Alperen Altakhan

Alperen Altakhan


Irak'ta Sivil Katliamını Kim(ler) Yaptı?

30 Temmuz 2022 - 01:10

Irak’ta Sivil Katliamını Kim(ler) Yaptı?

20/07/2022 tarihinde Irak’ın Zaho bölgesinde henüz resmi olarak açıklanmayan bir patlama sonucu 8 sivilin ölmesi ve 22 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan bir saldırı gerçekleşti. İşin ilginç yanı patlamanın ardından henüz dakikalar geçmesine rağmen İran destekli milisler, PKK terör örgütü yanlısı hesaplar ve rejim destekçisi hesaplar tarafından yoğun bir şekilde saldırıyı Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yaptığına dair bir dezenformasyon başlatıldı.

Bu dezenformasyonlarda profesyonelce hazırlanmış karikatürler kullanıldı. Dakikalar içerisinde İran destekli milislerin organize olmasıyla eski Irak Türk elçiliği önünde protestocular toplandı ve yine ellerinde profesyonelce hazırlanmış afişler vardı. Bu kadar kısa sürede nasıl hazırlandığı meçhul olan karikatür ve afişler… Ayrıca eski elçilik önünde protestocular tarafından Türkiye aleyhinde sloganlar atıldı, Türk Bayrağı yakıldı!


Gösterilerin ve dezenformasyonun başladığı süre zarfından kısa bir süre geçtikten sonra Diyarbakır Barosu tarafından da ilginç bir yazı paylaşıldı. Resmi Twitter hesabından yapılan paylaşımda “Kürdistan Federal Bölgesinin Zaho ilçesinde TSK’nın bombardımanıyla, içlerinde çocukların da olduğu siviller hayatını kaybetmiştir. Roboski’de olduğu gibi söz konusu Kürtler olunca insancıl hukuk değersizleşiyor. Yaşamını yitirenlerin ailelerine ve Kürdistan’a başsağlığı diliyoruz. Diyarbakır Barosu, sivillerin yaşamına mal olan bu saldırılarla ilgili sorumluların tespiti ve cezalandırılması işin gerekli suç duyurularında bulunacak ve etkin bir hukuki sürecin takipçisi olacaktır’’ denildi. Anlaşılmayan şey bu baro Irak’ta hava sahasını ve bölgeyi canlı mı izlemekte yoksa bölgede kendisi mi bulunmakta ki bombardımanın TSK tarafından yapıldığını bilmektedir. Dezenformasyona başlayan hesapların kim olduğundan bahsettim. Yapılan açıklama içeriği ve zamanlamasının amacını siz değerli okurlara bırakıyorum.

Daha da ilginç olanı ise kendilerine gelen tepkilerden sonra bu baro yönetimi yaptıkları ikinci açıklamada “Diyarbakır barosu yerel haber merkezlerinden söz konusu haberi teyit etmiş, merkezi ve yerel hükümet yetkililerinin resmi açıklamalarını da esas alarak geçmişte benzer durumların yaşandığı gerekçesiyle’’ diyerek konunun takipçisi olmaya devam edeceklerini açıklamışlardır. Yerel haber merkezi olarak bahsedilenler saldırının ilk önce Bayraktar TB2 ile yapıldığını daha sonra füze saldırısı olduğunu, daha sonra F16 bombardımanı sonucu olduğunu daha sonra ise obüs ile yapıldığına dair dezenformasyon yapmışlardır. İşin ilginç yanı yerel haber merkezi olarak bahsettikleri mecralar olay yerine obüs saldırısı yapıldığı yalanı üzerinde kanaat getirmiş, olay yerinin saldırı sonrası görüntülerini yayınlamışlar ama saldırı alanında bir el boyutunda dahi krater oluşumu olmadığı görülmüştür. Obüs saldırısı yapıldığı takdirde bir insan boyu kadar olması gereken bir krater mevcut değildir.


Peki bu saldırı ile ne amaçlanmıştır? Bilindiği üzere ülkemizin yeni bir operasyon yapacağı ile ilgili hazırlıkların ve söylemlerin olduğu bir gerçektir. Bu amaçla 19/07/2022 tarihinde yani saldırıdan bir gün önce İran’da; Rusya devlet başkanı, İran devlet başkanı ve Erdoğan üçlü bir zirve gerçekleştirdi. Zirvede yapılacak olan operasyon sonucu bölgeye olacak etkileri konuşuldu. Türkiye destek beklediğini belirtirken, İran ve Rusya operasyonun bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracağı hususunda açıklamalar yaptı. Ayrıyeten Türkiye’nin Irak’ta yapmış olduğu pençe kilit operasyonları ile PKK’yı zor durumda bıraktığı bir gerçektir. Bu görüşme tarihine kadar Irak’tan da operasyon kolaylığı sağlanmıştır. Fakat bu operasyonların İran’ın Irak üzerinde etkisini kırdığı ve bu durumun İran tarafından rahatsızlıkla karşılandığı bilinmektedir. Görüşmeden bir gün sonra böyle bir provokasyonun İran-PKK işbirliği ile yapıldığını söylemek hiç de zor olmasa gerek. İran destekli milislerin gösterilerde ve sosyal mecralarda gerçekleştirilen reklam kampanyasının başını çekmesi bu durumu açık bir şekilde gözler önüne sermektedir. Erdoğan tarafından zirve “Aziz kardeşim Cumhurbaşkanı Sayın Reisi’ye bana ve heyetime gösterdiği misafirperverlikten ötürü bir kez daha teşekkür ediyorum’’ diyerek bitmişken öbür güne aziz kardeşin içinde bulunduğu bir kumpas içinde başlamış bulunduk ve yeni bir dostum Putin vakası daha yaşandı. Böyle trajikomik duruma düşmemek için devlet dilindeki ciddiyete önem göstermek gerektiği bir kez daha ortaya çıktı.

Saldırıya dönecek olursak basit bir False Flag denemesi olduğunu görmekteyiz. False Flag dilimizde sahte bayrak operasyonu olarak da bilinmektedir.

Karşındakini suçlamak amacıyla bir eylem yapıp bu eylemi karşındaki yapmış gibi göstermektir. İstihbarat örgütleri tarafından sıklıkça kullanılmaktadır.

Tarihimizden örnek vermek gerekirse en bilinen False Flag vakamız Yavuz ve Midilli (Goeben ve Breslau) gemilerinin Rus limanı Odessa ve Sivastopol’u bombalayarak saldırıyı Osmanlı Devleti’nin yapmış olduğu gibi göstermesiyle, Osmanlı’nın 1. Dünya Savaşına girmesiyle sonuçlanan vakadır. Bir başka örnek 11 Eylül saldırısının ABD’nin Ortadoğu’ya girebilmesi için False Flag operasyonu olarak kendisi tarafından yapıldığı dahi düşünülmektedir. Ya da Adolf Hitler’in 1933 senesinde kendi güçlü iktidarını sağlamak amacıyla Alman Parlamentosunu kundaklaması dünyadan örnek olarak verilebilir. Bu yapılan saldırı da bunun amatörce hazırlanmış bir örneğidir. Herhangi bir görüntünün olmadığı, delil olarak nitelendirilebilecek bir hazırlıkları olmadan, sadece çığırtkanlık yaparak yapılmaya çalışılan bir False Flag operasyonudur. Bahse konu bu amatörce girişimle Olayı Türkiye’nin üstüne yıkarak uluslararası arenada Türkiye’yi zor durumda bırakarak operasyonun engellenmesini sağlamaktır. Olayın ülkemize getirdiği en büyük ve dikkat edilmesi gereken tehlike boyutu ise iç karışıklık çıkarma arzusudur.


Dönüp dolaşıp yine düzensiz göç konusuna geldik. Şimdiye kadar birçok insan tarafından uyarılar yapıldı ve bu uyarılar mülteci karşıtlığı, ırkçılık gibi yaftalarla savuşturulmaya çalışıldı. Ülkeye girmiş milyonlarca sığınmacı bulunmakta ve bu sığınmacıların hepsinin kaydı da mevcut değildir. Kontrolsüz gerçekleşen bu göçte ülkeye, yıllar boyunca karakollara saldırı yaparak sınırlardan içeri sızmaya çalışan terörist sayısından fazla teröristin girmiş olabileceği göz ardı edilmektedir. Ülkeye sığınmacı kılığına gizlenerek giren milis, istihbarat görevlisi, çeşitli örgüt üyeleri gibi insanların girdiği aşikardır. Örneğin geçtiğimiz aylarda MİT ve İsrail İstihbarat Örgütünün ortak olarak yapmış olduğu operasyonlarda İstanbul’da İsrailli vatandaşlara operasyon yapmak üzere hazırlanan onlarca İran’lı casus yakalanmıştır. Ülkemizin belirli şehirlerinde de zaman zaman operasyonlar yapılarak ‘’ terör örgütü üyesi şüphesiyle şu kadar kişi tutuklandı’’ gibi haberleri görmekteyiz. Tehlike bu kadar açıkken hala sığınmacı seviciliği yapıp, yetiştirilmesi beklenen nesil kendi istedikleri gibi yetişmediği için, dışarıdan kendi istediği gibi nesil ithal edenlerin bir şeyi unutmaması gerekir.

Ülkesini seven, hayata tutunabilmek için gelişmiş ülkelerdeki tüm yaşıtlarından daha çok çaba göstermesi gereken, her geçen gün daha da kötüye giden hayat şartlarına rağmen pes etmeyen, bir yerlere gelebilmek için herkesten daha fazla alın teri döken o beğenmediğiniz gençlik, felakete sürüklediğiniz bu ülkenin kurtarıcısı olacaktır.


Şimdiye kadar bahsedilen tehlike soyut geldiyse biraz da somut örneğe bakalım. Irak’ta yapılan bu saldırının ardından Irak’ta protestoların yapıldığından bahsetmiştim. Asıl tehlikeli olan ise ülke içinde bulunan ‘’mağdur, yardıma ihtiyaç duyan, ebedi kardeşimiz bir sığınmacıdan’’ geldi. İran destekli olan Kataib Seyid el-Şüheda milis gurubu üyesi olduğunu iddia ederek Irak saldırısının ardından taksim meydanının fotoğrafını çekip şu notu düştü: “Nerede olmamız gerekiyorsa, orada olacağız’’ Tehdit savuran kişi bir sığınmacı ‘’kardeşimiz’’. Ülkeye giren milyonlarca kişiden sadece bir tanesi. Ülkemizde bu görüşte olan, böyle örgütlenmelere üye kaç kişi olduğunun farkında bile değiliz. Yapılan bir sahte saldırıyla intikam amacıyla hareket edecek bunun gibi kaç milis olduğunun farkında değiliz. Cübbeli olarak bilinen tarikat mensubu hoca bile selefi örgütlenmeler olduğunu, bunların silahlandığını ve göz yumulduğundan bahsetmekte. Söylemine göre sığınmacı olarak gelen kişiler burada kendi kültürlerine göre cemaatler oluşturmuş, tarikatlar kurmuş, silahlanmış, yapmış da  yapmış. Ülkenin yerli tarikatı, ithal olarak gelen tarikatları şikayet ediyor ve tehlikenin farkına varın diyor. Bunlar da görmezden gelinecek ve tekrardan kandırıldık diye mi savunma yapılacak? Ne istedilerse yine mi verdik?

Milis sayısından öte de dikkatle bakılması gereken bir kısım da Suriyeli sığınmacılar. Herhangi bir örgüte üye olmasalar dahi Baas ekolü altında yetişmiş ve fikir dünyası oluşmuş kişiler. Bu ekolün en sivri olduğu konu ise bu insanların panarabist ve anti-Türkist olmasıdır. Bu insanların birçoğu mevcut Suriye Rejimi gibi Hatay’ı halen Suriye toprağı olarak görmesidir. Yayınladıkları birçok haritada Hatay Suriye toprağıymış gibi haritalandırılmaktadır.

Ülkenin içinde her an kendi istekleri ya da herhangi bir dış etmenle doldurularak iç karışıklık çıkartabilecek bu sorun için harekete geçmek bir yana, yeni düzensiz göçlere göz yummak bu ülkeye yapılabilecek en büyük yanlışlardan biridir.

Yaşanan bu Irak’ta gerçekleşen sivil ölüm sonrası dezenformasyon süreci, dikkat çekmiş olduğumuz sorunun ne kadar tehlikeli olabileceğini gösterir. İçerde ve dışarda bulunan odakların hazır halde beklediğinin bir kanıtıdır.


Son olarak sığınmacı sorununu görmezden gelerek gizli destekçisi olmayı sürdürenler, halen tozpembe hayaller kurarak vatandaştan toplanan paraları sığınmacılara saçanlar, baro görevi yerine borazan görevi görenler, borazan görevi görenlere karşı siyasi emeller uğruna sesini çıkaramayan diğer meslek örgütleri; biz 29 Ekim 1923 akşamı Atatürk tarafından ilan edilen Türkiye Cumhuriyeti tarafındayız da sizler kimlerin tarafındasınız? Neyin taraftarısınız?

Stj. Av. Alperen ALTAKHAN

Bu yazı 590 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum