Sağlık Köşesi

Sağlık Köşesi

Sağlık Köşesi

Covid19 Döneminde KOAH!

20 Mart 2021 - 18:50

Çankırı Özel Karatekin Hastanesi Covid19 Döneminde KOAH!

Halk dilinde "kronik bronşit", "müzmin bronşit" gibi adlarla bilinen KOAH, akciğerlerdeki hava yollarının daralmasına bağlı olarak soluk alıp verme sırasında hava akımının kısıtlanması ile nitelenen ilerleyici süreğen (kronik) bir akciğer hastalığıdır.

Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı kelimelerinin baş harfleri ile adlandırılan KOAH hastalığı, akciğerlerde bulunan ve bronşiol adı verilen hava keseciklerinin tıkanması sonucu gelişen kronik bir hastalıktır.

Nefes alma ile birlikte akciğerlere dolan temiz hava, bronşioller tarafından emilir ve temiz hava içerisinde yer alan oksijen, kan ile dokulara ulaştırılır.

KOAH hastalığı oluştuğunda, bronşioller tıkanarak, yer yer harap olarak akciğer kapasitesinin büyük oranda azalmasına neden olur. Bu durumda alınan temiz hava akciğerlerden yeteri kadar emilemez, dolayısıyla kan ile dokulara yeterli oksijen iletimi sağlanamaz.

Özellikle son dönemde hayatımıza giren Covid19 salgını ile KOAH hastaları için süreç daha da zorlaşmıştır. Covid 19 hastalığının kuluçka ve belirti verme süresi uzun olduğu için COVID-19’a bağlı gelişen viral pnömoni (zatürre) genellikle fark edilmeden baş göstermektedir. Birçok belirtisi-bulgusu, KOAH şikayetleri ile karışabilmektedir. Her iki hastalık balgamlı öksürük, nefes darlığı ve halsizlik semptomları ile görülmektedir.

Yaşları, ek hastalık öyküleri ve akciğerleri zayıf olduğundan, Covid19 salgını sürecinde en yüksek riski KOAH hastaları taşımaktadır. Zamanında fark edilemeyen koronavirüs pnömonisi aynı şekilde KOAH’lı hastanın akciğer fonksiyonunu ciddi şekilde bozabilir. Bu hastalığın daha ciddi seyretmesine yol açacaktır.

Bu sebepten KOAH hastaları kendi sağlıklarına daha çok dikkat etmelilerdir.” diyen Göğüs Hastalıkları Uzmanı Ali Özkurt, KOAH hastalığının öneminin altını çizerek anlattı.

“KOAH’da en sık görülen yakınmalar;

Nefes darlığı, Öksürük ve Balgam çıkarmadır.” dır.

KOAH'ın tanısı, basit ve ağrısız bir test olan “nefes ölçüm testi” ile kolayca konabilmektedir. KOAH’ın erken tanısı ise, hastalığa bağlı sakatlık ve ölüm oranlarını azaltmaktadır. Bu nedenle, 40 yaş üstü, sigara içmiş ya da içmekte olan ve/veya meslek icabı ya da çevresel ortam gereği tozlu ortamlarda bulunan kişilerde müzmin seyirli öksürük, balgam ve nefes darlığı yakınmalarından en az birinin bulunması halinde kişinin bir Göğüs Hastalıkları hekimine muayene olup, ”nefes ölçüm testini” yaptırması gerekmektedir.

KOAH'lı bireylerin yeteri kadar oksijen üretememeleri nedeniyle, zaman içinde tüm organlar olumsuz etkilenmeye başlar. "KOAH'ta olay sadece akciğerler ile sınırlı değildir. Akciğerlerdeki mikrobik olmayan müzmin iltihaplanma ve yetersiz oksijen üretimi nedeniyle başta kaslar (kol, bacak ve solunum kasları), kalp, beyin hücreleri ve kemik gibi vücudun en aktif organlarında da yorgunluk ve hasarlanma oluşmaya başlar.

KOAH gelişiminde, tüm dünyada en yaygın görülen risk faktörü sigara dumanıdır. Sigara içenler, içmeyenlere göre, daha fazla solunumsal şikayetlere, daha fazla solunum fonksiyon kaybına ve daha yüksek KOAH ölüm oranlarına sahiptirler. Diğer tip tütün kullanımı (pipo, puro, nargile vb.) ve çevresel tütün dumanı da KOAH gelişimine katkıda bulunmaktadır.

Sigara içen kişiler öksürük ve balgamı kanıksarlar bu nedenle doktora başvurmazlar. Nefes darlığı nedeniyle fiziki aktivitede azalma ortaya çıkar.

Eforda nefes darlığı çeken kişi, yol yürümek istemez, günlük işlerini azaltır, markete gitmeye çekinir ve zamanla evden çıkmamayı tercih eder hale gelir. Bu şekilde giderek artan fiziksel aktivite azalması, hastanın yaşam kalitesini bozarak hastalığın ilerlemesine neden olur, sakatlık ve ölüme yol açar.

Öksürük ve balgam çıkarmada, karakter değişimi uyarıcı olmalıdır. Yani her zamankinden fazla miktarda balgam(beyaz da olsa) çıkarma yada balgamın renginin yeşil-sarıya dönmesi önemli bulgulardandır.

KOAH gelişiminde genetik risk faktörlerinin rolü ise henüz çok iyi aydınlatılamamış olmasına rağmen, sağlıkta eşitsizlik, özellikle biyomas (odun, tezek, kök benzeri yakıt) kullanımına ikincil iç ortam hava kirliliği ve tozlu-dumanlı işyerlerinde çalışmanın en önemli çevresel risk faktörleri olduğu bilinmektedir.

Hastalığın ileri dönemlerinde kanda ve organlarda oksijen miktarı önemli oranda azalacağı için çok daha fazla rahatsızlıklar ortaya çıkar.

Bunlardan bazıları;

* Bol terleme,
* Dilde, dudaklarda, parmak uçlarında morarma,
* Şiddetli baş ağrısı,
* Çarpıntı,
* Gündüzleri uyuklama, geceleri uykusuzluk,
* Zihinsel faaliyetlerde azalma (unutkanlık, dikkatsizlik),
* Aşırı sinirlilik,
*  Şiddetli halsizlik, yorgunluk,
* Zayıflama,

*  Cinsel güçte azalma,
* Mide rahatsızlıkları, karında şişkinlik ve hazımsızlık,
* Kabızlık,
* Ellerde ve ayaklarda uyuşma, karıncalanma, yanma hissi,
* Ellerde titremedir.


KOAH ilerleyici bir hastalık olmasına rağmen önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır. KOAH’lı bir hastanın yapması gereken ilk iş sigarayı bırakmak amacıyla hekime başvurmasıdır. Sigara bağımlılığı tedavi edilebilen bir hastalıktır. Bunun dışında, diğer zararlı toz ve dumandan uzak durulması, grip ve zatürre aşılarının yapılması ve nefes yoluyla alınan ilaç tedavisinin yanı sıra fiziksel aktivitenin önerilmesi ve uygulanmasının sağlanması; hem hastalık gelişimi, hem hastalığın ilerlemesi ve kötü sonuçlarının önlenmesinde önemli bir adımdır.

Yeterli bir fiziksel aktivite için ağır egzersizlere gerek yoktur, haftanın çoğu günleri yapılan orta yoğunluktaki fiziksel aktivite yeterlidir. Herkesin yapabileceği bir aktivite olan yürüyüş, düzenli fiziksel aktivitenin sağladığı tüm yararları sağlayabilmektedir.

Yirmi yıl boyunca izlenen KOAH’lı olgularda haftada iki saat ve daha fazla yürüyüş yapan hastalarda hem KOAH nedeniyle hastaneye başvurularda hem de bu hastalık nedeniyle ortaya çıkan ölüm oranlarında %30-40 azalma saptanmıştır. Bu nedenle, hem bu hastalığın önlenmesi hem de ilerlemesinin engellenmesinde, fiziksel aktivitenin arttırılması gerekmektedir.

Son yıllarda önemi giderek vurgulanmaya başlanan ‘fiziksel aktivitede azalma, hareketsizlik’ de artık bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir.

Günümüzde tüm dünyada 3. ölüm nedeni haline gelen KOAH, tüm ölümlerin de %5.5’inden sorumludur. Türkiye’de solunum sistemi hastalıkları en sık görülen 3. ölüm nedenidir ve bu ölümlerin %61.5’i KOAH nedeniyledir.

Toplumun KOAH konusunda yeterli bilgiye sahip olmaması, hastalığın erken tanısını ve etkin tedavisini özellikle pandemi sürecinde daha çok güçleştirmektedir. Sağlığınızı ihmal etmeyin, geçirdiğimiz bu dönem zorlayıcı olsa da, erken tanılar yüksek oranda hayat kurtarmaktadır.” diyerek cümlelerine son verdi.



Bu yazı 2802 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum