Alperen Altakhan

Alperen Altakhan


Ukrayna-Rusya Savaşı Işığında Montrö Sözleşmesi

01 Mart 2022 - 13:48 - Güncelleme: 01 Mart 2022 - 14:49

Ukrayna-Rusya Savaşı Işığında Montrö Sözleşmesi

24 Şubat sabaha doğru başlayan Rus işgali tüm dünyada geniş yankılara yer uyandırmanın yanı sıra ülkemizde de gündem olmuş ve bu gelişmeler neticesinde Montrö Boğazlar Sözleşmesi konuşulur olmuştur. Peki bu sohbetler ve tartışmalar arasında sıklıkla geçen kiminin ‘’Montrö inanılmaz iyi bir anlaşma, mükemmel bir anlaşma’’ deyip kendisine neden? Sorusu sorulduğunda tek cümle açıklayamayan veya Lozan Barış antlaşması gibi efsaneleştirilerek ‘’gizli maddeleri var, ülkeyi sattılar, yüz yıl geçsin önümüzü kimse kapatamayacak, geçen gemilerden kazanacağımız parayla ülke şahlanacak’’ minvalinde konuşulan bu Montrö Sözleşmesi aslında ne?

Tarihsel açıdan bakarsak Montrö, 1936 yılında İsviçre Montreux’ de imzalanarak Türkiye’ye Çanakkale ve İstanbul boğazlarında kontrol ve savaş gemilerinin geçişini düzenleme hakkı veren sözleşmedir. Lozan Konferansında serbest geçişin güvenliğini sağlamak amacıyla boğaz kıyıları ve Marmara Denizinde bulunan adalar gayrı askeri hale getirilmiş ve asker bulundurmak yasaklanmıştır.

Montrö, Cumhuriyetin tapusu olan Lozan Antlaşmasında belki de tek şerh sayılabilecek olan boğazlar hususunun çözümüdür!

Montrö, Türkiye’nin boğazlar üzerindeki egemenliğini tam olarak sağlayan sözleşmedir!

Montrö, Ülkemizin coğrafi çevresinde çıkmış olan bir savaşta ülkenin tarafsızlığını sağlayabilmenin anahtarıdır!

Montrö imzalandıktan 86 yıl sonrasına ışık tutan ileri görüşlü bir liderin stratejik dehasının ürünüdür!

Peki Montrö sözleşmesi Türkiye için ne hükümler getiriyor?

Türkiye tarafsız ve savaş dışı ise, savaşan tarafların savaş gemileri boğazlardan geçemeyecektir. Türkiye savaştaysa veya kendisini bir savaş tehdidi içinde görürse, diğer devletlerin savaş gemilerinin boğazlardan geçmesi tamamıyla ülkemizin kararına bırakılmıştır.

Mevcut durumda Türkiye, Ukrayna ve Rusya ile ilişkilerini bozmadan bu durumu atlatmaya çalışmaktadır. NATO üyesi olsa dahi kendisini bir savaş tehlikesi altında görmemektedir. Bu durumda geriye tek ihtimal kalıyor, SAVAŞAN DEVLETLERİN, savaş gemilerinin durumu.

Savaşan devletler ifadesi vurgulandı çünkü tanım ülkemiz açısından önemli. Son bir haftadır siyasi pozisyonumuzu savaş tanımı üzerinden aldık. İşgalin başladığı gün yapılan güvenlik zirvesi sonrası gelen ilk açıklamada yapılan saldırı kınanmış, aynı gün Dışişleri Bakanlığı ise ‘’Rusya Federasyonu tarafından Ukrayna’ya yönelik başlatılan ASKERİ OPERASYON hakkında’’ başlıklı bir açıklama yayınlamıştır. Açıklamada durum askeri operasyon olarak nitelendirilmiştir.

Bu şekilde durum değerlendirilmesi yapılması açısından zaman yaratılmış ve dünya geneli tepkiler ölçülmüştür. Neticesinde 27 Şubat günü Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ‘’ Ukrayna’daki durumun SAVAŞA dönüştüğü kanaatine vardık. Montrö hükümlerini şeffaf bir şekilde uygulayacağız’’ açıklamasında bulunarak boğazların kapatılacağı sinyalini vermiştir.

Peki boğazların kapatılması neticesinde hiçbir Rus savaş gemisi boğazdan geçemeyecek midir?

Montrö sözleşmesinin 19.maddesi istisna durumları sıralamıştır. Maddeye göre kıyıdaş ülkelerin savaş gemileri bağlı olduğu limana dönebilmekte. Yani Rusya’nın Karadeniz Filosuna bağlı bir savaş gemisi boğazlardan geçerek Karadeniz’e geçebilecektir. (Verilere göre Karadeniz filosuna bağlı olmayan ve Karadeniz’de bulunmayan sadece 3 Rus savaş gemisi bulunmakta). Son zamanlarda internet esprisi olan ‘’Putin bunu da düşünmüştür’’ ifadesi burada rüştünü ispatlıyor. Yani Rusya’nın Karadeniz’e geçireceği dışarda kalmış pek de bir savaş gemisi bulunmamakta.

Fakat önemli bir husus sadece savaş gemisi değil, savaşan ülkeye fayda sağlayacak herhangi bir şekilde türü önemli olmayan bir gemi de geçemez.

Mesela Rusya’ya desteğini açıklayan Küba, yük taşıma gemisi ile savaşta Rusya’ya fayda sağlayacak bir şekilde sevkiyat yapmak istese boğazlardan geçişi engellenecektir.


Peki Türkiye ne yapmalı? Bir tarafta denge siyaseti politikasında araç olarak kullanılan, askeri ticaret yapılan, doğalgaz ithal edilen, ekonomik ilişkilerin güçlü olduğu ve çıkar sağlanmaya çalışılan Rusya, diğer tarafta ise 27 Şubat 2020 tarihinde Rusya tarafından madalya takılan savaş uçağı pilotlarının saldırısıyla İdlib’de 34 askerimizin şehit edilmesinin 2. Yıldönümü tarihi 27 Şubat 2022 tarihinde savaşın başladığı günden bu yana ilk defa Türkiye’nin ihraç ettiği Bayraktar TB-2 silahlı insansız hava aracıyla yapılan Rus askeri personel ve araçlarının imha edilmesini içeren 3 farklı video paylaşan ve son zamanlarda bir çok ilişki içerisine girilen Ukrayna.

İkili ilişkilerin zarar görmemesi istenilen 2 ülke.

Uluslararası sözleşmelere riayet, bir devletin uluslararası arenada saygınlığının gösteren önemli bir ölçüttür. Türkiye imzalamış olduğu sözleşmeyi şeffaf bir şekilde uygulamalıdır.

86 yıl önceki Devlet aklına saygı, özlem ve sonsuz şükranlarımla…

Stj. Av. Alperen ALTAKHAN

Bu yazı 836 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum