Çankırı Merkez Ahi Yaran Meclisi Yaranları Sezon Açılışını Gerçekleştirdi

Ne Mutlu Çankırı’mızda ve ülkemizde, Yaran ağa olanlara. Ne Mutlu Yaran kültürünü yaşatanlara, Ne mutlu Yaran olarak ölenlere.

Çankırı Merkez Ahi Yaran Meclisi Yaranları Sezon Açılışını Gerçekleştirdi
26 Aralık 2022 - 21:29 - Güncelleme: 26 Aralık 2022 - 21:41
Sezon Açılışında Mevlit’i Şerif Okundu

Çankırı Merkez Ahi Yâran Meclisi Yarenleri 24 Aralık 2022 tarihinde başlayacak olan ocaklarını yakmadan önce Pazar günü Ahmet Yesevi Camii’nde vefat etmiş yâren ağalar ve cümle geçmişlerinin ruhları için mevlidi-i şerif okutarak onları andılar.

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Yaran Büyük Başağası Cevdet Demirhan şunları ifade etti: “Allah'ın adını anarak dualarla yâran sezonumuzu açtık, mübarek olsun. Rabbim kazasız, belasız ocaklarımızı, daim ve şen kılsın inşallah. Yâran Bir Gönül Sarayıdır. Gönlümüzdeki Kültürümüzü Yaşatıp, Diğer Kuşaklara Anlatıp Aktara Bilirsek Ne Mutlu Bizlere. Yâranlar Yarınlarımızdır.” Dedi.

Yaren ekibi Büyük Başağası Cevdet Demirhan, Küçük Başağası Oktay Bilgin, Yaren Reisi Murat Kabalı, Çavuş Ahmet Uysal ve 21 yaren ağadan oluşmaktadır.

Çankırı’da 1000 Yıllık Yaran Geleneği Yaşatılıyor

Yaren ekibi Büyük Başağası Cevdet Demirhan, “Allah'ın izniyle 2022-2023 sezonu ilk yâran ocağımızı yaktık mübarek olsun” ifadelerini kullandı.

Çankırı'da, Ahilik kültürünün bir parçası olan yaran gecelerinin ilk yaran ocağı yakıldı. Büyük başağalığını Cevdet Demirhan, küçük başağalığını Oktay Bilgin’in yaptığı yaran ocağının 2022-2023 sezonunun açılışı, Çankırı Belediyesi İş Merkezi Yaran Evi'nde yakılan ilk ocakta, yaran üyeleri duasıyla gerçekleştirildi. Geleneklere göre akşam namazından sonra başlayan ve sabah namazı ile sona eren yaran toplantıları kapsamında, okunan manilerin yanı sıra misafirlerin de katılımıyla çeşitli oyunlar oynandı.

Dede Korkut’un "Kız anadan öğrenir sofra düzmeyi, Oğlan babadan öğrenir sohbet gezmeyi" atasözüne ilham olan 1000 yıllık Türk kültürü “Yaran Geleneği” Çankırı’da yaşatılmaya devam ediyor. Yaran ocağı, insan yetiştirme, insanı hayata hazırlama, sosyal düzeni ve güvenliği sağlama, halk müziği, halk mutfağı, halk tiyatrosu, halk edebiyatı gibi ulusal kültür değerlerini yaşatma ve yeni kuşaklara aktarma görevini yüzyıllardır yerine getiriyor.

Yaren geleneği, Selçuklulardan Osmanlıya oradan Cumhuriyet dönemine miras kalmayı başarmış ve günümüzde de Türkiye'de çeşitli yerlerde toplum yaşamına ciddi manada etki eden, toplumsal ilişkilerin düzenlenmesinde önemli bir yere sahip olurken etkili uzlaştırıcı bir faktör olmayı da başardı.

Yaran ocağı, insan yetiştirme, insanı hayata hazırlama, sosyal düzeni ve güvenliği sağlama, halk müziği, halk mutfağı, halk tiyatrosu, halk edebiyatı gibi ulusal kültür değerlerini yaşatma ve yeni kuşaklara aktarma görevini yüzyıllardır yerine getirmiş bir sosyal kurum olarak karşımıza çıkıyor.

Çankırı'da Türk Kültürü Yaşatılıyor

Çankırı Merkez Ahi Yaran Meclisi Yaranları 1000 yıllık Türk kültürü olan Yaran Geleneğini yaşatmaya devam ediyor. Merkez Ahi Yaran Meclisi yaranları tarafından kurulan Yaran Ocağı, misafirlerine kapsını açtı. Yaran iki temel kaynaktan beslendiğinin anlatan Yaran Başağası Cevdet Demirhan, "Birisi Türk töresi, yani eski gelenek ve göreneklerimiz, diğeri İslami inanışlar.

Türk İslam sentezinin en güzel örneklerinden biri Yaran Kültürü'dür diyebiliriz. Yaranın kapısı açıktır, misafirperverdir. Kalbi açıktır, kimseye karşı kin ve nefret beslemez hep olumlu düşünürler. Alnı açıktır, yüz kızartıcı, mahcup edici işler yapmazlar. Eli kapalıdır, harama el uzatmazlar. Dili kapalıdır, kimse hakkında kötü söz söylemezler. Beli kapalıdır, gayri ahlaki ilişki içinde olmazlar" dedi.

Başağa Demirhan, Yaran'ın beslendiği ana kaynağın "Misafirperverlik, cömertlik, cesaret, kahramanlık, yiğitlik, yardımlaşma ve dayanışma, birlik ve beraberlik, sevgi ve saygı, istikrar, düzeni bozacak davranışlardan uzak durma, merhamet, diğerkâm olma ve tevazu olma" olduğunu aktardı. Yaran ayrıca; eğlence, dinlenme, yardımlaşma, eğitim, toplumsal dayanışma, güzel sanatlar, musiki, edebiyat, gibi yönleriyle gerçek bir kültürel öğeler bileşimi olduğunu bilgisini paylaştı.

"Gönül Birliği Oluşturuyoruz"

Yaren ocağına davet edilen misafirlerin Türk kültürünü yaşaması yapılanları anlatan Başağa Cevdet Demirhan, "Türkiye'nin çeşitli illerinden misafirler Yaren Ocağına davet ediliyor. Yaran ocağına ilk defa gelen misafir hayran kalıyor. Böyle bir kültür yaşatılıyor mu diye? O yüzden dikkatlice takip ediyorlar. Biz bu kültürü yaşatırken misafirlerin sıkılmamaları için 150 yakın orta oyunu ile kıymetli vakitlerini dolu dolu geçirmelerini sağlıyoruz. Bizim için İslami değerler çok önemli. Türkün geleneğinin yanında biz dinimizi de öğrenip öğretebilmek içinde Kuran-ı Kerim'den ayetler ve hadisler okuyoruz. Burada insanların hangi mevkide olduğu ne iş yaptığı nerde çalıştığına bakılmaz. Burada gönül birliği oluştururuz. Oyunlara herkesi çıkarırız ki bu birlik pekişsin kaynaşma yaşansın isteriz" dedi.

Yaren ocağının kurulmasını sağlayan, Merkez Ahi Yaran Meclisi yaranları Türk kültürünü geleceğe taşımak için tüm gayretleri ile çalışmaya devam ettiklerini aktardı. "Türk kültürünü gençlere ve Türkiye'nin çeşitli illerinden gelen misafirlere anlatmak için gayret gösteriyoruz. Yaran; Büyük Selçuk Devletinden günümüze kadar geldi. Biz burada yardımlaşmayı, bir olmayı, dinimizi, sevgi ve saygıyı öğretiyoruz. 150'den fazla orta oyunu var. Misafirleri de bu oyunlara dahil ederek kimsenin kimseden üstün olmadığını gösteriyoruz. Dostlukları pekiştiriyoruz" şeklinde konuştu.

Yaran Küçükbaşağası Oktay Bilgin, "Bu kültürün bir parçası olmaktan çok mutluyum. Kış aylarını iple çekiyoruz. Burada tanımadığımız hemşerilerimiz ve misafirlerle ile bir araya gelerek kaynaşma fırsatı buluyoruz. Burada bir disiplin var. Saygı ve sevgi var. Burada zora düşen varsa uzatılan bir el var. Biz 24 kişi gibi dursak da burada bir bütün oluyoruz. Kimsenin mevkiisine konumuna bakılmıyor. Orta oyunları ile hoşça vakit geçiriyoruz. Zamanın nasıl geçtiğini kimse anlamıyor" dedi.

Yaran Reisi Murat Kabalı, "Merkez Ahi Yaran Meclisi Yaranları olarak Türk geleneğini devam ettirmek mutluluk verici. Buraya gelen misafirler, Yaran Ocağı'na girdiği andan itibaren o kültürü hissediyorlar. Başağa'nın oturma şekli, yaren ağalarının oyunları, sohbetler ilgiyle izleniyor. Burada bir disiplini, saygıyı, hoşgörüyü, herkesin bir olduğunu görüyorlar" diye konuştu.

Yarenler 24 Oğuz Boyunu Temsil Ediyor

Yaran ocakları, köylerde köy odaları, merkez mahallelerde ise yaran evleridir. Toplantıda sözü geçen kişilerden birisi 'Bu yıl ocak yakalım' ya da 'Bu yıl yaren yiyelim', 'Bu yıl sohbet yapalım' der ve kabul edildiğinde o günkü toplantıda yaren üyeleri seçilir. Yaran meclisi, genelde samimi, içten, birbirini her yönüyle tanıyan gençlerden kurulur. Özellikle yaran meclisini oluşturacak kişiler belirli bir yerde toplanır. Yâran meclisinin açılmasına karar alınır. Yâran meclisine katılanların her birisine yâren deniliyor. Yaren'in 'Erfane' isimli ilk toplantısında (ön toplantı) bütün yıl boyunca yapılacak işler ve yenecek yemeklerin bir ön konuşması yapılır. Yaran meclisinde, Başağa, Küçük Başağa, Yaran üyeleri, çavuş ve çalgıcılardan/sazende hariç 24 kişiden oluşur. Bu sayı Türklerdeki 24 Oğuz boyunu temsil eder. Bu kişilerin her birinin ayrı ayrı görevleri var. Yaren Mecliste sınıf olmazken hiyerarşi ise sadece yaş sırası esas alınır. Yaran toplantıları haftada bir gün cumartesileri yapılır. Bu toplantılar esas toplantılardır. Ayrıca çarşamba günleri ara toplantıları yapılır.

Yaren Kültürü Böyle Yaşatılıyor

Yâren Odası'na ilk girenler Sazendeler'dir. Daha sonra, Küçük Başağa Yâren Odası'na sağ ayak önde girer ve girişe göre sol tarafta kendine ayrılmış yere oturur. Çavuş, yârenlerin de odaya girmesi için Küçük Başağa'dan izin ister. Çavuş; odanın dışında bekleyen yârenleri davet ettikten sonra tekrar içeri girer ve Küçük Başağa'ya 'Başağa! Yâren ağalar geliyor' der. Bu durumda Küçük Başağa, ayağa kalkar ve yârenlerin odaya girmesini bekler. Yârenler, odaya genellikle ikişer girer. Bütün yârenler de Küçük Başağa gibi odaya girerken önce sağ ayaklarını atarlar. En yaşlı yâren başta olmak üzere, bütün yârenler odaya girer. İlk yâren, sağ eli sol göğsünün üstünde 'Selamün aleyküm, Başağam' der. Küçük Başağa da, ayakta iken sağ eli sol göğsünün üstünde, 'Aleyküm selâm, Yâren Ağam' diyerek selâmı alır ve elini indirir. Sırasıyla bütün yârenler; odaya girişte, aynı şekilde Küçük Başağa'yı selâmlar; Küçük Başağa da aynı şekilde bütün yârenlerin selâmını alır. Odaya giren, selâm veren her yâren; önceden ayrılan yerlere geçer ve ayakta bekler. Çavuş; odanın dışında bekleyen Büyük Başağa' nın odaya davet edilmesi için Küçük Başağa'dan izin ister, dışarı çıkar ve Büyük Başağa'ya Yâren Odası'nın girilmeye müsait olduğunu bildirir. Daha sonra da tekrar içeri girer. Küçük Başağa'ya seslenerek 'Başağa! Başağa geliyor' der. Büyük Başağa; kendinden emin, ağır, otoriter bir şekilde ve sağ ayakla Yâren Odası'na girer. Meydanın ortasına yakın bir yerde durur. Sağ elini sol göğsünün üzerine koyarak 'Selâmün aleyküm Başağam' der. Küçük Başağa; eli göğsünde 'Aleyküm selâm Başağam' diyerek karşılık verir. Selamlaşma bittikten sonra, Büyük Başağa; kendine ayrılan odanın sağ tarafındaki köşesine gider, sedire çıkar ve dik olarak diz üstü oturur. Onun oturmasıyla birlikte önce Küçük Başağa, sonra sırasıyla Yâren Reisi ve diğer Yârenler hızlıca diz üstü oturur.

Başağa Disiplini Temsil Eder

Başağalar'ın izni olmadan hiçbir misafir, Yâren Meclisi'ne kabul edilmez. Ocak yakma günü, kabul edilecek misafirler belli olur. Küçük yaştaki çocuklar da misafir olarak kabul edilir. Bundan amaç; Yâren Kültürü'nü genç kuşaklara aktarmaktır. Başağa, Yâren Odası'nda iken oturuşunu değiştirebilir. Bu durumda, Küçük Başağa ile Yârenler de aynı oturuşa geçer. Örneğin; Büyük Başağa, diz üstü oturuyor ise Küçük Başağa ve bütün Yârenler de diz üstü oturmak zorundadır. Yârenlerden herhangi biri farklı ya da gecikmeli oturur ise cezalandırılır. Büyük Başağa, kimseden izin almadan konuşabilir. Küçük Başağa, konuşma için Büyük Başağa'dan; yârenler ise Küçük Başağa ve Yâren Reisi'nden izin alarak konuşabilir. Misafirler ise; Çavuş, Yâren Reisi, Küçük Başağa aracılığı ile Büyük Başağa'dan izin alarak konuşabilir. Yâren Meclisi'ne gece yarısından sonra misafir kabul edilmez. Orta oyunların arasında uçtuuçtu kuş uçtu, ağzımın eğrisi doğrusu, mum dibi, yattı kalktı, düdük oyunu, dükkân açma oyunu, duvar örme, berber, terzi, bilmece satma, deve güreşi, asker gibi 150 fazla oyuna misafirler de katılır. Çavuş; hangi misafirin önünde tura vurmuşsa, o misafir oyuna katılmak zorundadır. Orta oyunlarına katılmamada mazereti olan misafirler; Büyük Başağa'nın izni ile oyundan muaf tutulur.

Mani Satma Oyunu

Yaran gecelerindeki oyunlardan biri olan 'mani satma' oyununda, tura adı verilen bezden yapılmış iple yarana katılanlara maniler söylenip, ellerine vuruluyor.

Kentin çeşitli yerlerinde ve köylerinde yaran ocağı yakıldığını ifade eden Çavuş Ahmet Uysal, 'Yaran kültürünün yaşatılması için elimizden gelen tüm gayreti gösteriyoruz. Bu geleneğin devam etmesi dileğimizdir. Tüm Türk insanın bu kültürü tanımasını ve Çankırı'ya gelip görmesini istiyorum' dedi. Yaranlardan Ahmet Demirci, Çankırı'nın en önemli kültürel miraslarından birinin yaşatıldığını vurgulayarak, 'Yaran, Türkiye'de esnaf ve sanatkarın yoğun olduğu yörelerde teşkilatlanmış ve yaşatılmıştır. Çankırı'ya yaranın başkentliğini vermek adilane bir davranış olur. Bu ocakların devamlı yanmasını arzu ediyoruz' diye konuştu.

Misfairler Gidince Mahkeme Kurulur

Misafirler gidince ortalığı derin bir sessizlik alır ve kapılar kapanır. Başağı'nın, çavuşa 'Yolumuz yolsuzumuz var mı?' sorusundan sonra çavuş, Başağı'nın önüne kırmızı minderi serer. Yarandan şikayetçi olan diğer yaran, kırmızı mindere iki dizi üzerine oturarak, 'Başağam, ben…yaran ağadan şikayetçiyim' der. Adı geçen yaran dışarı çıkar. Şikâyetçi yaran şikâyetini dile getirir sonra dışarıdaki yaran çağrılır. Kırmızı mindere iki dizi üstüne oturarak selam verir. Yüzleştirilir. Küçük Başağa, '…şu sebepten şikâyetçi ne diyorsun?' dediğinde, yaran, 'Başağam, yolumla yoldayım', yani 'Ben suçluyum, cezama razıyım' der. Küçük Başağa, 'Sen bütün yaranı hamama götür, karnını doyur, tıraş ettir, ayakkabılarını boyat' deyince, yaran avukatı olan reis, 'Başağam, ceza fazla oldu, uygun görürseniz yaran ağa hamam cezasını alsın, diğerlerini bağışlayalım' der. Neticede Büyük Başağa'ya sorulur, o da 'Şu cezayı yerine getirsin' deyince tartışmasız mahkeme sona erer.

www.haberci18.com İnternet Medyası olarak, “Ocağınız Daim Olsun Başaağalar, Yaranağalar” diyoruz.


Yenilen yemek, içilen kahve ve çay ikramından sonra sohbet edip, geçmişteki özlenen yanan yaran ocakları hatırlandı, hatırlatıldı.

Çankırı’mız ülkemizin, milletimizin tarihten gelen özelliklerini bünyesinde barındıran nadir illerden biri olarak anılması, ilimizde yaran kültürünün yaşatılıyor olması hepimizi sevindiriyor.

Çankırı'yı ve bu topraklara ait kültürü doğru bir şekilde tanıtan ve yaşatan “memleket âşıklarının” her zaman yanında olduğumuzu belirtmeden geçemeyeceğiz.


Milli kültürümüz açısından son derece önemsediğimiz bu özelliğin Çankırı’mızda gönülden destekçisi olan, bu kültürü yaşatmaya çalışan herkesin, rahmetli olanları rahmetle, yaşayanları da minnetle anmak değerli kardeşlerimizin ocaklarına değer vermek boynumuzun borcu.


Ne Mutlu Çankırı’mızda ve ülkemizde, Yaran ağa olanlara. Ne Mutlu Yaran kültürünü yaşatanlara, Ne mutlu Yaran olarak ölenlere.

Bu haber 9149 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum