Sümeyra Türk

Sümeyra Türk


Çankırı'nın Gizli Hazinesi - Halil Hâlid Bey'i Tanıma Zamanı

06 Temmuz 2025 - 14:18 - Güncelleme: 06 Temmuz 2025 - 14:24

Çankırı’nın Gizli Hazinesi - Halil Hâlid Bey’i Tanıma Zamanı

Sümeyra Türk / Ankara Kulisi

Sevgili Çankırılılar,

Bugün, köşemizde memleketimizin yetiştirdiği, ancak ne yazık ki yeterince tanınmayan bir dâhiyi, Halil Hâlid Bey’i anlatarak Çankırı’nın gurur dolu tarihine bir selam göndermek istiyorum. Çankırı, doğal güzellikleriyle olduğu kadar, yetiştirdiği fikir insanları, cesur kalemler ve entelektüel mirasıyla da her zaman dikkat çekmiştir. Ancak Halil Hâlid Bey, bu mirasın en parlak yıldızlarından biri olmasına rağmen, ne Çankırılılar ne de Türkiye’deki birçok entelektüel tarafından hak ettiği ölçüde bilinmektedir. Onun hikâyesi, sadece Çankırı için değil, tüm Türkiye için ilham verici bir örnek teşkil ediyor. Gelin, bu Çankırılı gencin, Londra’nın sisli sokaklarından dünya sahnesine uzanan yolculuğunu ve popüler kültürdeki yansımasını birlikte keşfedelim.

Halil Hâlid Bey Kimdir?

Halil Hâlid Bey, Orta Asya’dan Çankırı’ya göç eden bir ailenin çocuğu olarak 1869’da Ankara’da doğdu. Kökleri, Çankırı’nın Çerkeş ilçesine uzanan Çerkeşşeyhizâde ailesine ve Halvetî Şeyhi Çerkeşî Mustafa Efendi’nin torunlarına dayanır. Dedesi Osman Vehbi Efendi, Çerkeşî Mustafa Efendi’nin isteği üzerine Ankara’ya yerleşmiş ve burada medrese eğitimi almıştır.

Ankara’nın tanınmış uleması arasına giren Osman Vehbi Efendi, II. Mahmud döneminde bir merasimde padişahın iltifatına mazhar olmuş ve ders verdiği medresenin arazileri kendisine bağışlanmıştır. Ancak Halil Hâlid, dokuz yaşında babasını kaybettikten sonra, dönemin Anadolu Kazaskeri olan amcası Ebuzziya Mehmed Tevfik Efendi’nin yanına sığınarak zorlu bir çocukluk geçirdi. Bu zorluklara rağmen azmi ve bilgiye olan tutkusuyla kendini yetiştirdi. İstanbul’da Mekteb-i Hukuk’u bitirdikten sonra, 1894’te İngiltere’ye uzanan cesur bir yolculuğa çıktı.

Bu yolculuk, onun hayatını ve düşünce dünyasını kökten değiştirdi. Oryantalizme

Karşı Bir Çankırılı Halil Hâlid,


İngiltere’de Cambridge Üniversitesi’nde Türkçe dersleri veren ilk Osmanlı vatandaşı oldu. Bu, sadece bir akademik başarı değil, aynı zamanda Osmanlı’yı ve Türk kültürünü Batı’nın merkezinde temsil etme cesaretinin bir göstergesiydi.

Onun yazdığı The Diary of a Turk (1903) adlı İngilizce anı kitabı, Batı’nın Doğu’yu egzotik ve geri bir dünya olarak gören önyargılı bakış açısına adeta bir tokat gibiydi. Hilal ve Haç Kavgası adlı eserinde ise Batı medeniyetinin ikiyüzlülüğünü ve emperyalist politikalarını cesurca eleştirdi. Kitabının dördüncü bölümünü “Rabbim Doğuluları, Batı medeniyetinin sahtekârlıklarından korusun” cümlesiyle bitirmesi, onun ne kadar keskin ve korkusuz bir kalem olduğunu gösteriyor. Bu eserler, Edward Said’in Oryantalizm kitabından yıllar önce, Batı’nın Doğu’ya yönelik önyargılarını sorgulayan öncü bir duruş sergiledi. Halil Hâlid’in kalemi, sadece Osmanlı’yı savunmakla kalmadı; Çankırı’nın, Anadolu’nun sesini Londra’ya, Berlin’e taşıdı. Jön Türklerle yollarını ayırarak bağımsız bir duruş sergilemesi, Londra’daki Osmanlı şehbender yardımcılığı görevinde Osmanlı’nın çıkarlarını koruması ve I. Dünya Savaşı öncesi Almanya’da Osmanlı-Alman ilişkilerini güçlendirme çabaları, onun çok yönlü bir düşünür olduğunu kanıtlıyor. Almanya’da Die Islamische Welt dergisinde yazılar yazması ve Osmanlı’nın sesini uluslararası alanda duyurması, onun anti-emperyalist duruşunun bir yansımasıdır.


Halil Hâlid Bey’in Bilinen Eserleri

Halil Hâlid’in eserleri, onun entelektüel derinliğini ve cesaretini gözler önüne seriyor. İşte bilinen başlıca eserleri:

*The Diary of a Turk (1903): İngiltere’de yayımlanan bu anı kitabı, Osmanlı ve Türk kimliğini Batı’ya tanıtırken, oryantalist önyargılara karşı bir manifesto niteliğinde.

*Hilal ve Haç Kavgası: Batı’nın İslam dünyasına yönelik politikalarını eleştiren, anti-emperyalist bir eser. Bu kitap, Halil Hâlid’in en güçlü fikirlerini yansıtıyor.

*Londra Sefâreti Rezaili: Kayıp bir risale olduğu bilinen bu eserin içeriği tam olarak bilinmese de, diplomatik gözlemlerini içerdiği düşünülüyor.

*Ayrıca, Elias John Wilkinson Gibb’in A History of Ottoman Poetry ve H. S. Lowndes’un Ottoman Panorama adlı eserlerine katkılar sağlamıştır.

Halil Hâlid: Payitaht Abdülhamid dizisinde

Halil Hâlid Bey, Çankırılı olduğunu bilmesek de, TRT 1’de yayınlanan Payitaht Abdülhamid dizisinde vatan sevgisiyle dolu bir karakter olarak karşımıza çıktı.

Dizide, Kurtlar Vadisi ile ünlenen Gürkan Uygun’un canlandırdığı Halil Hâlid, gerçeğinden biraz farklı, kurgusal yanı ağır basan bir figür olarak işlendi. Adeta Osmanlı’nın “007 James Bond’u” haline getirilen Halil Hâlid, II. Abdülhamid’in “Yetkili Hafiyesi” olarak Balkanlar, Ortadoğu ve Kuzey Afrika’daki gözü kulağı, müdahale eden eli oldu. Bulgar Prensini azarlayıp yakalama, Ermeni komitecilerine karşı amansız mücadele, Mısır’da İngilizlerce esir alınıp köle pazarında satılacak tutsakların kafeslerini açıp kurtarma gibi kahramanca görevler, dizide onun omuzlarına yüklendi. Gerçekte bir entelektüel, diplomat ve yazar olan Halil Hâlid’in bu kurgusal portresi, onun vatansever ruhunu yansıtsa da, tarihsel gerçeklikten uzak bir kahramanlık hikâyesine dönüştü. Yine de bu dizi, Halil Hâlid’in adını geniş kitlelere duyurarak, Çankırı’nın bu büyük evladını hatırlatması açısından önemli bir adım oldu.


Çankırılılara ve Türkiye’ye Çağrı

Halil Hâlid Bey’in hikâyesi, Çankırılılar için neden önemli? Çünkü o, Orta Asya’dan Çankırı’ya uzanan bir ailenin, Çankırı’nın toprağından çıkan bir gencin, kısıtlı imkânlara rağmen dünya çapında bir entelektüel olabileceğini kanıtladı. Ancak itiraf edelim: Çankırı’da ve Türkiye’de Halil Hâlid’in adı yeterince anılmıyor, eserleri yeterince okunmuyor. Türkiye’deki entelektüeller arasında bile onun mirası hak ettiği ilgiyi görmüyor. Çankırı’nın bu büyük evladı, sadece geçmişte değil, bugün de bize cesaretin, bilginin ve köklerimize bağlı kalmanın önemini öğretiyor.

Sevgili Çankırılılar,

Halil Hâlid Bey’in adını daha çok analım, eserlerini okuyalım, mirasını yaşatalım.

Güzel Çankırı’mızda bu güzel insana yer verelim. Bir okulun, kütüphanenin hiç olmazsa bir sınıfın adını Halil Halid yapalım. Çankırı’nın kütüphanelerinde, okullarında, kültür merkezlerinde Halil Hâlid’in eserlerine yer açalım. Onun kitaplarını sahaflarda, dijital arşivlerde arayalım ve gençlerimize tanıtalım.


Onun kaleminden çıkan her satır, Çankırı’nın her bir gencinde, dünyayı değiştirecek bir potansiyel olduğunu hatırlatıyor. Belki bir kalemle, belki bir fikirle, belki de bir duruşla… Önemli olan, onun gibi korkusuzca hakikatin peşinden gitmek. Unutmayalım: Çankırı’nın toprağında nice Halil Hâlidler yatıyor, yeter ki biz onların izinden yürümeye karar verelim! Halil Hâlid Bey’in mirası, sadece Çankırı için değil, tüm Türkiye için bir ilham kaynağı. Onun cesur kaleminden ve vatansever ruhundan aldığımız güçle, memleketimiz ve ülkemiz için daha güzel bir geleceği inşa edebiliriz.

Sevgiyle kalın,

Sümeyra Türk/Ankara’dan bildiriyor.

Bu yazı 1592 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum