Hayâ Ve İffet

iffet ve haya, insanı kötülükten alıkoyan, nefsi arzulardan koruyan ve toplumsal saygıyı artıran en önemli manevi erdemlerdir.

Hayâ Ve İffet
17 Temmuz 2026 - 00:52 - Güncelleme: 17 Temmuz 2026 - 00:57
Hayâ Ve İffet

İslam ahlakının iki temel taşı olan iffet ve haya, insanı kötülükten alıkoyan, nefsi arzulardan koruyan ve toplumsal saygıyı artıran en önemli manevi erdemlerdir.

Bu değerler bireyin öz saygısını güçlendirir ve içsel huzuru sağlar.


İnsanı diğer yaratılan varlıklardan ayıran en önemli özellik iffet ve haya sahibi bir varlık olmasıdır. İslam dini de insan fıtratında var olan duygu ve eğilimleri terbiye ederek onları Allah’ın rızasına uygun hale getirmeyi amaçlar. Kişinin ve toplumun huzurlu bir hayat yaşamasını temin ederek hem dünya hem de ahiret saadeti sağlayacak ilke ve değerlerin başında iffet ve haya gelir.

Sözlükte; “Utanma, çekinme; tövbe, vazgeçiş” anlamlarına gelen hayâ kelimesi, ahlâk terimi olarak “Nefsin çirkin davranışlardan rahatsız olup onları terk etmesi” demektir. (Mustafa Çağrıcı, Hayâ, DİA, 16/554)

İffet ise sözlükte; “Haramdan uzak durmak, helâl ve güzel olmayan söz ve davranışlardan sakınmak” anlamında kullanılmaktadır. (Mustafa Çağrıcı, İffet, DİA, 21/506)

Rabbimiz, Yusuf suresinde Hz. Yusuf’un (a.s) şahsında (Yusuf,12/23), Hz. Musa (a.s.) ve Şuayb’ın (a.s.) kızları arasında vuku bulan iffet ve haya örneğini verir. (Kasas, 28/23) Ayrıca Hz. Meryem’in kavminin kendisine iftira atmaları üzerine onun iffet ve haya timsali olduğunu beyan eder. (Tahrim, 66/12)

Peygamber Efendimiz (s.a.s.), “Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.”

(İbn Hanbel, II, 381) buyurmuştur. İslam dininin özünün güzel ahlak, güzel ahlakın özünün de haya ve iffet olduğunu vurgulamıştır.


İmam Maverdi hayayı:

a) Allah’a karşı hayâ,b)İnsanlara karşı hayâ,

b) Kişinin kendine karşı hayâsı, olmak üzere üç kısma ayırmaktadır:

Bir başka hadisinde Peygamberimiz (s.a.v): “Çünkü hayâ, imandandır.” (Buhârî, Edeb, 77) buyurmuştur. Haya ve iman birlikteliğini net biçimde vurgulamıştır.

Maalesef günümüzde insanlar, hak yolundan giderek uzaklaşmakta; hayat tarzları, giyim-kuşam anlayışları ve mahremiyet algıları ciddi şekilde değişmektedir. Modern çağın bize dayattığı yaşam biçimi “özgürlük, bireysellik ve moda” gibi süslü kavramların arkasına sığınarak mahremiyetin sınırları yok sayılmakta, haya ve iffet duygusu zedelenmektedir. Oysa dinimiz İslam, her devirde ve asırda geçerliliğini koruyan ölçüler belirlemiş, insanı, kendine yakışan bir vakar ve edep üzere yaşamaya davet etmiştir.

Haya: Kelime anlamı itibarıyla "utanma, çekinme ve ar" demektir. Dini ve ahlaki bir terim olarak ise; kulun Allah'ın emir ve yasaklarına karşı sorumluluk bilinci taşıması, O'nun hoşnutsuz olacağı durumlardan kaçınmasıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) "Hayâ îmandandır" buyurarak bu duygunun ahlaki olgunluktaki merkezi rolünü vurgulamıştır.

İffet: Nefsin haramdan, süfli (aşağılık) arzulardan ve aşırı isteklerden uzak durmasıdır. İnsanın bedenine, aklına ve ruhuna karşı saygısını koruması, helal sınırlar içerisinde yaşaması anlamına gelir.

O halde geliniz; Bizler hem kendimizi hem de neslimizi bu yozlaşmadan koruyalım. Açıklığın değil örtünün, teşhirin değil mahremiyetin, utanmazlığın değil haya ve iffetin yüceltildiği bir toplum oluşturmaya çalışalım. Allah’ın emanet olarak verdiği evlatlarımıza ekranlardan, sosyal medyadan değil; Kur’an ve Sünnetten ahlaki değerlerimizi öğretelim.

Hazırlayan: Kazım Çendek İl Vaizi

Bu haber 2604 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum