İmtihan ve Sabır
"Allah bir kulu sevdiği zaman onu imtihan eder. Sabrederse onu seçkin kılar, rıza gösterirse onu tertemiz yapar."
04 Şubat 2026 - 20:31 - Güncelleme: 04 Şubat 2026 - 20:37
İnsanoğlu, var olduğu günden bu yana zihnini meşgul eden "Nereden geldim, niçin buradayım ve nereye gidiyorum?" sorularına cevap aramıştır. Felsefi akımların ve beşerî düşüncelerin çoğu zaman cevapsız kaldığı veya çelişkilere düştüğü bu noktada İslam, hayatı bir "imtihan sahası", dünyayı ise "geçici bir misafirhane" olarak tanımlar.
Rabbimiz, Mülk Suresi’nde bu gerçeği şöyle beyan eder: "O, hanginizin daha güzel amel yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır." (Mülk, 67/2) Bu ilahi beyan, dünya hayatının bir oyun sahası değil, bir olgunlaşma mekânı olduğunu tesciller. İnsan, sadece yemek ve içmek için değil, yüksek bir gaye ve sorumluluk bilinciyle halk edilmiştir. İmtihan, sadece darlıkla değil, bazen de çok daha zor olan "varlıkla" gerçekleşir. Kur’an-ı Kerim, bu sınavın farklı cephelerini şöyle tasvir eder:
"Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmekle sınayacağız. Sabredenleri müjdele!" (Bakara, 2/155) Bu ayet, müminin karşılaşabileceği her türlü eksikliğin aslında ilahi birer test olduğunu hatırlatır. Peygamber Efendimiz (s.a.s) ise bu sürecin müminin günahlarından arınmasına vesile olduğunu şöyle müjdeler: "Müslümanın başına gelen hiçbir yorgunluk, hastalık, keder, üzüntü, eziyet ve gam yoktur ki, hatta ayağına batan bir diken bile olmasın, Allah bununla onun hatalarını bağışlamasın." (Buhârî, Merdâ, 1)
Sabır, pasif bir bekleyiş değil, bilakis "imanın yarısı" olarak nitelendirilen aktif bir dirençtir. Peygamberimiz (s.a.s); "Sabır ziyadır (ışıktır)" (Müslim, Tahâret, 1) buyurarak, sabrın karanlık ve zor anlarda yolumuzu aydınlatan bir meşale olduğunu ifade etmiştir. Sabrın asıl kıymeti, musibetin ilk anındaki vakarda gizlidir. Nitekim bir kabir başında feryat eden kadına Allah Resulü (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Asıl sabır, musibetin ilk vurduğu anda gösterilendir." (Buhârî, Cenâiz, 32)
İslam âlimleri sabrı; ibadete devamda sabır, günahtan kaçınmada sabır ve musibetlere karşı sabır olarak üç şubeye ayırmışlardır. Her üçü de kişiyi Allah’a yardımına ulaştırır: "Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara, 2/153)
Peygamber Efendimiz’in (s.a.s) şu uyarısı çok manidardır: "Allah bir kulu sevdiği zaman onu imtihan eder. Sabrederse onu seçkin kılar, rıza gösterirse onu tertemiz yapar." (Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr, 7/205) Mümin, rüzgâra karşı yürüyen bir yolcu gibidir; rüzgâr ne kadar sert eserse, varacağı menzil o kadar kıymetlidir. Ankebût Suresi’nde buyurulduğu üzere: "İnsanlar, 'İnandık' demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı sandılar?" (Ankebût, 29/2). İman, bir iddiadır; imtihan ise o iddianın ispatıdır.
Bütün bu ilahi mesajlar ışığında mümin; başına gelen hayırda şükretmeyi, şerde ise sabretmeyi bilen dengeli insandır. Müslümanın lügatınde "pes etmek" yoktur; çünkü o, "Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin" (Zümer, 39/53) emrine muhataptır. "Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır ve Müslümanlar olarak canımızı al." (A'râf, 7/126)Unutulmamalıdır ki; imtihan geçici, mükâfat ise ebedidir.
Sabırla yoğrulan bir ömür, son nefeste ebedi bir bayrama dönüşecektir.
Ruhi İpek ADRB Vaizi
Bu haber 1038 defa okunmuştur.







FACEBOOK YORUMLAR