Ailede Merhamet
Rabbimiz hem neslimizi hem de bizleri Kur’an-ı Kerim’in nurlu yolundan ve Peygamber Efendimizin (s.a.v) muazzez sünnetinden ayırmasın.
10 Temmuz 2025 - 08:29 - Güncelleme: 10 Temmuz 2025 - 08:33
Merhamet; acıma, esirgeme, koruma, sevgi gösterme, yardım etme, İnsanı başkalarına iyilik ve yardım etmeye yönlendiren acıma duygusudur. Bütün varlıklar, Allah’ın engin rahmetiyle çepeçevre kuşatılmış, yokluktan varlığa çıkışları, ilk yaratılışları Rahman ve Rahim olan Allah’ın rahmetinin tecellisi ile olmuştur. Allah, ‘sınırsız ve sonsuz rahmet ve merhamet sahibi’ anlamında Rahman ve Rahim’dir. O, “Rahmetim gazabımı geçti” (Buhârî, Tevhîd, 22) buyurarak merhametinin celalinden önde geldiğini açıkça bildirir. Yüce Rabbimiz, zatına ilke edindiği bu rahmet ile yarattığı tüm canlılara acır, şefkatle muamele eder ve nimetler vererek ihsanda bulunur.
Allah'ın rahmetinin ne kadar derin, şefkatinin ne denli nihayetsiz olduğuna dikkat çekmek isteyen Resulullah’ın (s.a.v) bunu annesinin yavrusuna karşı merhameti ile örneklendirmesi dikkat çekicidir. Bir gün Resulullah (s.a.v) esirlerin arasında çocuğundan ayrılan bir kadın gördü. Kadın, çocuğuna olan hasretinden dolayı rast geldiği çocuğu kucağına alıyor, bağrına basıyor ve emziriyordu. Hazreti Peygamber (s.a.v), ashabı kirama: “Hiç bu kadın, çocuğunu ateşe atar mı?” diye sordu. Ashabı kiram: “Asla, bu kadın çocuğunu ateşe atmaz!” cevabını verdiler. Bunun üzerine Hazreti Peygamber (s.a.v) : “O halde biliniz ki, Allah’ın kullarına olan merhameti, bu kadının çocuğuna olan merhametinden çok daha fazladır.” (Buhârî, Edeb, 18) buyurdu.
Merhameti kuşanmamız gereken yerlerden belki de en önemlisi hiç şüphesiz ailemizdir. Evliliği mutlu ve mesut bir şekilde sürdürebilmek için hem kadına hem de erkeğe farklı görevler düşmektedir. Eşler evlerinin huzurunu korumak için çaba göstermeli ve iffetlerini koruma noktasında hassas olmalıdırlar. Evlerin sırları başkalarına aktarılmamalı, aile içinde olup bitenleri anlatılmamalıdır. Aynı zamanda maddi durumda farklılaştığı zamanlarda varlık paylaşıldığı gibi yoklukta da sabredilmelidir.
Allah’ın emri, Peygamberin sünneti ile kurulan yuvada, Allah’ın emaneti olarak alınan eşe karşıda merhametli olunmalıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Müminler arasında imanca en kâmil olanı, ahlâkça en güzel olanıdır. En hayırlınız da ailesine hayırlı olandır.” (Tirmizî, Radâ 11; Ebu Dâvud, Sünnet 16) buyurmuştur.
Hayatı en güzel örnek ve model olan Hz. Peygamber (s.a.v.) eşlerine nezaketle
davranmıştır. Bir defasında Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Aişe’nin (r.a.) odasında gece namaz kılarken, Hz. Aişe annemiz Resulüllah Efendimizin (s.a.v.) önünde uzanmıştı. Şefkatinden Hz. Âişe’yi uyandırmayan Allah Resulü (s.a.v.), sadece secdeye vardığında hafifçe dokunarak ayaklarını toplamasını sağlamıştı.
(İbn Hanbel, VI, 148) Hz. Âişe annemiz şöyle demiştir: “Resûlullah (s.a.v.),
Allah yolunda cihad hâriç eliyle hiç kimseye vurmadı. Ne bir kadına, ne de bir hizmetçiye!...” (Müslim, Fedâil, 79)
Anne babanın evladın yaş ve durumuna göre değişen sorumlulukları hayat boyunca devam eder. Fakat ihtiyarladıklarında anne babaya bakım ve ilgi gösterme rolü artık evlada intikal eder. Bu nedenle, kendi hayat telaşından anne babasını ihmal etme ya da onlara karşı yeterince hoşgörülü olamama ihtimali bulunan evlattan asıl beklenen, tıpkı kendi çocukluğunda anne babasının ona yaptığı gibi iyilik yapmasıdır. Rabbimiz, yaşlılık döneminde anne babaya karşı merhametle davranılmasını emretmiştir: “Onlara şefkatle kol kanat ger ve ‘Rabbim, onların beni sevgiyle büyüttükleri gibi, sen de onlara merhamet et!’ diye dua et.” (İsrâ 17/24) Doğup, büyüyen güç sahibi olan insan, bir zaman sonra yaşlanmakta, gücünü kaybetmektedir.
Peygamber Efendimizi (s.a.s) torunlarını öperken gören bir bedevî, “Biz çocuklarımızı öpüp okşamayız.” demesi üzerine Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle cevap vermiştir: “Allah, senin kalbinden merhameti çekip almışsa ben senin için ne yapabilirim ki!” (Buhârî, Edeb, 18) Çocuklarımızı öpmemiz, koklamamız, sevmemiz onlara olan merhametimizin göstergesidir. Yine bir gün torunu Hz. Hasan’ı öpüp kokladığı bir sırada yeni Müslüman olan Akra’ b. Hâbis; Benim on çocuğum var, bunlardan hiçbirini öpmüş değilim, deyince Resul-i Ekrem hayretle: “Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.” (Buhari, Edeb, 18; Müslim, Fadail, 65) buyurmuştu.
Rabbimiz hem neslimizi hem de bizleri Kur’an-ı Kerim’in nurlu yolundan ve Peygamber Efendimizin (s.a.v) muazzez sünnetinden ayırmasın. Hepimize istikamet üzere bir hayat sürdürebilmeyi nasip eylesin. Hata yaptığımız zaman bizleri uyaracak salih ve saliha eşler nasip eylesin.
Ali Balabanlı Çerkeş İlçe Vaizi
Bu haber 1527 defa okunmuştur.







FACEBOOK YORUMLAR