Ramazan Ayı Ve Kuran
Mübarek Ramazan ayı, Müslümanlara Allah'ın emirleri karşısında sorumluluk bilincine yani takvaya erişme fırsatı sunar. Böylece toplumsal dayanışma ve paylaşma şuurunu aşılayarak, bir anlamda...devamını okuyunuz.
04 Mart 2026 - 09:16 - Güncelleme: 04 Mart 2026 - 09:26
Müftülüğümüz ADRB Vaizlerinden Ruhi İpek tarafından hazırlanan "Ramazan Ayı ve Kur'an" isimli makaledir.
Rahmet ve mağfiret ayı olan Ramazana “Kur’an ayı” da denilmektedir. Çünkü Allah’ın insanlığa son mesaj olarak gönderdiği Kur’an-ı Kerim Hz Peygambere (s.a.s bu ayda inmeye başlamıştır. Konuyla ilgili olarak Kur’an-ı Kerim’de şöyle bildirilmektedir:
“O (sayılı günler), doğruyu eğriden ayırma, gidilecek yolu bulma konusunda açıklamalar ve insanlara rehber olarak Kur’an’ın indirildiği ramazan ayıdır. Artık içinizden kim bu aya yetişirse onu oruçlu geçirsin. Kim de hasta veya yolcu olursa, başka günlerden sayısınca tutar. Allah sizin için kolaylık rtf5dx4rez Allah’ı tazimle anmanız için ve şükredesiniz diye (uygun hükümler gönderiyor).” (Bakara, 2/185)
Mübarek Ramazan ayı, Müslümanlara Allah'ın emirleri karşısında sorumluluk bilincine yani takvaya erişme fırsatı sunar. Böylece toplumsal dayanışma ve paylaşma şuurunu aşılayarak, bir anlamda “irade eğitimi” vermek suretiyle, müminlere kişilik kazandırır, “kâmil bir mümin” olmanın yollarını gösterir.
“Kur’an, Allah tarafından Cebrâil vasıtasıyla mahiyeti bilinmeyen bir şekilde son peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.s) indirilen, mushaflarda yazılan, tevâtürle nakledilen, okunmasıyla ibadet edilen, Fâtiha sûresiyle başlayıp Nâs sûresiyle biten, başkalarının benzerini getirmekten âciz kaldığı Arapça mûciz bir kelâmdır.”
Bu tarife göre Hz. Peygamber’e (s.a.s) indirilmeyen kitap ve sayfalara, Kur’an’ın tercümesine veya Kur’an’ın mânalarının Arapça olarak başka kelimelerle ifade edilmiş şekline, Hz. Osman’ın (r.a) mushaflarının hattına uymayan kıraatlere ve kutsî hadislere Kur’an denilemez (Şevkânî, s. 62) (Tdv İa, Kuran)
Kur’an’ın niçin indirildiği iyi bilinmelidir. Bu hususta Yüce Allah, “Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?”, (Kamer, 54/17, 22, 32, 40) “Bu, âyetlerini düşünsünler ve akıl sahipleri ibret alsın diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.” (Sâd, 38/29) buyurmaktadır. Kur’an’ın iniş ve okunuş amacı yanlış anlaşıldığında, ilâhî mesajdan yararlanmak neredeyse imkânsız hâle gelecektir. O, ne sadece güzel okunmak için, ne düşünsel polemiklere konu olmak için, ne toplumsal statü sağlama aracı olmak için ne de çıkar sağlamak için gelmiştir.
Hz. Peygamber (s.a.s) anne babaları ve çocuklarını da Kur’an’ı öğrenme ve onu hayatında gereğince tatbik etme hususunda teşvik etmiştir: “Kur’an-ı Kerim’i okuyan ve hükümleriyle amel edenin anne ve babasına kıyamet günü bir taç giydirilir. Bu tacın ışığı (güneşi evlerinizin içinde farz etseniz) dünya evlerindeki güneş ışığından daha güzeldir. O hâlde Kur’an’ı bizzat öğrenen hakkında ne düşünürsünüz?” ( Ebû Dâvûd, Tefrîu ebvâbi’l-vitr, 14)
Allah (c.c), en küçük bir iyiliği bile karşılıksız bırakmaz ve insanın dünyada en çok değer verdiği ilgilendiği şey olan Kur'ân'ı, ona sahip çıkarak samimi bir ilişki kurduğu ölçüde insana şefaatçi kılar. Bu şekilde kişinin belki de en çok ihtiyaç duyduğu anda sıkıntılarından kolayca kurtuluşuna vesile olur. Hz. Peygamber'in (s.a.s) bu konudaki öğütleri oldukça dikkat çekicidir.
"Kişi kabrinden kalkınca Kur'ân, o kimseyi, rengi değişmiş ve zayıflamış bir halde karşılar ve: 'Beni tanıyor musun?' der. O da: 'Hayır' cevabını verir. O zaman: 'Ben senin arkadaşın olan ve seni şiddetli sıcaklarda susuz, geceleri uykusuz bırakan Kur'ân'ım' der. Sonra o şahsa vakar tacı, anne-babasına da iki değerli elbise giydirilir. Anne-baba bunun sebebini sorunca, çocuklarının Kur'ân'la olan meşguliyeti gösterilir." (İbn Mace, "Edeb", 52: Darimî, Sünen, 2/451)
Diğer bir hadislerinde de Allah Resûlü (s.a.s) şöyle buyurmuşlardır: "Kur'ân okuyun! Zira Kur'ân, kıyamet günü okuyana şefaatçi olarak gelir." (Müslim, Müsafirûn, 252)
Yüce Yaratıcımız tarafından gönderilen Kur’an’ı Kerim, üzerinde okumamız, anlamamız ve düşünmemiz gereken önemli hayat kaynağımızdır. O, hem dünya hem de âhiret hayatımız için kurtuluşumuzun anahtarıdır. Dünya hayatımız için öğütler verirken, dertlerimize şifa, hemde hidayet ve rehber kaynağımızdır.
Yolumuz anacak ve ancak Kur’an’la aydınlığa kavuşur. İnsanlık için bir çözüm sunar ve en doğru yola yönlendirir. Kur'ân'ın okunduğu mekânda melekler bulunur ve orada huzur ve sükûnet hakim olur. Kur'ân'ın okunup anlaşılması, Allah katında insanlara üstünlük kazandırır. Kur'ân, kabirde bir nûr olur. Zorlukla öğrenip okuyan kişi için mükâfatı iki kat artırılır. Okunan her harf için en az on sevap verilir. Kur'ân'dan uzak kalanlar için dünyada sıkıntılı bir yaşam olduğu gibi Kur’an, ahirette onlardan şikâyetçi olacaktır. Rabbim yolumuzu Kur’an’ın aydınlığında yürüyüp hayatımızın her anını Kur’an’ın bizlere öğütlediği bir yaşantıda sürdürebilmeyi nasip eylesin.
Ruhi İpek (Vaiz)
Bu haber 586 defa okunmuştur.







FACEBOOK YORUMLAR