Biz Bu B.Ku Neden Yedik
Hikaye bu ya!.. Adam çok zengin köyün ağası, Marabası ile birlikte şehre gitmek ister, Atını hazırlarlar ve ağa atına kurulur, maraba ile yayan yola revan olurlar, Yolun yarısına vardıklarında bir çeşme başında su içmek üzere ağa atından inerken kenarda topak şeklinde hayvan pisliğini görür ve şaka yollu marabasına dönerek “Şu yerde gördüğünü biliyor musun” pisliğe bakan marabası “evet” der “O zaman onun yarısını yersen vallahi bu atı sana vereceğim” der. Marabası da “Olur mu ağam o at sana layık” dese de at bahsinden de vazgeçmek istemez ama pisliğin kıyısından köşesinden derken yarısı tüketir. “Tamam, ağam yarısını yedim ver atı” ağa sözünde durur atı teslim eder, maraba ise ata biner ağa da yanında şehre varırlar. Ağa’nın işi biter köylerine dönmek üzere yine yola revan olurlar, maraba at sırtında ağa yayan yine dinlendikleri çeşmenin başına vardıklarında maraba pisliği işaret ederek “ Ağam şurada görünen nedir?” “Hayvan pisliği” der ağa “O zaman o pisliğin yarısını ben yedim, atı aldım. Kalan yarısını da sen ye at senin olsun” bu sözü alan ağa zaten atı verdiğine bin pişman bir şekilde ucundan kıyısından derken pisliğin diğer yarısını bitirir, verilen söz üzerine maraba ağasına atı teslim eder.
Köylerine dönen ağa ve maraba mutlu bir şekilde evlerinin yolunu tutarken maraba ağaya “Ağam şehre giderken bu at senin değil miydi?”, “evet” der ağa “köyümüze döndük at yine senin değil mi” “evet” der ağa “ Peki ağam biz bu b.ku neden yedik”
************
Hikayemin konusu bu, ama yazımın özüne getirmek istiyorum,
Siz hiç doğduğunuz yöre dışında gurbet illerinde kalmış memleketine türlü sebeplerden dolayı dönememiş, memleket hasreti burnunda buram buram tüten veya yıllarca Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde çalışmış birisinin Türkiye’ye döndüğü zaman duyduğu o heyecanı ve mutluluğunun tarifini yapabilir misiniz?
Yıllarca Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde çalışmış bir kardeşimizin yazısını unutamam, yıllarca Avrupa’dan dönüşümde arabamla Kapıkule’den girişimde ve İsviçre-İstanbul arasında sayısını bilmediğim kadar uçtum, Ülkemize nereden giriş yaparsanız yapın, bayrağımızın dalgalanmasını görmek bana sonsuz mutluluk verir, vatana kavuşmanın sevincini vatan hasreti çekenler iyi bilir ve her zaman dua ederim “Allah’ım sen bu vatanı kem gözlerden koru, bizi kardeşi kardeşe düşürüp bölmeye çalışanlara, bayrağımızı indirmeye yeltenenlere, ezanımızı susturtmaya çalışanlara bu fırsatı verme, gençlerimizi ilimsiz irfansız ve imansız yaşatma, dirliğimizi ve birliğimizi muhafaza eyle” derim.
Sevgili kardeşimin söylemlerine aynen katılıyorum. Vatan sevgisini gurbette yaşadığın zaman, hele hele Avrupa’da ikinci sınıf vatandaş yerine konduğun zaman bu sevginin ne demek olduğunu anlarsın.
Haklı da!....
Bende her Türk evladı gibi son günlerde ülkemizde yaşananları gördükçe, içimde çok derin bir acılar hissediyorum, Tabiatı koruyalım, yeşile dokunmayalım bahanesiyle hükümetin aldığı bazı kararların yanlışlığını demokratik bir şekilde protesto edelim derken kendini bilmez bazı marjinal guruplar birilerinin oyununa gelip 2013 yılında yakılanlar bakın, Demokrasinin verdiği özgünlük de bu değil, Kendimize gelelim, biz aklı başında insanlarız, haklı durumda iken neden haksız duruma düşelim, Etrafımızdaki Müslüman ülkelere bakın hangilerinde huzur var, hepsinde kan ve göz yaşı dinmek bilmiyor. Bizde mi onlar gibi olacağız?
Ülkem adına üzülmemek elde mi?
Lütfen!...
Akıllı olalım!..
Ülkemizi bilmeden hiç uğruna nedensiz ateşe atıyoruz. Birlikte havasını kokladığımız, suyunu içtiğimiz, inancımız ve fikrimiz ile bu cennet vatanın bir bütün evladıyız, Yok efendim şu Alevi’ymiş, Sünni’ymiş, Türk’müş, Kürt’müş, Laz’mış, Çerkez’miş, hepimiz bir bütünüz ve bu vatanın evlatlarıyız, kardeşi kardeşe düşürmek başkalarının oyunu, biz bu oyuna gelmeyelim, birimizin başına gelen bir felaketi kendimize gelmiş gibi öz benliğimizde hissederiz. Felaket anında birbirimize yardım ederken sen Türksün, Kürtsün, Lazsın, Çerkezsin veya sen Alevisin sen Sünnisin dendi mi? Hangi takımı tutarsak tutalım ama milli maçlarda Türk bayrağını sallamıyor muyuz? Biz Türk Halk ve Türk Sanat müziğini, Karadeniz’in horon, Eğe”nin zeybek havalarını, Orta ve Doğu Anadolu’nun uzun havalarını, türkülerini, şahane oyun havalarını, hepsini zevkle dinlemiyor muyuz? Biz birbirimize kızarız, ama yeri geldiğinde kucaklaşmasını bilen bir milletiz, Biz “ Türk halkı olarak dinini, diyanetini bilen Herkes Allah’ın kulu olduğunu, kimsenin kimseden üstün olmadığını biliriz, yüce yaratıcının adaletine de son derece güvenir, ona her zaman şükrederiz" kaldırım taşlarını söküp her tarafı talan etmek, milli serveti yakıp yıkmak, emniyet güçlerine taş ve sopalarla saldırmak, karşı gelmek kimin haddine, Hükümetin aldığı her kararı 77 milyon vatandaş’ı memnun edecektir diye bir kural da yok, Mutlaka muhalif olanlar olacaktır. Dünyanın en ileri demokrasilerinde bile bu böyledir.
Facebook’a bakıyorum paylaşılan her resme itibar etmeyelim, Bende bir resme itibar edip çok sevdiğim bir arkadaşımdan yediğim fırça dolaysıyla hemen kaldırdım. Neden bu hatayı yaptığıma ben bile inanmış değilim.
Ülkemizde yapılan futbol müsabakalarını genellikle izlerim, Bir futbol sever olarak futboldan da nefret etmeye başladım. sporsever olarak utanıyorum, sanki iki cephede savaş var. Spor bu, mutlaka bir taraf galip veya mağlup olacak, Acaba biz ne yapmak istiyoruz neyi paylaşamıyoruz?
Sözüm şu, bakın çok dikkatli olalım, önümüzde Milletvekilliği seçimleri var. Kim kazanırsa kazansın, Aklı selim düşünelim, Seçimler milletimizin ve ülkemizin hayrına olur inşallah,
Seçimlerin ülkemize huzur ve barış getirmesini dileğiyle her bir (oy)un kıymetini bilerek kullanalım, bilinçli kullanılan her oy ülkemizin geleceğini kazanmak demektir.
Akıllı olalım!....
Bizim isteğimiz ülkemizde kardeşliğimize zarar gelmesin!..
Bu ülke hepimizin!...
Bu ülkenin insanlarını karpuz gibi ikiye bölmek kime ne kazandırır,
Soysuzlara en güzel cevap Yunus Emre’den; söyle demişti bir dörtlüğünde “Edebim el vermez edepsizlik edene, susmak en güzel cevaptır, edebi elden gidene”
Anlattığım hikayede ki marabanın ağasına söylediği sözü hatırlayalım “Biz bu b.ku neden yedik” diye iş işten geçtikten sonra pişman olmayalım.
Görüşmek dileğiyle hoşça kalın sağlıklı kalın.
Necati Keskin
02.Haziran.2015


FACEBOOK YORUMLAR