır özünden öz alınmaz..</span></i></b><br />
<br />
<span tahoma="">Ülkemizdeki aşıklar, şairlerin kaleminden dökülen şiirlerin, şarkıların, türkülerin, halka mal olmasını sağlayan sanatçıların söylediği bir milletin tek yüreğidir.<br />
<br />
Zira; Kendi şarkısını, türküsünü unutan bir millet kendi geçmişini unutur.<br />
<br />
Evlerimizde Pir Sultan Abtal, Aşık Veysel’in, Muharrem Ertaş’ın, Neşet Ertaş’ın, Aşık Mahsuni Şerif’in, Ali Ekber Çiçek’ın, Aşık Murat Çobanoğlu’nun ve daha nice sanatçıların özanların nağmelerinden çıkan sözleri, Bize ve gelecek çocuklarımıza onların nağmeleri köprü olsun. Çünkü bizim ülkemizin şarkı ve türküleri o milletin kimliğidir, bir milletin aynasıdır.<br />
<br />
Unutmayalım, kültür sadece geçmişin süsü değil, geleceğin teminatıdır.<br />
<br />
Mübarek Ramazan ayı bitirip adına şeker bayramı da denilen Ramazan bayramınızı kutlarım. Bu bayram vücudunuz sağlıklı, kalbinize huzur, evinizin neşesi, gönlünün ferahlığı hiç eksilmesin, Mesafe uzak olsa da gönüller bir olmak için daha nice bayramlara ulaşmanızı dileğiyle tekrar iyi bayramlar dilerim.<br />
<br />
Görüşmek dileğiyle saygılar sunarım..<br />
<br />
<b>Necati Keskin</b></span></span><br />
<b><span tahoma="">14 Mart 2026</span></b></span></span>]]></description>
<author>Necati Keskin</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/necati-keskin/bir-ulkenin-ortak-dili/790/</link>
<pubDate>Sun, 15 Mar 2026 00:02:29 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Koltuk Bırakamama</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Koltuk Bırakamama Sendromu: Gücün Vedaya Direndiği An</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Uzun süre aynı görevde kalan yöneticilerde sıkça görülen “koltuğu bırakmama” eğilimi yalnızca bireysel bir mesele değil; kurumların yenilenmesini de etkileyen önemli bir toplumsal olgu. Sosyal psikoloji literatüründe giderek daha fazla tartışılan bu durum, gücün vedaya karşı geliştirdiği görünmez direnci anlatıyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kıymetli Çankırılı hemşehrilerime selam ve muhabbetlerimi göndererek başlamak isterim.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Toplumsal yapılar yalnızca kurumların değil, aynı zamanda bireylerin psikolojik evrelerinin üzerinde yükselir. Özellikle uzun yıllar liderlik pozisyonlarında kalan kişilerde sıkça gözlenen belirgin bir davranış örüntüsü vardır: Görev devrine yaklaşıldıkça artan hırs, yükselen kontrol isteği ve geri çekilmeye karşı gelişen görünmez bir direnç.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Modern sosyolojide giderek daha fazla tartışılan bu durum, özünde aynı psikolojik dinamiğe işaret eder. Bu durumu “Veda Direnci Sendromu” olarak tanımlamak mümkündür.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Göreve Tutunma: Bir Sosyal Psikoloji Meselesi</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Veda Direnci Sendromu, yaş, statü ve sembolik güçle yakından ilişkilidir. Bu durumda kişi çoğu zaman şu duygularla hareket eder:</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Statü kaybı yaşayacağı düşüncesi</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Toplumsal görünürlüğünü yitirme korkusu</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Görevi bırakmanın “yok olmakla” eşdeğer görülmesi</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Üretkenliğin benliğin tek kanıtı olarak algılanması</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu nedenle emekliliğe ya da görev değişimine yaklaşıldıkça bazı yöneticilerde daha yoğun bir faaliyet ve kontrol isteği ortaya çıkar. Sosyal psikoloji literatüründe bu durum kimi zaman “son dönem hiperaktifliği” ya da “rol kaybı kaygısı” olarak tanımlanır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kişi kendi varoluşsal değerini makam ve güçle özdeşleştirdiğinde, ayrılık ihtimali ciddi bir tehdit olarak algılanır. Bu tehdit ise davranışlarda aşırı yüklenme ve kontrol ihtiyacı olarak kendini gösterir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kurumsal Tıkanma Riski</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu sendrom yalnızca bireysel bir mesele değildir; kurumsal sonuçlar da doğurur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Genç kuşakların yükselmesi zorlaşır</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Fikir çeşitliliği azalır</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Kurumların yenilenme kapasitesi düşer</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Yönetim alanları kişiselleşir</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Kurumsal dinamizm zayıflar</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Uzun görev süreleri çoğu zaman “istikrar” olarak görülse de, birçok durumda kurumsal donma ve durağanlık yaratabilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Türkiye’de bu tablo özellikle şu alanlarda sıkça tartışılır:</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Sendikalar</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Meslek birlikleri</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Kooperatifler</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Sivil toplum kuruluşları</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Belediyeler</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Meslek odaları</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">On yıllarca aynı koltuğu bırakmayan yöneticiler zamanla kurumu temsil eden değil, kurumu kişiselleştiren figürlere dönüşebilmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Tecrübenin Zırha Dönüşmesi</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Veda Direnci Sendromunun en dikkat çekici savunma mekanizmalarından biri tecrübenin mutlaklaştırılmasıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">“Ben olmazsam burası yürümez.”</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">“Gençler bu işi bilmez.”</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">“Bu görev tecrübe ister.”</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Elbette tecrübe yönetim açısından değerlidir. Ancak tecrübe, yenilenmenin önünde bir bariyere dönüşüyorsa artık birikim olmaktan çıkar ve bir tür hegemonik zırha dönüşür.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu zırh kişiyi eleştiriden korur; fakat kurumu içe kapatır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Güçten Çekilmenin Kültürü</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Türkiye’de güçten geri çekilmek çoğu zaman bir kayıp gibi algılanır. Oysa gelişmiş kurumsal kültürlerde liderlik anlayışı farklıdır:</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Görev süreleri sınırlıdır</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Devir teslim kurumsal bir gelenektir</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Yeni kuşakların yükselmesi başarı sayılır</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">*Devretme kültürü kurum hafızasının parçasıdır</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu nedenle liderlik yalnızca görevde kalmakla değil, görevi zamanında devredebilmekle de ölçülür.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%"><span style="color:#e74c3c;">Sonuç</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Veda Direnci Sendromu ne bir trajedi ne de kişisel bir kusurdur. Daha çok toplumsal dönüşümün önünde duran doğal ama aşılması gereken bir eşiği temsil eder.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu eşik aşılmadıkça kurumlar yenilenemez, toplumlar gençleşemez ve sağlıklı bir liderlik kültürü oluşamaz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Gerçek liderlik bazen kalmakla değil, tam zamanında ve doğru şekilde ayrılabilmekle ölçülür.</span></span></span></span>]]></description>
<author>Sümeyra Türk</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/sumeyra-turk/koltuk-birakamama/789/</link>
<pubDate>Thu, 12 Mar 2026 18:46:28 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>8 Mart Dünya Kadınlar Günü</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;">Alemdağdan’dan Haykırıyoruz: Kadının Onuru, İnsanlığın Ortak Zaferidir!</span><br />
<br />
Kadın; estetik bir cesaretin, üstün bir ahlakın ve anıtlaşmış bir fedakârlığın yeryüzündeki tecellisidir. Bugün kutladığımız 8 Mart, sadece bir takvim yaprağı değil; kadının haklı mücadelesinin evrensel bir simgesi, "doğru yolu bulan zihnin" bir zaferidir.<br />
<br />
Karanlığı Aydınlatan Işık: Türk Kadını<br />
<br />
Erzurum’dan İzmir’e, Iğdır’dan Edirne’ye kadar bu toprakların her karışında Türk kadınının emeği ve vakarı vardır. Bizim nazarımızda kadın;<br />
<br />
-Maddenin karanlığında ruhun aydınlığı,<br />
<br />
-Umutsuzluğun içinde huzurun aydınlığı,<br />
<br />
-Cehaletin karşısında şefkatin aydınlığıdır.<br />
<br />
Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Devletleri yükselecekse; maneviyatı yüksek, inançlı, imanlı, ahlaklı ve ülkü sahibi kadınlarımızın analarımızın yetiştirdiği evlatlar sayesinde olacaktır.<br />
<br />
Siyasette Vitrin Değil, Karar Mekanizması<br />
<br />
Kadın, demokrasinin en aktif yüzüdür. Kadınlarımızın siyasette sadece "güler yüzlü birer fotoğraf" olarak kalması kabul edilemez. Asıl hedef; kadının siyasal temsilin her aşamasında, suni engelleri aşarak en üst kademelerde yer almasıdır. Kadının olmadığı bir demokrasi, eksik bir demokrasidir.<br />
<br />
Şiddet: İnsanlığın Utanç Çığlığı<br />
<br />
Tüm yasal düzenlemelere rağmen kadına yönelik şiddetin durdurulamamış olması toplumumuz için büyük bir ayıptır. Şunu net olarak ifade ediyoruz:<br />
<br />
"Eğer kadına şiddet varsa, medeniyet ya yoktur ya da tartışmalıdır."<br />
<br />
Toplumsal bünyemiz; kışkırtılmış erkeklik ile bastırılmış kadınlık arasına sıkışmamalıdır.<br />
<br />
Kadına uzanan ellerin kırılması ve adaletin tecelli etmesi sadece hukuki değil, asli bir insanlık görevidir.<br />
<br />
Milliyetçi Hareket Partisi olarak; kökeni ve dili ne olursa olsun, şerefli Türk kadınının her zaman destekçisi ve gür sesi olmaya devam edeceğiz.<br />
<br />
Fiziksel, cinsel ve ekonomik şiddetin son bulduğu; Türk kadınının hak ettiği müreffeh seviyeye ulaştığı bir gelecek için mücadelemiz sürecektir.<br />
<br />
Bu vesileyle, tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimizle kutluyor; sağlık, mutluluk ve esenlikler diliyoruz.<br />
<br />
Döne Doğutekin Alemdağ MHP Kadın Kolları Başkanı</span></span>]]></description>
<author>Döne Doğutekin</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/done-dogutekin/haykiriyoruz/788/</link>
<pubDate>Sun, 08 Mar 2026 12:56:39 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Savaş Öldürür</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Savaş Öldürür</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bir filim izler gibi tüm dünya ekranların başına geçmiş, ABD, İsrail-İran savaşını izliyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ölümler rakamlarla…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">En çok isyanım da buna benim!</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Şu kadar insan öldü.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ne kolay değil mi?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Suçsuz günahsız insanlar savaşlarda yok olup gidiyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Açık ve net belirteyim: küçük bir karıncanın bile ölümü insanın içini sızlatır; bırakın karıncayı bebek, çocuk, genç, yaşlı hepsi ama hepsi savaşın kurbanları…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İsrail tarafından ilkokul hedef alındı, bombalar yağdırıldı. Yüzlerce küçücük kız çocuğu öldü. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Savaşın hukuku yok!</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Demiştim ya “yeni bir çağ” diye.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Evet! Dünyada yeni bir çağ başladı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu çağ yıkım, barbarlık, ölüm üzerine…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Demokrasi, insan hakları, yasa, hukuk hak getire.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Güçlüler ve zayıflar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Zenginler ve yoksullar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İran’a dört koldan saldırıyorlar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İnsanları öldürüyorlar…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Neden?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">ABD, dünyanın bir ucundan gelip, “bana yan baktın” diyerek İran’a savaş açıyor.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İran’dan sonra Küba…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Küba’dan sonra sırada kim varsa…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Geçenlerde fuhuş adası ve Jeffrey Epstein belgeleri adı altında korkunç olaylar ifşa oldu.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Dünya liderleri ve zengin iş adamlarının fuhuş adasında neler yaptığını tüm insanlık öğrendi.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İşin kötüsü Jeffrey Epstein belgeleri dünyada ciddi bir tepkiye yol açmadı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Dünya ayağa kalkmadı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Oysaki düne kadar dünyanın herhangi bir yerinde insanlık dışı bir olay olduğunda ülke halkları yağa kalkar, yeri yerinden oynatırdı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İstifalar, yargılamalar, gözaltılar başlardı.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Dünya nereye gidiyor?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Şu an ABD, İsrail- İran Savaşı yaşanmakta ve dünya bu savaşı seyretmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Kimseden ses yok!</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu savaşın mübarek ramazan ayında gerçekleşmiş olması, bir nevi tüm<br />
<br />
Müslüman âlemine karşı bir meydan okumadır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu böyle bilinmelidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Savaşların kendi içinde bile hukuku vardır, maalesef bu hukuk bugün hiçe sayılmıştır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Tabii ki bu işin farklı bir boyutudur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Savaşların haklı bir nedeni olamaz.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Emperyal güçlerin kendi çıkarları için insanlığı yok etme hoyratlığıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Onlar için insanın hatta canlının, doğanın bir önemi yoktur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bugün yaşanan savaşın temel nedeni; İran devletinin yeraltı ve yerüstü zenginliklerine çökme girişiminden başka bir şey değildir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">ABD ve İsrail bu gerçeği saklamamışlardır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Açıkça beyan etmişlerdir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İran’ı artık biz yöneteceğiz, demişlerdir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Savaş Öldürür!</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Savaş ölüm demektir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">İnsanlık tarihinde hep böyle oluştur.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Suriye’de, Irak’ta nasıl olduysa İran’da da aynısı olacak…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ölümler, göçler, açlık, yoksulluk…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Daha fazla ülkeleri sömürmek için dünyayı yok etme kafası nereye kadar?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Durmaz emperyal güçler…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Dünya halkları zalimin zulmüne ses çıkartmadıkça ABD ve İsrail daha fazla saldırganlaşacak, dünyayı yaşanmaz hale getirecekler…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Demokrasi, özgürlük, evrensel değerler…</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">En büyük yaşam güvencesidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Asla vaz geçmeyiniz!</span></span></span></span>]]></description>
<author>Gündoğdu Yıldırım </author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/gundogdu-yildirim/savas/787/</link>
<pubDate>Fri, 06 Mar 2026 09:17:17 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Suça Sürüklenen Çocuk Ve Güvenlik Tedbirlerinin Uygulanması</title>
<description><![CDATA[<span style="font-size:16px;"><span style="font-family:Verdana,Geneva,sans-serif;"><span style="color:#e74c3c;"><span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Suça Sürüklenen Çocuk Ve Güvenlik Tedbirlerinin Uygulanması</span></span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Giriş:</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çocuk ceza adalet sistemi, yetişkin ceza adalet sisteminden farklı bir yapı üzerine kuruludur. Amaç cezalandırmak değil; korumak, onarmak ve topluma kazandırmaktır. Ne var ki uygulamada bu ideal ile pratik arasında bir kopukluk bulunmaktadır. Özellikle uygulamada Cumhuriyet savcısının suça sürüklenen çocuk hakkında koruyucu–destekleyici veya güvenlik tedbiri talep etme yetkisini etkin kullanmaması, sistemin rehabilite edici yönünü zayıflatmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">II. Suça Sürüklenen Çocuk Kavramı</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Suça sürüklenen çocuk; kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuğu ifade eder. Suça sürüklenen çocuk kavramının kısaltması; “SSÇ”dir. Bu kavram; 18 yaşını doldurmamış bireyleri ifade eder. Burada dikkat çeken nokta, kanunun “suçlu çocuk” değil de “suça sürüklenen çocuk” ifadesini kullanmasıdır. Bu tabir bilinçli bir tercihtir.<br />
<br />
Çocuğun suça yönelmesinde aile yapısı, ekonomik yetersizlik, eğitim eksikliği, çevresel faktörler, ihmal ve istismar gibi etkenlerin rol oynadığı kabul edilir.</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Dolayısıyla çocuk, çoğu zaman suçun faili değil; ihmal edilmiş sosyal politikanın sonucudur. BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 1. maddesi; “reşit olma durumu istisna tutularak 18 yaşına kadar herkes çocuk sayılır” hükmünü amirdir. Ulusal mevzuat kapsamında ise 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 3. Maddesine göre; “Çocuk: Daha erken yaşta ergin olsa bile, on sekiz yaşını doldurmamış kişiyi” ifade etmektedir. 5395 sayılı Kanunda bununla birlikte “Suça Sürüklenen Çocuk” kavramına da yer verilmiştir. </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çocuk kavramı, farklı ülkelerde birbirinden farlı yaş gruplarıyla ayrılmıştır. Örneğin 5237 sayılı TCK; 12 yaşını doldurmamış çocukların işlediği fiillere herhangi bir cezai sorumluluk yüklenememesine karar vermiştir. Ancak 12-15 yaş arasındaki çocukların icra ettikleri fiili idrak edip edemediklerine göre cezai yaptırım uygulanması gerektiğine hükmetmiştir. 15-18 yaş arasındaki çocuklara ise cezai yaptırım uygulanmaktadır fakat cezanın miktarı bakımından yetişkinlerden daha az cezaya hükmedilmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ülkemizde ceza kanunlarında çocuk suçluluğu ile yetişkin suçluluğu birbirinden bağımsız tutulmuş, yetişkin bireylere uygulanan cezai yaptırımların doğrudan çocuklara uygulanmasının önüne geçilmiştir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">III. Çocuk Ceza Adalet Sisteminin Amacı</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çocuk adalet sistemi üç temel ilke üzerine kuruludur: </span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çocuğun üstün yararı Son çare ilkesi (özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirlerin istisna olması) Rehabilitasyon ve topluma kazandırma</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu sistemde güvenlik tedbirleri, cezaya alternatif bir müdahale mekanizmasıdır.<br />
<br />
Ama uygulamada sistem çoğu zaman yetişkin ceza adalet refleksiyle işlemektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">IV. Savcının Güvenlik Tedbiri Talep Yetkisi</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çocuk Koruma Kanunu uyarınca Cumhuriyet savcısı, suça sürüklenen çocuk hakkında mahkemeden koruyucu ve destekleyici tedbirler ile güvenlik tedbirlerinin uygulanmasını talep edebilir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bu tedbirler şunlardır:</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Danışmanlık tedbiri</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Eğitim tedbiri</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Sağlık tedbiri</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Bakım tedbiri</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Barınma tedbiri</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ayrıca çocuklara özgü güvenlik tedbirleri de söz konusudur. Savcının burada yalnızca kamu davası açan makam değil aynı zamanda çocuğun korunmasını sağlayan bir makam da olması gerekir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Ancak uygulamada savcıların çoğu dosyada yalnızca ceza soruşturması yönüyle hareket ettiği, tedbir talebinin ikinci plana atıldığı gözlemlenmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">V. Uygulamada Güvenlik Tedbirlerinin Sınırlı Kullanılmasının Nedenleri<br />
<br />
Uygulamada güvenlik tedbiri talebine nadiren rastlanmasında; dosya yoğunluğu nedeniyle çocuk dosyalarının sosyal yönünün yeterince incelenememesi, sosyal inceleme raporlarının yüzeysel kalması, kurumlar arası koordinasyon eksikliği, çocuğa yönelik cezalandırıcı yaklaşımın baskın olması gibi nedenler etken olabilir. Bu durum, çocuk adalet sisteminin koruyucu karakteri ile uygulamadaki pratik arasında bir çelişki yaratmaktadır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">VI. Güvenlik Tedbiri Talep Edilse Ne Olur?</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Eğer savcı sistematik biçimde çocuk hakkında koruyucu–destekleyici veya güvenlik tedbiri talep etse çocuğun ailesiyle çalışma yapılır, eğitim hayatına yeniden uyum sağlanır, psikolojik destek verilerek risk faktörleri azaltılır, denetim ve rehberlik mekanizması kurulur. Kriminolojik araştırmalar, erken müdahale ve rehabilitasyon programlarının tekrar suç işleme oranlarını düşürdüğünü göstermektedir. Özellikle ilk kez suça karışan çocuklarda uygun sosyal müdahale yapılmadığında tekrar suç işleme ihtimali artmaktadır.<br />
<br />
Dolayısıyla savcının tedbir talep etmemesi yalnızca bir usul eksikliği değil; potansiyel olarak çocuğun geleceğini etkileyen sistemsel bir boşluk olarak değerlendirilmelidir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">VII. Sonuç</span></span><br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Suça sürüklenen çocuk kavramı, çocuğun cezalandırılacak bir fail değil; korunması ve desteklenmesi gereken bir birey olduğu anlayışına dayanır. Bu anlayışın hayata geçirilmesinde Cumhuriyet savcısına önemli bir görev düşmektedir.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çocuk ceza adalet sistemi teorik olarak koruyucu ve onarıcıdır. Ancak uygulamada savcı çoğu zaman iddia makamı rolüyle hareket etmekte, sosyal koruma işlevi ikinci planda kalmaktadır. Oysa savcı sosyal inceleme raporlarını dikkatle değerlendirmeli, gerekirse ek rapor talep etmeli, mahkemeden uygun tedbirleri istemeli, tedbirlerin uygulanmasını takip etmelidir. Çocuk adalet sisteminde savcı pasif değil, yönlendirici bir aktör olmalıdır.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Güvenlik tedbirlerinin etkin şekilde talep edilmemesi, çocuk ceza adalet sisteminin rehabilite edici niteliğini zayıflatmaktadır. Oysa erken müdahale ve uygun sosyal destek mekanizmaları sayesinde çocuğun yeniden suç işlemesinin önüne geçilmesi mümkündür.</span></span><br />
<br />
<span style="line-height:107%"><span style="line-height:107%">Çocuk adalet sisteminin başarısı, çocuğu cezalandırmakla değil; onu topluma yeniden kazandırmakla ölçülmelidir.<br />
<br />
Avukat Rüstem Karadeniz</span></span></span></span>]]></description>
<author>Rüstem Karadeniz</author>
<link>https://www.haberci18.com/yazarlar/rustem-karadeniz/suca-suruklenen-cocuk/786/</link>
<pubDate>Thu, 05 Mar 2026 21:09:28 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>