Kardeş kazığı, en derin izi en yakın yerden bırakır. Paranın köpeği olan (…) insanlardan ne arkadaş, ne dost, ne akraba, nede kardeş olur.
Babanın, ananın malı, parası için birbirine giren evlat çok. Ama; Babaya, anaya bakmak için birbirine giren evlat yok. Onurlu, gururlu, namuslu, dik duruşlu bir dünyada yaşamak varken; bana yöneltilebilecek en çirkin suçlama olur, bunu reddediyorum. İnsanlara aynı iyiliği düzenli olarak yapınca, artık senin görevin zannediyorlar.. Muazzam bir nankörlük çeşidi.
Yüce kitabımız Kur'an'da "Her nefis ölümü tadacaktır" emriyle haber verilen emr-i ilahînin tecellisiyle, merhumlar, merhumeler, dostlarımız kalp krizi, çoklu organ yetmezliği, bazı hastalıklar nedeniyle hayatlarını kaybetti, kaybetmeye de devam ediyor.
Hakka yürüyen insanlarımızın vefat haberleri başta aile yakınları, sevenleri, eş, dost ve tüm insanlar tarafından büyük üzüntü ile karşılanıyor. Aramızdan ayrılan Merhumlara, Merhumelere Cenab-ı Allah'tan rahmet, kederli ailelerine baş sağlığı diliyoruz. Rabbim safi ismiyle muamele eylesin, rabbim geride kalanlarına sabır İhsan eylesin, hepsinin de mekânları cennet olsun, gül bahçeleri ile dolsun. İnşallah. Amin. Amin. Amin.
Herkes beni babama benzetir, haklılar sanırım. Babamda her yükün altından tek başına çıkan, kimseye minnet etmeyen, etrafındaki insanlar için çabalayan, herkesin iyiliğini isteyip kendini ihmal edip unutan, kendi malından parasından verip; ihtiyacı olduğunda etrafında kimseyi bulamayan, her defasında kendiyle kalan ve ne yaparsa yapsın kimseye yaranamayan, (sözüm anamın, babamın kendi damadına, kızına, kızının çocuklarına) Ama benim babam ailesine babalık yapıp adam gibi adamdı. İyiki benim babam, anam oldunuz Hacı Satılmış & Hacı (Bayan) Yaşar Çelik. Allah sizden razı olsun. Kızınızın, Damadınızın da Allah belasını versin, olmaz olsunlar. Günü günlerinden kötü gelsin, el kapılarına muhtaç olsunlar. Gün yüzü görmesinler. Bayramları, düğünleri zehir olsun. Üzerlerindeki hakkım hukukum haram olsun.
Sizlerin Mekanı Cennet olsun babam, anam. Sizler şimdi hayatta olsaydınız yetim kalmazdım; baş belaları kızınız ve damadınız ile p…. uğraşmazdım.
Annem evimde artık bizimle birlikte yaşarken, temelli olarak yatağa bağlı olarak yerleşti. Hiçbir şey planlı değildi. Hepsi Cenab-ı Allah’tan geldi. Maddi ve manevi tüm imkanları onun için seferber ettim. Hiç bir şeklide üf be tüh be demedim, dedirtmedim.
Annem kendi kafasına göre kararını vermişti. Babamı kaybettikten sonra (26 yıl önce) dir bizimle yaşıyor. Ve ben, onun daha önce hiç görmediğim bir halini yeniden keşfediyorum. Zaman sanki yavaş yavaş ona yetişmiş gibi...
Küçük bir kız çocuğu gibi artık. Çok hassas, adımları tereddütlü, koridorda yavaşça ilerliyor; sanki görünmeyen engelleri aşmaya çalışıyor. Ş… kızının, damadının düştükleri hallerine gülümsüyor, kendi kendine konuşuyor gibi, bazen hayali sohbetler dinliyor ve her gün bana "mesajlarını" eski günlerini anlatıyor.
Yanında ayrı bir kanepede de ben yatıp kalkıyordum, onu yalnız bırakamıyorduk.
Her gün odasına bıraktığım küçük bir çikolata parçasını, kuruyemişlerini, içeceklerini bazen kendisinin elleriyle aldığını fark ediyorum. İki eliyle tuttuğu, biri hafifçe titreyen çay bardağını yudumlarken o çikolatayı yavaş yavaş, tadını çıkararak yiyor. Sık sık parmağındaki yüzüğünü kontrol ediyor; kaybedecem diye ödü kopuyor. O küçük yüzük onun için bir hazineye dönüşmüş durumdaydı. Çünkü o yüzük 1970 yıllardan babamdan anneme mekke, medine’den getirdiği hakık yüzük dünyalar güzeli büyük bir hediyeydi. Onu çok sever kimseye de vermezdi.
Birden fark ettim... O yüzük parmaklarından çıkıçıkıveriyordu. Artık ne kadar zayıfladığını, yaşlandığını görebiliyorudum. Güçlü olmaya çalışmayı bırakmış, anlayacağınız kimseye yük olmama adına kendini bırakmış, rahatlamış. Tüm hayatını, en ufak ayrıntısına kadar bana emanet etmiş. Şu anda onun için en önemli şey benim varlığımdı. Eve döndüğümde rahatladığını hissediyorum; bu neredeyse gözle görülebilir bir şey. O yüzden mümkün olduğunca uzun süre ondan uzak kalmamaya çalışıyordum. Yılarca öylede yaptım. Yanında olduğum her an mutlu oluyordu, seviniyordu. Bizde mutlu oluyorduk.
Tıpkı çocuklarım küçücükken yaptığım gibi her gün istediği ve doktorların yiyip içebilir dedikleri çorbaları pişiriyorum, eşimde yemekleri yapıyordu. Sevine sevine yiyip içiyordu. Masanın üzerinde her zaman bir kase dolusu bisküvi, kek, yoğurt vb yiyecekler oluyor. Ve her gün, yıllarca dimdik duran o bağımsız kadına karşı içimde tarifsiz bir sevgi duyuyorum. Beni dünyaya getirdiği günden itibaren 64 yıldır iç içe beraberdik ama; Babam öldükten sonra 26 yıl boyunca yalnız yaşamak istedi. Kendi kendine bir hayat kurmaya çalışırım, evim barkım var dese de isteklerini hep ret eder, kabul etmezdim, talep ve isteklerini yerine getirmeyerek yanı başımdan hiç ayırmadım, böyle devam anneciğim derdim.
Ama şimdi... Yaşlılık bambaşka bir şeye dönüştü.
Annem 83 yaşında ve artık benim bebeğim oldu. Tek dileğim, onun yolunu mümkün olduğunca yumuşak, sakin ve sevgi dolu kılmak: sıcaklık, ilgi, alaka ile bisküviler, kahveler, kullandığı ilaçlar, üzerine severek giydiği kıyafetler ve sade anlarla. Onun için artık başka hiçbir şeyin önemi yoktu. Her şeyden razıydı. Allah’ımızdan da razıydı.
Yanında olma, mutlu bir yaşlılık yaşamasına eşlik etme ve bu süreçte asla pişman olmayacağımı bilme fırsatına sahip olduğum için sonsuz minnettarım. Her zaman yanımda olduğun için teşekkür ederim anne. Lütfen, mümkün olduğunca uzun süre benimle kal dedim ve hayata gözlerini kapatasıya kadar beraber yaşadık ve istediğimiz gibi de oldu. Yani anlayacağınız vicdansız kızı, damadı ve onun yaratıklarına muhtaç etmedim, o neyü belirsizlerin hainlerin ellerine düşürmedim.
Çok duygulandım. Keşke Annem Babam yaşasaydı da yine bebekler gibi onlara baksaydım. Mekanlarınız Cennet olsun canımın içi Can tanelerim..
Kardeşten Yenilen Kazık Unutulmaz!
Geçmiş yıllarda sobalı evimizde kömür gazından zehirlenip, tedavilerimizin devam ettiği günlerde, "Daha ölmemişler diyen, Annesinin cenazesine gelmeyen zavallı şerefsizler benim kardeşimde olamaz, eniştemizde olamaz, hiç bir şeyim de olamazlar... Kendilerini her konuda ret ettiğim gibi; bu günde söylüyorum her an enselerinde serseri bir mayın gibi patlamaya hazır olduğunu belirtmek isterim.
İnsanlar düzlüğe çıkınca sizinle çıktıkları yokuşu unuturlar. Nankörlük bir durum değildir Bir Huydur..!
Ne zaman ki iki kardeşin arasına mal, para mevzuları girer, o zaman kardeşlik mardeşlik kalmaz.
Kendisinin, kocasının ve çocuklarının canı yok olsun, suratına dahi tükürmeyeceğim, en nefret ettiğim insan evladı modelini ailemize katmış olmasıdır. Sesini duyunca haç görmüş vampire döndüğüm bir model evimize girip çıkar olmuş. Pirinç tanesi beyniyle espri yapıp, gülerek bir şeyler zırvaladığı zaman, gülmek zorunda kaldığım o anlardan birinde kendimi tutamayıp ağzından içeri kolumu sokup söktüğüm bağırsaklarını boynuna dolayıp boğarak öldüreceğim. Bu attığı kazıkla üzülmeyi de hak ediyor gerçi de abi yüreği işte. Yarına bırakırım ama, kafalarına iyi yazsınlar yanlarına bırakmam.
"Düşmanın attığı ok bir şekilde bulunur da, kardeşin vurduğu hançer yürekte unutulmaz. Aynı kandan olmak yetmiyor insan olmaya; kan bağı olanların bazen vicdan bağı kopuk oluyor. En büyük darbeler en güvendiklerinden gelir. Düşman yabancıydı, kardeşim dediğim ciğerimden vurdu."
Makalenin devamını başka kardeşlere kötü örnek olmamak için burada kesiyorum. Diyeceğim o ki; bazı insanlar bu konuda bir birine sorarlar: Düşmanın var mı yoktur. Kardeşin var mı var derler. İşte en büyük düşman kardeştir derler. Ben bu düşmanlığı yaşadım sizler yaşamayın değerli okurlar, kıymetli takipçilerim.
Evinde kedi, köpek besleyip te Anne, Babalarını Huzur Evine bırakanlara yuh; Anne Babalarına iyi bir evlatlık eden kişi veya kişilere de Selam olsun. Kusurm varsa af ola. Vesselam. M.Ç.

FACEBOOK YORUMLAR