Necati Keskin

Necati Keskin


Ahlaksızlığı Çağdaşlık Saymak

14 Eylül 2025 - 11:23 - Güncelleme: 14 Eylül 2025 - 11:32

Ahlaksızlığı Çağdaşlık Saymak

Ülkemizde yaşanan olayları beyin süzgecimizden geçirdiğimiz zaman, bakıyoruz da çok şükür 21 inci yüzyıldayız ve yaşıyoruz. Ancak Anadolu’daki yaşantımız bin yıldır gelenek ve göreneklerimizden koparak örf ve  adetlerimize uymayan ne idiğü belirsiz inançsız bir toplumamı doğru gidiyoruz. Kanaatimce toplum olarak sanki biz de dünden razı gibiyiz.  Nedense Avrupa hayranlığı içimizde tamiri olmayan bir hastalığa dönüşmüş, Anadolu halkının bir çoğu halen kendi örf ve adetlerini yaşarken onların bu yaşantılarından sanki utanır duruma gelmişiz.

Türk milletinin asaletinden midir nedir; Bizde binlerce yıldır anne baba sevgisi, saygısı başkadır, yani kaç yaşında olursak olalım, ne iş yaparsak yapalım, eğer anne ve babamız hayatta  ise mutlaka onların bizim  üzerimizde bir etkisi vardır, bir çok şeyi onlarla konuşur, fikirlerini alırız, onlar da hep bizi düşünürler, ne yersek ne içersek, halimiz ahvalimiz onları hep ilgilendirir. Onlar tarafından açık ve gizli hep kontrol ediliriz, biz de çoluk çocuğa karıştık mı da aynen bize yapılanın aynısını evlatlarımıza da öyle yaparız. Onlar hep kontrolümüz altındadırlar. Hastalıkta, sağlıkta, iyi ve kötü günlerde  sorumluluklarımızı yerine getiririz.

Çünkü bizler çocukluğumuzdan itibaren böyle yetiştirildik yani aileden böyle bir eğitim aldık. Bizler akrabalarımız ve komşularımızla hep bir aradayız, sevgi ve saygı içerisinde yaşarız, Bundardır ki Türk milleti olarak biz hep güçlüyüz..

Benim sözümden anlayan anladı ama anlamayanlar için ise sözümü şuna getirmek istiyorum, bu çağda aynı apartmanda oturanlar birbirlerini tanıyamaz hale geldi ise, birinin cenazesi ve hastası olur diğerinin haberi olmaz ise, burada bir ailede başlayan bir eğitimin  sisteminde bir eksiklik olduğu düşüncesindeyim.

Sen de eskileri hep yazmakla neyi anlatmaya çalışıyorsun diyenleri sanki duyuyor gibiyim.  Ama biz 68 kuşağı, büyüklerimize karşı saygıdan da öte ahlak sahibiydik. Evde otururken babamıza, veya köy odalarında bizden büyüklerimiz içeri girerken ayağa kalkardık, onların karşısında billahi ayak ayak üstüne atmazdık, bize sorduklarında cevap verirdik, büyüklerin bizi tenkit etmelerinde bile cevap vermezdik. Billahi 18 yaşını geçmiş delikanlılık çağında bile sokaklarda tanıdık veya tanımadık bir büyüğümüze rastlarız diye rahat rahat bir sigara dahi tüttüremezdik. Büyüklerimizin bulunduğu kahvehanelere bile girmemiz de mümkün değildi. Biz bunları şimdiki gençlik gibi yapabilirmiydik, yapabilirdik ama o yıllardaki ahlak anlayışı ile bu günkü ahlak anlayışı bir değildi.

Şimdi otobüste, dolmuşta ellerinde tablet veya telefon, onlarla bilerek meşgul, yanında annesi, ninesi ve dedesi yaşında olanlar ayakta dururken, onların umurunda değil. Şimdinin çocukları babaları eve gelip içeri girerken takmıyorlar bile, nasıl oturuyorlarsa aynı şekilde devam ediyorlar, saygı denen bir şey kalmadı, yolda yürürken karşıdan gelen büyüklere yol verirdik, şimdi bakıyorum büyüklerimiz gençlere mecburen yol vermek zorunda kalıyor.

Ailesine ve büyüklerine saygısı olmayan başkasına da saygılı olmadığı gibi ülkesinin değerlerine de saygısı olmaz, bu ülkenin değerleri bazı gençleri hiç mi hiç ilgilendirmiyor bile, bu yüzdendir askerden kaçmalar, çürük raporu almalar veya ekonomisi düzgün olanlar ise paralı aslerlik yaparlan son derece fazla..

Bazen de şimdiki gençliği suçlamak ta istemiyorum çünkü onların yetişme çağında televizyon ekranlarına kilitleyen dizilerin tamamında bu saydıklarımızın fazlası empoze ediliyor, yaşın reşitse anne baba da kimmiş, sen özgürsün dilediğin gibi yaşarsın fikri ister istemez aşılanıyor, artık bir kız çocuğu rahatlıkla erkek arkadaşını ailesiyle tanıştırabiliyor, bir müddet gezdikten sonra anlaşamadığını ve bir başkasıyla denemeye karar verdiğini de söyleyebiliyor, karşı çıkan anne babalar da ne yazık ki, ya yobaz, ya da cahil oluyor,

Yine biz diyorum ama,  bizim nesilden sağ kalanlar şimdi 75 ila 80 yaş arasında yaşlı sınıfındalar. Bizim tecrübelerimize göre çocuklarımız anne ve babanın sorumluluğunda olduğunu, Yani eğitimin de öncelikle aileden başladığını bilen insanlarız, inanın bizim zamanımızda köylerde kadın erkek harmanlarda birlikte oyun oynardık ama, hiçbir zaman karşı cinsimize akçaklık ve  namussuzluk yapacak düzeyde bir hareketimiz veya art niyetli düşüncemiz asla olmamıştır. Çünkü bizler kardeşim diye baktığımıza ölesiye sahiplenmesini bilen o zamanın gençleriydik...

Çünkü biz önce aileden eğitimimiz bu şekilde aldık ve öyle yetiştirildik.. Hintli bilim adamı Ratan Naval TATA’nın sözüne kulak verin “Çocuklarınızı zengin olmaları için eğitmeyin. Onları mutlu olmaları için eğitin. Hiç olmazsa kullandığı eşyanın fiatını değil onun  değerini bilirler” diyor. Aileler olarak ”Ağaç yaş iken eğilir” atasözünden yola çıkarak  Ailede belirli yaşa gelen yavrularınıza “Emek olmadan yemek olmadığını” ve “iki dinle bir söyle” sözünün anlamlarının bilincine varmalarına yardıımcı olmanızdır.

Artık 21. Yüzyıldayız,

Hep ahlaki örnekleri bizim zamanımızda diye diye utanmadan söylemek zorundayım ki: İstediği makama, gelibilmek, veya istediği mal, mülk veya  para sahibi olabilmek uğruna babası yaşında adamlarla utanmadan aşk yaşamaya başlayan ne hevesli kızlarımız, ne de kızı, hatta torunu yaşındaki kızlarla utanmadan birlikte olmaya heves eden ahlaksız erkeklerimiz vardı. Bunlar her devirde vardı diyenler de haklı olabilirler ama yüzde olarak yok denecek kadardı. Var olanlar da toplum içerisinde lanetlenmeye ve yalnız kalmaya mahkumdular.

Geldiğimiz nokta ve gidilen yolu size yazdım dostlar!..

Bu nedenle, ailede anne ve babaya, okulda öğretmenlere, bizlere çok büyük görevler düşmektedir.

Dikkat edin kardeşim ülkemiz çok kritik dönemlerden geçiyor. Türkün Türk’ten başka dostu olmadığını bilin, birbirimize saygılı olalım.


Necati KESKİN

14 Eylül 2025


 

Bu yazı 713 defa okunmuştur.