Affetmek Ve Öfkeyi Kontrol Etmek

Kötülük edenin hatasını anlayıp özür dilemesi bir erdem, insanca, Müslümanca bir davranıştır. Özrü kabul etmek, kin, nefret beslemeyerek affetmek ise daha ulvi bir erdemdir.

Affetmek Ve Öfkeyi Kontrol Etmek
07 Ekim 2026 - 19:45 - Güncelleme: 07 Ekim 2026 - 19:51
Affetmek Ve Öfkeyi Kontrol Etmek

Sözlükte “yok etmek, silip süpürmek; fazlalık, artık” gibi manalara gelen afv, bir ahlâk ve hukuk terimi olarak genellikle, “kötülük ve haksızlık edeni, suç veya günah işleyeni bağışlama, cezalandırmaktan vazgeçme” anlamlarında kullanılmaktadır. İslam ahlâkçıları affetmeyi Müslümanlar arasında riayet edilmesi gereken bir din kardeşliği görevi ve hakkı olarak düşünmüşlerdir. (Mustafa Çağrıcı, Af, DİA, 1/394)

Kur’an-ı Kerim’de Rabbimizin affediciliği ve bağışlayıcılığı birçok ayette zikredilmiştir. Cenab-ı Hak, Hz. Peygamber (s.a.s.)’in şahsında bütün müminlere şöyle buyurmaktadır: “Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahillerden yüz çevir.” (Arâf, 7/199) Affedici olmak, insanların kusurlarını bağışlamak, özür dileyenleri affetmek, iyiliği emretmek, kendini bilmezlerden yüz çevirmek bir müminde olması gereken güzel hasletlerdendir.

Resûlullah’ın (s.a.s.) nasıl bir ahlâka sahip olduğu sorulduğunda Hz. Âişe (r.a.) şöyle demişti: “O, kötü sözlü ve çirkin ağızlı değildi, çarşı pazarda bağırıp çağırmaz, kötülüğe kötülükle karşılık vermezdi; bilakis bağışlar ve hoş görürdü.” (Tirmizi, Birr, 69)

Elbette ki Hz. Peygamber’in (s.a.s.) ahlakının her yönü güzeldi. Ancak Hz. Aişe (r.a.) annemiz bu hadiste Resul-i Ekrem’in (s.a.s.) güzel ahlakından bağışlayan, affeden ve hoş gören yönlerini öne çıkarmıştır. Bizler de ümmeti olarak onun ahlakını örnek almalıyız. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) kendilerini İslam’a davet için gittiği Taif’te hakarete uğramış hatta şehir halkı tarafından taşlanmış olmasına rağmen, Taiflilerin helakını istememiş, onları bağışlamıştı. (Buhârî, Enbiyâ, 54)

Mekke müşrikleri, Peygamber Efendimize (s.a.s.) hakarette bulunmuş, alay etmiş, ölümle tehdit etmiş, yoluna dikenler sermiş, namaz kılarken üzerine pislikler atmışlardı. Mekke’nin fethinden sonra Allah Resulü (s.a.s.), “O halde tıpkı Yusuf Peygamber gibi ben de, ‘Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın.

O, merhametlilerin en merhametlisidir.’ diyorum,” dedi (Yusuf, 12/92) ve ekledi: “Haydi gidin, hepiniz serbestsiniz.” (Beyhakî, es-Sünenü’l-kübrâ, 9/195)

İnsanın sahip olduğu duygulardan biri de öfkedir. Öfke yeri gelir kişinin nefsini, ailesini, vatanını müdafaada yardımcı olur. Ancak öfkenin esiri olmak ve bu duyguyu kontrol edememek telafisi güç sorunlara yol açabilir. Öfkeye mağlup olmak, toplumdaki huzursuzluğunun sebeplerinden biridir. Rabbimiz takva sahibi cennetliklerin vasıflarını anlatırken şöyle buyuruyor: “Onlar (takvâ sahipleri) bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, öfkelerini yenerler, insanları affederler. Allah işini güzel yapanları sever.” (Âli İmran, 3/134)

Abdullah b. Mübârek’e, “Güzel ahlâkı bir cümle ile anlat” denildiğinde o, güzel ahlâkın öfkelenmemekten ibaret olduğunu söylemiştir. Affedebilmek için kişi önce öfkesini kontrol edebilmeyi öğrenmelidir. Peki, öfkemizi nasıl kontrol edeceğiz? Bunun cevabını bize bizzat Resûlullah (s.a.s.) vermektedir. Ebû Hüreyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre bir adam Hz. Peygamber’e (s.a.s): Bana öğüt ver, dedi. O da: “Kızma!” buyurdu. O zât isteğini birkaç defa tekrarladı. Resûl-i Ekrem (s.a.s.) de her defasında “Kızma!” buyurdu. (Buhârî, Edeb 76; Tirmizî, Birr, 73)

Bütün güzelliklere ulaşabilmenin, bütün kötülüklerden uzak kalabilmenin kökünde sinirlerine hâkim olup, öfkelenmemek vardır. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Yiğit dediğin, güreşte rakibini yenen kimse değildir; asıl yiğit kızdığı zaman öfkesini yenendir.” (Buhârî, Edeb 76; Müslim, Birr 107, 108) Resul-i Ekrem (s.a.s.)  bu hadislerinde, öfke kontrolünün ne kadar da önemli olduğunu ifade etmişlerdir.

Öfke insanda var olan tabii duygulardandır. Öfke halinde insan kendini kaybeder, davranışlarını ve tepkilerini kontrol edemez. Tabiatı gereği öfkelenen insanın, öfkesine mağlup olmaması erdemdir.

Abdest almak, öfke anında ayakta ise oturmak, geçmezse uzanıp yatmak, Allah’ı hatırlamak, istiazede bulunmak, Peygamber Efendimize (s.a.s.) salat-ü selam getirmek, Kur’an-ı Kerim okumak, meselenin ahiret boyutunu düşünmek, sabır ve ağırbaşlılıkla hareket etmek öfkenin sakinleşmesine vesile olacaktır.

“…Allah, affeden bir kulunun ancak şerefini artırır…” (Müslim, Birr, 69) hadis-i şerifi hayatımızda önemli bir düstur olmalıdır.

Kötülük edenin hatasını anlayıp özür dilemesi bir erdem, insanca, Müslümanca bir davranıştır. Özrü kabul etmek, kin, nefret beslemeyerek affetmek ise daha ulvi bir erdemdir.

Rabbimiz bizleri öfkesine hâkim olan, hata ettiğinde hatasından dönen, özür dilemekten ve özrü kabul etmekten kaçınmayan, affeden ve affedilen kullarından eylesin. Kalplerimizi kin, nefret ve intikam duygularından arındırsın.

Bizi Resûl-i Ekrem 'in (s.a.s.) güzel ahlâkıyla ahlaklanan kullarından eylesin.

Âmin.


Hazırlayan: Hüseyin Yazıcı İl Vaizi

Bu haber 335 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum