Aydın Olmanın Fazileti
Türkiye 1950’li yıllardan beri geçmiş yıllara baktığımızda ülkemiz olarak içerisine sürüklendiğimiz huzursuz ve çalkantılı yılları bir türlü aşamadığımızı gelmiş geçmiş hükümetlerimiz yaşam standartlarını halkın arzularına bir türlü cevap veremediğini görmekteyiz.
Gerçekten bu gün onlarca televizyon ve yüzlerce gazete dahil olmak üzere ve binlerce köşe yazarımız olmasına rağmen parmakla sayılabilecek kadar sayısı olan gurup dışında bir türlü çağdaş diyebileceğimiz bir görüş ortaya koyamıyoruz.
Diyeceksiniz ki bizim 1950 yılından bu tarafa çeşitli ekonomik ve kültürel sorunlarımız var. Türkiye Atatürk’ün çizdiği yoldan sapmalar var. Halkımıza eğitimden uzak, çağdaşlıktan çok cahil bir yaşantı hüküm sürmektedir. Doğu Anadolu’da feodal bir yapı mevcut ve bir çok örneklerini sayabiliriz. Çağdaş olmanın sadece fikir üretmek, konuşmakla değil sosyal ve kültürel bir çok alanda yakından ilgili olduğunu düşünüyorum.
Nasıl mı?
Bakınız; Türkiye’de her şeyin para olmadığının bilincine varmak önemlidir. Çankırı’da veya başka il veya ilçelerde bir panel mi var, nüfus oranına göre kaç kişimiz dinlemeye gidiyor, Nüfusu 100.000 i aşan yerlerde bile bir salonu dinleyici olarak dolduramıyoruz. Ama mutlaka gidip konuşmaları dinlemek gerekir, konuşmacıların kendi açımızdan yorumlarını yapacağız, mutlak milli bayramlara katılacağız ve asla kaçırmayacağız dini bayramlarda dostlarımızla birlikte olacağız, Okul yönetimlerin de bulunup öğrencilerin sorunları ile ilgileneceğiz, Halkın sorunları, gençliğin sorunları ile ilgili kim varsa ona yol gösterici ve yardımcı olacağız, büyüklerimize hürmet edip yaşlılara yol gösterici ve çevremizi de dikkate alacağız, Kim olursa olsun aşağılanmaya asla müsaade etmeyeceğiz, Az konuşup, dinlemeyi öğreneceğiz, makam ve memuriyete saygılı olacağız, Emniyet ve güvenlik güçlerine saygılı ve yardımcı olacağız.
Hepimizin bildiği gibi örnekleri onlarcası ile çoğalta biliriz. Ancak öyle bir çağdayız ki laf değil iş yapan fertler bulmak çok zor. Aydın olmak o televizyon senin bu televizyon benim her akşam bir kanalda işkembeden konuşmak veya günün modasına uygun kıyafetler giyip kravatlı ve kolalı gömleklerle dolaşmak değildir. Siz halkın bugün ve yarınını, iradesini, günün şartlarını, genel kültürünü ve ruhunu en iyi şekilde aydınlatmak sizin ulusal görevinizdir. Halka hayatın bütün gerçeklerini, memleketimizin geleceği, okumanın değerini, mutlu bir yuva nasıl kurulur, nasıl devam ettirilir, kadın erkek eşitliği ve çocukların öğrenimleri ve nasıl eğitileceği konularında genel bilgileri öğretin. Halkı doğruluğa, düzene, disipline alıştırın, Halkın vicdan duygusunu geliştirin, Başkalarına karşı saygıyı ve saygılı olmayı öğretin,
Aydınlar! Unutmayın, halkın cehaleti, kabalığı, fikir fakirliği sizin ayıbınızdır. Bu ayıbı temizlemeniz sizin göreviniz olmalıdır.
Bizde diyoruz ki yüzde doksan dokuz’u Müslüman olan ülkemizde en kutsal görevi yapan camii imam ve hatipleri halkımızın gerçek koruyucusu olmaları gerekmektedir. İmam ve hatipler sadece cami memurları değildir. Onların görevi sadece camide vakit namazlarını kıldırarak dini görevlerini yerine getiren kimseler de değildir. Peygamberler öncelikle halka temiz, iyi ve adil yaşam öğretiyorlardı. İnsanlarda vicdan duygularını uyandırıyorlardı. Ve halka nasıl iyilik yapabilir, başkalarına karşı sevgiyi aşılıyorlar. Sizde imam ve hatipler olarak siyasi düşüncelerinizi zorla empoze etmeden, halkı üzmeden, bıktırıcı şekilde konuşmaktan kaçınmak üzerinize ölü toprağını temizleyin ve halka gerçekleri aydınlatın.
En kutsal görevi ifa eden bize doğruyu, güzeli, iyiyi, kötüyü, mertliği, milli duyguları ve Atatürk ilkelerine bağlılığı öğreten öğretmenlerimiz,
Eğitim camiamızın mümtaz insanları, Bu vatanın en çalışkan fikir işçileri, biz onların eseriyiz, sıhhatini, nefesini, enerjisini ve gençlik yıllarının hepsini bizim için harcayan ve bizim yeteneklerimizin gelişmesine yardım eden sizlersiniz. Analar doğurur, öğretmenler yetiştirir.
Bu ülkede gençlik oturdukları eğlendikleri parkları temiz tutmuyorsa, büyüğüne yaşlısına hürmet etmiyorsa, otobüste dolmuşta kendinden büyüklere yer göstermiyorsa, bütün kötü alışkanlıkları devam ettiriyorsa Cumhuriyetin kurucusu Atatürk’ü tanımıyor ilkelerinden haberi yoksa, ailelerinden çok bu da sizin ayıbınızdır. Bu ayıbı temizlemek de sizin görevinizdir.
Görüşmek dileğiyle hoşça kalın sağlıklı kalın.
Necati Keskin
01.Kasım.2014


FACEBOOK YORUMLAR