Necati Keskin

Necati Keskin


Tuz'un Başkenti Çankırı

01 Eylül 2025 - 00:02 - Güncelleme: 01 Eylül 2025 - 08:16

Tuz’un Başkenti Çankırı

Tuz başkenti Çankırı’ya selamlar.

5000 yıldır tuz üretildiği saptanan dünyanın en eski tuz madenlerinden birinin Çankırı’da olduğu bilinir. 1869 yılında kurulduğu bildirilen Çankırı Belediyesi, Bu kıymetli “Tuz” madeninin tanıtımı konusunda bu güne kadar tüm Çankırı Belediye Başkanlarının sağlıklı ve kıymetli ve dünya’da sadece Çankırı’da bulunduğunun bilincine sahip olamadıklarından mı, veya bu tuz madeninin tanıtımının bütçe imkanlarının el vermediğinden mi dersiniz ne dersek diyelim tanıtımının bu güne kadar maalesef yapılamadığıdır. Bu gün Çankırı kaya tuzunun, adından söz edilmesini sağlayan ve bu konuda Çankırı Tuz Festivali düzenleyerek bu kıymetli (tuz) madenimizi tüm Ülkemize ve Dünya’ya  tanıtılmasını sağlayan başta Çankırı Belediye Başkanı İsmail Hakkı Esen’e ve bu festivalin düzenlenmesinde maddi ve manevi yardımları olan, emeği geçen tüm Çankırı’lı hemşerilerime bir kere daha teşekkürlerimizi sunuyoruz,

Bizde Çankırı haberleriyle ön sırada bulunan  www.haberci18.com internet gazetesi ailesi olarak Çankırı için bizimde tuz’umuz bulunsun amacıyla bu konuda yazı yazan yazarlara teşekkürlerimizi sunarak onların güzel ve yapıcı fikirlerinden de istifade ederek iki satır da olsa Çankırı hakkında bir karalamada biz yapalım istedik.

Tarihi çok eski çağlara dayanan Çankırı, çeşitli medeniyetlerin ve uygarlıkların   eğemenliklerinde kalarak Hititler, Paflagonlar, Pontuslar, Roma ve Bizanslılar dönemi daha sonra Anadolu Selçuklu döreminde ise 1071 da başlayan Anadolu’nun fethi ile birlikte nihayet 1082 yılında Danışmendoğullarınca ele geçirilen Çankırı, Anadolu’da beylikler döneminde Candaroğulları beyliğinde kalarak 1464 yılında Osmanlı topraklarına katılması sonrasında Çankırı, Kastamonu beyliğine bağlı bir sancaktı. Montrol mütarekesinden sonra 1925 yılında çıkarılan bir kanunla da Kastamonu’dan ayrılarak Türkiye Cumhuriyeti Çankırı Vilayeti olarak yerini alan Çankırı’mız Bu gün, ileri safhada yer alan tadına ve lezzetine doyum olmayan yemek kültürü yanında bir çok tarihi ve kültürel eserleri kısaca şöyle özetleyebilirim. Yapılış  tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte Hititler tarafından savunma amacıyla şehrin kuzeyindeki tepe üzerine inşa edildiği bilenen meşhur Çankırı Kalesi, kale üzerinde bulunan ve her daim ziyarete açık olan Çankırı'yı fetheden Danışmentoğulları komutanı Emir Karatekin’in türbesi, Anadolu Selçukli eserlerinden Taş Mescit, Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle yapılan Sultan Süleyman Camii, Abdülhamit döneminden kalma Çan Saati, Kökeni ahiliğe dayanan ve Anadolu’nun Türkleşmesine büyük katkısı olan Yaran Kültürü, 1893 yılında öğretime açılan Taş Mektep, Ayrıca müzeleri ve tarihi evleri ile meşhur Çankırı’mız bu tarihine ve kültürel mirasına sahip çıkarak bu güne kadar korumayı bilmiş ayrıca her daim yerli ve yabancı turistlerin ziyaret ettikleri önemli mekanlar olarak yerini almıştır..

Cumhuriyet döneminde ise, rahmetli Atatürk’ün en büyük devrimlerinden biri sayılan “Şapka” devrimini fiilen başlatmak üzere Kastamonu’yu seçmiş, bu konu için ilk olarak 23 Ağustos 1925 günü ilk durağı Çankırı’da karşılanan, daha sonra Çankırı’dan Kastamonu’ya uğurlanan Atatürk Kastamonu’da fiilen “şapka” devrimini beşlatmış, Bir hafta Kastamonu da bir çok yeri geçen Atatürk, nihayet 31.Aralık.1925 tarihinde tekrar Çankırı’ya dönüş yaparak bir gün sonra Ankara’ya uğurlanmıştır.


Çankırı Orta Anadolunun şirin bir ili, Yılın yarısında karlarla kaplı dağları, topraklarının üçte birini kaplayan ormanları, verimli yayları, termal kaynakları, yüzyıllardır gelenek ve göreneklerine ve devletine bağlı, bu ülkenin en temiz ve en konuk sever insanların vatanıdır Çankırı..

Atkaracalar, Bayramören, Çerkeş, Eldivan, Ilgaz, Korgun, Kurşunlu Kızılırmak, Orta, Şabanözü, Yapraklı ilçeleriyle Milli mücadele yıllarında vatanın bölünmez bütünlüğüne inararak Yemen’de Balkanlarda, İnönü’de, Sakarya’da, Kurtuluş, ve Çanakkale savaşlarında çehpeye ilk atılan ve bu vatanın ilelebet selameti için binlerce gazi ve şehit veren Çankırı’nın yiğit evlatlarıdır.

30 Ağustos Zafer Bayramını milletce kutladık. “Milletin bağımsızlığı, her şeyden değerlidir.” Bu söz, 30 Ağustos’un ruhunu özetler.  Mustafa Kemal Paşa, Samsun’da yaktığı meşaleyle yalnızca bir direnişi değil, bir ulusun kaderini aydınlatıyordu. Ve o gün: 30 Ağustos.1922 zafer ilan edilerek, Anadolu özgürlüğüne kavuşmuştu. “Yurtta sulh, cihanda sulh.” İşte 30 Ağustos, yalnızca bir askeri zafer değil; bir ulusun kendi iradesiyle ayağa kalktığı, cesaretin, umudun ve özgürlüğün destanıydı. Türk milletine kutlu olsun...

İnebolu’dan Ankara’ya sırtında mermi taşıyan, çocuğunun üstündeki battaniyeyi alıp cephanelerin üzerine örten ve "Bu çocuk ölürse ben ağlarım ama vatan elden giderse hepimiz ağlarız" diyebilme onurunu gösteren Şerife bacılar, 20 yaşındaki evladını vatani görevini ifa etmek üzere gönderirken bile "Seni peygamber olacağına gönderiyorum, orada benim için de fazladan nöbet tut, bende senin sayende peygamberimizin şefaatinden yararlanayım" diyerek İslam inancına sarılan Emine, Ayşe, Fatma, Zeynep hanım gibi tüm hanımlar, "Bu vatan toprakların gavur işgaline girecekse, erkeğimle birlikte gavurla çarpışarak şehit olmayı yeğlerim" diyen Şerife Bacı’lar, Yanığın Emine’ler, Gökçe Afife hanımlar, Hacer, Fatma, Ayşe ve Zeynen ana gibi tüm analar  yine bu toprakların yiğit analarıdır.

Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren vatanın savunmasında yüzlerce şehit vermiş, Doğuda terör eylemlerinde terör örgütlerine aman vermemiş, bölücü terör örgütü ile mücadele için evlatlarını davullarla kınalar yakarak uğurlayan, şahadete erişerek al bayraklar içerisinde baba ocağına gelen evladına sarılarak “vatan sağ olsun“ diyebilme erdemini gösteren yine bu toprakların yiğit babalarıdır. Yüzlerci yıldır var olduğu sürece devletine son derece bağımlı Devleti ona ne verdi ise onunla yetinmesini bilmiş varlıkta yoklukta şükrederek devletine inanmış her zaman da saygısını göstermiş,inançlı insanların memleketidir Çankırı.

Çankırı’lı olarak Devletimize olan güven ve umutlarımız hiçbir zaman tükenmez, bu vesileyle Çankırı’mız Ankara’ya en yakın olmasına rağmen, Zonguldak-Ankara arasında işleyen yolcu  trenleri 2012 yılında demiryollarının modernizasyonu için 13 yıldır yolcu taşımacılığına kapatılan ve modernizasyonu bittiği halde her nedense bir türlü yolcu taşımacılığına açılmamıştır. Bizler yeniden Zonguldak-Ankara hattının yolcu taşımacılığına açılmasını beklerken Çankırı halkı olarak  halen bu umudumuz devam etmektedir...

Yazacaklarım bitrimiyor ama bitirmek zorundayım. Çankırı/Korgun nüfusuna kayıtlıyım, “UNESCO” tarafından Dünya miras kendi ilan edilen Safranbolu'ya yerleştim. Bizl
erde gurbetteki Çankırı'nın bir evladı ve Çankırı sevdalısı olarak tüm hemşerilerimize sağlıkli ve huzurlu günler diliyorum.

Çankırı'mla övünüyor, onunla gurur duyuyorum, Tekrar görüşmek dileğiyle hoş çakalın, sağlıklı kalın.

Necati KESKİN


01 Eylül 2025


 

Bu yazı 719 defa okunmuştur.