Ev Alma Komşu Al
Köylerde, şehirlerde ve çok katlı apartmanlarda ikamet ettiğimiz ve hanemize en yakın olanlar bizim komşularımızdır, Bu yazımın konusu ise komşularımızla yaşanan komşuluk ilişkileri hakkında olacaktır.…
Yaşı genç olanlar pek bilmez veya bilenlerin bir çoğu da hatırlayamazlar, bundan kırk, elli yıl hatta daha önceki yıllarda köylerden şehirlere yapılan akımları durdurmak mümkün olmadı. Çünkü köylerde, hayvancılık ve çiftçilikle uğraşmak yarı aç yarı tok yaşam sürdürmeyi kendine yediremeyen köylüler, geleceklerini garanti altına almak, çocuklarına da bir gelecek hazırlamak düşüncesiyle, evlerinde mevcut kümesindeki ve ahırındaki hayvanlarını satarak, kedisi ve köpeğini ya bir komşusuna emanet ederek veya masumane bir şekilde sokağa bırakmak mecburiyetinde kalarak çalışabilecekleri iş yerlerinde çalışma hayatına başladılar. Köyden şehre akım bu şekilde başladı..
Ne yazık ki 21. Yüzyılın ilk başlarından itibaren şehirlerdeki nüfusun artış oranları neticesinde artık şu an bile şehirlerde yaşamak olanaksız hale geldi.
Hani bir söz vardır “Ekmek aslanın ağzında” derler ya. aynen öyle bir duruma geldi.
Şehirlere akım neticesinde şehirlerdeki nüfusun artışına bağlı olarak, o yıllarda şehirlerde tek katlı, iki katlı, gece kondu diye tabir ettiğimiz evlerde veya tek katlı kerpiçten sağlıksız evlerde otururken, Artık bu yıllarda şehirler de bu nüfus artışı haliyle gekondu mahallelerinde çok katli binalar yerini aldı...
Düşünün bir kere, 10 katlı 2 apartmanda, her katta da dört daire, toplamda kırk daireden 80 daire sanki köyün tamamı veya bir mahallesi o binaya yerleştirmek gibi,
Hani “köyden indim şehire” Böyle binalarda oturmanın şartlarına alışmak çok zor, Köy hayatı gibi değil mutlaka, çünkü herkes çalışmma azminde ve en yakın komşun ayrı ayrı yerlerden gelmiş onun size olan ilişkileri acaip gelebilir çünkü herkesin kendine göre gelenek ve görenekleri farklı. Tabi şehirler köydeki gibi en yakın komşularına gidip gelmek pek yok, Yani az çok samimi olsalar bile gidip gelmeleri bayramlarda bile pek kalmadı gibi.
Öyleki aynı katta oturduğunuz üç beş kişiyle zorunluda olsa komşu komşuluktur.
Birbirinizle karşılaştıklarınızda selamlaşma yapılabiliyor, fakat apartmanının üst katlardan da bulunan komşularınızla ancak yolda veya çarşıda pazarda görüp selamlaşabiliyoruz...
Anadolu insanın gelenek ve göreneklerine bağlı olduğu kadar iyi komşuluk ilişkilerine de önem verir. “Komşu komşunun kılına muhtaçmış” derler. gerçekten de öyledir. Aslında biz böyle değildik eskiden. mahallemizde bir komşu hastalandı mı, onu şifa buluncaya kadar işleri en yakın akrabaları olmasa bile komşular tarafından el birliği ile yapılır, bir tas sıcak çorba ve bir lokma ekmek gönderdi. Köylerde komşuluk ilişkileri o kadar sıkı sıkıya bağlıdır ki en yakın akraban bile olsa ilk yardımı komşudan istersin. Madalyonun diğer bir yönü ise genellikle şehirlerde önemli olan iyi komşuluk ilişkileridir. Allah korusun bir kötü komşu insanın yıllardır oturduğu kendi evinden bile taşınmasına, veya başının belaya girmesine sebep de olabilir. Böyle komşular kural tanımaz veya apartmanlarda her daim çatlak sesler uyumsuz komşular olabiliyor. Böyle durumlarda boşuna dememişler “Ev alma komşu al” diye.
Komşuluk ilişkilerini anlatırken bu konu hakkında, hiç unutamam yok yakın arkadaşım evini satışa çıkardı, alıcılar geldi pazarlıklar yapıldı her şey bitti tapuya gidilecek derken satıcı arkadaşım o günün ev satış parasının yüzde 2 si kadar daha alıcıdan para istedi. Tabi ki bu parayı duyunca alıcı şaşırttı, “kardeşim pazarlık bitti bu para neyin nesi” dediğinde alıcılara şok bir istek geldi arkadaşımdan “Aynı katta bulunan komşum çok değerli.
Komşumun hakkını istiyorum” ve istediğini de aldı. Hatta komşusuna “Seni şu kadar paraya sattılar” diye takılırlardı. Başına gelen bilir, gerçekten de söyleyenler doğru söylemişler “ev alma komşu al” diye. Ev alacaksan önce komşularını araştıracaksın, komşu evin fiyatından önce gelir.
Her kim olursa olsun, yedi kat yabancı bile olsa, dini, mezhebi ve tebaası ayrı da olsa komşuluk ilişkileri medeni ve insan olmanın sırrıdır, Komşunu kırmamak, ona iyi davranmak, hoş görülü ve sevgi tohumları ektiğinizde mutlaka ki karşısındaki de size olan güveni ve yakınlığını gösterir. Değerli bir üstadın bir sözü yabana atılır gibi değil, “En vahşi dağ hayvanı bile insanların yakınlığına kayıtsız kalmaz” der.
Bu yazımın konusu da nereden çıktı derseniz, bu gün ülkemizde şehirlere büyük göç akımı ve çok katlı apartmanlara veya hiç tanınmadık bir yerde ikametimiz de çeşitli sorunlara meydan veriliyor. Atalarımız “Komşu komşunun külüne muhtaç.” derler. Biz komşularımıza karşı iyi ve hoşgörülü isek, inanın onlarda sizlere ve diğer insanlara karşı iyi ve hoşgörülü olur. Çünkü iyi komşu en yakın arkadaştır, sırdaştır, dert ortağıdır,
Komşularınıza her zaman değer vermeye çalışın ki onlarda size aynı şekilde değer versinler ve iyi davransınlar. Biz “Komşusu aç yatarken tok yatanlar bizden değildir” diyen komşuluk ilişkilerine önem veren peygamberimizin ümmetiyiz.
Komşuluk ilişkilerini bilen tüm dostlara sağlıklı ve huzurlu günler dilerim.
Necati Keskin
15 Nisan 2026

