Mustafa Çelik

Mustafa Çelik


Güç, Cesaret, İrade

29 Temmuz 2014 - 12:55 - Güncelleme: 07 Eylül 2014 - 20:39

İnsan kendindeki gücün ne kadarını farkında acaba?

 

Gücü; neye, kime veya hangi duruma göre güç olarak ölçebiliriz, belirleyebiliriz!

 

Ya da kişinin, kurumun, örgütün vs. gücüne güç katan etkenler nelerdir?

 

Hangi etki ve baskı ya da manevi katkı ile daha da artan gücü vardır. Var mıdır?

 

Direnç görmeyen kişi ya da kurumlar kendini güçlü görür. Ama ne zaman ki bir karşı görüş, itaatsizlik, meşruiyetsizlik görülür, işte orada güç de sorgulanır hale gelir..!

 

Tabi gücünü farkına varıp göster(e)mezsen..!

 

Aman dikkat..!

Bilinmelidir ki, verilen desteğin ne için verildiğini farkına varmayan, gücün, iradenin ve itibarın anlamına da hak ettiği değeri veremez..!

 

Cesaret, kuşkusuz toplumda oldukça beğenilen, takdir gören bir tavırdır. İnsanlar cesur olmak, çevrelerinde cesur bilinmek isterler. Çünkü cesur bilinen insanlar her zaman saygı ve takdir görürler. Ama insanların çoğu cesur görünmeye çok özenmelerine rağmen gerçek bir cesaret sergileyemezler. Elbette istedikleri halde cesur olamamalarının ardında yatan nedenler vardır.

 

Nasıl ki bir insanın hayatı boyunca şefkatli, merhametli, sadık, yumuşak başlı, boyun eğici olması için gerçek bir imana sahip olması gerekiyorsa, her an ve her ortamda cesur olması için de iman ediyor olması şarttır. Bu, elbette iman etmeyen birinin hiçbir şekilde cesur olamayacağı anlamına gelmez. Onun da cesaret gösterdiği olaylar, zamanlar olacaktır. Ama Allah'a ortaklar koşan, O'ndan başka varlıklara güç atfeden, herşeyin Allah'ın hakimiyetinde ve kontrolünde olduğunu fark edemeyen bir insan, bir gün korktuğu, çekindiği, cesaret gösteremediği bir olayla mutlaka karşılaşır. Bu da onun, Allah'ın tek güç sahibi olduğuna iman etmenin kazandırdığı mutlak bir cesarete sahip olmadığının delili olur.

 

Mutlak cesarete sahip olabilmenin şartı iman etmektir. İman, herşeyin Allah'ın kontrolünde olduğunu, O dilemedikçe hiçbir şeyin gerçekleşmeyeceğini bilmek, Allah'tan razı olmak ve yalnızca O'ndan korkmaktır.

 

İrade ve öz-disiplini geliştirmek, günlük hayatta daha ziyade yapmaktan kaçındığınız bazı şeyleri yapmakla mümkündür. Tembellikten ya da sevmediğiniz için yapmadığınız bazı şeyleri yaparak bilinçaltı dirençlerinizin üstesinden gelir, zihninizi size itaat etmesi için eğitirsiniz. İç güç kazanır ve bunu geliştirirsiniz. 

 

İrade: Tehlikeli ve gereksiz istekleri kontrol edebilmek, tembelliğin ve ertelemenin üstesinden gelebilmek, verilen karar başarıyla sonuca ulaşana kadar onu kararlıkla takip edebilmektir. Gereksiz ve yararsız arzulara boyun eğme isteğinin, duyguların ve eyleme geçme karşısında duran direncin üstesinden gelen iç güçtür. Maddi ve manevi başarının köşe taşıdır.

 

Toplumda irade ile ilgili yanlış bir tanım var. Ona sahip olmanın zor olduğu ve gayret gerektirdiği, uygulanırken vücudun ve zihnin gerileceği düşünülüyor. Tamamıyla yanlış bir fikir… Bu tür bir önyargıya sahip insanlar iradelerini kullanmanın hayatlarına ve ilişkilerine büyük yardımı olacağını, iradelerini geliştirmeleri gerektiğini kabulleniyorlar; fakat bunun için hiçbir şey yapmıyorlar.

 

Önemsiz, gereksiz, sağlıksız düşüncelerin, eylemlerin ve tepkilerin engellenmesiyle irade gelişir. Bu korunan enerji, olumsuz yönde etkilenmesine izin verilmediği taktirde içinizde tıpkı bir pil gibi depolanır ve ihtiyaç duyulduğu anda ortaya çıkar. 

 

Biyormuydunuz?

İnsanlar 3’e ayrılır; Gerçekten başarılılar, başarılıyım diye geçinenler ve başarılı insanlar üzerinden geçinenler.

 

İyiler de en az kötüler kadar cesur olmalıdır! O zaman kendisini, “Buranın kralıyım!” diye düşünenler, bilgi-beceri-yetenek ve kapasite bakımından yetersiz oldukları halde etrafına hükümranlık taslayan, saygısız ve dalavereci kişiler süklüm püklüm olurlar. 

 

Son Söz: Kaderiniz, asla her zaman kendi çıkarını düşünen birinin 2 dudağının arasına bırakılmamalı, onlara “kirli ayaklarıyla beyninizde gezme” fırsatı verilmemelidir. Bunun için gereken cesarete bir ucundan başlayın. Böylece sizi takip edeceklerin cesaret duygularını ayağa kaldırırsınız. Unutmayın ki her insanın içinde sıkıştığında başvuracağı bir “yalnız kurt” cesareti vardır! Başkasının kurtluğu yerine, kendi “Yalnız Kurt”unuza güvenin ve inanın!

 

Günlük yaşamımızda; bazen başarısızlıklarla karşılaşabiliyoruz. Yılgınlığa kapılıyor ve sanki her şey sona ermiş gibi bir moda girebiliyoruz. İşte böylesi anlarda da mutlaka bir çıkış olabileceğini anlayabilmek güç gelebilir. İşte böylesi bir çıkışın öyküsünü sizlerle paylaşmak istedim.

 

Bizler korkumuzun esiri olmak istemiyorsak onun üstüne gitmeye başlamalıyız. Bizler aslında karınca adamlarız. Ancak bunun farkına bazen varamayabiliyoruz. Bizleri ağustos böceklerinden ayıran en önemli unsur nereye gitmemiz gerektiğini iyi biliyor ve oraya doğru kararlıkla gidiyor olmamızdır.

 

Büyük düşünün, kendinizi aciz görmeyin, cesaretli olun. Dünyada nice kabiliyetli insanlar var ki cesaretleri olmadığı için sıradan bir insan olarak yaşamakta ve kalabalıklarda kaybolup gitmektedirler. Sizde yapa bilirsiniz. Ama büyük düşünmek ve bedelini ödemek şartıyla… Unutmayın hiç kimse başarı merdivenlerinde elleri cebinde tırmanmamıştır.

 

www.haberci18.com internet medyamla ve şahsım Mustafa Çelik ile uğraşanların sonu her zaman kötü bitmiştir. Bitmeye de bitirmeye de yılmadan, yıldırarak yolumuza devam edeceğiz. Kurt yamaca geçti. Ben nasıl bedelini ödediysem, şimdi bana yaptıklarınızın bedelini siz Çankırı ve Çankırılı düşmanlığı yapanlar ağır ödeyeceksiniz.

 

Nerede mi? Cenab-ı Allah’ın huzurunda da, Adliye Saraylarında da…

 

Sana ve Sana benzeyenlere  bu köşeden sesleniyorum...

 

İnsan bazen, belki de çoğu zaman rüzgara kapılıp gider… Hayatın kendine özgü akıntısı sürükler insanı… Bazen sert bir rüzgar, bazen dalgalar, bazen de dalgakıranlar, bizi uyarmak ister sanki… Ara sıra şimşekler çakar insanın beyninde; karanlığın insanın elini bile insanın gözünden uzak tutan derinliğinin insanı yutmaması gerektiğini hatırlatır. İşin tuhaf tarafı, hayatın akışı hızlı iken de, gereğinden fazla yavaş iken de, insanın kendisini ve etrafında olup bitenleri sağlıklı algılaması pek mümkün olmaz. Böylesi zamanlarda, ümitsizliğe düşmek de, bir tür tanrısal güç vehmetmek de kolaylaşır. Çünkü, insanın kendi varlığının farkına varması imkansız olmasa bile ona yakın şekilde zor hale gelir. İnsanın cesarete her şeyden, her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu anları işaret eder yaşadıklarımız, hissettiklerimiz.

 

Cesaretin Ve Güvenin Kaynağı: İnanmak ve Dosdoğru Olmaktır. Acaba sizde bu İnanmak ve Dosdoğru olmak duyugları varmıdırki? 

 

“Sen cesaretsiz ve korkak birisin. Sende sadece bir farenin yüreği var. O yüzden ben sana yardım edemem.”

 

Her zaman Her yerde Çankırı ve Çankırılıların hizmetkarı olarak hizmet veren, İnternet medyacılıkta devrim yaratan usta kalemşör Mustafa Çelik. 

Bu yazı 8240 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum