Kopyacılık
Kopya çekmek; kopyacılığın tasvip edilmeyen birçok anlamları var.
Ancak benim konum yazılı sınavlarda soruları yanıtlarken gizlice kitaba, ders notlarına ya da başka birinin kâğıdına bakma bir kopya çekme alışkanlığıdır.
Öğrencilik yıllarımız, kopyacılık içimize işlemiştir bizim. Öğrenciler, çalışmaya ayrılması gereken zamanlarını kopya hazırlamakla geçirirler. Arkadaşlarından kopya çekmekten zevk alırlar. “ben sınıflarımı kopya çekerek geçtim. Öyle ustalıkla kopya çekerim ki, öğretmenlerin ruhu bile duymaz” diye övünürler. Ders çalışanlarla “inek” diye de alay ederler.
Ortaokul 3. sınıfında müzik dersinde kopya çekmek isterken “feride abalı” öğretmenime yakalandığımda o utancımı ve mahcubiyetimi unutamam tabi ki sınıfın çalışkan öğrencilerindendim, onun için öğretmenimde bana “bunu benden beklemezdim” dediğinde sanki yerin dibine girdim. Özür diledim ama tabi ilk yarı sömestre tatilin için karneme müzik zayıf not geçmişti. O zayıf notum sınıf ikinciliğini kaybettiğim gibi okul salonuna asılan iftihar listesine girememiştim. Yani kopya yapmayı bir kere denedim ama ağzımıza gözümüze bulaştırdım. Bir daha kopya çekmeye tövbe demiştim. Sözümü de sonuna kadar da tuttum,
Ankara’da teknik sanat enstitüsünde öğrencisiyken benim matematik dersinde beni geçecek öğrenci yok gibiydi. Her yıl karnemde matematik dersinden karneme 9 ve 10 olarak geçerdi. ama gel velakin ne yalan söyleyeyim ki mekanik ve teknoloji dersinde de sınıfın en zayıf öğrencilerden sayılırdım..
Konuyu şuraya getirmek istiyorum 3. sınıfta iken matematik dersinden yazılı olup bir hafta sonra hocamız yazılıları okuyunca Çankırılı olduğunu ancak babasının demir-çelik fabrikasında çalıştığını için ailesinin Karabük’te ikamet ettiğini bildiğim ismini burada zikretmediğim bir öğrenci arkadaşım aldığı yazılı nota itiraz edeceğini söyledi. Bize hakkının yendiğimi, hocamın kendisine zıt gittiğini, kâğıdını görmek istediğini, göstermez ise şikâyet edeceğini söylüyordu. Sorulara verdiği yanıtların yanında oturan arkadaşıyla aynı olduğunu, hatta onun kendisinden kopya çektiğini ona geçer not verildiğini ama kendisine zayıf verildiğini iddia ediyordu.
Matematik öğretmenimiz de matematik kitabının yazarlarından rahmetli “Mustafa ergin”, çok sakin ve çok kibar bir öğretmenimizdi ve gerçek bir matematikçiydi, ikinci derste arkadaşımız öğretmenimize aynı itirazı söyledi, hem de ne itiraz, saygı değer hocam, hemen öğretmen odasında bıraktığı çantasından aynı sırada oturan iki öğrencinin yazılı kâğıdı da sınıfa getirdi, hocam, sınıfın başarılı öğrencilerden bana ve rahmetli rıza pekşen arkadaşıma “gidin benim odama salim kafayla iki kâğıdı karşılaştırın. İkinci ders te bana neticeyi bildirin” dedi.
Arkadaşım rıza ile birlikte tam bir saat iki öğrencinin notlarını okuduk ve birlikte kanaatimizi öğretmenimize bildirdik.
Geçer not alan öğrenciyle, benden kopya çektiğini iddia eden yani aldığı nota itiraz eden öğrenci bazı sorularında gerçekten yanlışlıklar bulunduğunu hatta notunun bir puan fazla olduğunu, diğer öğrencinin notunun da bizim mutabık kaldığımız kadar olduğunu öğretmenimizin ve öğrencilerin huzurunda açıkladık.
Yanlışlarını yüzüne vurduğumuz ve itiraz eden öğrenci bize, ”tamam tamam” deyip öğretmene dönerek mahcup bir eda ile “hocam siz bütün yazılı kâğıtlarını böyle dikkatle inceliyor musunuz” dedi. hani hem suçlu hem güçlü..
Bu öğrence arkadaşımız bütünlemeye kaldı. Tesadüfe bakın ki yıllar sonra memur olarak atandığım Karabük kadastro müdürlüğünün belediye binasının 1. katında da hizmet vermeye başladığımda onunla tanışmıştım, aradan 25 yıl sonra da olsa onun matematik yazılı imtihanı sonucunu unutmamış olacak ki, konuyu kendisi açtı ve hiç unutmamış olacak ki “matematik öğretmenime yaptığım itiraz çok büyük bir hataydı, o hatamı hala çekiyorum” dedi. Henüz diplomasını alamamış, belediyenin marangoz atölyesinde normal işçi statüsünde çalışıyormuş. Ara sıra Safranbolu’ya gelip eski anıları tazeliyorduk ama rahmetler olsun iki yıl önce vefat etti.
Şimdi akıllı telefonlar ile internet denilen ve dünyayı içerisine alın bilgi hazinesi çıktı. Bilgi edinmek, ders çalışmak için her şey kolaylaştı.
Kopyacılıkta eskisinden daha kolay, ama öğrenciler sınıflarına cep telefonları ile girebilme imkânına sahip mi bilemiyorum. Ancak bir büyüğü olarak şunu söylemek istiyorum, genç nesil öğrencilere çok önemli tavsiyem, kopyacılıkla sınıfını geçmeyi düşünen ve bunu alışkanlık haline getiren öğrenci hiçbir zaman hayatta başarılı olduğu görülmemiştir, kopya çekmeyi beyninizden silin zira ders çalışarak, yani bileğinin hakkıyla puan alarak her yerde başarılı olunacağınızdan emin olun.
Çalışkanlık ve dürüstlük insanlara ruhen ve vicdanen yaşam boyu gerekli.
tekrar görüşmek dileğiyle hoşça kalın sağlıklı kalın..
Necati keskin
15 ekim 2026

