Necati Keskin

Necati Keskin


Korgun'da Dolu Afeti ve Çankırı'da Sel Felaketi

23 Mayıs 2025 - 11:43 - Güncelleme: 24 Mayıs 2025 - 09:40

Korgun'da Dolu Afeti ve Çankırı'da Sel Felaketi

Anılarımdan;


Bu gün tam 67 yıl önce bu gün 24. Mayıs.1958 tarih ve bir cumartesi günü Korgun’da meydana gelen dolu afetinin meydana getirddiği 9 can ile büyük mal kaybına, ardından Çankırı’da meydana gelen sel felakati ile yine 18 can ilebüyük mal kaybına sebebiyet veren büyük afetin 67 inci yıl dönümü...

Unutulmayan anılarımda biri olan ve  yaşadığım 67 yıl önceki  Korgun’daki dolu afeti ve daha sonra da Çankırı’da sel felaketini bu günün anısına uygun olarak benden büyük, benimle yaşıt veya 3-4 yaş küçük olanlara da  hatırlatmak istedim.

Afet yıllarında 12 yaşında olmam sebebiyle felaketin 24.Mayıs.1958 bir Cumartesi günü Korgun büyük bir dolu afeti yaşadı. Dolaysiyle Korgun’da yaşanan dolu afetinin getirdiği sel felaketi sonucu Çankırı’da da büyük mal ve can kaybına sebebiyet vermişti.

İşte  o gün Korgun’da sabah saat 08.00 sıralarında hava pırıl pırıl güneşlik yalnız aşırı bunaltıcı ve çok sıcak bir hava. Malum Mayıs ayı, Korgun’lunun ovada bağ ve bahçe işleri, sabah çayını çorbasını içen ovanın yolunda, Yalnnız o günün Cumartesi olması sebebiyle ne tesadüf ki köyün yayla sığırı Söğütlü çayırına gelip mal sahiplerinin hayvanlarını görmesi için, köy sığırında bulunan hayvanını yayla sığırına katması veya yayla sığırından köy sığırına katması için biz Korgun’lular buna “değişim günü” deriz. O tarihlerde  değişim günü Korgun’da çok önemli idi.

İşte Korgun’lunun  değişim günü için Ovasında bulunan bağ ve bahçe işlerini bırakarak Sögütlü Çayırın da “Değişim Gününü” geçirmesi ölü  sayısının 250 – 300 civarına yükselebilirdi.

Felaketin saatinin kaç olduğunu bilmiyorum ama tahminim öğleden sonra 13,30 veya 14.00 sıralarında Korgun güney kısmında  bulunan Sarıdağ tarafından daha sonra Kayıçivi ve Ildızım köyü civarlarından bir gök gürültüsü başladı. Bu gök gürültüsü şiddetini artırarak aralıksız devam ediyordu. Bizler haziran ayına yaklaşmamız ve havanın da sıcak olması sebebiyle de yalın ayak üzerimizde hafif  giysiler olduğundan ve gelip geçici yaz yağmuru havası izlenimi ile sokaklarda arkadaşlarımızla oyun oynuyorduk, bu arada  seyrek  aralıklarla  ama  çok  olağandan daha büyük yağmur damları başladı. Rahmetli annemin de Ova’da Değirmen önü mevkiinde bulunan tarlamıza gittiğinden ben o yıllarda gök gürültüsünden hep içimde bir tedirginlik başlar, bu suretle  evimizde de kimse olmadığından yağmura da tutulmamak için Rahmetli babamın Büyük Cani yanında bulunan bakkal dükkanına yetişmem için koşar adımlarla giderken yağmur o kadar şiddetlendi ki Kınacıgilin bayırın başında Bismillacı lakaplı ve kendisine sonsuz hürmet ve saygı duyduğum çok değerli rahmetli İsmail Kara amcanın bakkal dükkanına zor bela girebildim. (Bahse konu yer şu an Cevdet Öztürk'ün evinin altındaki dükkan) Benim gibi eve giderken yağmura yakalanan Rahmetli Sarıgil’in Hüseyin amca, Keyfçi Ömer amca, Kırcıgil’in Hüseyin amca ile tanımadığım yaşlı bir teyzemiz var.

Yağmur şiddetini müthiş  artırdı. Şiddetli yağmur 10 – 15  dakika kadar sürdü, arkasında dolu yağmaya başladı. Aman Allah’ım  dolunun büyüklüğü dakikalar geçtikçe büyüyor, yumurta büyüklüğüne ulaştı, aralıksız yağan dolu İsmail amcanın söylediğine göre  bir saat on beş dakika devam etti ve her taraf büyük bir felaketin habercisi olarak tecelli etti.

Dolu  yağışı bir saat ten fazla sürüp artık bittiğini gördüğümüzde bizde artık İsmail amcanın dükkanından  çıkmak üzereyiz ki Rahmetli babam eve doğru hızlı hızlı geçtiğini gördüm ve arkasından yetiştim. Bütün yollar ve her yer yarım metreyi bulan dolu yağışı ile dolmuş, her taraf buz. Ayaklarım çıplak “yalınayak”  yarım metre buz, üstünde zorunlu ve hızlı koşar  adımlarla eve doğru gidiyoruz. İnanın Mayıs ayının son günü Ocak veya şubat ayının buzlu havasına dönüşmüş gibiydi, Babam endişeli bir şekilde bana ilk sorusu şu oldu. “Anan Ova’ya gitmişti, geldi mi”  diye sordu. “Vallahi bilmiyorum bende, İsmail amcamın dükkanında kaldım eve gidemedim” dedim ama, annemin hayatından endişeleniyoruz.

Soğuk ve yerlerin buz olmasına hiç aldırmadan ikimizde evi bulduk. Annemiz “ovadan” gelmemiş ve haberde yok. Evimizde bütün odalar her tarafı göl gibi. Evimizden ovanın tamamı görünür vaziyette olduğundan ilk baktığımdan, karşımızda Alpsarı köyü ve göz alabildiğine ovanın tamam lebi derya, Felaketin boyutu çok, ama çok büyük, Önümüzdeki tarlalarda ekinler başak durumuna gelmişti ki tamamı yok olmuş, Ova’da bir lokma meyve ve sebze hepsi perişan durumda. Ağaçlar sanki budanmış gibi.

Bu manzarayı gördüğümüzde, işte o zaman annemden ve hayatında gerçekten endişelenmeye başladık. Bu arada ova yolu evimizin hemen yanından geçer ve ovada yakınları olanlar ağlamalar, bağırmalar başladı. Elimizden gelen bir şey yok, kadere razı olup  beklemeye başladık. Dolu nihayyete erdikten iki saat kadar sonra selden Ova’da bulunan ve felaketin büyüklüğünü anlayanlar hemen kendilerini dolu başlamadan  ova’nın başlancıç noktası saydığımız Dut dibi mevkiinde, rahmetli Yusufhacıgilin  Kalın’ın amcanın bağında bulunan küçük kulübeye (gümele) sığınanlar tüm imkanlarını zorlayarak köye dönmeye başladılar,  tüm   gelenlere annemi soruyoruz. Birkaç kişi önce görmediklerini daha sonra gümelede gördüğünü söyleyenlere de rastladık. Kazıgilin  ve Zoboğilin tamamının  sele kapılarak gittikleri söyleyenlerle, Afet’in büyüklüğüne görüp te asılsız dedikodu üretenleri de dinledik. Bizde merakla ovadan gelenlere Annemin kafilenin içerisinde olup olmadığına bakıyoruz. Ama gelenler arasında anacığım yok! yok!

Babam ve ben telaş içerisinde endişeli bekleyişimiz sürüyor.

Çatal yoldan bir gurup daha geliyor ve yaklaştıkça aman Allah’ım ne görüyoruz, annem birkaç kişi ile birlikte bir gurubun içerisinde  “Ohh  Allah’ım diye dua ettik”. Hemen elindeki taşıdığı torbasını aldık doğru eve, annemin sevincinden bağıranları, ağlayanları bile  duymuyoruz. Herkes can derdinde ve canını kurtarma derdinde...

Kör Mehmet ile Balogilin Efe lakaplı yaşlı amcalar gibi bazıları sel afetinden kendilerini kurtarmak için ağaçlara çıktıkları, sabaha kadar ağaç üzerinde beklediklerini, sabah sel sularının kesilmesi ile birlikte evlerine  ulaştıklarını duymuştum.. Zaten ağaca çıkarak hayatlarını kurtaranlar, o yıl  dolunun buz gibi soğuğun tesiriyle rahatsızlanıp  o yıl hepsi de vefat ettiler...

Sabah oldu. her yer sakin, Sokaklar dolu buzulları ile kaplı ve sert bir ayaz. Allah’tan o sene çok verimli olan tarlalarda ekinlerden, bahçelerdeki meyve ve ağaçlarında hiç mi  hiç hayır yok, hepsi yerle bir. Ertesi gün sabah saat sabah 09 sıralarında herkesle birlikte ovaya gittim. Kalın’ın bağında bütün atlar, katırlar ve eşekler telef olmuş. tabi bizim eşek de.

Ovada selin getirdiği mil her tarafı kaplamış olduğundan hiçbir kimse tarlasını bulamıyor, sınırlar bütün kayıp. Gerçi o sıralarda sınırlara, hayvanlara bakan yok. Bütün ahali selde kaybolanları arıyor. Felaketin plançosu 9 kişinin sele kapılarak vefat ettiğini, diğer hayvan ve ürün kaybınında son derece büyük olduğuni biliyoruz.


Korgun’daki afette ova’da bulunanlardan bazılarının yaşadıklarını ve bu afetin sonunda Çankırı’da meydana gelen sel felaketini Korgun’dan Çankırı’da bulunan öğrenci arkadaşlarımın Çankırı’da sel felaketini yaşamış o günü bana anlatılanları da  yazımın alt köşesine aldım.
         

Milliyet Gazetesinin 26.Mayıs.1958 gün yayınladığı haberi..

Not: Vefat edenlerin isim ve lakaplarının doğruluğunu tam olarak teyit edemediğimden, doğrusunu bilenlerin yorumlarında bildirmeleri rica ediyorum.


Vefat Edenler:

1- Ayşe EMRE (Emirahmetgilin)

2- Veysel BAYKAL (Balogilin)

3- Fatma BAYKAL  (Balogilin)

4- Fatma KARTAL

5- Fatma TÜRKYILMAZ

6- Emine TÜRKYILMAZ

7- Hanife TÜRKYILMAZ

8- Satı ŞENYİĞİT

9- Ayşe UZUNÇAM (Kör Hüseyin'in Kız) Söğütlü çayırında değişimden gelirken eski karakol tarafından gelen selde boğularak vefat etmiştir.

Sele kapılıp gidenlere Allah gani gani rahmet eylesin.

Korgun’dan gelen sel Çankırı’da bazı evlerin sel sularına kapılarak yıkılmasına ve hatta bu günkü Atatürk heykeline kadar suların yükseldiğini söylerlerdi.

Bu afeti bizzat yaşayanlardanım. Allah böyle bir afeti hiçbir yere vermesin ve göstermesin.

Saygılarımla.

Necati KESKİN


23 Mayıs 2025

2010 yılında yayınladığım "Korgun'da Dolu ve Çankırı'da sel felaketi" yazım için Korgun ve Çankırı’da afet’i yaşayanların anlatımlarından alıntılar..
---------------------------------------------------------------


Mustafa Türk: Biz ev halkı ile birlikte Çevrikte  bulunan Tarlamızda çalışıyorduk, Hafif gök gürültüsü ile başlayarak yerine şiddetli gök gürültüsü üzerine yeğenim olan Ayşe Ünlü ise beşikte olduğundan onu sel gelip bir tehlike olmasın düşüncesiyle yüksekte bir ağaca astım fakat 10 dakika yağmur yerini yumurta büyüklüğünü alan dolu’ya bırakarak sonumuzun iyiye gitmediği düşünerek tüm aile daha sel başlamadan Korgun-Çankırı kara yoluna çıkmayı başardık, orada bulunan bağ evlerinden birine sığınarak dolu’dan bir saat sonra yola çıktık yollar yarım metre buz böylelikle 3 saat kadar evimize ulaştık, Allah böyle bir afeti kimseye göstermesin,
**

İsmail Ayhan: O günlerde 12 yaşında idim ve çok iyi  hatırlıyorum, Keşüllük Tepesinda döl (Kuzu) gidiyordum, Kayçivi ve Ildızım köylerinde müthiş bir gör gürültüsü üzerine, hemen hayvanları toplarak köye yeşitiştim ve en yakın ev rahmetli Hikmet Balbay’ın evine hepsini soktum Bir on dakika daha gecikseydim 55 -60 civarında kuzularım telef olacaktı, Sonra bir saatten fazla süren ve yumurta büyüklüğündeki doluda kendi evimize ulaştım. evde mahsur kaldık, Anam teleş içerisinde benden 5 yaş küçük kardeşim Osman sokaklarda oynamak için çıkmıştı, telaşıda o yüzden, dolu durduğundan Osnan’ı aramak için çıktığımda evimizin önünden karşı tarafa geçmek mümkün değil önünden öyle bir sel akıyor ki cami önüne geçmek mümkün değil, neyseki kardeşim Osman yakın komşu eve geçmişler, Fakat akşam bizim eve gelen Salih amcam babama ağlıyarak kışlamızda bulunan  235 koyun ve keçisinden bir tanesini bile kurtaramamış olmanın üzüntüsünden ağlamasını hiç unutmuyorum. O günler çok kötü günlerdi, Verimli bildiğimiz tarlalarımız ve ovamız mahvolmuştu. Allah öyle bir afeti düşmanlarıma dahi vermesin.

**
Hilmi Oğuz: O gün yaylada değişime gidecektim, Hacer yengem ben gideyim diye ısrar edinde bende ovaya gitmek için evde hazırlık yaparken, Gök gürültüsü geçsin diyerek biraz bekledim, bu arada evin dışında bulunan tavukları tarlalardan getirmek için çıktığımda dolu başladı ve eve kendimi zor attım,  Ancak bütün tavuklarımız ve mahallemizin bekcisi olan köpeğimiz öldü. O yıl bütün tarlalarımız ve mahsullerimiz mahvoldu. Geçimimiz ve yaşantımızı o yılı çok zor şartlarda geçirdik. Allah kimsiye böyle felaket göstermesin.
**

Osman Yılmaz; Ben o gün dayımların kuzularını Akdere tarafında hatırlayamadığım birinin yanında gütmeye gittik. Çırçır pınarına geldiğimizde dolu düşmeye başladı. Alüstelilin Ali amcaların evine kendimi zor attım. Felaket bittikte sonra ılıcanın tepesinden baktığımda ova bembeyazdı. Bu olayı bu güne kadar hiç unutmadım. Sağolasaın Necati benimde 67 yıl öncesine götürdün.
**

Ali Oğuz: Felaketle ilgii bir anımı benimde şöyle ; 5 yaslnda idim eski toprak evde rahmetli dellalcl ile beraberdik amcamın hanımına biz büyük ana derdik o dolu günün devamlı kuran okudu avluya yıldırımı çeksin diye demir saçak atlılar ertesi gün örenbaşı odasında bir çocuk cenazesini görmeye gittiği mi hatlrllyorum.
**

Yüksel Keskin: 1958 Mayıs'ında Çankırı'yı vuran sel, Aman Allah’ım o günleri bir daha yaşatmasın. Korgun’daki dolu afetinin ardından gelen sel felaketi Çankırı’da büyük hasara ve can kaybına yol açmıştı. Çankırı, 1958 senesinin Mayıs ayında tarihinin en büyük sel vurgununa uğramış, şehir çamura bulanmış; bir çok ev yıkılmış, bir o kadar da  oturulamaz hale gelmiş, köprüler yıkılmış, yollar alt üst olmuş, bağlar bahçeler toprak ve kum yığınına dönüşmüştü. Beelediye de temizlik işçileri sokaklarda iki ay mil temizlemekte geçirdiler.
**

Ahmet Ünlü: Allah bir daha öyle felaket göstermesin, vefat edenlere Allah rahmet eylesin mekanları cennet olsun. Bende çankırıda sele kapılan evi görmüştüm uzaktan seyrediyorduk yıkılan köprü (yanılmıyorsam dedeler köprüsü) vardı. Selin kucaklama taşına kadar çıktığı söyleniyordu.
**
Metin Yılmaz kardeşimin Tahtaköprü sitesine yormda buluunan sayın Ali Kanikara,

Ali KanikarA; 6 yaşındaydım. Çok iyi hatırlıyorum sel felaketini. Sel suları Atatürk anıtının alt kaidesine erişmişti. Kurtuluş ilkokulunun bahçesindeki sular günlerce çekilmemişti. Tatlı çay kıyısındaki ağaçlar adeta soyulmustu. Günlerce kötü bir koku sarmıştı heryeri. Bir de güvercinler ve kumrular adeta insanlara, evlere sığınmıştı.

Orta Menzil Komutanlığının aşağısında, Güneş İlkokulunun karşısında ağacının üzerinde gördüğüm bir vatandaşımızın cenazesi hala hafızamda ki; anlatmaya yüreğim yetmiyor. Kötü günlerdi.


İsmet Türkkorkmaz : Ben bu afetin yaşandığı yıl Çankırı sanat mektebi son sınıftaydım. Dere kıyısına yapılmış evlerin yerlerinden sökülüp bacaları tüte,tüte selde nasıl sürüklendiklerinin ve köprüye çarpıp nasıl parçalandıklarının canlı şahidiyim. Çok üzücü manzaralardı.Dere taşmış her tarafı sel basmıştı.Bildiğim kadariyle Çankırı'da can kaybı yoktu ama maddi hasar büyüktü. Rabbim böyle afatları bir daha göstermesin inşallah.

 

Bu yazı 1629 defa okunmuştur.