Sümeyra Türk

Sümeyra Türk


Wilson'dan BOP'a: Ortadoğu'da Barışın Kırılgan Hikâyesi

19 Ekim 2025 - 23:20

Wilson’dan BOP’a: Ortadoğu’da Barışın Kırılgan Hikâyesi

Sümeyra Türk / Ankara Kulisi

Çankırı’dan tüm okurlarıma selam olsun…

Tarihin kalbinde yaşayan bu topraklardan bakınca, insan şunu daha iyi anlıyor: Barış, haritalarda değil, insan vicdanında yaşar.

Ama ne yazık ki Ortadoğu’da barış, her defasında yeni bir çatışmanın eşiğinde soluk alıyor.

Bir asır önce, Amerika Başkanı Woodrow Wilson, savaşlardan yorgun düşmüş insanlığa bir umut bırakmıştı:

“Hiçbir ulus bir diğerinin toprak bütünlüğüne göz dikmemeli; halkların kaderi, kendi iradeleriyle belirlenmelidir.”

Bu ilke, adaletin temeliydi.

Fakat Ortadoğu’da bu söz, daha en başından kâğıt üzerinde kaldı.

Sykes-Picot Anlaşması ile cetvelle çizilen sınırlar, halkların değil, sömürgecilerin çıkarlarına göre belirlendi.

Bugün hâlâ bölgedeki her kriz, o masa başı mühendisliğin mirasıdır.

Geçtiğimiz günlerde Amerika’nın Türkiye Büyükelçisi’nin sözleri yeniden tartışma yarattı:

“Ortadoğu’da devlet yoktur, kabileler vardır; sınırlar ve devletler zorla oluşturulmuştur.”

Bu cümle, yüzyıllık bir bakışın bugünkü yankısıdır.

Bu söylem, halkların sesini değil, haritaların sesini yüceltmiştir.

Ve çoğu zaman bu yaklaşım, farkında olmadan İsrail’in bölgedeki genişleme stratejilerine zemin hazırlamıştır.

Yeni Dönem, Eski Oyun: Barıştan Savaşa Bir Adım

İsrail, kısa süren ateşkesin ardından yeniden Gazze’ye hava saldırıları başlattı.

Hamas hedefleri vurulurken, bölgede sivillerin kayıpları artıyor.

ABD cephesinden gelen “Bu durum savaşın yeniden başlaması anlamına gelir” açıklaması, gerilimin tırmanacağının açık göstergesi.

Barış daha yeşermeden, yeniden kurşun sesleriyle boğuluyor Ortadoğu semaları.

Bir yanda “güvenlik” söylemleri, diğer yanda “savunma hakkı” argümanları; ama sessiz kalan hep aynı ses: mazlum halkların çığlığı.

Büyük Ortadoğu Projesi’nin Gölgesi

21.yüzyılın başında dillendirilen Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), özgürlük ve demokrasi adına kurgulanmıştı.

Oysa bu proje, bölgede istikrar değil; yeni sınırlar, yeni dengeler ve yeni çatışmalar doğurdu.

Irak, Suriye, Yemen ve şimdi tekrar Filistin…

Hepsi, “yeniden yapılanma” adı altında acı bir döngünün parçasına dönüştü.

Vadedilmiş Topraklar: İnançtan Jeopolitiğe

İsrail’in bazı siyasal çevrelerinde dillendirilen “Eretz İsrael” – Vadedilmiş Topraklar söylemi, bu jeopolitik mühendisliğin dinsel bir kılıfa bürünmüş hâlidir.


Nil’den Fırat’a uzanan bu hayal, kutsal bir inançtan çok, siyasi bir hedefin sembolüdür.

“Tarihsel hak” gerekçesiyle genişleyen sınırlar, uluslararası hukukun değil, kutsal metinlerin seçici yorumlarının zeminine oturtulmuştur.

Güç Değil, Vicdan Zamanı

Ortadoğu haritalarla değil; yüzyıllardır yan yana yaşayan halkların ortak vicdanıyla yeniden inşa edilebilir.

Ne “büyük projeler” ne “vadedilmiş sınırlar” kalıcı barış getirir.

Gerçek barış, insanın kalbinde kurulur — tankla, füzeyle değil.

Eğer Amerika gerçekten Wilson’un mirasını yaşatmak istiyorsa, sınırları yeniden çizmek yerine, adaleti yeniden anlamlandırmalıdır.

Çünkü bugün Ortadoğu’nun en derin açlığı, toprak değil; adalet ve güven açlığıdır.

Sümeyra Türk

Haberci18.com / Çankırı’dan Dünyaya

Bu yazı 712 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum