Aileyi Ayakta Tutan Değerler

Aileyi ayakta tutan temel değerler, evdeki huzuru ve bağı güçlendiren sevgi, saygı ve sorumluluk gibi manevi ilkelerdir.

Aileyi Ayakta Tutan Değerler
23 Temmuz 2026 - 14:15 - Güncelleme: 23 Temmuz 2026 - 14:19
Aileyi Ayakta Tutan Değerler

Aileyi ayakta tutan temel değerler, evdeki huzuru ve bağı güçlendiren sevgi, saygı ve sorumluluk gibi manevi ilkelerdir. Bu konuda detaylı bilgi ve toplumsal yapı analizleri için Vaiz Ruhi İpek hocamızın yazısını inceleyebilirsiniz.

Aile; sadece iki insanın bir araya gelerek kurduğu dünyevi bir ortaklık değildir. Beşeriyetin ilk ve en mukaddes müessesesi, toplumun kalbi, neslin koruyucusu ve dünya cennetimizdir aile. Aile, temeli bizzat Yüce Allah tarafından atılan, sevgiyle harcanan, sadakatle korunan mukaddes bir kaledir. İlk insan ve ilk peygamber Hz. Âdem ile Hz. Havva validemizden beri devam eden bu köklü çatı, insanı dış dünyanın fırtınalarından koruyan en emniyetli sığınaktır.

Aileyi ayakta tutan ilk ve en büyük sütun, eşlerin birbirine duyduğu sevgi ve merhamettir. Rabbimiz, evliliğin gayesini ve ruhunu bizlere meveddet ve rahmet kelimeleriyle özetlemiştir; “Onlara ısınıp kaynaşasınız diye size kendi türünüzden eşler yaratıp aranıza sevgi ve şefkat duyguları yerleştirmesi de O’nun kanıtlarındandır. Doğrusu bunda iyi düşünen kimseler için dersler vardır.” (Rûm, 30/21) Sevgi, bir ailenin gıdasıdır; merhamet ise o ailenin sigortasıdır.

Evlilikte tarafların her konuda aynı düşünmesi veya birbirlerinin her huyunu beğenmesi beklenemez. Peygamberimizde (s.a.v.) evlilikte eşler arasındaki bu duruma dikkat çekmiş, eşlerin birbirlerinin zayıf yönlerini hoşgörüyle karşılamasını öğütlemiştir. Peygamberimiz (s.a.v.) eşlerin birbirlerinin sevilmeye değer yönlerini (şefkat, merhamet, emek, dürüstlük vb.) göz önünde bulundurarak kin ve nefret duygularından uzak durmalarını tavsiye etmiştir.

Eşler arasında huzurlu ve sürdürülebilir bir evliliğin temeli; karşılıklı adalet, hoşgörü ve hüsn-ü muaşeret (iyi geçim) ilkelerine dayanır. Bu değerler, tarafların birbirlerinin haklarına saygı duymasını, anlayış göstermesini ve sevgi bağının güçlendirilmesini sağlar. Eşlerin birbirlerinin fikirlerine, değer yargılarına ve kişisel alanlarına aynı ölçüde saygı göstermesi gerektiği gibi, hatalar karşısında adil bir yaklaşım sergileyerek, yapıcı eleştirilerde bulunulması ve suçlayıcı tavırlardan kaçınılmasını gerektirir. Buda ailede adalet duygusunun güçlenmesine vesile olur.

Evlilikte yaşanabilecek krizleri aşmak için karşılıklı hoşgörü gerekir. Karşılaşılan stresli durumlarda (iş hayatı, maddi zorluklar vs.) eşin penceresinden bakabilmek, stresli anlarda öfke kontrolü sağlamak ve tartışmaları sakin bir dille çözmeye çalışmakla mümkün olacaktır. Peygamber efendimiz de (s.a.s), aile fertlerine karşı sevgi, merhamet ve anlayışı imanın bir gereği olarak görür. Aile içi ilişkilerde en hayırlı ölçüyü: "Sizin en hayırlınız, ailesine en iyi davranandır. Ben de aileme en iyi davrananınızım” (Tirmizî, Menâkıb, 63) hadisiyle belirlemiştir.

Güvenin olmadığı bir yerde ne sevgiden ne de saygıdan bahsedilebilir. Eşler birbirinin arkasındaki dağ, sırdaşı ve elbisesi olmalıdır. Ailenin mahremiyetini korumak ve bununla ilgili ortaya konmuş olan İslâmî prensiplere riayet etmek, başta eşler olmak üzere öncelikle bütün aile bireylerine düşen bir sorumluluktur. Allah Teâlâ eşlerin, birbirlerinin sırlarını ve kusurlarını örten ve koruyan birer elbise/örtü mesabesinde olduklarından bahisle, “...Onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbisesiniz.”  (Bakara, 2/187) buyurmuştur. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) de eşler arasında ki özel konuların anlatılmaması gerektiğini buyurarak, dikkat çekmiştir. (Müslim, Nikâh, 124)

Aile tek bir kişinin yönetimiyle değil, ortak aklın bereketiyle yürür. Evle ilgili alınacak kararlarda eşlerin ve çocukların fikrinin alınması, aile bağlarını kuvvetlendirir ve aidiyet duygusunu artırır. Yüce Rabbimiz müminlerin genel vasfını anlatırken şöyle buyurur: “…İşleri de aralarındaki danışma ile yürür…” (Şûrâ, 42/38) Peygamber Efendimiz (s.a.v.), hayatı boyunca eşleriyle istişare etmiş, Hudeybiye gibi ümmetin geleceğini ilgilendiren kritik bir dönemeçte bile eşi Ümmü Seleme validemizin fikrine müracaat ederek onun tavsiyesiyle hareket etmiştir.

Anne babalar olarak hepimizin en büyük görevlerinden biri de gözümüzün nuru olan evlatlarımızı ahiret ateşinden ve dünyanın kötülüklerinden korumaktır. Evlerimizi sadece maddi ihtiyaçların karşılandığı birer mekân değil, İslam ahlakının yaşandığı birer mektep haline getirmeliyiz. Rabbimiz: “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun..." (Tahrîm, 66/6) buyurmaktadır. Aile, modern dünyanın bencil girdaplarına feda edilemeyecek kadar büyük bir nimettir. Evlerimizde televizyon, telefon ve bilgisayar ekranlarının bizi birbirimizden koparmasına müsaade etmeyelim. Akşamları ailece bir araya gelip sohbet edelim, dertleşelim. Yuvamızda tatlı dili, güler yüzü ve selamı hâkim kılalım.

Hazırlayan: Ruhi İpek Vaiz

Bu haber 2456 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum