Necati Keskin

Necati Keskin


İ S R A F

28 Şubat 2017 - 00:33

Yazıma bir fıkra ile başlamak istiyorum. Konuya ne kadar uyar onu da okuyucular karar versinler diyorum.

 

***

 

Vatandaşın birisi kasabasına dönerken bataklığa düşmüş. Akşamın alacakaranlığında kurtarılması için "İmdat imdat, kurtaran yok mu" bağırıyormuş.

 

Çırpınırken, adamın birisiyle uzaktan göz göze geliyor.

 

-Arkadaş, ne oldu hayırdır?

 

-Yahu bataklığa düştüm. Yok mu oralarda dal, ip gibi bir şeyler falan uzatıversen bana da kurtarsan buradan.

 

Adam da uzaktan seslenerek diyor ki;

 

-Kusura bakma arkadaş, ne ip uzatırım, ne de dal.

 

Adam bataklığın içine yarıya kadar gömülmüş bir vaziyette "Neden uzatmıyorsun" diye sormuş.

 

-Arkadaş sen şimdi tam da hazine arazisinin içindesin. Hazineden mal almak suçtur.

 

Bataklığın içerisindeki adam ise:

 

-Mal almak suçsa ben ne olacağım burada. Ölürüm ben burada o zaman.

 

-Sen hiç merak etme. Ben şimdi kasabaya gider kaymakama senin bataklığa düştüğünü söylerim. O da ilçedeki Mal Müdürünü çağıracak. İkisi aralarında istişare edecekler ve seni oradan çıkarmak suç mu değil mi karar bir karar verecekler. Eğer çıkarmak suç değilse itfaiye gönderirler buraya. Sen hiç merak etme.

 

Bataklıktaki adamda hayretler içinde kalarak,

 

-Senin bu dediğin olana kadar ben burada ölürüm.

 

-Yahu arkadaş ben sana ölmezsin demedim ki. Ölürsün ama en azından mevzuata uygun ölürsün

 

*********

 

İsraf konusu hakkında yazmak, uyarmak ve konunun önemini anlayarak tatbik etmek benim için yurttaşlık görevi. Ülkemiz için, insanlığımız ve inancımız için hassas bir konu olması itibariyle ikinci defa aynı konu üzerinde yazmayı görev edindim.

 

“İsraf” Kelime anlamı itibariyle, malını helak etmek, faydasız hale getirmek veya faydalı olmayacak şekilde sarf etmektir, Kuran-ı Kerim’in Araf suresinin 31. Ayetinde Allah şu emri veriyor tüm insanlığa; ”Ey insanlar yiyiniz, içiniz ama israf etmeyiniz”. Yine İslam Peygamberi bir hadisinde söyle buyuruyor. ‘Ey ashabım Yüce Allah dağ gibi altın verirse de harcamalarınızı iyi bilin, nehrin üzerinde otursanız bile suyun kadrini ve kıymetini iyi bilin ona göre harcayın’ demiştir.

 

İsraf artık çağımızın hastalığıdır..

 

İstatistikî rakamlar yalan söylemez. Afrika’da ve bazı Asya ülkelerinde bir lokma ekmek için can verenler, açlıktan ölenleri düşünüp Türkiye’de yapılan sadece gıda israfın boyutun küçümsenecek gibi değil, bakın toplam 80 milyona dayanan ülkemiz nüfusuna göre ortalama yıllık bir milyon vatandaşın gelirine eşittir.

 

Bu nedir ?.

 

Bence İsraf, hiçbir dinin asla kabul etmediği bir insanlık ayıbıdır,

Konuyla ilgili bir hatırladığım bir anımı sizinle paylaşmak istiyorum,

Bundan bir kaç yıl önce Safranbolu’da Üniversite eğitimi için Amerika’ya giden bir şu an Üniversite de öğretim görevlisi olan kardeşimizle Ülkemizin geleceği hakkında ileri geri konuşurken şu anlattığı çok dikkatimi çekti:

 

““Amerika’da mastır yaptığım yıllarda, çalıştığım üniversitenin yemek salonu açık büfe şeklindeydi. Herkes dilediği yemekten istediği kadar alabiliyordu.

 

Yemekhanenin kapısında "Take What You Need. Eat Ant You Take" (yiyeceğin kadar al, ve aldığını da ye) diye yazmakta idi.

 

Bir gün aynı masada yemek yediğimiz Hintli bir arkadaşı, tabağında kalan çay kaşığını doldurmayacak kadar az miktardaki bulgur pilavının zorla yemeye çalışırken görünce dayanamadım; denemek için dedim ki : "Bir çay kaşığının yarısını bile doldurmayacak kadar bulgur için neden bu kadar uğraşıyorsun? Bırak tabakta kalsın."

 

Çinli arkadaşın verdiği cevap çok düşündürücüydü: "Her Hintli tabağında bir çay kaşığı kadar bulgur pilavını israf etse, Hint nüfusu ile çarp bakalım, kaç ton bulgur yapar? Ve kaç Hintliyi doyurur. Biz kalabalık bir ülkeyiz, israf etme lüksümüz yoktur, şunu unutmamak gerekir ki o bulgur tanesini meydana getirene kadar harcanın emeği düşünseniz, bulgur tanesinin altın kadar kıymetli olduğunu takdir edersiniz” dedi.

 

Yine denemek için dedim ki: "Şu anda Hindistan’da değil Amerika’dasın. Tabağında bırakacağın bir kaşık bulgur pilavı için Hindistan’ı değil, Amerika’yı zarara uğratacaktır".

 

Bu sözlerim karşısında güldü ve şöyle dedi: "Dinimin gereği ve Ailemden ve ülkemden aldığım terbiye gereği yaşadığım ülke olan Amerika’yı bu şekilde zarara uğratmak onurlu bir davranış olmaz."

 

Hintyi arkadaşı bu onurlu davranışından dolayı tebrik ettim ve düşüncesini paylaştığımı söyledim. İslam dininin bu konudaki; "Yiyiniz içiniz, fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez" buyruğunu açıkladım. Çok hoşuna gitti. İşte tam o sırada, Suudi Arabistanlı olduğunu bildiğim tanıdık bir öğrenci tabağındaki yemek artıklarını çöp sepetine boşalttı. Bunu gören Hintli arkadaş Suudi Arabistanlıyı göstererek: "O Müslüman değil mi?” dedi. O kadar üzüldüm ki, ne diyeceğimi bilemedim..””

 

Ülkemizdeki fuzuli harcamaları, yapılan israfları düşündüm, eski defterleri karıştırdım, araştırdım, yapılan israfın maddi değeri şöyle açıklayayım,

 

Gıda israfı olarak yılda ortalama 215 milyar lira,

 

Bu sadece gıda israfı olduğuna göre diğerleri siz düşünün.  Rakamlar korkunç boyutta,

 

Yani Türkiye bütçesinin bir o kadarı da israfa gidiyor

 

Kendi kendimizi sorgulayalım “Biz Müslüman değil miyiz”

 

Zamanın Devlet Bakanı Bülent Arınç’ın sözünü unutamam “Eğer israfı önlersek halktan vergi almamıza bile gerek yok” demişti.. Sözün sahibin ne kadar haklıymış…

 

Yani sözün özü şu. "İsraf ettiğiniz her lokma açın, garibin, yoksulun sofrasından çalınan haram lokmadır.”

 

Yorum sizin!....

 

Görüşmek dileğiyle hoşça kalın sağlıklı kalın

 

Necati Keskin

 

asiyan151048@hotmail.com

 

27 Şubat 2017

Bu yazı 20365 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum