Kurban İbadeti ve Vekâletle Kurban
Kişi kurbanını bizzat kesebileceği gibi, vekil tayin etmek suretiyle başkasına da kestirebilir.
20 Mayıs 2026 - 08:31 - Güncelleme: 20 Mayıs 2026 - 08:48
Kurban, Allah’a yakınlık sağlamak ve O’nun rızasına ermek için ibadet maksadıyla, belirli şartları taşıyan hayvanı usulüne uygun olarak kesmeyi ve bu amaçla kesilen hayvanı ifade eder. Kurban, İslam dinindeki başlıca ibadetlerden biri olup İslam ümmetinin şiarlarındandır. Peygamberimiz (s.a.s.) meşru kılınmasından itibaren vefat edinceye kadar her yıl kurban kesmiş (Tirmizi, Edâhi, 11) ve Kurban Bayramı’nda Allah katında en sevimli ibadetin kurban kesmek olduğunu, kurbanın kesilir kesilmez Allah katında makbul olacağını ve kurban edilen hayvanın boynuzu, tırnağı da dâhil olmak üzere her bir parçasının kişinin hayır hanesine yazılacağını ifade ederek müminleri kurban kesmeye teşvik etmiştir. (Tirmizi, Edâhi, 1)
Kurban ibadetinin özü Hakk’a yakın olmaktır. Gücü yeten müminler, Allah’ın rızasını kazanmak gayesiyle kurbanlarını keserek hem Allah’ın rızasını kazanmakta hem de maddi durumlarının yetersiz olması sebebiyle kurban kesemeyenlere yardımda bulunmaktadırlar. Kurban kesmenin temel amacının rıza-i ilahiye ulaşmak olduğunu Yüce Rabbimiz ayeti kerime’de şöyle vurgulamıştır: “Onların ne etleri Allah’a ulaşır ne de kanları; O’na ulaşacak olan sadece sizin takvanızdır.” (Hac, 22/37)
Kurban kesimi bir ibadet olduğuna göre bu konuda uyulması gereken bazı kurallar da söz konusudur. Bunlara uyulmadığı takdirde ibadet; bazı durumlarda geçersiz bazı durumlarda ise eksik olabilmektedir. Bunun dışında toplumumuzda kurban ile ilgili doğru bilinen bazı yanlışlar da söz konusudur.
Kurban İbadetiyle İlgili Doğru Bilinen Bazı Yanlışlar
1.Kurban ibadetinin yerine getirilmesi için, gerekli şartları taşıyan bir hayvanın usulüne uygun olarak kesilmesi şarttır. Kesim gerçekleşmeksizin yalnızca bağışta bulunmak veya sadaka vermekle kurban ibadeti yerine geçmez. Bu bağlamda “kesimsiz kurban bağışı” vb. adlar altında yapılan bağışların hiçbir dini dayanağı bulunmamakta olup söz konusu bağışlar kurban sayılmaz. Dolayısıyla toplumumuzdaki kurban anlayışını zedeleyecek bu tür uygulamalara itibar edilmemelidir.
2.Bir kurban hissesi yalnızca bir kişi içindir. İmkânı olmayan birden fazla kişinin, tek kişilik bir hisseye ortak olabileceği anlayışı dinen doğru değildir. Aynı hisseye birden fazla kişinin ortak olması halinde kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz.
3.İnsanların bir araya gelerek topluca Hz. Peygamber (s.a.v) adına bir kurban hissesine girmeleri şeklinde bir uygulama dinimizde mevcut değildir. Dolayısıyla dinî duyguların istismarına yönelik bu tür uygulamalardan uzak durulmalıdır.
4.Dinimizde kabir kurbanı veya ölü kurbanı adıyla bir kurban türü bulunmamaktadır. Ölenin vasiyeti yoksa onun adına udhiyye kurbanı kesilmesi gerekmez.
5.Kurban kanının, alna veya araba gibi eşyalara sürülmesi inancı doğru değildir.
6.Kurban kesim işlemini kadınların yapamayacağı anlayışı doğru değildir. Kesme becerisine sahip olan kişi, erkek olsun kadın olsun, kurban kesimini gerçekleştirebilir.
7.Büyükbaş bir kurbanlığın hissedar sayısının mutlaka 3, 5, 7 gibi tekli sayılarda olması gerektiği anlayışı doğru değildir. Bir büyükbaş hayvana yedi kişi ortak olabildiği gibi altı kişi de ortak olabilir. Önemli olan her birinin hissesinin yedide birden az olmamasıdır.
8.Kurbanlık hayvanın gerekli yaşını tamamladığı halde henüz kapak atmamış (sığır cinsi hayvanlarda ön kesici süt dişlerinin dökülüp kalıcı ön kesici dişleri çıkmamış) ise kurban edilemeyeceği şeklindeki anlayış doğru değildir. Yaşının tam olarak tespit edilemediği durumlarda ise kapak atmak gibi alametlere itibar edilebilir.
9.Kurbanlık hayvana ortak olanların bazılarının adak veya akika niyetiyle kurbana iştirak etmesinin kurbana engel olduğu şeklindeki anlayış hatalıdır. Ortakların her birinin niyetinin Allah rızası için kurban kesmek olması, kurbanın geçerli olması için yeterlidir.
Kişi kurbanını bizzat kesebileceği gibi, vekil tayin etmek suretiyle başkasına da kestirebilir. (Muvatta’, Hac, 59) Nitekim Allah Resulü de (s.a.v), Hicret’in dokuzuncu senesinde kurbanlık develerini hac emiri olarak tayin ettiği en yakın dostu olan Hz. Ebû Bekir’le (r.a.) Mekke’ye göndermişti. (Buhârî, Hac, 109) Yine Hz. Ali (r.a.), Peygamberimiz’in (s.a.v) yaptığı vasiyet gereği onun adına iki koç kesmişti. (Ebû Dâvûd, Dahâyâ, 1, 2)
Diyanet İşleri Başkanlığımız, Sevgili Peygamberimiz’ in (s.a.v) “Hayra sebep olan o hayrı işlemiş gibidir” (Tirmizî, İlim, 14) buyruğuyla hareket ederek her yıl olduğu gibi bu sene de vekâleten kurban kesim organizasyonu düzenlenmektedir.
Kurbanlarını Türkiye Diyanet Vakfı aracılığıyla kestirmek isteyen kardeşlerimiz; Müftülüklerimiz, din görevlilerimiz veya TDV internet sitesi aracılığıyla online bağış olarak bu kampanyaya katılabilirler.
Not: Makale içeriği DİB Din İşleri Yüksek Kurulu fetvalarından hazırlanmıştır.
Yusuf AYDOĞAN Adrb Vaizi
Bu haber 298 defa okunmuştur.







FACEBOOK YORUMLAR