Savunmanın Olmadığı Yargı, Yargısız İnfazdır...!

Köroğlu, "Avukatlık mesleğine mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslek disiplini ve ahlakını korumak üzere kurulan barolar Anayasa’nın 135. Maddesi gereği “Kamu Kurumu Niteliğindedir”. dedi.

Savunmanın Olmadığı Yargı, Yargısız İnfazdır...!
03 Temmuz 2020 - 10:10 - Güncelleme: 03 Temmuz 2020 - 10:24

Çankırı Barosu Başkanı Avukat Erkan Köroğlu sosyal medya hesabından önemli açıklamalarda bulundu.

Köroğlu, “Çoklu Baro, Savunma Hakkına Zarar Verecektir”

1. Avukatlık mesleğine mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, meslek disiplini ve ahlakını korumak üzere kurulan barolar Anayasa’nın 135. Maddesi gereği “Kamu Kurumu Niteliğindedir”.

Anayasamızın 135. Maddesi kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanların dışında tüm avukatlar mesleklerini icra edebilmek için baroya mensup olmak zorundadırlar.

2. Anayasamız, kamu kurumu niteliğindeki tüm meslek kuruluşları için ortak görevler tanımlamıştır :

a. Mensuplarının müşterek ihtiyaçlarını karşılamak,

b. Mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak,

c. Mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak,

d. Meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak..

3. Anayasanın tanımladığı görevler dikkate alındığında, birden fazla (çoklu) baro sistemine cevaz verilmediği sonucuna ulaşılmaktadır. Çünkü mesleğin müşterek ihtiyaçları ve genel menfaatleri ancak bir baro aracığıyla karşılanabilir. Çoklu baro sisteminde, sadece kendi üyelerinin ihtiyaçlarını ve menfaatlerini gözetecek olan her bir baro, kaçınılmaz olarak ortaya çıkacak olan rekabet nedeniyle o ildeki tüm avukatların müşterek ihtiyaçlarına ve genel menfaatlerine zarar verecektir.

4. Yine Anayasada tanımlanan görevlerden birisi olan “meslek disiplini ve ahlakını korumak” da mümkün olmaktan çıkacaktır. Üye kaydetmek için rekabete uygun hareket etmek mecburiyetinde olan hiç bir baro, disiplin ve ahlak kaidelerini uygulayamaz.

5. 20.Yüzyılın başında Fransada, Paris Baro Başkanlığını yapmış olan Fernand Payen “Baro-Sanat ve Vazife” kitabında “Fransız Barosu’nun çok şiddetli disiplini, gördüğü saygının kaynağıdır.” demiştir. Bugün, mevcut sistemde bile disiplin ve meslek kurallarını (ahlak) uygulamakta zorlanan barolar, çoklu sisteme geçildiğinde populizm dışında bir yol izlemeyecek, disiplin kuralları şirin gözükme siyasetine kurban edilecektir.

6. Fernand Payen mezkur kitabında “Eğer Baro, her şeyden önce, meslek vekarının (ağırbaşlılığının) bizzat kendi üyeleri tarafından bozulmamasına nezaret etmeseydi, meslek vekarını dıştan gelen tecavüzlere karşı koruyamazdı.” demektedir. Çoklu baro sisteminde kendi üyelerini denetleyemeyecek olan barolar meslek vakarını da koruyamayacak, yargıya güven bunalımını yaşadığımız günümüzde, yargı sisteminin iyice gözden düşmesine göz yumacaktır.

7. Bu nedenlerle anayasamızın 135. Maddesinin lafzı ve ruhu çoklu baro veya meslek kuruluşlarına imkan tanımadığı kanaatindeyiz.

B. Gelenek Ve Düzen

1. Avukatlık Kanunu’nun 110, 134 ve 158 maddeleri mesleğin düzen ve geleneğinden söz etmektedir. Buna göre baroların ve Türkiye Barolar Birliğinin vazifesi meslek düzen ve geleneğini korumaktır. Avrupa’da korporasyonlar olarak ortaya çıkan meslek kuruluşlarının bizim medeniyetimizdeki izdüşümü ve tarihsel arka planı ahilik ve lonca teşkilatıdır.

2. Farklı coğrafya ve medeniyetlerde ortaya çıkan bu meslek kuruluşlarının ortak vasıfları:

a. Mesleğe giriş serbest değildir, meslek icrası için meslek kuruluşuna girme zorunluluğu vardır

b. Mesleğin icrası da sıkı bazı kayıt ve şartlara tâbi tutulmuştur

c. Çalışma şartları da meslek kuruluşu tarafından tayin edilmiştir

3. Yani, her iki coğrafya ve medeniyette de, bu meslek kuruluşları için :

• Kuruluş bakımından “serbestlik”,

• Üyelik ve aidat bakımından “gönüllülük”,

• Teşkilatlanma ve hukukî statü bakımından “özel hukuk tüzel kişiliği”,

• Faaliyet ve hizmetler bakımından “serbestlik” kesinlikle mümkün değildir.

4. Çoklu baro sistemi yüzyıllar içinde oluşmuş ve halen sürdürülen geleneği yok edecek, dernek veya sendikalara benzeyen, kamu kurumu niteliğini ve ciddiyetini kaybetmiş bir yapı ortaya çıkaracaktır. Bu yapının düzeni sağlaması şöyle dursun, bizatihi düzeni bozacağı kuşkusuzdur

C. Kamu Görevlerinin Yerine Getirilmesi Açısından,

1. Avukatlık Kanunu ve mevzuatı barolara,

a. CMK görevlendirmelerini yapmak, ücretlerini takip etmek

b. Adli Yardım görevlendirmelerini yapmak ve ücretlerini ödemek,

c. Stajyer kabulü, eğitim ve gözetimi gibi kamu niteliği ağır basan hatta bütünüyle kamusal olan görevler yüklemiştir.

2. Tüm bu görevler o ilde kurulu bulunan tek bir baro eliyle yürütülmekte, hak ve adalet çerçevesinde yapılmaktadır. Çoklu baro sistemine geçilir ise bu ve benzer görevlerin nasıl yerine getirileceği kaygı uyandırıcıdır. Zira kurulacak her baroya bu görevler verilirse mesleğin düzenini korumak mümkün olmayacak ve kargaşa çıkacak, içlerinden birisine (örneğin en çok üyesi olana) verilirse bu kez de aralarında rekabet oluşması kaçınılmaz olan baroların birbirlerinin mensuplarına karşı adil ve tarafsız olmaları imkansız hale gelecektir.

3. Bu gün farklı siyesi düşüncelere mensup başkan ve kurullarca yönetilen barolarımızın hiçbirisinde, CMK, Adli Yardım görevlendirmelerine ilişkin bir tarafgirlik iddiası, kayırma suçlaması veya adaletsizlik ithamı yapılmamaktadır. Bu da mevcut statünün kamu görevlerinin yürütülmesine tek elverişli model olmasından kaynaklanmaktadır.

4. Keza, stajyer kabulü ve yetiştirilmesi konusunda da aynı ilde farklı uygulamalar, değişik standartlar ortaya çıkacaktır.

D. Adliyelerdeki Baroya Ayrılan Yerler Açısından

1. Avukatlık Kanunun 50. Maddesine göre “Her adalet dairesinde, bölgesinde bulunduğu baro için, her mahkeme salonunda ve icra dairesinde ise avukatlar için ihtiyaca yetecek nitelikte yer ayrılması zorunludur.”

2. Çoklu baro sistemine geçilmesi durumunda, adliyelerde bu maksatla tek bir mekan ayrılması durumda burasını kim idare edecek ve kim hizmet verecektir? Her baroya ayrı yer tahsis edilecekse her adliyede buna yetecek kadar yer var mıdır? Bu durumda avukatların “müşterek ihtiyaçları” ve “genel menfaatleri” nasıl korunacaktır?

E. Baroların Gayrı Menkulleri Ve Mal Varlıkları Yönünden,

1. Bu gün hemen her baronun, baro hizmet binası veya sosyal tesis adı altında gayrı menkulleri, baro bütçesi dahilinde paraları, demirbaş eşyalar dahil olmak üzere çok çeşitli mal varlıkları mevcuttur.

2. Çoklu baro sisteminde bunlar nasıl pay edilecek ve idaresi sağlanacaktır?

F. Siyasallaşmaya-Kutuplaşmaya Vesile Olması Açısından

1. Bu gün çoklu baro projesinin muhtemel gerekçelerinden birisi farklı gurupların baro organlarında temsil edilememesi ise, diğer bir muhtemel gerekçe de baroların siyasallaşması, dar anlamıyla siyaset yapmaları olabilir.

2. Belli miktarda oy aldığı halde baro organlarında temsil edilemeyen kişi ve guruplara dair çözüm bu guruplara ayrı bir baro kurmak olmamalıdır. Pekala nispi temsil yöntemi gibi çözümlerle temsil problemi aşılabilir, oysa çoklu baro sistemi kurulursa her bir baro kendi içinde tek sesli ve katı bir çizgide olacaktır. Tüm avukatların adil biçimde temsil edildiği sistemde farklı düşüncelerin birbirlerine karşı tahammül sınırı genişleyecek, tolerans seviyesi yükselecek ve hoşgörü artacaktır. Oysa her düşüncenin kendi barosunu kurabileceği çoklu baro sisteminde katı bir düşünceye bağlılık, başkalarına karşı tahammülsüzlük ve sert bir rekabet dili öne çıkacak siyasallaşma ve buna bağlı olarak kutuplaşma kaçınılmaz olacaktır.

3. Türkiye’nin meslek kuruluşları içinde böylesi bir kutuplaşmaya ve siyasallaşmaya tahammülü yoktur. Hele de, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkesinin önde olduğu yargı sistemimiz içinde avukatların cepheleşmesi, kutuplaşması kesinlikle yargının bütününe zarar verecek ve yargıya olan güveni daha da azaltacaktır.

4. Bu gün bazı baroların, birtakım siyesi partilerin arka bahçesi veya yedek kulübesi olmasından şikayetle çoklu baro sistemi öneriliyorsa, bilinmelidir ki geleneksek sistemin yıkılması ile her baro bir parti veya örgütün doğal arka bahçesi ve yedek kulübesi olacaktır

G. İllegal Oluşumlara Legal Bir Şemsiye Sunacak Olması Açısından,

1. Bugün yasadışı örgütlerin barolara karşı ilgisi bilinmeyen bir husus
değildir.

2. Çoklu baro sistemine geçildiğinde, pek çok yasadışı gurup bir baro kurabileceği gibi marjinal gurupların da en azından büyük illerde bir baroya oluşturması imkan dahilindedir.

3. Böylece uluslararası bir meşruiyete, koruma zırhına kavuşacak olan örgütler bu barolar aracılığı ile anayasal sistemin ve yargı mekanizmasının sürekli altını oyacak ve zarar verecektir.

4. Öngörümüz ve tahminimiz, (teşekkül için getirilecek asgari üye şartına bağlı olarak) en az 40 ilde PKK, 50 ilde DHKP-C ve belki de daha çok ilde de kripto FETÖ mensuplarının bir baro kurabilecek olmasıdır.

H. Baro Seçimlerine Katılan Ve Kazanan Büyük Grupların Gücünün Azaltılması Yönünden,

1. Çok oy alan grupların hegemonyasını kurmak için çoklu baro sistemi öneriliyorsa bu sistem değişikliği ile pratikte bunun sağlanma imkanının olmadığı açıktır.

2. Avukatlık ruhsatnamesine sahip herhangi bir avukatın, çoklu sistemdeki herhangi bir baroya kabulü yönünde engel konulamayacağına göre, bu günkü sistemde temsil imkanı bulamayan küçük grupların kuracağı barolara sızılması ve yönetimin ellerinden alınması hiç de zor olmayacaktır.

I. Çoklu Baro Sistemini Savunanlar Küçük Bir Azınlık Kesinlikle Karşı Olanlar İse Ezici Çoğunluktadır

1. Bugün barolarımızın tamamı çoklu baro düşüncesinin karşısındadır. Bunu isteyen ve savunan bir tek baro bile bulunmamaktadır.

2. Yine hukuk derneklerinin de yaygın olarak bu sisteme karşı oldukları bilinmektedir.

3. O halde, temsil kabiliyetleri bulunmayan bir kaç kişi veya küçük gurupların isteklerini, halkın çoğunluğunun oyunu almış bulunan siyasal iktidara söyletmesi doğru değildir.

J. Temel Haklardan Olan Savunma Hakkının Korunması Açısından

1. Bu gün dünyanın hemen her yerinde son derece saygın, ağırlığı her alanda hissedilen, bir söz söylediğinde ciddiye alınan barolar savunma hakkının güvencesi ve koruyucusudur.

2. Modern devletin egemenlik yetkilerinin genişliğinden kaynaklanan ve doğası gereği hegemonik bir karakter taşıyan devlet gücü karşısında dünyanın her yerinde bir avukatlar bir sığınaktır.

3. Bir devletin hukuka bağlılığının teminatı hakim ve savcılardan çok daha fazla avukatlardır. Güçlü bir hak arama hakkı ve özgürlüğü olmadan, sadece hakim ve savcıların adalet üreteceğini düşünmek abestir. Tarihteki dramatik örnekleri de zaten bunu göstermektedir..

4. Bu gün monarşi ile yönetilen devletler de dahil olmak üzere her ülkede gösterişli adliye binaları ve şatafatlı-sırmalı cübbeleri ile hakim ve savcılar vardır. Ama sadece hukuk devletlerinde, hukukun üstünlüğünden söz edilen yerlerde özgür ve güçlü avukatlar bulunur. Bunun teminatı ve koruyucusu da gelenek ve meslek düzenini koruyan güçlü barolardır.

5. Bu gün bile hakim ve savcılar karşısında “silahların eşitliği” prensibinden yeterince yararlanamayan avukatlar, çoklu baro sisteminde destek ve himayeden iyice mahrum kalacaklar ve diyalektik hakim-savcı-avukat üçlemesinde arkasında kamu gücü bulunan hakim ve savcılar karşısında ezileceklerdir. Çoklu baro sistemi ile bölünmüş, parçalanmış ve siyasallaştığı için artık ciddiye alınmaktan uzak hale gelmiş barolar meslektaşlarının haklarını korumaktan çok ait oldukları siyasal kampın savunuculuğunu üstlenmek durumunda olacaklardır.

6. Üstelik her iktidar döneminde, muhalif çizgiyi temsil edenlerin baroları ve bunlara mensup avukatlar kendilerini baskı altında hissedecekler, mahkemelerce verilen her karar avukatın ve mensubu olduğu baronun siyasi çizgisi nedeniyle verilmiş gibi algılanacaktır.” İfadelerine yer verdi.



Çankırı Barosu Başkanı Avukat Erkan Köroğlu


Bu haber 3887 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Misafir
    1 ay önce
    Sağlık çalışanları olarak, Sağlıktaki dosyayı titizlikle takip ediyoruz, işiniz zor, Allah yardımcınız olsun, sizden kamuoyu olarak tek ricamız, yetimin hakkını, kamu hakkını gözeterek, vicdanlarda sızı bırakmayacak şekilde yürütmeniz, saygılarımızla