Yıllarımızı doğduğum memleketim Korgun’dan uzaklarda gurbet denilen kahrolası Dünyanın girdabında dolaştım, 70 yaşımıza ayak bastık fakat elli beş (55) yılımı memleket hasretiyle geçirdim, şair Gevheri der ki “Kurtulamam üç nesnenin elinden, biri fıkrat, biri gurbet, biride aşk derler” Memleketimize hizmet etmenin mutluluğunu pek yaşayamadım, Ancak hizmet edenlere saygı duydum, o sizden, bu bizden diye ayrımda ve telkinde bulunmadım onlarla birlikte oldum, Benim için memleketimin toprağı benim kutsal topraklarım, işte o topraklara hasretim dedik ya!. Özlüyoruz işte, o mübarek yerin toprak kokusunu, hani şairin bir sözü vardır. Ne kadar anlatsam tükenmez bitmez - Bu benim bağrımda vatan hasreti - Anlatmaya zaten takatim yetmez –Elli beş yıldır yakamdan tutan hasreti.
Eh Allah ömür verirse, bizlerde artık memleket hizmetlerimizi gönül birliğine adamış olarak sizlerin karşısına 20 (yirmi) yılımı yazılı başında çıkmayı tercih ettik, Dostluğu, kardeşliği ilke edindik,
Bu günlerde Ülkemizde PKK terör örgütünün pusu kurarak kalleşçe güvenlik güçlerimizi şehit edilmesi, bazı terör örgütlerinin canlı bomba kullanarak mübarek Ramazan günlerini ve geceleri hiçe sayarak masum vatandaşlarımızın kanına girmesi ile birlikte TBMM de de siyaset gergin, siyasetin gerginliği de vatandaşı da germiş durumda, millet kaygılı, öfkeli, huzursuz bir sürece girdi. Bu süreç içerisinde ortaya atılacak olan bir ateş ve telafisi mümkün olamayan hadiselere ve olaylara neden olabilir. Bu hassas ortam tahrik ve kışkırtmalara açık olabilir, Bu nedenle önümüzdeki süreç sağduyu ve akıl gerektiriyor.
Diğer taraftan Doğu kökenli Milletvekillerinin açık tahrikleri devam ediyor, Ağızlarından barış sözlerini hiç duyamayacak mıyız? Destekleyicilerinin sokağa çıktıklarında orayı yaşanmaz hale getiren her tarafı yakan yıkan cadde ve sokakları savaş alanına çeviren ve yüzlerine maske geçirerek devletin güvenlik güçlerine saldıran kendini bilmezlere derim ki ”Hepimiz insanız sonuçta sağduyulu vatandaşların da belirli bir sabrı var. Yüreği taş değil ki, onunda bir sabır gösterme direnci var”, bu insanlarında karşı koymaları halinde ki; onlarında istediği bu kaçınılmaz bir kavga ortamı. Bizler ülkesini seven fertler olarak bu oyuna gelmek istemiyoruz…
Sizlerde izlersiniz, akşam çeşitli televizyon kanallarında izliyoruz, açık oturumlarda mutlaka karşı karşıya getirilen iki aksi kutup, bu iki kutup birlik ve beraberliği, dostluğu ve kardeşliği kaynaştıracağı varsayımıyla izlerken, izleyenlere de örnek olması gerekirken ne yazık ki insanların birbirlerine bir sövmedikleri kalıyor. Bunların televizyon kanallarında birbirleri ile çatıştırmaları, zaten hassas dengede bulunan bu milleti karpuz gibi ikiye bölmenin ne gereği var, Tamam belki zıt kutup ta birileri olması gerekli ama hiç olmazsa biraz anlayışlı ve izanlı olmaları yanında karşı fikre hürmet eden, elinde silah ile değil kalemi ile hitap etmesini bilenlerin televizyon kanallarına getirmeleri daha uygun olmaz mı?
Elimde Televizyonun kuman aleti, hiç olmazsa spor kanallarına bakalım diyorum, aman Allah’ım!.. Takım taraftarlarına bu kadar fanatizmin kol gezdiği, ülke futboluna bu kadar ağır darbeler vurarak şike ve şiddet sarmalında devamlı itibar kaybetmeyi 25 milyonu bulan taraftar kitlesine hitap eden bir kulübümüzü üç yıldır kayıkçı kavgasına dönüştüren ve en ağır hakaretlere varan söz düellosu ile germek ve zaten gerilmiş olan bir kısım taraftar kitlesinin kışkırtıcılığını yapmak sporun ahlak ve kurallarına uygun olmadığı kanaatindeyim.
Neymiş efendim, Reyting!..
Yesinler sizin reytinginizi, sizin reyting’iniz için bu milleti birbirlerine mi kırdıralım. Biz bu oyunları 1960 ihtilalinden önce yaşadık, 12.Eylül’ü çok iyi biliriz, Zamanın Başbakanı “bana sağcılar suç işliyor dedirtemezsiniz” diyerek nice vatan aşkı ile yanan sağcı ve solcu gençleriniz birbirinin kurbanı oldular, nice ocaklar söndü, nice aileler yok oldu, kendi memleketinde sürgün hayatı yaşayan nice insanlarımız, nice ailelerimiz vardı.. Şimdi bunları yok say, ve hala fitili ateşlemek için elinde çakmakla dolaşan sunucuların eline kaldık. Yazıktır, bu memleketin ekmeğini yiyor, suyunu içiyor, mis gibi havasını soluyorsun, reyting uğruna bu milleti bölenlere, kamplara ayıranlara, yazıklar olsun!....
Ama sizin derdiniz bütün memleketin sorunları bitti, tek sorun milli birliğimizin bozmak üzere elinizden ne eliyorsa onu uygulamak için kin ve düşmanlık tohumlarını ekmek, spor ahlakına uymayan fanatizmi destekleyen, kahrolası bazı simgelere el atarak halkımızın en hassas olduğu başörtüsü dedik, laiklik dedik, fakat nedense sizlerin sayesinde yıllarca takılı kaldık, şimdi ise İsrail ve Rusya ile yeniden barış görüşmeleri yapılırken, Suriye’deki gergin ortamı fırsat bilerek, Teröristlerin 40 yıldır ülkemize verdikleri zararların hesabını lütfen yapın, sonucunda göreceksiniz ki altından kalkmayacağımız para ve zaman kaybını nasıl telafi edilecek...
Bu milleti ikiye bölmenin gayreti içerisinde bulunanlar, Lütfen!.. Bu memleket sizin olduğunuz kadar bizim de, bu memlekette sizde yaşıyorsunuz bizde,
Kendinize gelin, ..,
Tekrar görüşmek dileğiyle hoşça kalın, sağlıklı ve dostça kalın,
Necati Keskin
07.Temmuz.2016


FACEBOOK YORUMLAR