Necati Keskin

Necati Keskin


Sana Da Bana Da Ölüm Var

15 Ocak 2024 - 13:01

Sana Da Bana Da Ölüm Var

Dini konular hakkında yazı yazmayı, veya her hangi bir dini konu hakkında da yorum yapmayı pek sevmem, Millet olarak dini konular hepimiz için hassas konulardır. Çünkü aileden aldığım dini bilgiler ile dinlediğim ünlü ilahiyat hocalarımdan, dini yayınlardan okuduklarım ile ileri yaşıma rağmen 70 yıldır edindiğim bilgilerim ancak ve ancak kendime yetecek düzeyde olduğu için hiçbir kimseye  bilgi verecek düzeyde olmadığını da belirtmek isterim.

Hicri takvimin mukaddes sayılan üç ayları Recep, Şaban ve Ramazan aylara girdik. İslam’ın en kutsal ayları olan üç aylarda, bu aylara yakışan yazı ile başlayalım dedim. Yazımın konusuna takılıp karamsarlığa kapılmayın, doğanın kanunu bu.

Ölüm, canlılar için hiç beklenmeyen  bir anda gelen kaçınılmaz bir sondur.

Aslında, yaşa bakmaksızın “her ölüm erken ölümdür” derler. Yani unutulmaması gereken tek şey dünya fanidir, hayat gelip geçicidir, Üstat diyor ki;

“Ömür dediğin nedir,

Dalda bir kuru yaprak,
Bin senede yaşasan,
Son durak kara toprak”..

Ölümün bir gün geleceğini unuttuğumuz dünyada, bazı saçma sapan şeyleri dert ediniyoruz, dünya hırsıyla para, mal, mülk, gibi  işlerle uğraşıyoruz, Ne yazık ki “Kefenin cebi yok”

Biz bu ülkenin her ferdi yaşadığı ülkeye mutlak görevleri var. Erkeklerin askerlik hizmeti gibi, 2500 yıllık Anadolu kültüründe askerlik hizmeti çok önemli kutsal bir görevdir, orası bizim tabirimizle “Peygamber ocağıdır”....

Vatani görevimiz dedik, Ülkemize hizmet görevi dedik, ailemiz ve geleceğimiz için çalıştık çabaladık zamanı öyle böyle geçirerek belli bir yaşa geldik ki. Geriye dönüp bakma imkanınız olsa eskiye duyduğumuz özlemleri hatırlayarak anılarımızla övünç duyarız. Ömür dediğin ne ki, belirli yaştan sonra günlerin nasıl çabuk geçtiğini fark bile edemiyorsun. Fark edilen sadece insanın dış görünüşündeki fiziksel çöküntü ve yaşlığın verdiği çeşitli olumsuzluklar.


Ne var ki bir zaman gelecek, takdir-i ilanının belirlediği gün ve saatte bütün hayatımız bir cami önündeki musalla taşında ezansız namaz arasında geçip gidecek, Burada son noktayı koyup gerçek mekanımıza doğru yol alacağız. İşte o zaman dinimiz ve inancımız gereği iki akıbetten birisi bizi bekler, Kutsal kitabımız Kuran’ı Kerim’e göre, ya dünyada yaptığın kötülüklerin cezasını, yada  yaptığın iyiliklerin mükafatını alacaksın der..

Yüce yaratıcı her canlıya bir ömür biçmiş, kim hangi yaşlarda tecelli edeceği belli değil. Hani “Her ölüm genç ölümüdür” derler ya. Ölüm bir gün tecelli edecek bunun kaçışı olmayacak, Şairin dediği gibi;

“Neylersin ölüm herkesin başında,

Uyudun uyanmadın olacak,
Kim bilir nerde, kaç yaşında,
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali o musalla taşında”...

Saygı değer dostlarımla zaman zaman eski defterleri karıştırırken, her nasılsa bazen, insanlar birbirine karşı içindeki gönül köprüsünü yok etmişler ve ruhundaki onur defterinden isimlerini silmişler, en yakını veya tanıdığı bir kimse için bile vefat edenlerin arkasından rahmetli için iyi bir insan değildi gibi yüce yaratıcının hiç hoşnut olmayacağı kelimeleri söylemekte tereddüt etmeyenlerin var olduğunu biliyoruz, Yani kurduğumuz basit cümlelerle ölüm bize  hiç gelmeyecekmiş  gibi kibirli ve gururlu yaşıyoruz,


Fakat bir Müslümanın ahlaki ve manevi değerleri böyle olmamalıdır, insanlar yaşadığı sürece Müslüman Müslümanın kardeşi sözünden hareketle, “Yaratandan ötürü, yaratılanı sevmek” bir başka duygu. Bu duyguya sahip olmayı, ruhumuza bu sevgiyi irşat etmesini dilerim. Bu duygu insanı kardeşliğe, dostluğa, barışa, iyiliğe, sağlıklı topluma yani bizi istediğimiz menzile götürür. Hani atalarımız demiş ya, “İyilik yap, denize at, balık bilmez ise halik bilir”. Ama yaptığınız bu iyilik bir gün karşınıza çıkar.

Melih Cevdet Anday’ın şu sözünü çok önemserim. “Uyuduk mu hep eşit oluruz.

Ne tutku, ne gurur, ne de umut kalır. Unutulmaması gereken tek şey var bu dünyada Sana da bana da ölüm var.”

Dostlarım; ölümün var olduğuna inanarak yaşamanızı bu yaşam sürecinde merhametli ve dostça yaşamayı, İnsanlara din, dil, ırk ve zengin ile fakir  ayrımı yapmamayı, Allah’ın adaletine inanmanızı dilerim.

Muhterem dostlarım; Bu vatanı gönülden seven, her insanı dost, kardeş bilenlerin, hak ve hukuku saygılı olanların, fakir, düşkün ve hasta olanları gözeterek yaşam sürdürenlerin  sağlıklı ve huzur içinde yaşamlarını Yüce Mevla’da niyaz ediyorum.

Necati KESKİN

15 Ocak 2024

Bu yazı 656 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum