Rüstem Karadeniz

Rüstem Karadeniz


Sigortasız Çalıştırma ve Tespit Davası

22 Haziran 2021 - 22:50

Hizmet Tespiti Davası

Hizmet tespiti davası anayasa ile güvence altına alınana sosyal güvenlik hakkı gereği iş sözleşmesi ile çalışanların haklarını koruma amacı taşımaktadır. Bu sebeple kamu düzeni ile yakından ilgili bir davadır.

Hizmet tespit davası sigortalı sayılan işlerde çalışanların SGK tarafından tespit edilemediğinde veya eksik bildirilmiş hizmetleri tescil edilmediğinin sonradan öğrenildiğinde tespiti amacıyla açılan davadır.

Hizmet tespit davalarında sigortalı ile işveren arasındaki ilişki eser sözleşmesi veya vekalet sözleşmesi değil, hizmet sözleşmesi ilişkisi olmalıdır.

5510 sayılı Sosyal Sigorta ve Genel Sağlık Sigortası Kanun’un madde 86/9 fıkrasına göre; aylık prim ve hizmet belgesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilemeyen sigortalılar çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonucundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak prim ödeme gün sayılarını tespit ettirebilmektedirler. Kanun hükmünden de anlaşılacağı üzere hizmet tespit davalarının açılabilmesine ilişkin olarak hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıllık bir süre öngörülmüştür. Örneğin işçi, bir işyerinde 21.06.2021 tarihinde sigortasız olarak çalışmaya başlamış ve 21.09.2021 tarihinde işten ayrılmış olsun. İşçinin çalıştığı bu dönem için hizmet tespit davası açma süresi çalışmanın ait olduğu yılı takip eden yılbaşından itibaren, yani 01.01.2022 tarihinde başlar. Hak düşürücü sürenin yıl sonunda başlamasının sebebi işçiyi işverene karşı korumaktır. Söz konusu 5 yıllık süre hak düşürücü bir süredir. Bu sebeple davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve hakim tarafından resen dikkate alınır. Hak düşürücü süre mutlak bir süre değildir.

a) müfettiş durum tespit tutanağı ya da tahkikat raporlarıyla çalışma tespit edilmişse,

b) asgari işçilik incelemesi neticesinde işverenden sigortalının primleri kurumca icra yoluyla tahsil edilmişse,

c) işveren imzalı ücret tediye bordrosundan sigortalıdan sigorta primi kestiğini açıkça gösterdiği halde sigorta primini kuruma yatırmamışsa

d) sigortalı durumunda iken memurluğa geçmiş olursa,

e) işe giriş bildirgesi kuruma süresinde verilmiş fakat bordrosu ve primi SGK’ ya intikal ettirilmemişse,

f) işçilik hakları tazminatlarına ilişkin aynı döneme ait kesin hüküm niteliği taşıyan yargı kararları varsa; hizmet tespit davaları zamanaşımına uğramaz.

Söz konusu hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir.

Sosyal güvenlik hakları temek hak niteliği taşıdığı için hizmet tespiti davasında feragat geçerli değildir.

Hizmet tespiti davalarının kabulü için, davacının sigortalılığını ortaya koyan hizmet akdine dayalı, eylemli çalıştığı, ileri sürülen çalışmaların geçtiği kapsamda olan veya kapsama alınması mümkün bir işyeri olmalı, işverence; aylık sigorta bildirgeleri ile dört aylık dönem bordroları verilmemeli veya sigortalının çalıştığı bir nedenle kurumca tespit edilmemiş olması ve en önemlisi, davanın hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıllık hak düşürücü sürede açılması şarttır.

Hizmet tespit davalarında SGK ile beraber işvereninde hasım olarak gösterilmesi gerekmektedir.

Davacı ile birlikte çalışan kişiler ve bordro tanıkları resen tanık sıfatı ile dinlenmeli, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği ile bu beyanlar kontrol edilmeli, tanıkların sözleri değerlendirilirken verdikleri bilgiye nasıl sahip oldukları, işveren, işçi ve işyeri ile ilişkileri araştırılarak tanık beyanları değerlendirilmelidir. Delil olarak gösterilen tanık ifadeleri arasında çelişki olmamalı, beyanlar inandırıcı olmalıdır. Mahkemeye sunulacak olan tanıkların iddia sahibinin çalıştığı iddia edilen dönemde çalışmış olması ve SGK’ ya bildirimi yapılmış sigortalılardan olması önemli bir husustur. Ayrıca davalı işyerine komşu nitelikte sayılabilecek diğer işyerlerinin sahipleri veya çalışanları da mahkemede tanık delili olarak sunulabilecektir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 esas, 2003/97 numaralı kararına göre kural olarak işe giriş bildirgeleri ve çalışma belgeleri sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalının imzasını içeren belgeler yönünden, imzasının kendisine aidiyeti ehil bilirkişi incelenmesiyle saptananlardan yine sigortalıca hata-hile-ikrah durumu ispat edilemeyenler bakımından, bu yazılı belgeler ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Aksinin ancak eşdeğerde delillerle kanıtlanması gerekli olup tanık beyanlarına değer verilmez.

Hizmet tespit davasını kişinin kendisi veya ölmüşse mirasçıları açabilir. Sigortalı ölmüşse hak sahiplerinin hizmet tespit davasına dair hak düşürücü süresi murisin ölüm tarihinden itibaren başlar. Ancak hak sahiplerinin bu davayı açabilmesi için murisin hayattayken hizmet tespit davasını açma süresini geçirmemiş olması gereklidir.

Hizmet tespiti davasına bakmakla görevli mahkeme iş mahkemeleridir. Yargı çevresinde iş mahkemesi yoksa asliye hukuk mahkemeleri iş mahkemesi sıfatıyla davaya bakabilir. Yetkili mahkeme ise 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 5. Maddesine göre dava açıldığı tarihte dava olunanın TMK gereğince, ikametgahı sayılan yer mahkemelerince açılabileceği gibi, işçinin işini yaptığı işyeri için yetkili mahkemede de bakılabilir. Uygulamada hizmet tespiti davaları, davalılardan birisinin ikametgahı veya davacının sigorta işlemlerini yapmaya yetkili kurum şubesinin bulunduğu iş mahkemeleri yetkili sayılmaktadır.

İş mahkemelerince verilen nihai kararlara karşı Yargıtay’da temyiz yoluna gidilebilir. Temyiz yoluna başvurma süresi karar yüze karşı verilmişse nihai kararın tefhimi, yokluklarında verilmiş ise karar tebliğ tarihinden itibaren 8 gündür. Kanun yoluna başvurulan kararlar Yargıtay’ca iki ay içinde karara bağlanır. Yargıtay’ın kararlarına karşı karar düzeltme yoluna başvurulamaz.

Rüstem Karadeniz=>Çankırı Barosu Avukat

Bu yazı 1748 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum