Zekât İbadeti Ve Fıtır Sadakası
İslâm’ın beş temel esasından biri olan zekât, hicretin 2. yılında Medine’de farz kılınmıştır. Bir kimseye zekâtın farz olması için o kimsenin müslüman, akıl sağlığı yerinde, ergenlik çağına gelmiş ve hür olması...devamını okuyunuz.
26 Şubat 2026 - 09:06 - Güncelleme: 26 Şubat 2026 - 09:11
İslâm’ın beş temel esasından biri olan zekât, hicretin 2. yılında Medine’de farz kılınmıştır. Bir kimseye zekâtın farz olması için o kimsenin müslüman, akıl sağlığı yerinde, ergenlik çağına gelmiş ve hür olması (Kâsânî, Bedâî’, 2/4-5), bir yıllık borcundan ve aslî ihtiyaçlarından fazla hakikaten ya da hükmen artıcı nitelikte “nisap miktarı” mala sahip olması gerekir.
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de; “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin...” (Bakara, 2/43) buyurmuştur. Peygamberimiz (s.a.v) ise, “İslâm beş esas üzerine kurulmuştur. Allah’tan başka ilâh bulunmadığına, Muhammed’in Allah’ın Resûlü olduğuna şahadet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, haccetmek ve Ramazan orucunu tutmak” (Buhârî, İman, 8) buyurmuş ve zekât ibadetinin önemini vurgulamıştır.
Namaz ve oruç gibi bedenle yapılan ibadetler, Allah’ın bizlere vermiş olduğu ömür ve sağlık gibi nimetlerin şükrü; zekât ve sadaka-i fıtır gibi malî ibadetler ise mal nimetinin şükrüdür. Zekât vermek, takva sahibi müminlerin vasıflarındandır. Zekât, geçici olan malı kalıcı yapmanın en güzel yoludur.
Hz. Peygamber (s.a.v), muhtaçlara yardım etmenin mükâfatının büyüklüğünü haber verdiği bir hadis-i şerif’te; “Bir kişi temiz (helâl) olan malından sadaka verirse (Allah, sadece temizi kabul eder) bir tek hurma bile olsa Rahman onu kabul buyurur ve sonra onu dağ gibi oluncaya kadar, herhangi birinizin tayını büyüttüğü gibi, sahibi adına ihtimamla büyütür.” (Müslim, Zekât, 63) buyurmaktadır.
Zekât ibadetinin insani hedefleri, üstün ahlâkî değerleri ve toplum için ekonomik gayeleri vardır. Kur’an-ı Kerim’de; “Onların mallarından, kendilerini temizleyeceğin, arıtıp yücelteceğin bir sadaka al ve onlar için dua et; çünkü senin duan onlara huzur verir. Allah işitendir, bilendir” (Tevbe,9/103) buyrulmaktadır. Ayette geçen temizliğin; bireysel arınma, toplumsal arınma ve malın temizlenmesi şeklinde üç boyutu vardır. Zekât, kişisel arınmaya vesile olmasının yanında, toplumsal arınmaya ve sosyal bünyenin sağlıklı bir şekilde gelişmesine de hizmet eder.
Zekât; malı fakirin hakkından temizleyen, manevi olarak koruma altına alan, geçici malımızı ebedileştiren, gönülden verildiğinde Allah’ın hoşnutluğunu kazanmaya vesile olan ve toplumun maddi açıdan güçlü ve zayıf kesimleri arasında köprü oluşturarak toplumsal gerilimi azaltıp huzur ve barış ortamı oluşturan mali ibadetlerin başında gelmektedir.
Halk arasında fitre diye bilinen fıtır sadakası (sadaka-i fıtır); insan olarak yaratılmanın ve Ramazan orucunu tutup bayrama ulaşmanın bir şükrü olarak; Ramazan Bayramına kavuşan, temel ihtiyaçlarının ve bir yıllık borçlarının dışında nisap miktarı (24 ayar 80,18 gr. altın veya bu değerde) mala sahip olan müslümanın, belirli kimselere vermesi vacip olan bir sadakadır.(Kâsânî, Bedâî’, 2/70,72) Vacip oluşu, sünnetle sabittir.(Buhârî, Zekât, 70-78) Fıtır sadakasının asgari miktarı Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından 2026 yılı için 240 TL olarak belirlenmiştir. Bu miktarın üzerine çıkmak kişinin kendi imkânına ölçüsündedir.
Kişi, kendisinin ve küçük çocuklarının fitrelerini vermekle yükümlüdür. Hz. Peygamber (s.a.s.), köle-hür, büyük-küçük, kadın-erkek her müslümana fitrenin gerektiğini ifade etmiştir.(Ebû Dâvûd, Zekât,20) Fıtır sadakasının vacip olma zamanı Ramazan Bayramının birinci günü olmakla birlikte, bayramdan önce de verilebilir. Hatta bu daha faziletlidir. Nitekim bayram namazından önce verilmesi müstehap kabul edilmiştir. Fitreyi Ramazan’ın ilk günlerinde vermek de caizdir (Nevevî,el-Mecmû’, 6/128)
Allahu Teâla zekâtlarımızı ve sadakalarımızı katında en güzel şekilde kabul eylesin. Zekât ve sadakalarımızla günahlardan arınmayı, sağlık ve afiyetle yaşamayı bizlere nasip eylesin.
Yusuf Aydoğan ADRB Vaizi
Bu haber 1933 defa okunmuştur.







FACEBOOK YORUMLAR