Necati Keskin

Necati Keskin


Ahlaki Çöküntü - Yozlaşma

01 Nisan 2026 - 00:09 - Güncelleme: 01 Nisan 2026 - 08:58

Ahlaki Çöküntü – Yozlaşma-

Evren dediğimiz ve içerisinde milyarlarca yıldızdan sadece dünya dediğimiz ve üzerinde hayatımızı sürdürdüğümüz bu büyük kütlede, insanı ayakta tutan şey sadece bastığın toprak değil, o toprağın üzerinde bulunduğun ahlaki süreçtir.

İnsanız sonuçta, hata yaparız, bu ülkenin geleceği gençlerine zaman zaman bazı ahlaki görevleri hatırlatılması gerekebilir, Bazen gideceği yolu zor geçebilen  bir yaşlıya, elini tuttuğu bastonun ucundan destek olmak, bazen yetim bir çocuğun başını okşarken ona şevkatle yaklaşmak, ve bazen de komşusu aç yatarken tok yatamayan bir ahlakı göğsünde taşıdığın o ruhun, o vicdanın, o yüreğin, bu saymakla bitiremediğim ahlaki değerler bize atalarımızdan gelen geleneğin ve kültürün mirasını paylaşmamıza yardımcı olmamız gerekecektir.

Gelecek nesiller inşallah bu mirası dilerim sonsuza kadar sürdürecektir..

Konumuz ahlaki çöküntü diyoruz, yani yozlaşma dediğimiz basitçe söylemek gerekirse, insanların ahlaki değerlerden uzaklaşmasıdır. Yani insanların, yukarıda saydığım ahlaki değerleri kaybetme temayülü göstermesidir.

Toplumun ahlaki değerlerinin git gide ama aralıksız aşındığını artık bu toplumda yaşayanların hepsi biliyor. Benim yaşımın  yanında ve yakınında olanlara sorun, hepsinden alacağınız cevap “Biz eskiden büyüklerimize saygıda kusur etmez, hatta onların önünden bile geçmezdik, onların sözlerini ve tecrübelerini hep dikkate alır, hatta isterlerse günlük ihtiyaçlarını bile karşılayabilirdik.” gibi sözleri çok anlamlı ve duygusal bulurum. Nitekim atalarımızdan gelen bir çok ahlaki değerleri kaybetme tehlikesi yaşıyoruz, Biz bu hale neden geldik diye bunun sebepleri üzerinde düşünen, tartışan yok.

Camilerde vaizlerimiz bas bas bağırıyor ama bu işin ilmini yapan, okuyan sosyologlarımız, üniversite hocalarımız, yani konunun uzmanları, ya neme lazım tavırlarını mı sergiliyorlar, veya tehlikenin olmadığı kanısındalar..

Şimdi arkadaş; bu sorun, senin benim sorunu değil, bu sorun tehlikeli boyuta uluşmadan buna bir çare bulunması gerekmez mi?...

Televizyorlarda bazı yorumculardan aldığımız bilgilerle gençlerde uyuşturucu kullananın arttığını söyleniyor, Ne derece doğrudur bilemem ama, artık bu çağda gençlerin sigara içilmesini biraz daha normal geliyor, fakat, içki ve uyuşturucu alışkanlığı ile hiçbir yaşta kulanımına hoşgörü ile ne devlet baba bakar, ne de aileler izin verir. Çünkü uyuşturucu denilen illet önlem alınmaz ise ülkemizin geleceğini de tehdit eder ki. Allah korusun hepimizin oğlu kızı ve torunları var, dediğim gibi önlem alınmaz ise nüfusun bir bölümünü etkisi altına alabilir, tehlikenin boyutları artmadan yani geri dönülmez noktaya gelmeden tüm ailelerin, okulların hatta tüm vatandaşların bu konuda çok duyarlı olmaları gerekmektedir, Biliniz ki ülkemizde alkol ve uyuşturucu alışkanlıklar bir çok ailelerin dağılmasına sebep olduğu bilenen bir gerçektir…

Evet bu sorunun nedenlerini araştırmak, çözümlemek çok önemli ve gerekli diye düşünüyorum. Konunun uzmanı da değilim ama yaşımın verdiği tecrübelere göre; İlk önce eğitimin aileden başladığını bilmemiz ve çocuğunun belirli yaşlarda çarşıya, pazara ve arkadaşları dahil araştırarak ona sezdirmeden devamlı takipcisi olmalıyız, bazı kusurları hoş görülü olmanın yanında diğer kötü alışkanlıklarının da aile hoş görüyle karşılamamak gerekir ki bu ailenin birinci görevi olmalıdır.

Çocukların okullardaki durumları, çünkü okulda öğretmenler bütün sınıfındaki öğrencilerinin ne durumda olduklarını kesinlikle bilenlerdir. Bu durumda ailelerin de öğretmenleriyle devamlı iştişarede bulunarak öğretmenin çocuk hakkında vereceği önerileri ailelerin dikkate almaları ilk planda gelir...

Bizim Anadolu’da bilhassa köylerde Nine, dede – torun arasındaki mesafe ile anne, baba – evlat arasındaki mesafen çok daha kısadır, bilinir ki evlat sevgisinden torun sevgisinin daha ağır bastığı düşünülürse, onu seven büyükler ona bazı olmadık alışkanlıklarına hoş görü ile karşılar, bazen şaka da olsa söylenen bu sözler çocuğun zihin dünyasında gerçek olarak algılanır ve çocuk böyle bir hayata kendisini kurgular.

Biz gelelim işin özüne; Hep dış güçler, dış güçler diyoruz ama tabiki doğruluk payı da var diyorum, Çünkü dış güçler dediklerimiz bize artık en can alıcı kozlarını oynuyorlar bu defa, ahlak erezyonu ile avuçlarının içine almaya çalışıyorlar, ama yine inanıyorum ki yine avuçlarını yalayacaklar..

Çünkü bu Türk toplumun temelinde, mayasında, Devletine bağlı ve saygılı, Yüce yaratıcıya olan inancı ile bağımsızlık en önemli yapı taşlarından biridir. Çünkü özünde, genlerinde ve mayasında o kültür var. Onu hiçbir güç yolundan döndüremez. Hani atalarımızın bir sözü var. “Allah var gam yok”.

Bazen de çocuk yetiştiren ailelerde bilgisizce hep es geçiyoruz, aslında çocuk yetiştirmek zannedildiği kadar kolay değildir, bu konuda çok bilinçli olmak gerekli, Gelecek nesillere bırakacağımız en güzel miras, ne mal ne mülktür; Ahlaki değerleri ruhunun derinliklerinde hisseden bir nesil bırakmaktır.

Görüşmek dileğiyle hoşça kalın sağlıklı kalın.

Necati Keskin


01 Nisan 2026

Bu yazı 400 defa okunmuştur.