Ömer Faruk Eminağaoğlu: Bu İhanet ve Hıyanete Hayır!

Türk hukukçu, eski yargıç ve YARSAV'ın Kurucu Başkanı, bir dönem Çankırı hakimi olarak görev yapan Ömer Faruk Eminağaoğlu...devamını okuyunuz.

Ömer Faruk Eminağaoğlu: Bu İhanet ve Hıyanete Hayır!
08 Ağustos 2026 - 11:19 - Güncelleme: 08 Ağustos 2026 - 11:47
Türk hukukçu, eski yargıç ve YARSAV'ın Kurucu Başkanı, bir dönem Çankırı hakimi olarak görev yapan Ömer Faruk Eminağaoğlu, Adalet Komisyonu'nda görüşmeleri başlanan “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” ile ilgili olarak adlandırılan kanun teklifinin ülke insanı için ne ifade ettiğini 'yalın bir dille' ifade ederek X hesabından paylaştı.

İşte o paylaşım:

"Anlayamadık veya kandırıldık demeyelim.

Yasada demokratikleşme konusunda tek bir hüküm yok.

10 maddesinin 1o'u da hukuk bir tarafa, Anayasa’ya da aykırı.

Pkk, fiilen Cumhurbaşkanlığı’na bağlanıyor.

Şehitlere hakaret ediliyor.

Öcalan’a siyaset yolu açılıyor.

Bu ihanet ve hıyanete hayır!

Suriye'de nasıl SDG devlete entegre edildi...

Aynı akıl, başka ve daha üst bir adım atarak tüm PKK mensuplarını çok daha üst noktalara biat ettiriyor...

Nasıl mı?

İşte sadece iki ayrı Kurul ile ilgili bazı ipuçları...

MGK

Öncelikle şunu söylemek gerekir ki, bu yasanın uygulanması, yasanın RG’da yayımı ile değil, MGK karar tarihi ile başlıyor.

Anayasaya göre, MGK tavsiye kararı alabilen bir organ iken, burada ise MGK, anayasaya aykırı olarak bağlayıcı karar organı haline getirilmiş. (Anayasa madde 118/3)

Kuşkusuz amaç; yasadaki bu düzenleme nedeniyle istendiğinde siyasi yararın AKP’ye, sorun olursa faturanın MGK’ya çıkarılması.

Artık MGK’nın, Cumhurbaşkanı’nın sözü dışında hareket etme olasılığı yok.

Çünkü MGK, Cumhurbaşkanı başkanlığında 5 sivilden (Cumhurbaşkanı yardımcısı, Adalet, İçişleri, Dışişleri, Milli Savunma bakanları) ve 4 TSK mensubundan (Genel Kurmay Başkanı, Kara, Deniz, Hava Kuvvetleri Komutanları) oluşuyor.

MGK’nın gerek yapılanması, gerekse sadece sivil üye sayısı bile gözetildiğinde, Cumhurbaşkanı ne zamanı işaret ederse, yasanın uygulanması, o zaman başlayacak.

Artık seçimlerde/anayasa değişikliğinde bir görelim ben de seçimlerden/anayasa değişikliğinden sonra mı bakarım denilecek...


PKK ve mensupları konusunda her şey TBMM’nin değil, Cumhurbaşkanı’nın (Erdoğan’ın) iki dudağı arasında.

“Takip, koordinasyon, uygulama kurulu” denilen kurul, fiilen (pkk'lılar için) bir kayyım heyeti!

Yasanın 7 nci maddesi ile Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında 4 bakan (Adalet, İçişleri, Dışişleri, Milli Savunma) ve 3 bürokratın (MİT Başkanı, CB Genel sekreteri, MGK Genel Sekreteri) yer aldığı bir Kurul kuruluyor.

Bu Kurul, Bakanlar ve bürokratlar nedeniyle, tamamı bağımsız olmayan ve tüm üyeleri Cumhurbaşkanı’na bağlı ve sorumlu olanlardan oluşan bir Kurul.

Kurul, haklarında henüz soruşturma açılmayan, soruşturulan, yargılanan, cezası infaz edilenler dahil her düzeydeki tüm PKK’lılar konusunda yetki ve görev sahibi.

Bu Kurul işlemi olmadan yargı lehe hiç bir şey yapamıyor.


MGK kararı öncesi işlenen ve haklarında henüz soruşturma açılmayan her düzeydeki her bir PKK’lı hakkında soruşturma açılıp açılmaması artık bu Kurul’un iznine bağlı.

Kısacası dağda olup, haklarında soruşturma olmayanlar konusunda, bu Kurul tarafından soruşturma izin verilmeyince, bu kişiler bırakın soruşturulmayı, tüm kapılar doğrudan açıldığı için doğrudan siyaset sahnesine…

Ayrıca yargı kararına bile gerek yok! (aksini söyleyecek teklif sahipleri lütfen ses çıkarsın)

Bağımsızlığı olmayan (Cumhurbaşkanlığına daha doğrusu Cumhurbaşkanına bağlı) bu idari Kurul, PKK ve bileşenleri nedeniyle yine terör suçlarından soruşturulan, kovuşturulan, mahküm edilen herkes hakkında tek yetkili.

Kurul, yasa gereği soruşturma, yargılama ve cezasının infazı ertelenen istediği her düzeydeki kişilerin dosyasını yargıya taşımada, hak yoksunlukları kaldırılması talebinde bulunma konusunda tek yetkili.

Bu Kurul'un yargıya taşımadığı hiç bir dosyayı yargı inceleyemiyor.

Kısacası bu Kurul, istediği PKK’lı hakkında işlem yapılmasını sağlayan, istemediğinin dosyasını bekleten, PKK'lıların tabi olduğu, biat edeceği, yoksa dosyaları rafta bekletebilecek adeta ve fiilen bir kayyım kurulu.

Artık her düzeydeki her PKK mensubu;

Cumhurbaşkanının tek söz sahibi olduğu bu kayyım kurulunun iki dudağından çıkacak söze bakacak.

Böylece Pkk ve Pkk ile özdeş siyasi hareket, ayrıca bu Kurul yoluyla

Cumhurbaşkanı’nın vesayeti altına giriyor.


Bu durum, PKK’nın da, Cumhurbaşkanı'nın da razı olduğu, uygun bulduğu bir durum…

Yasanın hazırlanma şekli de bunu ortaya koydu…

Şehitlere ve Yakınlarına Hakaret Edildi!

Adam öldürme suçları işleyenlerin kapsam dışı bırakıldığı ifade edilip, şehit yakınlarına mavi boncuk dağıtılıyor.

Öte yandan, dağa kaldırılıp özgürlüğünden yoksun bırakma, malı mülkü ateşe verme, tecavüze uğrama, yaralanma mağdurları vb ile ilgili PKK’lılar yasa kapsamında.

Böyle olunca Anayasa Mahkemesi (geçmişteki örneklere bakınca), iptal kararı verip, öldürme suçlarını da yasa kapsamına sokacak. Bu nedenle şehit yakınları aldatılıyor!

Öcalan'a Salıverme, Umut Hakkı ve Siyaset Yolu Geliyor!

01.06.2005 tarihi öncesindeki suçların yasa kapsamı dışında olduğu belirtilip, Öcalan’ın yasa kapsamında olmadığı mesajı veriliyor.

Böyle bir ayrımın hukuksal dayanağı asla yok ve bu tarih kısıtlamasını Anayasa Mahkemesi kesin olarak iptal edecek.

01.06.2005 sonrası, Öcalan’ın cezaevinden örgüt yönetme suçu konusunda da malüm Kurul, müneccim olmaya gerek yok ki, soruşturma izni vermeyecek… (Madde 3/son)

Öcalan ikinci kez soruşturulmayınca, 01.06.2005 tarihi konusundaki olası bir Anayasa Mahkemesi iptal kararı sonrasında da; Öcalan da bu yasadan yararlanacak ve umut hakkına ilişkin yasa bile çıkmadan, Malum bu Kurul’un infaz yargıçlığından talebi ile adli sicil kaydı varken ve Anayasa’nın 76'ncı maddesine aykırı olarak bile Öcalan’a bile siyaset yolu açılacak!

Bir yargıç bu kararı vermez ise, verecek olan bulunur da, vermeyenin halini, vesayet altındaki HSK yoluyla varın düşünün…

Soruyoruz:

Bir sorun çözülecek ise, neden anayasa yerle bir edilerek adım atılır da, Anayasa'ya ve hukuka uygun adım atılmaz...

Çünkü yapılan aslında 2010, 2017 Anayasa değişiklikleri sonrası bir adım daha atarak,

Gerçekte üstelik anayasanın ilk dört maddesini delen bir yasa değişikliği...


Çünkü bugün görünen duruma göre, çıkacak yasanın iptali konusunda Anayasa

Mahkemesine başvuru yapılmayacaktır!


Yasa ile Türkiye’deki kimin ne sorunu çözülüyor…

Hiç kimsenin hiç bir sorunu çözülmüyor, PKK meşrulaştırılıyor.

PKK ve her düzeydeki militanları konusunda Cumhurbaşkanı tek söz sahibi yapılıyor.

Kısacası her düzeydeki PKK mensupları, Cumhurbaşkanının iki dudağı arasına bakar hale getiriliyor, bir başka ifade ile fiilen Cumhurbaşkanına bağlanıyor.

Böyle olunca başlayan bu dönemde adeta PKK’nın başına Cumhurbaşkanı geçiyor.

Bu ihanet ve hıyanete hayır!"

Nihayet biri çıktı çok temiz bir dille anlattı. Bütün Yetki Sayın Erdoğan'da ve Keyfi nasıl isterse öyle olacak. Toplumsal Barış isteniyorsa, bütün Denetim Mecliste olmalıydı çünkü, Toplumu temsil yetkisi Mecliste. 85 milyonun geleceğine 1/bir kişi karar verecek.. Akıl işi Değil!

Türk milleti gaflet uykusunda ayakta uyuyor. Türk milleti cehalet içinde yaşıyor. Haclıkafırı Türk milletini kandırmıştır ayakta uyutmuştur haberleri hepimizi derinden yaraladığı gibi çok ta üzmüştür.

Yazıklar olsun Türk Milletini Oyuna Getirdiler de İnsanlar Cehalet İçinde Ayakta Uyuyor İnsanlar Gerçekleri Görmüyorrr.

Ağzınıza ve yüreğinize sağlık diyende olabilir, bu adam ne demek istiyor diyende olabilir, ya bu adam gerçekten doğruları yazıyor diyende olabilecektir.

"Ben yaptım, oldu zihniyeti" maalesef- kapsam genişletilerek, anayasaya aykırı bir şekilde, vatandaşın canını yakma pahasına, uygulanıyor. Biz, asil bir devletiz- maşa değiliz.”


Terörün Değil Türkiye’nin Çözülme Yasası Teklifi Derhal Geri Çekilmelidir! 

Çelik, "Bizim birinci vazifemiz, Türk istiklalini, Türkiye Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir Vesselam…"

Şehitler, Gaziler, Yaranlar Diyarı Çankırı'da pkk ile işid ile, deaş ile fetö'cülerle, çakal, çukallarla mücadelen 
www.haberci18.com İnternet Medyası ve Mustafa Çelik'tir. Bedeli ne olursa olsun doğru bildiğimiz mücadelemize sonuna kadar devam edeceğiz, bundan hiç bir kimsenin şüphesi olmasın.


www.haberci18.com İnternet Medyası olarak; bağımsız, tarafsız, partisiz ve her hangi hiçbir partinin de temsilciliğini yapmayarak; olaylara objektif ve tarafsız bakarak yolumuza devam ediyor, kamuoyunu bilgilendiriyoruz. Bu haberden dolayı da hiçbir kimse bizi yargısız infaz etmeye kalkmasın, heveslenmesin.

Haberi okur veya okumazlar. Bunda hiç bir kimseye kırılmayız. Ve lakin sakın ola dananın altından buzağı aranılmasın. Şunu iyi bilin MustAfa Çelik ve sahibi olduğu www.haberci18.com İnternet Medyası, "Memleket Milliyetçisidir. Karar kamuoyunundur.


“Basın hürdür, sansür edilemez” sözü, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 28. maddesinin ilk cümlesidir. Bu temel kural, basının özgürce görev yapmasını ve haber yaymasını güvence altına alır. Anayasa madde 28 basının hür olduğunu ve hiçbir şekilde sansür edilemeyeceğini açıkça yazar.

Toplumda basının bağımsızlığı ve ifade özgürlüğü sık sık tartışılır. Gazeteciler ve meslek örgütleri bu ilkenin önemini her zaman vurgular. Sansür ve otosansür gibi durumlar basın özgürlüğünü zedeler.

Bu haber 874 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum