Bir Türkünün Dilinden Doğu Türkistan Esareti
Sümeyra Türk / Ankara Kulisi
Çankırı’ya selam olsun! Ahde vefasıyla bilinen bu kadim şehir, kardeşlerini unutmaz, unutmayacak; bin düşmana bir türkü feda etmeyecek kadar yürek sahibidir. İşte bu ruh, Doğu Türkistan’da esaret altında direnen kardeşlerimiz için de var.
Abdurehim Heyit… Uygur Türklerinin tanınmış halk ozanı ve müzisyeni. 2017’de Çin yönetimi tarafından tutuklandı, toplama kamplarına gönderildi ve iki yıl sonra ölüm haberleri yayıldı. Çin’in yayınladığı videolarla hayatta olduğu gösterilse de, bu olay Doğu Türkistan’daki kültürel baskının simgesi haline geldi.
Heyit’in en bilinen türküleri arasında yer alan “Karşılaşınca” (Uygurca:
Uchrashqanda), yüzeyde bir aşk hikâyesi gibi görünse de derininde Doğu Türkistan’daki esareti anlatıyor. Âşık, sevgiliye sorular soruyor: “İsmin nedir?
Yurdun neresi?” Sevgili cevap veriyor: “Ayhan’dır, Turfan’dır, hicrandır.” Bu hicran, Doğu Türkistan’ın parçalanmış ve baskı altındaki hâlini sembolize ediyor.
Türküdeki zincirler Çin’in işgalini, ölüm ise baskıları temsil ediyor. “Dedim zincir var, dedi boynumda / Dedim ölüm var, dedi yolumda / Dedim korkar mısın? Dedi yok-yok” dizeleri, vatanın direnişini ve umudunu dile getiriyor. Sansür altında, Uygurlar bu tür mecazlarla gerçekleri dile getiriyor.
Doğu Türkistan’da Zulüm Gerçeği
2014’ten bu yana Çin, “aşırılıkçılıkla mücadele” adı altında milyonlarca Uyguru kamplara gönderdi. Zorla çalıştırma, kültürel asimilasyon, dini yasaklar, işkence ve cinsel şiddet rapor edildi. İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Amnesty International, bu politikaları “insanlığa karşı suçlar” olarak nitelendiriyor; bazı uzmanlar “soykırım” diyor.
Güncel Dram: Soykırım ve Baskı
*Çin’in Politikaları: 2017’den beri 1 milyondan fazla Uygur toplama kamplarında tutuluyor (BM Raporu, 2022). Zorla kısırlaştırma, kültürel asimilasyon ve 3 milyona yakın çocuk ayrılması raporlandı (ABD Dışişleri, 2023).
*Türk Tepkisi: Türkiye, 2021’de “soykırım” dedi. Azerbaycan, Kazakistan gibi Türk devletleri protesto etti. Türk Konseyi (şimdi Türk Devletleri Teşkilatı), bölgeyi “Türk dünyasının yarası” ilan etti.
*İstatistik: 2024’e kadar 10.000+ cami yıkıldı, Uygurca eğitim yasaklandı (Human Rights Watch).
Çin’in resmi açıklamalarına göre bu kamplar “gönüllü eğitim merkezleri” ve ekonomik kalkınma sağlıyor. Ancak bağımsız raporlar, bu iddiaları çürüterek ciddi insan hakları ihlallerini belgeledi. Uygur dili, kültürü ve dini yasaklanıyor; çocuklar ailelerinden koparılıyor, kadınlar zorla kısırlaştırılıyor, Han Çinlileri bölgeye yerleştiriliyor.
Bir Türkünün Sesi, Binlerce Kalbin Çığlığı
“Karşılaşınca” türküdeki hicran, zincir ve ölüm imgeleri, Doğu Türkistan halkının acısını ve direnişini dile getiriyor. Heyit gibi sanatçılar, Çin’in baskılarına rağmen kültürü yaşatmaya devam ediyor.
Doğu Türkistan yalnızca coğrafi bir nokta değil; Türk dünyasının kanayan yarası.
Atatürk’ün sözü hâlâ geçerli: “Türk dünyası bir bütündür.” Sessiz kalmak artık bir seçenek değil. Çankırı’nın ahde vefasıyla kardeşlerimizi unutmayacağını bilerek, bin düşmana bir türkü feda etmeyecek ruhumuzla, Doğu Türkistan için sesimizi yükseltmeliyiz
Bu büyük ozanımızın şarkısı ve linki: https://youtu.be/MJucB1sf4mE si=KLnfow0mQzZowFb7


FACEBOOK YORUMLAR