Necati Keskin

Necati Keskin


Koltuk Sevdası

02 Ekim 2015 - 11:50

Yazıma başlamadan MÖ: 551 - 479 yılları arasında yaşamış bulunan ünlü düşünürün öğrencileri ile yaptığı bir olayı hatırlatmakta yarar gördüm. Yazımın konusuna ne kadar uygun olur ona da siz karar verin.

 

Konfüçyüs, bazı insanları bir şeyler öğretmenin en iyi yolunun örneklerle göstermek olduğunu biliyor ve her zaman söylüyordu.

 

Bir gün öğrencilerine bir konuyu izah etmek için sınıfta öğrencilerinin karşısına geçti, eline bir vazo aldı, diğer bir elinde ise elma bulunuyordu. Öğrencilerin meraklı bakışları arasında elmayı vazonun içerisine attı. Vazoyu yere koyarak öğrencilerine şöyle dedi;

 

-Elmayı vazodan çıkarmayı başaran öğrenci, çıkartılan elmayı da yiyebilir.

 

Öğrencilerinden biri çok acıkmıştı, İlk o davrandı ve elini vazonun dar ağzından içerisine sokmayı başardı ve elmayı yakaladı. Ama elma ile birlikte elini çıkartamıyordu.

 

-Elimi çıkartamıyorum hocam;

 

Konfüçyüs:

 

-Elini sıkı sıkı tutmaktan vazgeçmediğin sürece elini vazodan çıkartman mümkün olmayacaktır.

 

Öğrenci vazodan yakaladığı elmayı bırakmak istemiyordu. Ama sonunda elmayı çıkartamayacağını anlayınca bırakmak zorunda kaldı. Elini vazodan çıkarttığında yüzünde şaşkınlık ifadesi vardı.

 

Konfüçyüs:

 

-Elmanın nasıl çıkartılabileceği konusunda fikri olan var mı?

 

Öğrencilerinden bir cevap gelmediğinden Konfüçyüz vazoyu ters çevirdi, Elma vazonun içerisinden yuvarlanıp avucunun içerisine düştü. Çocukların hepsi gülmeye başladı. Aslında o kadar basit bir şeydi ki;

 

Konfüçyüs havada elmayı tutarak:

 

-Fakat bu görüldüğü kadar basit değildir. Bazen bir şeyi gerektiğinde bırakabilmek zor iştir. Onu bırakabilmekte bir beceridir. Eğer bir şeyi zorla tuttuğunuzda ulaşmak istediğiniz şeyi engellendiğini görüyorsanız o zaman onu özgür bırakmalısınız, eğer yanlış bir şey yapıyorsanız da o zaman buna son vermelisiniz. Eğer kendinize ve başkalarına karşı dürüst davranmıyorsanız, bu hilekârlığı hemen durdurmalısınız. İşte ancak o zaman hedefinize ulaşabilirsiniz. Bizde hayatımızda zaman zaman böyle şeylerle karşılaşabiliriz, Bir şeyi çok isteriz ama bir türlü elde edemeyiz, Birisini çok severiz ama sevdiğimiz kişi sevgimize karşılık vermezse, bizim sevgimizde boşuna olur. Yapmak istediklerimiz bazen istediğimiz gibi sonuçlanmaz. Bu bizim elde edemediklerimiz bizim başarısızlığımız anlamına da gelmez. Evrendeki düzen bize karşı değildir. Bazen hayat bize yapbozlar hazırlamış ve eksik parçayı bulabilmek için bizi uğraştırıyor. Bu her zaman olabilir. Kolay elde ettiğimiz şeyler bizi asla mutlu etmez, hep heyecanlı şeyler ararız. Çünkü yaşam hep bunun üzerine kurulmuştur. İlahi yaratıcının kendi kuralları vardır. Bu kuralları öğrenen her zaman kazanır. Kazanmak her zaman istediğini elde etmek değildir. Bazen de elde edemediğimiz den de vaz geçmek gerekir. Olaylardan, hayatın içinde, ders almak gerekir.

 

Sözümü yıllarca Siyasi Parti liderlerine getirmek istiyorum, Seçim sistemi değişmediğinden her seçimde yenilgi üzerine alsalar bile yenilgi yıllarca parti başkanlığından ayrılamıyorlar, iktidara gelmeyi çok arzuluyor. Ama mümkün olmuyor. Sizin sevdiğinizi bu millet size vermiyor. O zaman yapılması gereken bir şey var istifa edip ayrılmak. Yerine vatandaşın güven verdiği insanları bulup getirtmek.

 

Ama bu Ülkemizde 60 yıldır böyle, yenilseler bile ayrılmayı mümkün görmüyorlar. Çok sevdiğiniz koltuktan kalkmayı bir türlü beceremedik. Bu Ülkede koltuğu bırakmak için ölmek mi lazım, Yoksa skandal bir kaset yapıp yayınlamak mı lazım...

 

İkisi de hoş değil ama, hoş olanı vakti ve zamanı geldiğinde ayrılmak, Avrupa’da partisi bir puan gerilese bile parti başkanının koltuğu başkasına devrettiği her zaman görür ve okuruz ama nedense Türkiye’de gerekli olanı da liderler yapamıyor. Bu sadece Parti liderleri için değil, devletin bürokrat kesimine bakın 65 yaşına gelmiş müddeti dolmasa hala devam edecek, sendika temsilci ve başkanlarına bakın adam 40 yılı aşkın sendika başkanı yaşı 75 e dayanmış, daha aklımıza gelmedik kuruluşların baktığınız zaman göreceksiniz ki hiçbir kimse kaptığı koltuğu kendiliğinden bırakmak istemiyor.  Bu nasıl bir sistemdir, nasıl bir anlayıştır, nasıl bir ahlak yapısıdır anlamak mümkün değildir.

 

Görüşmek dileğiyle hoşça kalın sağlıklı kalın..

 

Necati Keskin

 

asiyan151048@hotmail.com

 

01.Ekim.2015

Bu yazı 12599 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum