Sümeyra Türk

Sümeyra Türk


Bir Mezarın Taşları Kırıldı… Fakat İran'ın Kıramadığı Bir Şey Hâlâ Ayakta

10 Aralık 2025 - 14:26

Bir Mezarın Taşları Kırıldı… Fakat İran’ın Kıramadığı Bir Şey Hâlâ Ayakta

Sümeyra Türk – Ankara Kulisi

Horasan’dan yine sinir bozucu bir haber geldi.

Yine bir sessizlik, bir “ihmal” makyajıyla süslenmiş tahribat…

Ve yine İran’ın bitmeyen refleksi:

Türk’ün hatırasını görünmez kılma ısrarı.

Bu kez hedef, Türk dünyasının ilk siyerini yazan İzzeddin Hasanoğlu’nun mezarı.

Eserleriyle Horasan’ın Türk nefesini yüzyıllar ötesine taşıyan bu büyük şairin mezarı bugün:

*Çinileri sökülmüş,

*Kapak taşı kırılmış,

*Kitabeleri parçalanmış,

*Çevresi harabeye çevrilmiş durumda.

Bunu kimse “bakımsızlık” diye anlatamaz.

Bu, tarihe kastetmenin bildik bir yöntemi:

Mezarını yok ederek hafızayı öldürmek.

İran’ın Horasan ile Bitmeyen Kavgası

İran, Horasan’da Türk’e ait ne varsa her zaman tedirgin olmuştur.

Tedirgindir çünkü her taş, her hikmet, her yazı;

Tahran’ın dayattığı “Horasan Fars’tır” masalını bozuyor.


İzzeddin Hasanoğlu da bu yüzden rahatsız edici bir gerçekliktir:

*Türk dünyasının ilk siyer yazarıdır,

*İslamî ilimleri Türkçe anlatmıştır,

*Yesevî geleneğini Horasan’da Türk nefesiyle yaşatmıştır,

*İran’ın Fars merkezli tarih anlatısını zorlayan somut bir delildir.

Ve İran bilir ki:

Bir şairin sesi susturulamazsa mezarı susturulmak istenir.

40 Milyon Türk’e Verilen Sessiz Gözdağı

İran’ın bu tahribatı sadece bir mezara yönelmiş değildir.

Bu, ülkedeki 40 milyon Türk’e verilen, sessiz ama net bir mesajdır:

“Geçmişiniz burada görünür olmasın.”

“Kökleriniz bizi rahatsız etmesin.”

“Hafızanızı biz belirleriz.”

Sandıkları gibi değil.

Türk milleti hafızasını mezar taşına değil, gönle yazar.

Kırılan taşlar değil, kırılmayan hafızalardır bizi ayakta tutan.

Horasan’da Bir Taş Yıkılır, Ankara’da Bir Hafıza Ayağa Kalkar

Horasan’ın yüreğinde bugün bir mezar kırıldıysa, bilesiniz ki Ankara’da bir hafıza daha dikildi.

Bizim için Hasanoğlu bir taş değil, bir nefes, bir yol, bir köktür.

İran’ın unuttuğu şey şudur:

Bu millet bin yıldır hiçbir şeyi unutmamıştır.

Türk unutmaz.

Ve unuttuğunu sandıkları her şey bir gün Bozkurt gibi geri döner.

Son Söz – Ankara’dan Selam Olsun

Şimdi buradan, Ankara’dan Horasan’a bir selam gönderiyorum:

Kırılan taşların üzerinden bile yükselen bir selam…

Esfarain’de bir mezar taşını kırdılar belki; ama Türk’ün hafızasını kıramadılar.

Kıramayacaklar.

Çünkü biz mezar taşıyla değil, irfanla, hafızayla, nefesle, Bozkurt’un hatırlayışıyla yaşayan bir milletiz.

Ve unutulmasın:

Türk hiçbir şeyi unutmaz.

Tıpkı bozkırın rüzgârını dinleyen bir Bozkurt gibi…

Bu yazı 737 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Niyazi Kansu
    5 ay önce
    Farslar, Türklere ait anıtları yok ediyor, tasvip etmiyoruz ama bir taraftanda Türkler kendi kültürlerine Farslardan daha çok zarar vermişler. Gazneli Mahmut, Selçuklu sultanları, Timur gibi birçok Türk hükümdar, Farsça şiir, tarih ve bürokrasi geleneğini desteklemişler. Hatta Selçuklular Farsçayı resmi dil kullanması üzerine Karamanoğlu Mehmet Bey, Konya'da ünlü dil fermanını yayınlamak zorunda kalmış, Türkçenin yeniden devlet dili olmasını sağlamıştır.