Çözüm Küfür Mü?
İnsanlar yaşamı boyunca olumlu veya olumsuz önemli tecrübeleri ve insan ilişkilerindeki bazen deşarj olma şeklindeki olumsuz sözleri bazen istemeyerek te olsa sarf ederler, Biz buna halk dilinde sövme, yani küfür deriz.
Küfür, kişiye, ya da bir değere karşı aşağılayıcı, hakaret içeren, kaba ve incitici sözler söylemek anlamına gelir ki iyi bir iletişim yolu değildir;.
Bizde okullarda suyun kaynama derecesinin kaç derece olduğunu ilkokulda mı, ortaokulda mı öğrendik hatırlamıyorum ama öğrendiğim, su belli koşullarda 100 derecede kaynar. Bu su kaynama noktasını neden verdim. Çünkü insanlarında öfke sınırlarını aştıkları zaman da beyinlerinde bir kaynama noktası da var elbette.
Dilimizi bir iletişim aracı olarak kullanmamınız için yaratılmış, bu yaratılış insanlara özellikle konuşması için vardır. Ancak Anadolu’da bazı yörelere göre kişinin üslûbu ve kullanılan kelimeler sahibinin kültür düzeyi hakkında bir fikir verir. Medeni dünyada her ne olursa olsun kullanılan dilin ahlâkî değerler bazında usturuplu ve ölçülü olması gerektiği hemen herkesin tek isteğidir...
Anadolu insanı genellikle genlerinde atalarından gelen, dilimize de pek hoş gelmeyen,genelde aklını karıştıranlar veya dengesini bozanlar için çareyi küfretmekte bulur. MS 810 yılında Özbek asıllı Din bilgini Buhari der ki "Müslümana sövmek fâsıklık, savaşmaksa küfürdür." Diyor. MÖ. 496 Yunan Felsefecisi Sokrates “Her hangi bir kişi sana küfür ve hakaret ediyor mu” diye sorulduğunda, Sokrates, “Hayır; çünkü onun söyledikleri bana uymuyor.” yanıtını vermişti.
Oto yollarında birbirine saygı göstermeyenlerin çok ağır küfürlü konuşmalarını, Hastane acil servislerinde sıranın kendisine gelmesi için beklemeye tahammül göstermeyenlerin doktor ve hemşirelere yapılan küfürleri yine pandemi sürecinde evini barkını, çoluğunu çocuğunu unutan sağlık çalışanlarına küfürlü saldıranları, hele o futbol, voleybol ve basketbol gibi müsabakalarda hakemlere, rakip takımlara ve izleyicilerine yapılan küfürler artık dayanılmaz noktada olduğu gibi ayrıca insan kültürüyle bağdaşmayacak küfürlerin katmerlilerini ve daha nicelerini de gördü bu ülke..
Ülkemiz bir İslam ülkesi yüzde doksan sekizinin Müslüman olduğu bu ülkede, Yunus Emre'nin çok sevilen bir sözü vardır. "Yaratılanı severim, Yaradan'dan ötürü" işte bu düşünce, bu görüş, bu incelik, her canlının Allah'ın bir eseri olduğu bilinciyle, bizler bütün canlılara her zaman merhamet, hoşgörü ve sevgiyle yaklaşmamız gerekmektedir...
Okuyun, Yunus Emre ne güzel söylemiş.
“Çiçeklerle hoş geçin, balı incitme gönül..
Bir küçük meyve için, dalı incitme gönül..
Başın olsa da yüksek, gözün enginde gerek,
Kibirle yürüyerek, yolu incitme gönül…
Mevla verince azma, geri alınca kızma,
Tüten ocağı bozma, külü incitme gönül..
Dokunur gayretine, karışma hikmetine
Sahibi hürmetine, kulu incitme gönül..
Sevmekten geri kalma, yapan ol, yıkan olma
Sevene diken olma, gülü incitme gönül.”
Küfretmek yani ‘sövmek’ acaba insanın sinirlerini mi yatıştırıyor, yoksa deşarj olduğunu mu sanıyor.? Bunu da şöyle izah edeyim, bazılarımız başaramadığı bir işi, bir konuyu veya kendi duygusunu tatmini için bir çıkışı veya bir çözüm yolu olarak mı gördükleri küfür, ancak bu o insanların zayıflığının göstergesidir.
İnsanların deşarj olma ihtiyaçları için çeşitli yollar mutlak vardır, ben felsefeden anlamam ama deşarj yolları da küfürden geçmez, insanların kalbini kırmadan ve zarar vermeden ayrıca kanunların gösterdiği yolların dışına çıkmadan, hani bir tür “anlık boşalma” (deşarj) hissi verebilir. Tabi bununda kişinin kendine özgü bir kaç nedeni olabilir. Yani bazı insanlarımız da stres suyun kaynama noktası gibidir. İşte küfür, artık kaynama noktasında biriken olumsuz duygular ki, buna biz duyguyu dışa vurma deriz..
Küfür etmeyi bir maharet sanmak kişi kendini küçültmekten öte yiğitlik ne mertlik gösterisi de değildir. Aksine ilişkileri zedeleyen bir davranmış biçimidir.
Şu ölümlü dünyada birbirimizi incitmek, üzmek ve gücendirmek bize hiçbir şey kazandırmaz, önce iğneyi kendimize, sonra da çuvaldızı başkalarına batıralım...
Bize yapılmasını istemediklerimizi biz de başkalarına yapmayalım..
Adana doğumlu, eğitimci aileye mensup ve yazılarından ilham aldığım bir Eğitimci bir kardeşimiz ne güzel söylemiş “İnsanın dıştan görünüşü, onun içinin aynasıdır derler.
Aynı yol ve yöntem üzere dil, ruhun aynasıdır; ruhen temiz olursa, dilden güzel sözler çıkar.”
Her sözden sakınmanın yolu, dili tutmaktır, hani insan ne çekerse dilinden çeker diye söz vardır, zira en büyük belâ dilden gelir...
Görüşmek dileğiyle hoşça kalın, sağlıklı kalın.
Necati Keskin
01 Mayıs 2026
atay1348@gmail.com

