Akrabalık İlişkileri
Mustafa Çelik diyor ki, “Kan yoluyla bulaşan en tehlikeli hastalık Akrabalıktır!! İyiysen akraba, düşersen Akbaba olurlar…!! “Aynı soyadı taşımak sizi “biz” yapmaz, sadece mirasçı yapar. İnsana kan bağı değil, düştüğünde “can bağı” lazımdır. Gerisi sadece nüfus kayıtlarında bir kalabalıktır.
05 Ağustos 2026 - 22:01 - Güncelleme: 05 Ağustos 2026 - 22:41
Akraba, bir kimsenin kan bağıyla bağlı olduğu biyolojik yakınları anlamına gelir. Amca, hala, dayı, teyze ve bunların çocukları akrabaya en güzel örnektir. Toplum hayatında insanın ailesinden sonra en yakını, akrabasıdır.
Sosyal hayatta dikkat edilmesi gereken ilişkilerin başında akraba ilişkileri gelmektedir.
Akraba kan bağı, evlilik veya evlat edinme yoluyla birbirine bağlı kimseler arasındaki karşılıklı bağlar, yardımlaşma ve iletişim bütünüdür. Toplumda ve kültürümüzde büyük bir önem taşır.
İlişkileri Güçlendiren Kurallar: Ziyaret etmek, hal hatır sormak ve özel günlerde bir araya gelmek. Yardımlaşma, zor günlerde maddi ve manevi destek sağlamak. Saygı ve tatlı dilli olmalı, kırıcı sözlerden kaçınmak hoş görülü olmak.
Dikkat Edilmesi Gereken Sınırlar: Herkesin alanına ve kararlarına saygı duymak. Mesafe ayarı, Aşırı samimiyetten veya gereksiz karışmalardan kaçınmak. Beklentileri sıralamak, Her akrabadan aynı yakınlığı veya desteği beklememek.
Arapça’da “akrabalık” mânasına isim olarak kullanılan karâbe, kurbe veya kurbâ masdarlarıyla yapılan zü’l-karâbe, zü’l-kurbâ (çoğulu zevü’l-kurbâ) vb. terkipler de “akraba” mânasına gelmektedir. (Vecdi Akyüz, Akraba, DİA ,2/285-287)
Akrabalık arasındaki ilişkiler İslam literatüründe Sıla-i rahim; olarak ifade edilir. Akrabalık 3 (üç) şekilde oluşur. İnsanın kendi iradesiyle seçimde bulunamadığı Kan bağı, evlilik (sıhriyet) ya da süt (rada’) yoluyla oluşur. Miras, nafaka, evlilik yasakları, bakım, ikram ve ihsan gibi bir takım yükümlülükleri içerir.
Birinci derecedeki (kan bağı) akrabalarımız; Anne, baba, çocuklar ve kardeşler, dede, nine, amca, dayı, hala ve teyze gibi. Sıhriyet (hısımlar) yolu ile olan akrabalarımız; evlilik ile oluşurlar, kayınbaba, kayınvalide ve çocuları. Süt emme (ra’da) ile oluşan akrabalarımız; süt kardeşler ve çocuklarıdır.
Kur’an-ı Kerim de Rabbimiz: “Şüphesiz ki Allah adaletli davranmayı, iyilik yapmayı ve akrabayı görüp gözetmeyi emreder. Her türlü hayasızlığı, kötülüğü ve azgınlığı yasaklar. Düşünüp ders alasınız diye size öğüt verir.” (Nahl, 16/90) buyurmuştur.
Hadis-i şerifte de Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa, misafirine ikramda bulunsun. Kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa, akraba ile irtibatını sürdürsün...” (Buhârî, Edeb, 85)
Akarabalarımıza karşı bazı sorumlulujklarımız vardır. İyilik yapmalıyız, kalbimizde sevgi beslemeliyiz, iyi ve kötü günde yanlarında olarak sevinç ve kederlerini paylaşmalıyız, selamı sabahı kesmemeliyiz, ilgi ve alakamızı daima göstermeliyiz, ara sıra ziyaret ederek aramızdaki irtibatı koparmamalıyız, aramızda hediyeşerek akrabalık bağlarımızı güçlü kılmalıyız, dualarımızda onlara da yer vererek, haklarında hayır talep etmeliyiz.
Sıla-i Rahim Kur’an-ı Kerim’de Yüce Rabbimizin bir emri olduğu için (İsra,17/26) Peygamber Efendimiz (s.a.v) hadis-i şeriflerinde akrabalık hakları üzerinde durmuş, hayatı boyunca kendisi sıla-i rahimi asla terk etmemiştir. Akraba ile olan ilişkilerimiz Rahman’ın rahmet kapılarının açılmasına (Müsned, 1,190), dualarımızın kabul olmasına (Buhârî, el-Edebü'l-müfred, s. 61), Cennete girme, cehennemden kurtuluş vesilesidir. (Tirmizi, Sıfatü’l-kıyame, 42; Buhari, Edeb, 11)
Üzülerek ifade edelim ki, günümüzde toplumumuzda kaybolmaya yüz tutan değerlerimiz arasında sıla-i rahimi de görmekteyiz. Akrabalık ilişkileri son derece zayıflamış yeni yetişen neslimiz hısım-akrabasını tanımaz hale gelmiştir. Aramızda oluşan küçük şeylere takılmadan, sosyal, ekonomik ve kültürel sorunlar bir kenara bırakılarak bu dini ve toplumsal vecibe olan akrabalık ilişkilerimiz ihmal edilmemelidir. Rabbim akrabalık bağlarını gözeterek bir hayat yaşamayı bizlere nasip etsin.
Akrabalık bağında öncelik, ana-babaya aittir. Bu sebeple Rabb’imizin emri ve Sevgili Peygamberimiz’in tavsiyeleri olan ana-babaya iyilik, en temel davranış şeklimiz olmalıdır. Çünkü ana-babaya itaat farz, onlara isyan ise büyük günahlar arasında zikredilmiştir. Akrabayı koruyup gözetmek, arada bulunan sıla-i rahim dinin temel esaslarındandır. Cennete girebilmenin ve cehennemden kurtulmanın yollarından biridir. Akraba ne kadar uzak olursa olsun bu güzel ve anlamlı bağı korumalı ve akrabalarımıza karşı iyi davranmalıyız. Yüce Allah (c.c.), sevdiklerimizle beraber güzel bir hayat geçirmemizi, akrabalık bağlarımızı koparmamayı, birbirimizle olan güzel ilişkileri kesmemeyi, sadece törenlerde değil diğer zamanlarda da bir araya gelmeyi bizlere ihsan etsin. Âmin...
Kazım Çendek Vaiz
***************
Kazım Çendek Hocamızın konu ile alakalı makalesine şahsım adına yorumda bulunma gereği hissederek değerli Kamuoyundan özür dileyerek, aflarına sığınarak yaşadığım bir örneği de buradan paylaşmak istedim.
Mustafa Çelik diyor ki, “Kan yoluyla bulaşan en tehlikeli hastalık Akrabalıktır!!
İyiysen akraba, düşersen Akbaba olurlar…!! “Aynı soyadı taşımak sizi “biz” yapmaz, sadece mirasçı yapar. İnsana kan bağı değil, düştüğünde “can bağı” lazımdır. Gerisi sadece nüfus kayıtlarında bir kalabalıktır. Akrabalar arasında zorunlu bir sevgi bağı vardır. Oysa sevginin önce hak edilmesi gerekir. İşte bu yüzden akrabalar arasındaki sevgi samimiyetsiz ve iğrençtir.”
Normalde tercih etmeyeceğimiz ne çok insana, sırf akrabamız diye tahammül ettik. Fikrini sormayacağımız ne çok insanın eleştirisini ciddiye aldık. Saygıda kusur etmemek adına, o konumu hak etmeyen ne çok kişiye sessiz kaldık. Ama, hata yapmışım. Annesinin cenazesine gelmeyen bir kız evladı ile kayınvalidesinin cenazesine gelmeyen bir damatı gözünüzün önüne getirerek ne yapmamız gerektiğini iyi düşünün. Anne-baba öldükten sonra mal ayrımı için kardeşi izaleyi şuuya, mahkemeye veren ş.... bir evlat ve aç gözlü ş... bir damadı gözünüzünün önüne getirin. Çünkü bunlar ailede zehirli birer yılanlardır. Bunlardan ne aile olur, nede akraba olur vesselam.
Ne yazık ki akrabalık gibi güçlü bağlar, bazen mutsuzluğumuzu bağlar. Diğer ilişkilerde de olabiliyor.
Büyüklük yapmayıp büyüklük statüsünü meşgul edenler, Saygın olmadan saygıyı isteyenler, ilişkiye değer katmadan değer görmek isteyenler gibi.
Zamanla anlıyorsun. Olgunlaşıyorsun, Gelişip değişiyorsun ve kendini yolunu çiziyorsun.
Ne kadar doğru bir tespit. Sevginin önce hakedilmesi gerekir, yıllarca akraba diye hiç haketmeyen kişileri sevip saygı gösterdik. Gereksiz samimiyet gereksiz iyilik ve yapmacık tavırlar ve en kötüsü de zorunda olmak. Hiç gerek yoktu bütün bunlara. İnsan yaş alınca daha çok anlıyor bunu.
Bu haber 753 defa okunmuştur.







FACEBOOK YORUMLAR