Necati Keskin

Necati Keskin


Takma İsimler

31 Temmuz 2026 - 23:59 - Güncelleme: 01 Ağustos 2026 - 01:16

Takma İsimler

Ülkemizde tüm insanların yaşı kaç olursa olsun okuldaki öğrencilik yıllarını,  ayrıca erkeklerin de  askerlikte geçen tüm iyi ve kötü anılarını mutlaka hatırlarlar.

Yazımın başlığı takma isimler, nedeni ise, bir kişinin gerçek ismi yerine günlük hayatta arkadaşları arasında kullandığı  yaratıcı ve akılda kalıcı isimlerdir, Benim 1953 – 58 yıllarında İlk okulda öğretmenlerimizden bazıları eli sopalı olduğundan çok çekinirdik, lise yılarında ise hani ilk ve ortaokul gibi pek sopa göremeyiz ama sopadan çok ağır sözler karşımıza çıkar. O bakımdan Tüm öğrenciler Ortaokul ve lise hocalarımızın kendilerine özgü, hayat felsefelerine göre ona yakıştırma isimleri verilir. Öğrenciler arasında hocanın pek ismi ile anılmaz, öğrenciler tarafından verilen takma isimlerle anılırlar. Mesela vefat edenleri rahmetle anıyorum, benim takma isimli hocalarımdan “Çakıro, Samsa, Lazoğlu, Gargamel, Çörçil, Peri, Pinti, Keltoş, Süslü” gibi takma isim taktığımız muhterem hocalarımı benim unutmadığım gibi sizlerinde unutmanız mümkün değil sanırım..

Bil hassa genellikle tüm öğrenciler İlk okul öğretmenlerini pek unutamazlar,  benim için de, tüm öğretmenlerim çok ama çok değerli insanlardır. Ancak; Öğretmenlerimizin hepsi öğrencilerinin kendilerin taktıkları takma isimleri çoğunluğu biliyorlardı, Onlara şunu demek istiyorum, Vatan Şairi Namık Kemal’in bir sözüdür. “Zihni fukara olanın aklı ukala olur” Bu vesileyle Tüm insanlığa ilham veren bütün öğretmenlerimize minnet ve derin hürmetlerimleri sunarım. Vefat edenlerin cümlesini rahmetle yad ediyorum. Mekanları cennet olsun.

Bu durum Anadolu’muzun her yöresinde soyadı kanunundan evvel ve sonra da çok çeşitli lakaplar vardır, bir kişiyi tarif ederken hep falanca gilden falancanın oğlu veya kızı derler, yani lakaplara göre tarif edilir ve tanınır. Bazı şahısların kendilerinden kaynaklanan özel isimleri vardır. Mesela Korgun’lu olarak kendisini gururla rahmetle andığım muhterem abimiz Ziraat Y.Müh.Tahsin Ylılmaz abimin gazete ve kitaplarından  da faydalanarak, benim özel araştırmalarım neticesinde belirlediğim 180 civarında Korgun’lu vatandaşların lakaplarından ayrı özel yakıştırma isimler var, Bunların tamamını yayınlamayı isterim ama burası yeri değil, Çünkü takma isimlerinden rahatız olanlar vardır mutlaka. Ama benim isimleri bende saklı kalmak üzere aralarından seçtiklerim; Abazo, Azap, Bicek, B.kçu, Canavar, Cabcuk, Cıbır, Dalyeci, Ecinci, Egeş, Fındıncı, Finik, İbi, Karaçalı, Kerto, Kepçe, Kınacı, Kündeci, Kürüş, Kalın,  Manimani, Maraz, Sinek, Şebbani, Şeplek, Şaltak, Şallo, Tayıncı, Telli, Tingiz, Tuzsuz, Oğuzo, Yatuk, Zıkzık, Zorali  gibi onlarcası..

Güzel Anadolu’mun güzel insanları… “kendilerinin özel takma isimleriyle  anılırlar” Bazıları askerde çavuştur, terhis olur gelir ama o artık ölünceye kadar “çavuş” İsmiyle anılır. Bazıları tez canlıdır. Elinden her iş gelir, Onun lakabı “Herşeyci” diye anılır. Bazıları asla kavgacı değillerdir, bir sineği bile öldürmeye kıyamazlar ve cesaretleri de yoktur ama takma adı “Efe” dir. Bir diğeri gözünü budaktan sakınmaz yani cesaret sahibidir, dürüst insanlardır. Kim olursa olsun lafını esirgemez, cevap verilecek olanlara anında cevabını yapıştırır onun için takma adı “Deli” dir. Adam yöresinde nam yapmış sevilen ve sayılan bir kişidir, hoş sohpeti ile kendini ziyaret edenleri mest eder, sağlıklıdır, ama takma adı ne hikmetse“Maraz”,  Bir diğeri giyimine ve temizliğine pek önem vermez dünya tatlısı ve dürüstlük timsali bir kişi ama takma adı “Şallo”, bir diğeri insan olarak çok değerlidir, ama şakaya gelmez, yüzü hiç gülmez, asık suratlıdır,  ama takma adı “Güler” dir. Öbürü ise insan olarak kibar,  sohbeti dinlenir ve  özü sözü bir, giyim kuşamına dikkat eder, fakat takma adı “Naylon” gibi daha onlarca takma isimler..

Bu takma isimleri alanların yine takma isimle anılmaları ne zamana kadar sürer derseniz inanın vefat ettiğinde bile onu anarken yine o takma isimle anılır. Ya da birinin çok güzel bir benzetme yapması onun da benimsenmesi gerekir. Mesela benim amcaoğlu Ahmet Keskin’e “Adanalı”, Korgun’un sevilen siması Kemal Öğdü kardeşimize de kendisiyle hiç uyuşmayan “Saddam”, Okul arkadaşım Mehmet Gökdemir’e “Canavar” dedikleri gibi..  

Bu isimleriyle anılanların hepsi birbirinden akıllı tanınmış, filozof, şakacı kişilerdir. Öyle sözler söylerler ki kitap yazılır. Öyle şakalar yaparlar ki, mizah yazarları hayretler için de kalır. İğdeli mahallesinde rahmetli  Ahmet amcamıza  “Deli” derlerdi ve cami önündeki vatandaşların radyo ajansıydı, Dalyeci İsmail amcamız Korgun’un en büyük domino oyun ustasıydı, O rahmetli oyuna başladığında kahve müşterileri tarafından oyununun sonuna kadar takip edilirdi.

Oyunda yenilirken domino taşlarına ağzından çıkan kelimeleri burada yazmak mümkün değil. Sağlığı sıhhati yerinde olan ve “Maraz” takma adı ile unutulmayanlar arasında olan  İsmail amcamız ise ülkemizin yetiştirdiği el yapımı (iskarpin) ayakkabı yapımının en büyük ustasıydı, Dükkanında gelen müşterilerine olan sohbetine doyum olmazdı. Rahmetli babamla dükkan komşumuz olmamız hesabıyla bende çok ama çok anısı vardır.Daha niceleri var ama burada yazmak mümkün olmuyor, Bunların hepsinin kendisine özgü kişilikleri, sempatik tavırları yanında birde ahlak  ve asalet  sahipleriydiler.

Bazılarının maddi durumları iyidir, ama yardımseverlerdir, çoğu da fakirdir, gariptir. ama ruhu zengin ‘gani’ gönüllüdürler. Tek parça ekmeğini aç insanlarla paylaşırlar, Bu insanlar aç kalırlar acım demezler. Sofradan doymadan kalkarlar. “Elhamdülillah doydum" derler.

Harman zamanı sıcaklarda, tarlalarda kavrulur, çatlar dudakları. biçilmiş buğday yığınlarının gölgesinde yedikleri yarma aşı, bulgur pilavı, erişte. İçecekleri ise meşruba olarak da ya, kızılcık şerbeti,  ya pestil ezmesi veya ekşimiş ayrandır, Emeğinin gücü ile karnını yarı aç, yarı tok doyuranlardan, bunlar Sosyal güvenlik sigortası ne olduğunu bile bilmezler..

Ben böyle bir yerde doğdum. Burası şimdi ilçe ama orası benim kutsal toprağım Korgun, hemşerilerimin ve atalarımın diyarı, yaşım itibariyle bu dünya tatlısı insanların bir çoğunu tanıyor ve de çok hoş sohbetlerimiz olmuştu, 

Bir ay kadar önce Sıla-i Rahim yaptığım Korgun’da Çarşıda dostlarımı görürüm hevesiyle uğradığım kahvehanelerde ne yazik ki emsallerimden başkasını tanımak imkanım yok, Emsallerimin de bir çoğu ya gurbette, yada vefat etmiş. Sayın Belediye Başkanımızı ziyaret edip, çalışmaları hakkında fikir alayım ve başarı dileklerimi sunayım dedim, makamında olmadığını çalışmaları yerinde incelemek üzere ayrıldığını söylediler. Korgun’un şansı diyeyim, gerçekten büyük hizmetleri var. Maşallah, çalışmalarında başarılar dilerim. Bu çalışmasıhndan ötürü içinden kusura bakmasın ama ona “Atom Karınca” demek içinden geliyor.

Tek ziyaret edeceğim yer kaldı ölmüşlerimi ziyaret. Mezarlığa girer girmez genç hepsi, hepsi tanıdık, hepsinin mezar taşlarına selam verip beraber geçirdiğimiz gecmiş günlerimi onlarla yad ettim.. Babam Osman Keskin, Kayın Pederim ve Kayınvalidem Muharrem ve Asiye Ünlü, Kardeşim Yüksel Keskin ile o mahalle ve okul arkadaşlarım, Kıbrıs Gazisi sevgili bacanağım Mustafa Sapmaz, Şehidimiz Veysel Çirişoğlu ile Ömer Oğuz, Yunus Şertürk, Sefa Öz, Selami Ursavaş,  gibi şu an hatırlayamadığım daha niceleri, Hepsine Rahmetler olsun diye dualarımı yaparak mezarlıktan çıktım, Yani anladım ki yaşım itibariyle artık yaşayanlardan daha çok mezarlıktakilerin hepsi tanıdık,

Aslında çoğu Korgun’lu şu yazdıklarım onlara itici gelebilir, veya “bana küstahlık ediyorsunuz” diyebilirler.. Ancak ben onlara Anadolu’nun her yöresinde mevcut bu muhterem insanların güler yüzünü göstermek istedim...

Bu benim anılarım aslında, beğenen veya beğenmeyenlere teşekkür ederim...

Sevgili dostlarım,  dünya, bir penceredir. Kimimiz bu pencereden sevgiyle bakar, kimimiz kinle, kimimiz merhamet bırakır ardında, kimimiz de kırgınlık. Ama vakit dolduğunda hepimiz aynı pencereden sessizce ayrılırız. Ayrılırken de ardımızda ne kadar mal bıraktığımız değil, ne kadar gönül aldığımız konuşulur.

Sağlıklı günlerde görüşmek dileğiyle hoşça kalın.


Necati Keskin
01 Ağustos 2026

 

Bu yazı 318 defa okunmuştur.