Muharrem Ayı Ve Aşure Günü
Muharrem ayının onuncu günü aşure günü olarak isimlendirilmiştir. Dilimizde, bugün pişirilip dağıtılan tatlıya ad olarak “aşure” denilmesi de yaygındır.
19 Haziran 2026 - 10:57 - Güncelleme: 19 Haziran 2026 - 11:02
Sözlükte “haram kılınan, yasaklanan; kutsal olan, saygı duyulan” anlamlarındaki muharrem, hicrî yılın ilk ayı ve dört haram aydan biridir.
Rabbimiz; 1. “Yemin olsun şafak vaktine; 2. On geceye;” (Fecr, 89/1-2) buyurmuştur. 2. âyette geçen on gecenin, hac ayı olan Zilhiccenin ilk on gecesi, hicrî yılın birinci ayı olan Muharrem’in ilk on gecesi, Ramazanın ilk veya son on gecesi olduğu yönünde değişik görüşler vardır. (Kur'an Yolu Tefsiri, 5/616-617) İbn Abbas’tan (r.a.), Fecr sûresinde üzerine yemin edilen “fecr”den maksadın Muharrem ayı olduğu şeklinde bir yorum rivayet edilmiştir. Aynı surede yine üzerine yemin edilen on gecenin Muharrem ayının ilk on gecesi kabul edildiği de belirtilmiştir. (Taberî, XXX, 107; M. Kamil Yaşaroğlu, Muharrem, DİA, 31/4-5)
Muharrem ayının onuncu günü aşure günü olarak isimlendirilmiştir. Dilimizde, bugün pişirilip dağıtılan tatlıya ad olarak “aşure” denilmesi de yaygındır.
Âşûre, Hz. Mûsâ ve kavminin, Firavun’un zulmünden kurtulduğu ve Yahudilerin, oruç tutuğu bir gündür. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) Medine’ye geldiğinde Yahudilerin Âşûre gününde oruç tuttuklarını görünce onlara bu orucu neden tuttuklarını sormuş, Yahudiler, Allah’ın Musa Peygamber ve İsrâiloğulları’nı bu günde kurtardığını, Musa Peygamber’in o günde şükür maksadıyla oruç tuttuğunu, kendilerinin de bu konuda Hz. Musa’ya uyduklarını söylemişlerdir. Allah Resûlü de (s.a.s.), “Biz Musa’ya sizden daha yakınız ve bunu yapmaya daha lâyıkız.” diyerek Müslümanlara Âşûre gününde oruç tutmalarını emretmiştir. (Müslim, Sıyâm, 128)
Âşûre, Hz. Nûh’tan itibaren bütün Sâmî dinlerde mevcut olan ve Câhiliye Arapları arasında da Hz. İbrâhim’den beri önemli görülüp oruç tutulan bir gündür. Hz. Âişe (r.a.) şöyle anlatmıştır: “Kureyş, cahiliye devrinde aşûre günü oruç tutardı. Peygamberlikten önce Resûlullah (s.a.s.) de aşûre günü oruç tutardı. Resûlullah (s.a.s.) Medine’ye geldiği vakit de aşûreyi tuttu ve o günde oruç tutulmasını emretti. Ramazan orucu farz kılınınca aşûre terk olundu, isteyen tuttu, isteyen terk etti.” (Buhârî, Savm, 69)
Âşûre günü ile ilgili bazı tarih, hadis ve fıkıh kitaplarında yer alan bilgiler şunlardır: Hz. Âdem’in tövbesinin kabul edildiği gün, Hz. Nuh’un gemisi Tufan’dan kurtulup Cûdî dağına oturduğu gün, Hz. Yûnus’un balığın karnından çıkarıldığı gündür.
Sayısız lütuf ve faziletlerle dolu olan Muharrem ayı, aynı zamanda Müslümanları hüzne boğan Kerbelâ hadisesinin yaşandığı aydır. Kerbelâ hadisesi, gözyaşının, üzüntü, keder ve acının yüreklerde açtığı derin bir yaradır. Allah Resûlünün (s.a.s.) “Benim dünyadaki çiçeğim, reyhanım” (Tirmizi, Birr, 11) diye sevdiği Hz. Hüseyin Efendimiz ve çoğu Ehl-i beyt’ten yetmişi aşkın Müslüman Hicri 61, Miladi 680 yılı Muharrem ayının onunda Kerbela’da şehit edilmiştir. Hz. Hüseyin hak, adalet, merhamet, şefkat uğruna şehit olmuştur. Kerbelâ, Dünyanın neresinde bulunursa bulunsun; mezhebi, meşrebi ne olursa olsun, kalbinde iman taşıyan, Resûl-i Ekrem’e (s.a.s.), ashabına ve ehl-i beyte muhabbet besleyen her müminin ortak acısı ve elemidir.
Bizleri derinden etkileyen Kerbela olayı hakkında iyi düşünmek ve gerekli dersleri çıkarmak gerekmektedir. Bu husus hepimizin yüreğini dağlamakta ve derinden üzmektedir. Ama bu üzüntü bizleri bir ayrıma ve parçalanmaya götürmemelidir.
İslâm tarihinde Hz. Peygamber (s.a.s.) ve Müslümanların tuttukları ilk oruç, Âşûre orucudur. Aslında Âşûre orucu, Medine’deki Yahudiler tarafından tutulmaktaydı. Onlar Âşûre gününü bayram olarak kutluyorlar ve o günü oruçlu geçiriyorlardı. Muhtemelen Hz. İbrahim’den kalma bir gelenek olmalı ki, câhiliye döneminde başta Kureyşliler olmak üzere bazı Arap kabileleri de bu orucu tutmaktaydılar. (Buhârî, Savm, 69; Hadislerle İslâm, 2/403-404) Allah Resûlü (s.a.s.) ile birlikte Müslümanlar da Ramazan orucunun farz kılındığı zamana kadar Âşûre orucu tutmuşlardı. Ramazan orucunun farz kılınmasından sonra artık Âşûre orucunu tutmak, insanların arzusuna bırakıldı.
Muharrem ayının onuncu günü, âşûre gününde oruç tutmak bazı âlimlere göre sünnettir. (Serahsî, el-Mebsût, 3/92) Allah Resûlü (s.a.s.), Yahudilere benzememek için müminlere tek gün değil Âşûre gününe Muharrem’in dokuzuncu veya on birinci gününü de ekleyerek en az iki gün oruç tutmalarını tavsiye etmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: "Âşûre günü oruç tutun ve öncesinde veya sonrasında bir gün daha oruç tutarak Yahudilere muhalefet edin." (İbn Hanbel, I, 240; Hadislerle İslâm, 2/ 404-405)
İnşaallah 25 Haziran Perşembe gününü, Hicri 10 Muharrem 1448, Âşûre günü olarak idrak edeceğiz. Bu vesileyle seyyid-i şüheda Hz. Hüseyin Efendimiz başta olmak üzere Kerbelâ şehitlerini ve bugüne kadar hak, hakikat, adalet, ahlâk ve fazilet için; din, iman, vatan ve millet için can veren bütün şühedayı rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Rabbimiz birliğimizi, dirliğimizi, huzurumuzu ve afiyetimizi daim eylesin.
Bu hafa sonu 20-21 Haziran 2026 tarihlerinde YKS, üniversite sınavına girecek öğrencilerimize Rabbimizden başarılar ve zihin açıklığı diliyorum.
Hazırlayan: Hüseyin Yazıcı İl Vaizi
Bu haber 3024 defa okunmuştur.







FACEBOOK YORUMLAR