Kötülüğe İyilikle Engel Olalım

Kötülüğe iyilikle karşılık verebilmek, sadece ahlâkî bir olgunluk değil; aynı zamanda duygularını yönetebilme gücünün de bir göstergesidir. Çünkü...devamını okuyunuz.

Kötülüğe İyilikle Engel Olalım
06 Kasım 2025 - 11:35 - Güncelleme: 06 Kasım 2025 - 11:43
Kötülüğe İyilikle Engel Olalım

Gerçek ahlak, sadece iyiliğe iyilikle karşılık vermek değil; kötülüğe dahi iyilikle mukabele edebilme erdemini göstermektir. Kalpleri dönüştüren, öfkeyi dindiren ve düşmanlıkları dostluğa çeviren güç, bu yüce ahlakla mümkündür. İşte Resûlullah’ın (s.a.v) getirdiği ahlak anlayışı da tam olarak budur.

İnsanın kalbi iyiliğe yönelmek isteyen bir nehir gibidir. Fakat bazen nefsin taşları bu akışı engeller. Kişi bir kötülük yaptığında, yaratılışındaki denge bozulur; vicdanı rahatsız olur, içi huzursuzlaşır. İşte tam o anda yapılan bir iyilik-bir özür, bir sadaka, bir tevbe-bu huzursuzluğu giderir ve kalbi yeniden sükûnete erdirir.

İyilik, bir hatayı onarırken kalpte yeni bir ışık yakar; kötülükse o ışığı söndürmeye çalışır. İnsan, her yanlışının ardından bir iyilik yapma alışkanlığı kazanırsa, nefsinin kötülüğe alışmasını önler, kalbi diri kalır, vicdanı canlı olur.


İnsan hatasını fark edip onun üzerine bir iyilik bina ederse, düşüşleri bile birer yükselişe dönüşür. Böylece her tövbe, her güzel davranış, insanı yaratıldığı saf hâle, yani fıtratına geri döndürür. Çünkü fıtratın yönü daima iyiliğe, arınmaya ve Allah’a doğrudur.

Kötülüğe iyilikle karşılık verebilmek, sadece ahlâkî bir olgunluk değil; aynı zamanda duygularını yönetebilme gücünün de bir göstergesidir. Çünkü insanın içinde iki ses vardır: biri öfkenin sesi, diğeri vicdanın sesi. Öfke konuştuğunda insan, intikamı düşünür; vicdan konuştuğunda ise iyiliği tercih eder. İşte kötülüğe iyilikle karşılık vermek, o iç savaşta vicdanın galip gelmesidir.

İnsan, öfke, korku ve sevinç gibi yoğun duyguların etkisi altındayken doğru karar veremez. Çünkü o anlarda akıl geri çekilir, duygular yönetimi ele alır.

Kötülüğe iyilikle karşılık vermek de bu dengeyle ilgilidir. Çünkü kötülüğe tepki vermek bir duygudur; iyilikle karşılık vermek ise bir bilinçtir. Bu bilinci koruyabilmek, ancak duygularını kontrol edebilen bir kalple mümkündür. Yüce kitabımız da bu olgunluğa dikkat çekmektedir. (Âl-i İmrân 3/134)


Kur’an’da kötülüğe iyilikle karşılık vermek, kötülüklere iyilikle engel olmak bireysel ahlâkın zirvesidir, toplumsal barışı ve kalp yumuşamasını sağlar, affedicilik, sabır ve yumuşak huyluluk kavramlarıyla doğrudan bağlantılıdır, cennete giden yolda en büyük ahlâkî meziyetlerden biridir. (Ra’d 13/22)

Kötülüğe iyilikle karşılık verebilme yolunda; İlk adım, niyetin temizliğidir. Kişi, “Ben kötülüğe değil, Allah’ın emrine göre davranacağım” diye niyet eder. Bu niyet, kalpte bir denge kurar. Her olayda, “Allah şimdi beni sabırla mı, öfkeyle mi imtihan ediyor?” diye düşünmek, tepkileri kontrol etmeyi kolaylaştırır.

İkinci adım, küçük şeylerle alıştırma yapmaktır. Biri seni terslediğinde susmak, biri hakkını yediğinde beddua etmek yerine dua etmek, biri seni unuttuğunda senin onu hatırlaman… Bunlar kalbi büyütür. Her sabır, bir sonrakine güç kazandırır.

Üçüncü adım, Peygamber Efendimiz’in örnekliğini kalpte canlı tutmaktır. O, kendisini taşlayanlara bile iyilikle mukabelede bulundu onlar hakkında hidayetleri için dua etti. Çünkü biliyordu ki kötülük, ancak iyiliğin ışığıyla söner.

Onun ahlâkını hatırlamak, öfke ateşini söndüren bir su gibidir.


Dördüncü adım, dua ve tefekkürle nefsi yumuşatmaktır. Kalbe her gün şu dua fısıldanmalıdır: “Allah’ım, beni öfkesine hâkim olan, kötülüğe iyilikle karşılık veren kullarından eyle.”

Ve son olarak, günlük muhasebe yapmak gerekir. Her akşam insan kendine sormalıdır: “Bugün bana yapılan kötülüklere nasıl karşılık verdim? Gönlüm kırıldığında affedebildim mi?” Bu sorular, kalbin aynasını temizler. Zamanla insan şunu fark eder: affetmek acizlik değil, yüceliktir; kötülüğe iyilikle karşılık vermek yenilgi değil, zaferdir. Çünkü bu yol, Allah’a yaklaşmanın yoludur. İyilikle kötülüğe engel olmak asla bir zayıflık değildir; bilakis büyük bir güç emaresidir.

Çünkü kişi, öfkesine hâkim olduğu, nefsini dizginlediği anda gerçek kudretini gösterir. (Buhârî, Edeb, 76)


Kötülüğe iyilikle karşılık verme, toplumun temel yapı taşlarını koruyan bir mekanizma gibi çalışır. Toplumsal barışa katkısı sunar, insanlar öfkeyle, hırsla veya intikam duygusuyla hareket etmezse, küçük çatışmalar büyümez. Basit bir trafik tartışması bile, tarafların birbirine kin beslemeden, sakin ve iyilikle yaklaşmasıyla sokağa taşmaz, olaylar adli vakalara dönüşmez. Aile bağlarını güçlendirir, aile içindeki anlaşmazlıklarda kötülüğe kötülükle karşılık vermek yerine affetmek, anlamaya çalışmak ve uzlaşmak, ailelerin dağılmasını önler.

Ebeveynle çocuk arasında çatışma çıktığında öfkeyle bağırmak yerine sabırlı ve anlayışlı yaklaşmak, nesiller boyu güven duygusunu pekiştirir. Suç oranlarını azaltır. Kin, nefret ve öfke, toplumda şiddeti besleyen başlıca sebeplerdir.

İnsanlar kötülük karşısında iyilik ve sabır gösterirse, bireylerin şiddet veya suç eğilimi azalır. Dramatik olayların önlenmesi sağlanır. Cinayet, kavga, haksızlık gibi dramatik olayların çoğu kinin ve öfkenin tırmanmasıyla gerçekleşir. Kötülüğe iyilikle engel olmaya çalışmak, bu zinciri kırar. Küçük kırgınlıklar büyümeden çözülür. Toplumsal güven ve dayanışma ortamı oluşur. İnsanlar birbirine güven duyduğunda, toplumsal dayanışma güçlenir. Bu da ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda daha sağlıklı bir toplum demektir.


Muhammed Usame Okkalı Orta İlçe Vaizi

Bu haber 1785 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum