Rüstem Karadeniz

Rüstem Karadeniz


Nafaka Hangi Hallerde Ortadan Kalkar?

16 Aralık 2019 - 23:17

TÜİK verilerine göre 2017 yılında 128.411 adet 2018 yılında ise 142.448 adet boşanma davası açılmıştır. Açılan boşanma davalarının büyük bir çoğunluğunda eşe nafaka bağlanmaktadır.

 

Nafaka bağlanmasının genel şartı eşlerden birisinin yoksulluğa düşmesidir. Bu davaların da 45%’inde kadın yoksulluğa düşmektedir. Yoksulluğa düşmesinden dolayı da kadın lehine nafaka bağlanmaktadır.

 

Nafakalar süresizdir. Kanunun saydığı şartlar olmadığı takdirde taraflardan birisinin ölümüne kadar nafaka ödenmeye devam etmektedir.

 

2019 yılı verilerine göre de 10 Milyon kişi asgari ücretle (2020 TL) çalışmaktadır. Ekonomik olarak geçinmenin zor olduğu ülkemizde geride kalan eşinde yoksulluğa düşmemesi için nafaka verildiğinde nafaka veren taraf için daha zor durumlar ortaya çıkmaktadır.

 

Özellikle tekrar evlenmesi düşünüldüğünde çok daha zor şartlarla karşılaşılmaktadır.

 

Fakat Kanun Koyucu Bazı Şartların Varlığında Nafakanın Kaldırılmasına Karar Vermektedir.

 

Eşe verilen nafaka

 

1-) Kendiliğinden Sona Erme Halleri

 

A-) Taraflardan birisinin ölümü

 

B-) Nafaka alacaklısının evlenmesi

 

2-) Mahkeme Kararı ile Sona Erme Halleri

 

A-) Alacaklı tarafın evlenme olmaksızın fiilen evliymiş gibi yaşaması

 

B-) Yoksulluğunun ortadan kalkması

 

C-) Haysiyetsiz hayat sürmesi

 

Kendiliğinden sona erme hallerinde kanun koyucu çok fazla bir ispat aramadan basit ispat vasıtalarıyla nafakayı kendiliğinden ortadan kaldırmaktadır.

 

Mahkeme kararı ile kaldırılan hallerde çekişme olacağı için tespit davası açmak gerekmektedir.

 

Fiilen evli gibi yaşama nedeniyle yoksulluk nafakasının kaldırılması ancak mahkeme kararıyla söz konusu olabilir. Mahkemenin bu yönde bir karar alabilmesi de nafaka yükümlüsünün nafaka alacaklısının fiilen evli gibi yaşadığını ileri sürerek nafakanın kaldırılmasını talep etmesi halinde mümkündür. Örneğin nafaka alacaklısı kadının nafakayı almayı sürdürmek için başka bir erkekle resmi olarak evlenmeksizin evli gibi yaşaması halinde nafaka borçlusunun talebi üzerine mahkeme nafakanın kaldırılmasına karar verir. Resmi nikâhla evlenmeksizin dini nikâhla yaşamak da fiilen evli gibi yaşama kapsamındadır.

 

Nafaka alacaklısının yoksulluğunun ortadan kalkması kendisini geçindirmeye yetecek miktarda gelir düzeyine kavuşmuş olmasını ifade etmektedir. Diğer bir deyişle yoksulluğun ortadan kalkmasına dayalı olarak nafakanın sona ermesi için nafaka alacaklısının yoksulluktan kurtulmasına yetecek düzeyde gelir sahibi olması gerekmektedir. Nafaka alacaklısının yoksulluğunun ortadan kalktığının kabul edilebilmesi içinse asgari ücret düzeyinin üzerinde gelirinin bulunması ve gelirinin devam etmesi gerekmektedir. Nafaka alacaklısının yoksulluğunu ortadan kaldıran gelirin kaynağının bir meslek ya da sanat sahibi olması veya kendisine miras intikal etmesi vb. olması fark yaratmaz. Yoksulluk nafakasına hükmedildikten sonra nafaka alacaklısının gelir getirici bir işe girmesi, çalışması karşılığında yoksulluk durumundan kurtulması, şans ve talih oyunlarından elde ettiği gelir ya da kendisine intikal eden miras veya bağış ya da anne veya babasının sosyal güvenlik kuruluşu üyesi olması halinde onların ölümüyle kendisine maaş bağlanması gibi yollarla yoksulluktan kurtulmasıyla yoksulluk nafakasının kaldırılması mahkemeden istenebilir. Nafaka alacaklısının herhangi bir sebeple yoksulluğunun ortadan kalkması halinde nafakanın kaldırılması için açılan dava sonucunda hâkim tarafından dava tarihinden itibaren nafakanın kaldırılmasına hükmedilir.

 

Kusura dayalı ve özel bir boşanma nedeni olarak da düzenlenen haysiyetsiz hayat sürme toplumun değer yargılarına göre değişen bir özellik arz etmektedir. Bu nedenle haysiyetsiz hayat sürmenin kesin bir tanımının ve çerçevesinin ortaya konulması mümkün olmayıp somut olayda nafaka alacaklısı tarafından sürdürülen hayatın haysiyetsiz olup olmadığını hâkim takdir etmelidir. Ancak genel olarak haysiyetsiz hayat sürme; toplumun değerleri ile ahlak, şeref ve namus anlayışına aykırı yaşam tarzının benimsenmesi ve bu yaşam tarzının devamlılık arz edecek şekilde sürdürülmesi olarak ifade edilebilir. Nafaka alacaklısının sürekli içki içmesi, olay çıkarması, yüz kızartıcı suçlar işlemesi, kumar oynaması, erkeğin anormal cinsel saplantıları olması1, ırza yönelik suçlar işlemesi, randevu evi işletmesi, kadın ticareti yapması, hayat kadını olarak çalışması, uyuşturucu ticareti yapması vb. böyle bir yaşam tarzına örnek olarak verilmektedir.

 

Nafakanın Süreli Hala Getirilmesi Adil Midir?

 

Ülke gündeminde olan nafakanın süreli hale getirilmesi her somut olaya göre farklılık arz ederek uygulanmalıdır. Çünkü nafaka alacaklısı olan her eş aynı değildir. Bugün ülkemizde kadınların çalışması yaygınlaşmıştır. Eskisi gibi kadınlar çalışma hayatından uzak değildir. Bu durumlarda süresiz nafaka bağlanması nafaka ödeyen eş için adil değildir.

 

Fakat her nafaka alacaklısı da aynı değildir. Belli bir yaşın üstünde ve çalışma hayatına hiç girmemiş bireyler içinde nafakayı süreli hala getirmek büyük mağduriyetlere yol açacaktır.

 

Bu sebeplerle her olay için ayrıca karar verilebilecek bir düzenleme getirilmesi büyük önem arz etmektedir.

Bu yazı 1132defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum