Alper Altakhan

Alper Altakhan


Anlaşmalı Boşanma

03 Kasım 2021 - 13:14 - Güncelleme: 03 Kasım 2021 - 13:26

Anlaşmalı Boşanma

Türk Medeni Kanunun 166. Maddesinde anlaşmalı boşanma düzenlenmiştir. Maddede ‘’ Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz.’’ Denilmektedir.

Son yıllarda özellikle sosyal hayatın değişmesiyle boşanma sayısında ciddi artış gözlemlenmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre 2016 yılında 126 bin çift boşanmaktayken bu sayı 2019 yılında 156 binlere kadar çıkmaktadır. Boşanma davalarının yaklaşık yüzde 35’ ini ise evliliğinin ilk 5 yılında olan çiftler oluşturmaktadır. Aile kurumunun önemine binaen Türk Hukuku boşanma şartlarını diğer Avrupa ülkelerine göre daha zorlaştırıcı bir süreçte işletmektedir. Anlaşmalı boşanma ise bu şartları kolaylaştıran bir kurumdur.
Anlaşmalı boşanma en az 1 yıllık evlilik sürdüren eşlerin, birlikte mahkemeye başvurmasıyla ya da eşlerden birisinin diğerinin açtığı boşanma davasını kabul etmesi ile gerçekleşir. Taraflar tazminat, nafaka , ziynet eşyalar ve müşterek çocukların velayetinin kimde kalacağı ile ilgili bir protokol düzenleyerek mahkemeye sunabilirler. Hakim ise bu incelemeyi resen yapar. Eğer anlaşma protokolünü makul bulursa taraflar diğer boşanma kurumlarına göre daha hızlı ve kendileri arasında mutabakat sağladıkları koşulda boşanma imkanına sahip olmaktadırlar. Anlaşmalı boşanma evlilik birliğinin temelinden sarsılması koşulunu somutlaştıran bir durumdur.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2019/ 5910 Esas, 2019 / 9191 Karar sayılı 25.09.2019 tarihli kararında anlaşmalı boşanma protokolünde bulunması gereken koşulları şöyle sıralamıştır.’’
Evlilik birliğini sonlandırmak isteyen eşlerin dayanabileceği boşanma sebeplerinden birisi de anlaşmalı boşanmadır. Anlaşmalı boşanmaya hükmedilebilmesi için eşlerin boşanmanın mali sonuçlarına ve çocuğun durumuna ilişkin bir anlaşmayı hakimin onayına sunması ce hakimin de bu anlaşmayı onaylaması gerekmektedir. Anlaşmalı boşanmanın maddi koşullarından biri olan bu anlaşmanın yapılabilmesi için hem eşler hem de boşanma kararı verecek hakim bakımından bazı koşulların yerine getirilmiş olması gerekmektedir. Türk Borçlar Kanunu’nun sözleşmenin kurulması, geçerliliği ve hükümlerine ilişkin hükümleri, boşanma hukukunda aksine bir hüküm olmadıkça boşanmaya ilişkin anlaşma bakımından da geçerlidir. Eşler arasında yapılan anlaşma boşanmanın fer’i sonuçlarına ilişkin taraflarca düzenlenen ve hakimin onay şartına bağlı özel hukuk sözleşmeleridir.’’

Taraflar boşanma protokolünü hazırlayarak dava açarken dilekçelerine ekleyerek veya dava  açıldığında bir protokol hazırladıklarını mahkemeye bildirerek anlaşma protokolünü hakime sunarlar. Kabul görülmesi halinde hakim tarafları boşar. Tarafların ayrıca boşanma protokolünü kendi hür iradeleri ile yaptıklarını hakim karşısında açıklamalıdırlar. Boşanma protokolünü hakim hazırlandığı şekilde kabul etmenin yanında üzerinde uygun görmediği maddeler hakkında düzenleme de yapabilmektedir. Böyle bir değişiklik yapıldığı takdirde oluşan son anlaşmanın da yine tarafların hür iradeleri ile kabul etmesi gerekmektedirler aksi halde geçersiz sayılacaktır. Yapılan düzenlemeler taraflar tarafından kabul edildiği takdirde yine boşanma gerçekleşir. Anlaşma protokolünde ayrıca taraflar velayete ilişkin ve kişisel ilişkinin kurulacağı zamanlar hakkında da net bir birlikteliğe karar vermelidirler. Taraflar eğer belirtmemişse hakim çocuğun yüksek menfaatini göz ederek tarafların bu hususu netleştirmeleri hakkında taraflara bildirim de bulunur.
Velayet kendisine bırakılmayan eş, aynı zamanda ergin olmayan müşterek çocuğun giderlerine katkıda bulunmakla yükümlü olduğundan, TMK 182’2 de düzenlendiği adıyla, iştirak nafakası ödemelidir. Bu sebeple bu husus da miktarı ve ödeme zamanı belirli bir şekilde anlaşmalı boşanma protokolünde belirtilmelidir. Aksi halde hakim, netleştirilmesini taraflardan istemekte, eşlerin tam olarak uzlaşamaması durumunda hakim bir belirlemede bulunmakta ve eşlerin onayına sunmaktadır.

Taraflar zorunlu olmamakla beraber bazı durumları da boşanma protokolünde kararlaştırabilirler. Bunlara örnek vermek gerekirse mal rejimi tasfiyesi, müşterek çocuğun üçüncü kişiler ile olan kişisel ilişkisi, müşterek çocuğa yönelik bir bağışlama taahhüdü ve tedbir nafakasıdır. Zorunlu olmayan hususlar da hakiminin değerlendirmesine tabidir. Ancak, bu değerlendirme eşlerin serbest iradesinin varlığına yöneliktir, herhangi bir sebep araştırması yapılmamaktadır.

Taraflardan birinin boşanmak isteyip diğerinin boşanmak istemediği boşanma davalarına çekişmeli boşanma davası denmektedir. Çekişmeli boşanma davası esnasında taraflar eğer bir protokol üzerinde mutabakatta karar kılıp bunu hakim onayına sunar ve kabul görürse dava anlaşmalı boşanma davasına dönüşür. Bu şekilde de yine taraflar anlaşmalı olarak daha hızlı bir şekilde boşanabilmektedirler.

Boşanmak isteyen taraflar için görüleceği üzere en hızlı ve etkili çözüm anlaşmalı boşanma davasıdır. Anlaşmalı olarak boşanmak için de protokol şarttır. Protokol için hukuki yardım almak da bu sürecin uzamaması, hakim tarafından daha kolay bir şekilde kabul görmesi ve tarafların hak kaybına uğramaması için önemli bir faktördür. Tarafların bu süreci başlatmadan önce hukuki bir yardım alması hak kaybına uğramamaları bakımından önemli bir fayda sağlayacaktır.


Staj Av. Alperen Altakhan

alperhanaltakhan@outlook.com




 

Bu yazı 3242 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum