Evlilik ve Düğün Adabı

Evliliğe atılan ilk adım, eş seçimidir. Bu seçimde dikkat edilmesi gereken en önemli ölçüt, dindarlık ve ahlaki değerlerdir. “Bir kadınla dört şey için evlenilir: Malı, asaleti, güzelliği ve dini için. Sen dindar olanı seç ki elin bereket görsün.”

Evlilik ve Düğün Adabı
01 Temmuz 2026 - 20:49 - Güncelleme: 01 Temmuz 2026 - 20:54
Evlilik ve Düğün Adabı

Evlilik, insan hayatında önemli bir dönüm noktasıdır. Sadece bireylerin değil, toplumun da huzur ve geleceği aile kurumuna bağlıdır. Bu yüzden evlilik, geçici bir birliktelik değil; sevgi, merhamet ve sadakat temelinde kurulan kalıcı bir yuvadır. İnsanın huzur bulduğu, güven içinde yaşadığı ev ortamı, dinimizce de korunması gereken bir nimettir.

Evliliğe atılan ilk adım, eş seçimidir. Bu seçimde dikkat edilmesi gereken en önemli ölçüt, dindarlık ve ahlaki değerlerdir. “Bir kadınla dört şey için evlenilir: Malı, asaleti, güzelliği ve dini için. Sen dindar olanı seç ki elin bereket görsün.” (Müslim, Rada, 53) buyuran Peygamber Efendimiz (s.a.v), dünya ve ahiret saadeti için eş tercihini yönlendirmiştir. Dindar ve ahlaklı eş, ailede muhtemel sorunların önüne geçer, yuva huzurla dolar. “Dünya bir geçimdir. Dünyanın en hayırlı varlığı saliha hanımdır.” (Müslim, Rada, 64) hadis-i şerifi de bu anlayışı pekiştirir.

Evliliğin kolaylaştırılması, dinimizin üzerinde durduğu bir konudur. Gereksiz masraflar, başlık paraları, lüks çeyizler ve abartılı düğün hazırlıkları gençlerin önünde ciddi birer engel teşkil etmektedir. Hâlbuki Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Nikâhın en hayırlısı, en kolay olanıdır.” (Ebû Dâvûd, Nikâh, 30) İsraf ve gösterişten kaçınılarak, sade ve samimi düğünler yapılmalıdır.

Çünkü en bereketli evlilik, yükü hafif olan evliliktir. (İbn Hanbel, VI, 83)

Nikâhın ilan edilmesi önemli noktalardan biridir. Toplumun, ailelerin ve akrabaların haberdar olmadığı gizli nikâhlar, İslam’ın nikâh anlayışına aykırıdır.

Nikâhın ilan edilmesi sadece dini değil, sosyal bir zarurettir. Peygamber Efendimiz (s.a.v), “Bu nikâhı ilân edin, onu (topluma açık olan) mescitlerde yapın ve onda def çalın.” (Tirmizî, Nikâh, 6) buyurarak aleniliğin önemini vurgulamıştır. Nikâh, gizliliğin değil; şeffaflığın, güvenin ve meşruiyetin ifadesidir. Özellikle resmi nikâh yapmadan gizli kıyılan nikâhlar birçok mağduriyete sebep olmaktadır. Evlenmek isteyen gençlerin ailelerinin izni ve nikâhın resmi tescili ile evlilik yapmaları önemlidir.


Düğünlerde oyun ve eğlence meşrudur; ancak sınırlar bellidir. Düğünlerde içki içilmesi, kadın ve erkeklerin birlikte oynaması, giyim kuşamda tesettüre riayet edilmemesi, mahremiyet kurallarının ihlali dinimizin hoş karşılamadığı davranışlardır. Peygamberimiz (s.a.v), düğünlerin neşe içinde geçmesini istemiş; ancak ölçüyü de elden bırakmamıştır. “Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri kendinize haram kılmayın ve Allah’ın koyduğu sınırları da aşmayın.” (Maide, 5/87) ayeti bu dengeyi hatırlatır.

Nikâh merasiminde yemek ikramında bulunmak sünnettir. Peygamberimiz (s.a.v) “Velime (düğün yemeği) vermek ilk gün görevdir. İkinci gün meşrudur.

Üçüncü gün riya ve gösteriştir.” buyurmuştur.
(İbn Mâce, Nikâh, 25) Bu yemekler zengin-fakir ayırmaksızın verilmeli, gösterişten uzak olmalıdır. Davete icabet etmek, kardeşlik hukukunun gereğidir.


Yeni evlenen çiftleri tebrik etmek sünnettir. Peygamberimiz (s.a.v) şöyle dua etmiştir: “Allah sana (evliliği) mübarek kılsın, üzerine bereket indirsin, ikinizin arasını hayırda birleştirsin.” (Ebu Davud, Nikâh, 37) Bu dua; huzur, muhabbet, sadakat ve bereket temennilerini içerir. Bugün halk arasında yaygın olan “Allah hayırlı eylesin, Allah bir yastıkta kocatsın” gibi sözler, bu duanın kültürümüzdeki yansımalarıdır.

Peygamberimizin (s.a.v) kızı Hz. Fâtıma (r.a) ile Hz. Ali’nin (r.a) evliliği, sade ve bereketli bir düğünün en güzel örneğidir. Çeyizleri gösterişten uzak, düğün yemekleri mütevazı idi. Buna rağmen o düğün, ashabın hafızasında en güzel düğün olarak kalmıştır. Hz. Âişe (r.a) validemiz, “Fâtıma’nın düğününden daha güzel bir düğün görmedik.” (İbn Mâce, Nikâh, 24) demiştir. Düğün esnasında yapılan alışveriş ve düğün çeyizi, alınan eşyalar, düğünde verilen ikramlar abartı, lüks ve israfa kaçmadan dönemin ekonomik ve sosyal ortamı da dikkate alınarak orta halli (itidalli) olmalıdır.

Sonuç olarak düğünler gösterişin değil; merhametin, sevginin, samimiyetin ve sadeliğin sahnesi olmalıdır. Gençlerimize evlilik yolunda kolaylık sağlamak, toplumsal bir görevdir. Düğünlerde meşru çerçevede eğlenmek sünnettir. Ancak bu eğlence, İslam’ın sınırlarını aşmamalıdır. Rabbimiz; evlenmek isteyen gençlerimize maddi ve manevi kolaylıklar versin, kurulan yuvaları bereketli kılsın, sevgi ve saygı ile devam ettirsin.

Yusuf Aydoğan ADRB Vaizi

Bu haber 1886 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum