Necati Keskin

Necati Keskin


Onbir Ayı Sultanı

15 Şubat 2026 - 00:02 - Güncelleme: 15 Şubat 2026 - 10:35

Onbir Ayı Sultanı..

Onbir Ayın Sultanı Ramazan ayına geldik. Tüm Müslüman aleminin Ramazan’ı Şerifi hayırlı olsun, hayırlara vesile olsun, tuttuğunuz oruçları Cenab-ı Allah dergahında makbul ve kabul etsin.

Ramazan ayı geldiğinde hep çocukluğum aklıma gelir, 1955-60 lı yıllar tam yetmiş yıl, dile kolay, yani çocukluk günlerim, o günleri her zaman yaşamak isterim, çünkü o mübarek günlerde içimizi bir sevinç kaplar, İnanın Ramazan ayının hazzını biz çocuklar yaşardık.

Sahur zamanı kalkarak oruç tutmaya yeltenirdik, babam yaşınız küçük diyerek müsaade etmezdi ama annem tekne orucu tutun diyerek hoş görülü davranırdı.

(Sahurdan başlayıp öğle ezanına kadar tutulan oruç diye çocukların gönlü kırılmasın diye tutturdukları oruça Tekne orucu derdik) Çocukluğumda rahmetli abim Yüksel ile ramazan son günlerine yakın babam bizi bazı bayramlık giyeceklerimizi almak için Çankırı’ya götürürdü, Hani çocukluk mu derim yoksa Korgun’dan başka şehir görmediğimizden mi derim. Çankırı’ya gideceğim zaman sabahlara kadar uyuyamazdık sevincimizden.

Rahmetli babam eti çok severdi ve günlük et yemeyince Ramazan’ın daha 1. Günü rahmetli annemin tüm ısrarlarına rağmen bir iki gün oruç tutmayı geciktirir ve bahanesi de hazırdı. “bu sıra fazla et yiyemedik, eve gelinceye kadar Kınacığilin bayırı çıkamıyorum, çok dermansızım” derdi. ve rahmetli annemi de hiçbir zaman inandıramazdı, rahmetli hep “Bahane hazır” derdi, Babamın özürü bahanemidir bilmem ama yinede annemin dırdırından kurtulmak için oruçunu bir iki gün eksikle de olsa tamamlardı..

Babamın oruç tuttuğu günler akşam ezanına on veya onbeş dakika kala bakkaliyesinden eve doğru gelirken elinde çakmağı ağzında ağızlığa takılmış sigarası elinde ile evimizin kapısından girdiğinde hemen de sofranın başına oturur, hemen her dakika o meşhur ‘Serkisof’ Köstekli  saatine bakarak iftar vaktinin sabrszla beklerdi, arada bir aşağı mezarlıktan iftarı bildiren top atan kişiye de “artık zaman geldi hadi geçiktirme yahu” diye kendi kendine sinirlenirdi. Bazen de doğru gittiğine inandığı köstekli saatin zamanın geldiğini bildirmesi üzerine, hocanın ezanı geciktirmesine ifrit olur ona  söylemediği kötü söz kalmazdı. Annem’de “tuttuğun oruç nereye gidiyor be herif” diyerek azarlardı. Ama ezan okunup çorbadan iki kaşık yedikten sonra yaktığı sigaranın dumanını ciğerlerinde dolaştırarak sonrada “öf be dünya varmış” diyerek, dünyanın en mutlu adamı olurdu rahmetli.

O günlerde Ramazan ayı bütün mahalle sanki tek bir ev olurdu hatırlıyorum. Öyle iftar çadırları falan bilmezdik ve buna gerekte yoktu, Ramazan’da herkes garip gurabayı karşılık beklemeden yardım eder, veya akşam iftar sofrasına buyur ederdi. Birde mahalle odasına gelen bir misafir var ise bütün mahalle inanın akşam ve sahur yemekleari için seferber olurdu. Günümüzde ise bazı Belediyeler tarafından kurulan “İftar Çadırları” sayesinde ve Devletimizin imkanları ile huzur içerisinde iftar yapabildiklerine şahit oluyoruz.

Bizler Anadolu coğrafyasında yaşıyoruz ve Elhamdülillah Müslümanız ve Müslümanlık terbiyesi ile yetiştik, çocuklarımızı ve torunlarımızıda aynı örf, adet ve geleneklerimize, ahlak yapımıza uygun yetiştirmeye özen gösteriyoruz. Hamd olsun sağlıklı yaşadığımız süre içerisinde hep eski ramazanları hatırlayacak, Ramazan davulcusun sahurda uyardırmak için söylediği maniler gelecektir aklımıza. Akşam iftarda oruç açmanın mutluluğu, teravih namazı öncesi ve sonrasında yaşanan anılar canlanacak gözümüzde, Bu ayda beş vakif ezan sesi beklenecek özlemle, İftar zamanı top sesi ile sevinecek oruçlu gönüller. Rabbimizin bize verdiği tüm nimetlerin tadına varıp yaratana şükredeceğiz, Hoş görümüz tavan yapacak, Tüm yitirdiklerimiz, toprak olanlarımız hatırlanacak, onlar rahmetle anılacaktır inşallah.

Rabbimim merhametinden şüphemiz yoktur. Bu günün ve yarının da var olduğunu idrak ediyoruz. Yaratılan canlılarız ve insan olarak ta hata yaparız ve bir çoğumuzda kulluk vazifelerimizi tam olarakta yerine getirmek mümkün olmuyor, Yüce yaratıcıya inancım ve itikatım sonsuzdur, Onun için sayısız eksikliklerimiz olsa da yüce yaratıcıya güveniyor ve affına sığınıyoruz.

Ancak ramazan ayı geldiğinden kendime özgü üzüntülerim çoğalır. Nedeni ise, mesela; halk arasında mali durumu yerinde olanların verdikleri iftar sofralarına  o sofralardaki artıkların zerresine bile muhtaç olanları düşünmeden yapılan israfa üzülürüm, Birde şu iftar ve sahur programlarını sunan hocalara sorulan saçma sapan sorular.. İşte bu saçma sorular sebebiyle “Eyvah biz bu kadar da cahil miyiz” derim.

Ramazan ayının fazileti ve bereketi bol olsun, Tekrar tuttuğunuz ve tutacağınız oruçları da Mevla’m kabul etsin. Görüşmek dileğiyle sağlıklı ve mutlu kalın.

Necati Keskin

atay1348@gmail.com

15 Şubat 2026

Bu yazı 431 defa okunmuştur.